Her İnsan Bir Engelli Adayıdır Kompozisyon

                            HER İNSAN BİR ENGELLİ ADAYIDIR

   Yeryüzünde geleceğinden emin olan tek bir varlık yoktur. Tüm canlılar bir yazgı üzerine yaratılmıştır ve bu yazgının ne zaman, nerede, nasıl tecelli edeceğini ancak ve ancak bizleri yaratan Allah bilir. Bizler sadece geçmişimizi ve içinde bulunduğumuz anı bilebiliriz. Geleceğimiz ile ilgili bilgiler ise bir tahminden öteye gidemez. 

   Hiç kimse yoktur ki birkaç saniye sonrasında neler olacağını bilebilsin. Bazen tüm hayatımızın değişmesi için bir tek saniye bile yeterlidir. Örneğin bir trafik kazasında bir saniye içinde hayatımızı kaybedebilir veya bir veya birden çok uzvumuzu kaybedebiliriz. Yahut kör bir kurşuna sadece bir saniye içinde hedef olabilir ve hiç tahmin edemeyeceğimiz bir hayata ilk adımı atabiliriz. Aslında hepimiz bir engelli adayıyız. Hatta daha da ötesi, birer ölü adayıyız. Yeryüzünde yaşamını sürdüren engellilerin büyük bir kısmı, engellerini doğuştan getirmemiştir. Biz sağlam insanlar gibi sıradan bir yaşam sürerken, kaderin acı bir cilvesi ile karşılaşıp engelli olmuşlardır. Bunlardan hiçbiri engelli olmayı tercih etmemiş veya seçmemiştir. Ama bizi yoktan var eden, toprak ile bize şekil veren yüce Yaratıcı, doğanın ve hayat imtihanının bir gereği olarak engelli olmayı bazılarımıza yazgı olarak yazmıştır. Bu durum karşısında hiçbirimizin elinden gelecek bir şey yoktur. Yapabileceğimiz tek şey, kaderimize boyun eğip bu engelle de yaşamayı öğrenmektir. Hala yaşadığımıza ve sevdiklerimizle, sevenlerimizle yaşadığımıza şükretmektir.

    Hiçbir engellinin biz sağlam insanlardan beklediği hiçbir şey yoktur. Hele onlara ayrıcalıklı davranmamızı, onlara üzülmemizi, onları farklı görmemizi hiç istemezler. Onlara karşı empati kurabilmemiz, onlara normal bir insanmış gibi bakmamız bile fazlası ile yeterlidir. Onları üzecek, kahredecek şey ise onları küçümsememiz ve acımamız olacaktır. Unutmayalım ki hiçbirimizin yarına dair hiçbir garantimiz yoktur. Bizler de her an bir kaza geçirip engelli olabiliriz. Bunu aklımızdan asla çıkarmamalı, hayatımıza ve çevremizdeki engellilere bu göz ve düşünce ile bakmalıyız.
Devamını Oku

10 Kasım Atatürk'ü Anma Programı Sunum Metni

Değerli öğretmen arkadaşlarım; aşağıda, 10 Kasım Atatürk'ü Anma Programı kapsamında kullanabileceğiniz bir sunucu programı ve programda okunacak yazılar, şiirler, oratoryolar verilmiştir. Sunum metnini kendinize uyarlayarak kullanabilirsiniz. 10 Kasım Anma programı için gereken tüm şiirler vb. bu metinde yer almaktadır. Ancak isterseniz yeni şiirler ekleyebilir veya metindekileri çıkarabilirsiniz.

