Bana Bir Harf Öğretenin Kırk Yıl Kölesi Olurum Kompozisyon


ÖĞRETMEK KUTSALDIR

Öğrenmek, kişiyi mutluluğa götüren önemli bir olgudur. Öğrendiğimiz her bilgi, bizi başarıya ve mutluluğa bir adım daha yaklaştırır.

Öğrenmek kadar mutluluk veren bir şey varsa, o da öğretmektir. İnsanın, bildiğini başkaları ile paylaşması kadar zevkli bir iş yoktur. Öğrenen de öğreten de kutsal bir yolculukta gibidir.

Dinimiz, her müminin, bildiklerini başkaları ile paylaşmasını tavsiye etmiştir. Nitekim İslam’ın ilk yayılışı, bilenlerin bilmeyenlere anlatıp öğretmesi şeklinde meydana gelmiştir.

Peygamber efendimizin Müslümanlığı Mekke'de yaymaya başladığı dönemlerde, Medine’de iman eden neredeyse kimse yoktu. Mekke'nin önde gelen ailelerinden birinin oğlu olan Mus’ab Bin Umeyr, Medinelilere İslamı anlatma vazifesini üstlenmiş ve tüm bildiklerini Medinelilere anlatarak bu şehri kısa bir sürede Müslümanlaştırmıştır.

Öğretme eyleminin, bir şehri değiştirecek kadar etkili ve önemli olduğu apaçık anlaşılmaktadır. Nitekim Allah’ın aslanı sıfatı ile bilinen Hz. Ali, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyerek öğretmenin önemini vurgulamıştır.

Bu doğrultuda, bin bir emekle bizlere bir şeyler öğreten öğretmenlerimizin de üzerimizdeki hakkı büyüktür. Bize okumayı, yazmayı, düşünmeyi, doğru ile yanlışı ayırt etmeyi öğreten öğretmenlerimizin değerini bilmeli, onları
n gösterdiği doğru yolda durmadan ilerlemeliyiz.

İşte o zaman, Hz. Ali’nin bu sözü yerini bulmuş olacak ve öğretenin kıymeti anlaşılmış olacaktır.

-SON-

Kompozisyonumuzu giriş gelişme sonuç bölümlerine uygun olarak ve iyi bir başlıkla sunduk. Yorumlarınızı paylaşmayı ihmal etmeyiniz.
Değerli edebiyatseverler, sizler için yazdığımız mükemmel kompozisyonları okuyabilir, sizler de yorum bölümünden kendi yazılarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz. Lütfen yorum yazmayı ihmal etmeyin.

Bana Balık Verme Balık Tutmayı Öğret Kompozisyon

Yaşamın idame edilmesi bakımından önemli bir yere sahip olan ''Bana balık verme, bana balık tutmayı öğret.'' sözünü açıklayan bir kompozisyon yazdık. Umarız ki beğenirsiniz.


YAPARAK YAŞAYARAK ÖĞRENME

   İnsanoğlu, sıfır bilgi ile doğar. Sadece emme, dokunma ve yakalama gibi basit refleksleri gerçekleştirebilir. Hayatını sürdürebilmesi için ise, işe yarar bilgileri öğrenmeli ve hayatına tatbik etmelidir.

   Hepimiz, bilgisiz veya tecrübesiz olduğumuzda, diğer insanların bilgi ve tecrübesine başvururuz. Ancak çoğu zaman, onların bilgi ve tecrübesini edinmek yerine, sadece işimizi görür, gerisi ile ilgilenmeyiz. Bu sorun, bazen karşımızdakinden de kaynaklanabilir. Bilgi veya tecrübesini istediğimiz kişi, o bilgiyi bize öğretmek yerine, sorunumuzu çözer; fakat çözüm yolunu bizimle paylaşmaz.

   İşte, böyle bir durumda, aynı sorunu yaşadığımızda aynı kişiye tekrar başvurmak zorunda kalırız. Oysa o kişi, bize sorunun nasıl çözüleceğini anlatıp, sorunumuzu kendi başımıza çözmemizi sağlamış olsaydı, bundan sonraki benzer sorunlarımızı kendimiz çözebilecektir.

   Bu nedenle, insanlar bizim sorunlarımızı çözmek yerine, sorunumuzun nasıl çözüleceğini bize anlatıp öğretmelidir. İşte o zaman, tam anlamı ile faydalı bir iş yapılmış olur.

-SON-
Değerli edebiyatseverler, sizler için yazdığımız mükemmel kompozisyonları okuyabilir, sizler de yorum bölümünden kendi yazılarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz. Lütfen yorum yazmayı ihmal etmeyin.

Yetkili Biri Olsaydınız Çevrenin Korunması İçin Neler Yapardınız Kompozisyon

Yetkili Biri Olsaydınız Çevrenin Korunması İçin Neler Yapardınız?

Şayet çeşitli yasal düzenlemelerle ilgili yetkili biri olsaydım; her şeyden önce çevre bilincini oluşturmak amacıyla çeşitli eğitim seminerleri düzenlerdim. Bu seminerleri başta tüm okullarda, sonra da halka açık meydanlarda gerçekleştirirdim.

Çevre kirliliğinin doğaya, insanlara ve diğer canlılara ne zarar verdiğini anlatır, bunu resim ve videolarla desteklerdim. İnsanlara, temizlemekten çok, kirletmemenin önemli olduğunu anlatırdım.

Her şeye rağmen çevreye zarar verenler olursa onlara da yaptırım uygulardım. Örneğin çevresini bile bile kirleten birisi olduğunda, ona 1 hafta boyunca yaşadığı sokak veya caddeyi temizleme cezası verirdim. Aynı zamanda yaptırım gücü olsun diye para cezası da keserdim.

Kirli bir çevrede yaşayan çocukların hangi mikrop ve hastalıklara maruz kaldığını, kirli bir çevrenin bizlere neler getirdiğini doktorlar yolu ile de anlatmaya çalışırdım.

Halka açık alanları her zaman temiz ve düzenli tutturur, yine halkın piknik yaptığı, balık avladığı, yürüyüş yaptığı alanlara çöp konteynerleri yerleştirir ve bu alanlara tuvaletler yapardım.
Değerli edebiyatseverler, sizler için yazdığımız mükemmel kompozisyonları okuyabilir, sizler de yorum bölümünden kendi yazılarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz. Lütfen yorum yazmayı ihmal etmeyin.

Başınızdan Geçen Önemli İlginç Bir Olayı Anlatınız (Anı Örneği)

Değerli edebiyatseverler, özellikle okullarda Türkçe dersi kapsamında yazdırılan önemli metin türlerinden bir tanesi de anıdır. Hemen hemen hepimiz, eğitim hayatımızda birden fazla kez, başımızdan geçen önemli bir olayı anı metin türünün özelliklerine uygun bir şekilde yazmak zorunda kalmışızdır. Bir anının nasıl yazılması gerektiği hakkında fikir sahibi olmayanlar, aşağıda yazdığımız anıyı dikkate alarak kendi anılarını yazabilirler.


Başımızdan Geçen Önemli Bir Olay ile İlgili Anı


APTAL CESARETİ

   İlkokul son sınıf öğrencisiydim. Sınıf arkadaşlarımdan birkaç tanesi ile okul çıkışı çantalarımızı eve gönderip dağın bayırın yolunu tutmuştuk. Güzel bir mayıs günüydü. Hava berrak, güneş olduğunca sıcak ve parlaktı. Kayısı çağlalarının tam da zamanıydı.

   Köyün hemen kuzeyindeki bahçelerin birine dalmıştık; burada tahminimce yaşı 30-40'ı bulmuş kocaman bir kayısı ağacı vardı. Sahipli bir bahçenin sınırları dışında olduğundan, bahçe sahibi bu ağacı kimseden esirgemiyordu. Bu nedenledir ki çiçekler çağlaya durur durmaz köyün çocukları ağaca tırmanır ne var ne yok talan ederlerdi. Ancak ağaç o kadar uzundu ki ağacın zirvelerine uzanan dallardaki çağlaları toplamak her çocuğun harcı değildi ve ağaçta kalan tek çağlalar bu dallarda bulunuyordu.

   Canımız çekmişti bir kere. Ne yapıp edip ağacın zirvesine tırmanıp yeterince çağla toplamalıydık. Ancak iyice yaşlanmış ve dalları çürümüş olan ağacın tepelerine çıkmak gerçek anlamda cesaret istiyordu. Hem de aptal cesareti. Ne yazık ki o aptal ben oldum. Cesaretimi arkadaşlarıma kanıtlamaya çalışırcasına kara lastik ayakkabılarımla tırmanmaya başladım. Nihayet ağacın en doruk dallarından bir tanesine ulaşmıştım. Elimin yetiştiği çağlaları koparıp koparıp gömlek yakamın altından atlet ile gömlek arasına dolduruyordum. Arada bir de ağacın altında ağızları sulana sulana bekleyen arkadaşlarıma birkaç tane yolluyordum.