                10 KASIM ATATÜRK’Ü ANMA GÜNÜ PROGRAMI SUNUM METNİ
       Sayın müdürüm, değerli öğretmenlerim, saygıdeğer misafirler ve sevgili arkadaşlarım; Bütün insanlığın asırlar boyu övdüğü ve övündüğü meziyetleri üstün kişiliğinde toplayan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 77. Ölüm yıl dönümünü anma programı dolayısıyla toplanmış bulunuyoruz.
Program Akışını Arz Ediyorum
-2 Dakikalık Saygı Duruşu ve Ardından İstiklal Marşımızın Okunması
-Günün Anlam ve Önemini Belirten Konuşmanın Yapılması
-Atatürk’ün Hayatı ile İlgili Bilgilerin Okunması
-Atatürk İlkeleri Hakkında Bilgilendirici Yazının Okunması
-Şiirlerin Okunması
-Atatürk adlı Oratoryonun Canlandırılması
-Kapanış
          Sizleri Atatürk, silah arkadaşları ve bütün şehitlerimizin anısına 2 dakikalık saygı duruşuna ve ardından İstiklal Marşımızı okumaya davet ediyorum.
1.      Günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yapmak üzere, okulumuz öğretmenlerinden ……………………’ı buraya davet ediyorum.
2.      On Kasım adlı şiirini okuması için………………………………………………… buraya davet ediyorum
“Biz uygarlıktan, bilim ve teknikten güç alırız.” M.Kemal ATATÜRK
3.      Atatürk’ün Hayatı adlı yazısını okuması için………………………………………………….buraya davet ediyorum.
“Yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır: Çalışkan olmak.” M.Kemal ATATÜRK
4.      Atatürk adlı şiirini okuması için………………………………………………… buraya davet ediyorum.
“Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir.” M.K.emal ATATÜRK
5.      Atatürk İlkeleri adlı yazıyı okuması için 3/A sınıfından bir gurup öğrenciyi buraya davet ediyorum.
“Okul genç kafalara insanlığı, saygıyı, ulusu ve ülkeyi sevmeyi, bağımsız yaşamayı öğretir.” M.Kemal ATATÜRK
6.      Atatürk adlı şiirini okuması için………………………………………………… buraya davet ediyorum.
“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeter.” M.Kemal ATATÜRK
7.      ………. sınıfından bir gurup öğrenciyi Uykusuz Geceler adlı orotoryoyu sunmaları için buraya davet ediyorum.
8.      On Kasım Atatürk’ü anma programı sona ermiştir dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Sayın Okul Müdürüm, Değerli Öğretmen Arkadaşlarım, Sevgili Öğrenciler, Kıymetli Misafirler
                Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve çağdaş Türkiye’nin mimarı olan Atatürk’ün ölümünün 77. yıl dönümünde onu anmak için toplanmış bulunmaktayız.  
             Mustafa Kemal Atatürk, savaşlardaki başarılarıyla büyük asker, yönetimiyle büyük bir devlet adamı; görüşlerindeki sağlamlık, doğruluk, geçerlilik, uluslar arası ilişkilerde güvenirlik, barış ve insan severlik değerleri ile de evrensel bir kişidir.
            Aynı çağda yaşayan, gerek kendi milletleri, gerekse dünya için endişe ve korku kaynağı olan bazı liderler, bugün ya unutulmuş ya da kötü miraslarıyla anılır olmuştur. Atatürk ise, sevgive saygı uyandırarak, Türk milletini, çağ ile tanıştırmaya gayret edip varlığını teminat altına almaya yöneltmiştir
            Büyük Önder Atatürk, Kurtuluş Savaşı sonrası elde edilen başarının yeterli olmadığını düşünerek yapılması çok zor olan bir çok devrimler gerçekleştirmiştir. O’nun Türk milletine en büyük armağanı Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak olmuştur. Gerçekleştirdiği devrimler ile Türk milletine çağ atlatmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin dünya ülkeleri arasında saygın bir hale gelmesini sağlamıştır.
            Hayatının en son anına kadar ülkesine hizmet etmiş olan bu büyük insan; “Benden sonra beni benimsemek isteyenler bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar” demek suretiyle kurduğu cumhuriyete sahip olunmasını ve çok çalışılarak bilimde ileri bir seviyeye çıkılmasını arzu ve temenni etmiştir.
             İşte, 10 Kasım’lar bu yüzden milletçe tuttuğumuz yasa rağmen; Atatürk’ün fikirlerinin daha iyi anlaşılarak tatbik edileceği günler olmalıdır. Bugün bizler onu her zamankinden daha iyi anlayarak, düşüncelerinden daha iyi istifade ederek, bilimin ışığında ülkemiz ve milletimiz için daha iyi neler yapabiliriz onu düşünmeli ve zaman geçirmeden işe koyulmalıyız.
          Bu duygu ve düşüncelerle, aramızdan ayrılışının 77. yılında, Türk Ulusu’nun yüreğinde ölümsüzleşen, Büyük Önder ATATÜRK’ ü bir kez daha  gurur, özlem ve saygıyla anıyor, hepinizi sevgiyle selamlıyorum.