   Açgözlülüğümün kurbanı oldum. Durduğum dalda bir tane çağladan başka kalmamıştı. İnce bir dalın en ucundaydı. Uzanmaya çalışıyordum; fakat bir türlü ulaşamıyordum. Nihayet sol elimle kalınca bir dalı kavrayıp kendimi çağlaya doğru iyice sarkıttı. O an tek duyduğum şey ''çattt'' diye bir ses oldu. Güvenip tutunduğum dal kırılmış, sapı elimde kalmıştı. ''Çat'' sesinin ardından ''pat'', ''küt'' sesleri gelmeye devam etti. Zemine çakılana kadar iki üç tane kalın dala çarpa çarpa son kalın dala geldim. Bu daldan sonra zemine yaklaşık 2 metre mesafe vardı. Bu mesafeyi de geride bırakarak yere çakıldığımda artık mecalim kalmamıştı. Sanki bütün kemiklerim kırılmış, üzerime büyük bir yük bindirilmiş gibiydi. Kalçamın üstüne düştüğüm için fena bir acı hissediyordum.

   Nihayet zor da olsa kendime gelmeye başladım. Ancak pek yürüyecek bir halde değildim. Arkadaşlarım kollarıma girerek zor bela ulaştırdı evime. Birkaç gün yerimden kalkıp oturamadım bile. Günler geçip de tamamen iyileştikten sonra tövbe ettim. Bir daha böyle aptal cesaretleri sergilemeyecek, canımın kıymetini bilecektim.

-SON-



Sevgili öğrenciler, dilerim ki yazdığım bu anı örneğini beğenmişsinizdir. Size önerim şudur: Öğretmeniniz sizden bir anınızı anlatmanızı istediğinde, ille de başınıdan geçmiş olan bir olayı anlatmak zorunda değilsiniz. Hayal dünyanıza sığının ve insanların ilgisini çekebileceğini düşündüğünüz ve gerçek hayatta da yaşanması mümkün olan bir anıyı kafanızdan kurgulayın. Örneğin yukarıdaki anı örneği tamamen anlık kurguladığım hayal ürünü bir olaydır. Kolay gelsin.
Değerli edebiyatseverler, sizler için yazdığımız mükemmel kompozisyonları okuyabilir, sizler de yorum bölümünden kendi yazılarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz. Lütfen yorum yazmayı ihmal etmeyin.

Hayalimdeki 2053 Türkiyesi ile İlgili Kompozisyon

Gaziantep Şahinbey Belediyesi tarafından düzenlenen büyük ödüllü kompozisyon yarışması bir hayli ses getirdi. Eminiz ki Hayalimdeki 2053 Türkiye'si fikir ve kompozisyon yarışmasına katılmak isteyen birçok öğrenci var; ancak bu öğrencilerin büyük bir bölümü tam olarak neyin nasıl yazılması gerektiğini bilmedikleri için kompozisyonlarını yazmaya cesaret edemiyorlar.


Sizler için Hayalimdeki 2053 Türkiye'si hakkında örnek bir kompozisyon yazarak size az da olsa fikir ve cesaret verme ihtiyacı hissettik. Sizler de bu kompozisyonu örnek alarak kendi yazınızı yazıp yarışmaya başvurabilirsiniz. Kompozisyona uygun bir başlık bulmayı ve metni giriş gelişme sonuç bölümlerine uygun olarak yazmayı unutmayın.

Hayalimdeki 2053 Türkiye'si Konulu Kompozisyon Örneği




HAYALDİ GERÇEK OLACAK

Bizler, büyük bir medeniyetin torunlarıyız. Yüzyıllar öncesinde atalarımızın kurduğu temeller bugün kısmen sarsılmış olsa bile tamamen yıkılmış değildir. Bu temelleri sağlamlaştırmanın en basit yolu, kendimiz ve ülkemiz için kısa ve uzun vadeli planlar yaparak gelişmiş bir Türkiye için ilk adımı atmak ve kararlı adımlarla bu maratonu tamamlamaktır.

Bundan tam 565 sene önce İstanbul, Fatih Sultan Mehmet önderliğinde Türk-İslam ordusu eliyle fethedildi. Zaten medeniyette ileri bir toplum olan Osmanlı Devleti, bu büyük kenti fethederek başarısına başarı katmış oldu. Belki de yüzlerce milletten oluşan bu kent halkına hem kendi uygarlığını aktardı hem de onların uygarlığından esinlenerek yeni gelişmeler kaydetti.

Günümüzde, o eski dönemi yaşadığımızı söylemek pek mümkün değildir; zira yıllardır devletimizin üzerinde oynanan oyunlar, iklim ve coğrafi konumu dolayısı ile çeşitli devletlerin ülkemiz üzerinde olan kötü emelleri, gelişmemizin önünde adeta bir set oluşturmuş durumdaydı. Ancak Türk milleti artık uyandı. Hepimiz, üzerimizde oynanan oyunların farkındayız ve bu oyunları bozmak için yoğun bir gayret içerisindeyiz.

İnanıyorum ki çok değil, belki de 20-30 yıl sonra hatta net tarih verecek olursak 2053 yılında tüm bu oyunları bozmuş ve dünya uygarlık düzeyinin çok üstünde olacağız. Bunu, üstün gayret ve ülkemize olan bağlılığımız sayesinde gerçekleştireceğiz. Peki, 2053 yılında nasıl bir durumda olacağız?

2053 Türkiye'si, içteki tüm düşmanlarından arınmış ve komşu ülkelerde de kalıcı barışı sağlamış bir ülke olacak. Gerek içte gerekse de dışta uğraşmamız gereken sorunlar olmayacağı için bilim ve sanata yoğunlaşmış olacağız. Hem teknoloji hem de sanat alanında tüm dünya devletlerine örnek olacak icraatlarda bulunmuş olacağız.

Türkiye insanı, 2053'te kadına şiddet, çocuk istismarı, işsizlik gibi birçok toplumsal problemi çoktan geride bırakmış olacak. Boşta gezen neredeyse hiç gencimiz olmayacak. Öyle ki bizim şu an işçi olarak gittiğimiz ülkelerden insanlar, bizim fabrikalarımızda çalışmak için ülkemizi tercih edecekler.

Kişi başına düşen milli gelirden herkes fazlası ile nasip alacak. Çarpık kentleşme son bularak daha düzenli şehirler kurulmuş olacak. Bugün çölleşmeye yüz tutan topraklarımız ağaçlandırılacak. Bu ağaçlanma ile beraber, ülkemiz için büyük bir tehdit olan su sorunu da büyük ölçüde halledilmiş olacak..

.....

Şuna bütün kalbimle inanıyorum ki güzel ülkemiz Türkiye, 2053'te tüm dünyada parmak ile gösterilen bir devlet haline gelecek. İnsanlar bize özenecek, bizim icatlarımızdan faydalanacak, eğitim sistemimiz model alınacaktır.

-SON-


Değerli arkadaşlar, yukarıdaki kompozisyon sadece bir örnektir. İnanıyoruz ki birçoğunuz çok daha güzel şeyler yazacaktır. Lütfen yazmaktan korkmayın. Belki de size saçma gelen o kompozisyonunuz, başkaları tarafından çok beğenilecektir. Hepinize bol şanslar diliyoruz.
Değerli edebiyatseverler, sizler için yazdığımız mükemmel kompozisyonları okuyabilir, sizler de yorum bölümünden kendi yazılarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz. Lütfen yorum yazmayı ihmal etmeyin.

Açıklayıcı Anlatım Biçimi Örnekleri

Daha önce anlatım biçimleri ile ilgili faydalı bilgiler vermiştik. Bu çalışmamızda ise dört anlatım biçiminden birisi olan açıklayıcı anlatımın ne olduğunu kısaca anlattık ve açıklayıcı anlatıma örnekler verdik.

Açıklayıcı Anlatım Nedir?

Açıklayıcı anlatım, asıl gayesinin bilgi vermek olan metinlerde kullanılan bir anlatım biçimidir. Bu anlatım biçiminde amaç, okuyucuya herhangi bir konu hakkında bilgi vermek, herhangi bir şeyin yapısı, işleyişi vb. hakkında açıklamalarda bulunmaktır.

Kaç Tane Anlatım Biçimi Vardır?