                                                                           Funda SOLMAZ     
                                                                          …………… Öğretmeni



MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN HAYATI
1881’de Selanik’te doğdu. Annesi Zübeyde Hanım, babası Ali Rıza Efendi’dir. Sırasıyla, Mahalle Mektebi, Şemsi Efendi Okulu, Selanik Mülkiye Rüştiyesi, Selanik Askeri Rüştiyesi, Selanik Askeri İdadisi, Harp Okulu ve Harp Akademisi’ne gitti. 1893 yılında Askeri Rüştiye’de okurken matematik öğretmeni tarafından adına “Kemal” ilave edilerek Mustafa Kemal adını aldı. Harp Akademisi’nden yüzbaşı rütbesiyle mezun olarak Şam’da göreve başladı.
Osmanlı Devleti zamanında Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı’na katıldı. Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılınca Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma uyarınca vatan topraklarının işgalinin başlaması üzerine Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlattı.
Havza ve Amasya Genelgelerini yayınladıktan sonra, Erzurum ve Sivas Kongrelerini topladı. Sivas Kongresi ile bütün milli cemiyetleri tek çatı altında birleştirerek Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurdu. Sivas Kongresi’nin ardından İstanbul Hükümeti ile Amasya Görüşmesini yaptı. Böylece İstanbul Hükümeti, Temsil Heyetinin varlığını resmen tanımış oldu.
Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ile Meclis ve Hükümet Başkanlığına seçildi. 5 Ağustos 1921’de kendisine Meclis tarafından Başkomutanlık görevi verildi. Sakarya Savaşı’nın kazanılmasının ardından, Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi ile onurlandırıldı. Büyük Taarruzu yöneten ve düşmanın tamamen yurttan atılmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin ilan edilmesi ile beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.
1934 yılında Gazi Mustafa Kemal’e meclis tarafından “Atatürk” soyadı verildi. Atatürk, gerçekleştirmiş olduğu inkılâplar ile Türkiye Cumhuriyeti’nin medeni ülkeler seviyesine çıkmasını sağladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu.


ATATÜRK İLKELERİ
Atatürk'ün dünya görüşünü oluşturan temel inançlarına Atatürk ilkeleri denir. Atatürk ilkeleri bir bütündür. Başlıcaları şunlardır :
Cumhuriyetçilik :
Cumhuriyet, halkın halk tarafından yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde egemenlik ulusundur. Ulus egemenlik hakkını ve yetkisini temsilcileri aracılığıyla kullanır. Halkın temsilcileri Büyük Millet Meclisi'ni oluşturur. Ülkeyi bu meclis yönetir. Yönetimi bu meclis denetler. Atatürk, belirli kişi, topluluk ve ailenin ülke yönetiminde söz sahibi olmasını doğru bulmazdı. Bu amaçla saltanat yönetimini kaldırarak 29 Ekim 1923'te Cumhuriyeti ilan etti.
Halkçılık :
Cumhuriyet yönetimi halkçılık ilkesinin benimsenmesi ile yerleşir. Halkçılık, halkın genel mutluluğunu düşünmektir. Halkçılık ilkesi halkımızın sosyal, kültürel, ekonomik yönden gelişip güçlenmesini amaçlar.
Laiklik :
Cumhuriyetten önce ülkemiz din kurallarına göre yönetilirdi. Devleti ilgilendiren önemli konularda din adamlarının onayı gerekirdi. Din adamları Müslüman olmayan bilim adamlarının buluşlarını, yeniliklerini benimsemezlerdi. Bunlara karşı çıkarlardı. Bu nedenle Osmanlı imparatorluğu önceleri durakladı. Sonra geri kaldı. Dinin devlet işlerine karıştırılması yurdumuza yeniliklerin girmesini geciktirdi. Atatürk din ve devlet işlerini birbirinden ayırdı. İnsanların dini inançlarında, ibadetlerinde serbest olduğunu belirtti. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına Laiklik denir.
Devletçilik :
Bu ilke ekonomik kalkınmada devlete büyük görevler yükler. Atatürk sosyal, kültürel, ekonomik alanda kalkınmanın gerçekleştirilebilmesi için devletin büyük masraflar isteyen konularda öncülük etmesini isterdi. Bu amaçla yurdun birçok yerinde hava alanları kuruldu. Devlet eliyle Bursa'da Merinos, Nazilli'de Bez fabrikası, Uşak'ta Şeker fabrikası açıldı. Demir - Çelik sanayinin geliştirilmesi amacı ile Karabük Demir - Çelik fabrikası, madenlerimizin işletilmesi için Etibank kuruldu. Devlet eliyle limanlar yapıldı. Türk Hava Yolları kuruldu. Yurdumuzdaki demiryolları devlete mal edilerek genişletilmeye, işletilmeye başlandı.
Milliyetçilik :
Ulusal Kurtuluş Savaşımızın çıkış noktasını oluşturur. Atatürk'ün bu ilkesi dünyada ezilen ulusların kurtuluşuna ışık tutmuştur. Atatürk'ün milliyetçiliği kültür ve düşünce birliği temeline dayanır. Ulus bireylerinin tasada ve kıvançta bir ve beraber olmalarını ön görür. Atatürk yurt ve dünyada barış ülküsüne bağlı bir önderdi.
İnkılapçılık:
İnkılap; ileriye, güzele, iyiye doğru yapılan köklü değişikliklerdir. Bu amaçla Atatürk bir dizi değişiklikler yapmıştır. Değişen, ilerleyen dünyamızın gerisinde kalmamak için ilerlemek zorundayız. Sonsuza doğru durmadan ilerleyeceğiz. Atatürk inkılâplarının bekçisi, ilkelerinin savunucusu bizleriz. Atatürk ilkelerini korumak ve kollamak ulusal bir görevdir.