Betimleyici anlatım, tartışmacı anlatım, öyküleyici anlatım ve açıklayıcı anlatım olmak üzere 4 farklı anlatım biçimi bulunmaktadır.

AÇIKLAYICI ANLATIM ÖRNEKLERİ

Örnek 1

Malatya, Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan büyük şehirlerimizden bir tanesidir. Doğusunda Elazığ, batısında Kayseri, kuzeyinde Sivas, güneyinde ise Adıyaman illeri bulunmaktadır. Nüfusu 773.000 civarındadır.  Toplamda 14 ilçesi bulunmaktadır. Bu ilimizde kışlar sert ve soğuk, yazlar ise sıcak ve kurak geçmektedir. Başlıca geçim kaynağı tarımdır. En çok yetişen ve ticareti yapılan tarım ürünü ise kayısıdır.

(Yukarıdaki paragrafta Malatya ili hakkında çeşitli bilgiler verilmiştir. Yazının amacı, okuyucuyu bilgilendirmektir. Bu nedenle bu paragrafta açıklayıcı anlatım yoğunluktadır.)


Örnek 2

Sıfatlar, kendilerinden sonra gelen isimlerin rengini, durumunu, biçimini, sayısını ve diğer bazı özelliklerini belirten veya niteleyen sözcüklerdir. Niteleme ve Belirtme sıfatları olmak üzere iki başlıkta incelenir. Herhangi bir isme ''Nasıl?'' sorusunu sorduğumuzda aldığımız cevap niteleme sıfatıdır.

(Üstteki paragrafta da sıfatlar hakkında çeşitli bilgiler verilmiş ve okuyucunun herhangi bir konu hakkında bilgilenmesi sağlanmıştır. Haliyle kullanılan anlatım biçimi açıklayıcı anlatımdır.)


Örnek 3

Kış aylarında sazan balığı avlamak, diğer mevsimlere nazaran çok daha zordur. Bu aylarda su yüzeyi çok soğuk olduğu için sazanlar, yaşadığı göletlerin en derin yerlerine gider ve kolay kolay sığ bölgelere uğramazlar; zira göletlerin en derin yerleri, kış aylarında en sıcak alanlardır. Suyun soğukluğundan dolayı hareketsiz kaldıkları için de çok yemlenme ihtiyacı hissetmezler. Doğal olarak, oltadaki yemi bir sazanın önüne rast getirmediğiniz sürece kışın sazan yakalamanız neredeyse imkansızdır.

(Bu metinde ise sazan balığının hangi mevsimde yakalandığı veya yakalanmadığı hakkında açıklayıcı bilgiler verilmiştir. diğer metinlerde olduğu gibi burada da asıl amaç okuyucuyu aydınlatmak, bilgilendirmektir.)


Örnek 4

Doktor olmak için izlenmesi gereken yollar şunlardır: Öncelikle okuduğunuz lisede sayısal bölümü tercih etmelisiniz. Lise bittikten sonra TYT ve AYT sınavlarına katılmanız ve yeterli puanı almanız gerekir. Yeteri puanı alanlar istedikleri üniversitenin Tıp Fakültesi bölümünü tercih edebilirler. 6 yıllık bir eğitimden sonra da meslek hayatına atılabilirler.

(Doktor olmanın aşamalı hakkında bilgi veren bu paragraf da açıklayıcı anlatıma örnek olabilecek kısa bir metindir.)
Değerli edebiyatseverler, sizler için yazdığımız mükemmel kompozisyonları okuyabilir, sizler de yorum bölümünden kendi yazılarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz. Lütfen yorum yazmayı ihmal etmeyin.

Tartışmacı Anlatım Biçimi Örnekleri (Kısa)

Dört anlatım biçiminden bir tanesi de ''tartışmacı anlatım biçimi''dir. Bu çalışmada tartışmacı anlatıma örnek olacak kısa ve uzun örnekler hazırladık. Dileriz ki sizler için faydalı olur.

Kısaca Hatırlayalım!

Dört anlatım biçimi bulunmaktadır. Bunlar; öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım, açıklayıcı anlatım ve tartışmacı anlatımdır.

Tartışmacı Anlatım Nedir?

Yazarın, bir düşünceyi eleştirmek, bir fikri çürütmek ve kendi düşüncesini kabul ettirmek için sergilediği anlatım biçimidir. Bu anlatım biçiminde yazarın katılmadığı bir fikir veya davranış muhakkak vardır. Yazar, genellikle ortaya var olan bir durum atar ve buna katılmadığını ifade eder.

PÜF NOKTA 1: Yazar, sayfalarca yazıyı yazmış, sonuna kadar bir antitez üretmemiş olabilir. Ancak bu sayfalarca yazının sonunda katılmadığı durumu tek cümle ile ifade etmiş olabilir. İşte bu tek cümle bile, o metinde tartışmacı anlatım olduğunu gösterir.

PÜF NOKTA 2: TYT, AYT ve KPSS gibi 5 şıklı sınavlarda bir metin verilip de o metinde ağır basan anlatım biçimi sorulduğu zaman bir şıkkı otomatik olarak elersiniz; zira toplamda 5 şık vardır fakat anlatım biçimlerinin sayısı 4'tür. Haliyle 5. şıkka anlatım biçimi sayılmayan bir ifade koyarlar.

PÜF NOKTA 3: Bir metinde birden fazla anlatım biçimi bulunabilir. Bu nedenle bu konu ile ilgili sorular genellikle ''Bu metinde ağır basan anlatım biçimi hangisidir?'' şeklinde gelir. Yapmanız gereken şey, göze en çok çarpan anlatım biçimini seçmektir.


TARTIŞMACI ANLATIM ÖRNEKLERİ


1 - Çoğu edebiyatçı, serbest şiiri büyük bir meziyet olarak görür; hatta serbest şiire verdikleri değer, kafiyeli redifli şiire verdikleri değerden daha üstündür. Halbuki şiir dediğin kafiye ile yazılır. Vezinsiz, kafiyesiz yazılan şiirin tadı tuzu olmaz.

2 - Özellikle son yıllarda, eğitim ile ilgili radikal değişikliklere gidildi. Okul müfredatı kökten değiştirildi. Bunun için ders kitapları yeniden yazıldı. Sınav sistemleri hatta sınavlarda sorulan sorularda değişikliğe gidildi. Ancak tüm bunlar yapılırken öğretmenlerin fikri yabana atıldı ve öğrencilerin hazırbulunuşluk seviyesi gözardı edildi.

3 - Bazı insanlar okumayı sadece eline bir roman veya hikaye alıp okumaktan ibaret sanıyorlar; oysa bir duvar yazısını okuyup yorumlamak, sosyal medyada karşılaştığımız bir haberi veya paylaşımı okumak da okumak değil midir?

4 - Günümüz şarkıcıları, yaptıkları işi sanattan sayıyorlar. Elbette ki gerçekten sanat yapan müzisyenlerimiz de var, sözüm bu meclisten dışarıdır. ''Lambada titreyen alev üşüyor.'' gibi derin anlamlı sözlerde ta nerelere geldik. Şimdiki şarkı sözlerine söz demek bile fazla.

5 - Türk Dil Kurumu, ayrı ve bitişik yazılan sözcükler üzerine sayısız kurallar oluşturmuştur. Bir sözcüğün ayrı mı yoksa bitişik mi yazılması gerektiğine bu kurallara bakarak karar verebiliyoruz. Gelin görün ki bu kurum kendi içinde bile ihtilafa düşmüş. Örneğin ''yeşilzeytin'' bitişik yazılırken, ''siyah zeytin'' burada yazdığımız gibi ayrı yazılıyor. Bence gereksiz kurallarla işi çıkılmaz hale getirmek çok da mantıklı değil. Biz cümleden neyin ifade edildiğini anlayabiliyorsak, ayrı mı bitişik mi yazıldığının pek de önemi olmamalı.

(Tüm metinler tarafımızca yazılmıştır.)

NOT: Değerli öğrenciler, yukarıda verilen tartışmacı anlatım örnekleri kısa tutulmuştur. Dikkat ederseniz verdiğimiz beş örnekte de yazarın katılmadığı bir durum veya düşünce mutlaka bulunuyor. Metinlerde veya paragraf sorularında tartışmacı anlatım ararken, yazarın katılmadığı bir durum veya düşünceyi bulmanız gerekir. İşte bu durum veya düşünceyi bulduğunuzda o metinde tartışmacı anlatım biçiminin de bulunduğunu söyleyebilirsiniz.
Değerli edebiyatseverler, sizler için yazdığımız mükemmel kompozisyonları okuyabilir, sizler de yorum bölümünden kendi yazılarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz. Lütfen yorum yazmayı ihmal etmeyin.