ATATÜRK

Bir gün sordum babama,
Atatürk neden büyük?
Çocuğum dedi bana,
Onu seviyor her Türk.

Onu biz değil yalnız,
Üstün tanır her millet.
En büyük eseridir
Kurduğu cumhuriyet.

Çok kötü bir zamandı,
Uçurumdaydı vatan.
O büyük kahramandı,
Yurdumuzu kurtaran.

Kalbimiz sevgi dolu,
Yol gösteren o,Türk'e
Yolumuz onun yolu,
Saygı duy Atatürk'e!...
İsmail Hakkı TALAS

ATATÜRK                                                        
Düşmanların elinden
Bizi kurtaran sensin.
Bu toprağı yeniden
Özenle kuran sensin.

Ünümüzü dünyaya
Mertçe duyuran sensin.
Gündüz gün, gece aya
Benzer kahraman sensin.

Adını büyük, küçük
Anıyoruz her zaman,
Adı büyük Atatürk
Anlı şanlı kahraman.

Nabzımızda atansın
Ey ! ölmeyen atamız.
Gönlümüzde yatansın
Seni unutamayız.
        Mehmet Necati ÖNGAY

                   10 KASIM
Yıl otuz sekiz, On Kasım Perşembe
Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar.
Sarsılıyor İstanbul Yedi Tepe,
Yaman esmiş Dolmabahçe'de rüzgar.

Gerçek olamaz, olsa olsa bir düş,
Dokuzu beş geçe Atatürk ölmüş.
Böyle  toptan bir yas nerede görülmüş,
Beraber ağlıyoruz kurtlar, kuşlar.

Bu memlekete en çok hizmet eden,
Bu aşk ile dağlara gücü yeten,
On sekiz milyonun omzunda giden
Atam, Ankara sırtlarında yatar.

         İlhan DEMİRASLAN

UYKUSUZ GECELER
ERKEK: Birinci Dünya savaşı bulmuştu sonunu, Şaşırmıştı Avrupa kendi yolunu.
KIZ: Fakat tanımıyordu Türk’ün oğlunu. Donanmayla İzmir’e geldiği zaman,
KORO: Gözünü kırpmadı plan yaptı Ata’m.
ERKEK: Düşman olmaz hayal kuruyor, Anadolu’mu paylaşmak istiyordu.
KIZ :Türk Milleti ise cesur,bekliyordu. Güvenirken silaha çıldırmış düşman,
KORO : Mumlar bitti ama yine çalıştı Ata’m.
ERKEK:  Düşman olmuş batılının maşası Unutmuş mu Fatih’i, Alparslan’ı?
KIZ  :  Bilmiyor mu Türk’ün kalbinde yananı,  İsterken O,koparmayı candan,
KORO:  Sabahlara kadar ayaktaydı Ata’m.
ERKEK:  Yurdum paramparça, her tarafta düşman, Silahım süngü olsa ,ekmeğim yavan,
KIZ  : Yine de eser rüzgarım , ah ne yaman Sarılmışken çevrem doğudan, batıdan,
KORO  : Mavi gözlerini hiç yummadı, sabaha dek Ata’m.
ERKEK:   Tutmuş düşman Kocatepe’yi dört yandan Mehmetçik öldü, vatan kaldı yaşayan.
KIZ :  Bu gün Türkiye’m hediyedir O’ndan Zor durumdayken millet,Allah’a tapan,
KORO : Uyku nedir bilmedi,düşündü hep Ata’m.
ERKEK:  İtalyan’ı, Fransız’ı ve Yunan’ı, Tanıdı, kendini ateşe atanı,
KIZ : Vatan için toprak altına yatanı Unutmuşken bunu karşıdaki düşman
KORO :Dinlenmeden çare aradı Ata’m.
ERKEK : Bir on Kasım sabahı güneş doğmadan Yüce milletin matemi son bulmadan,
KIZ : Dokuzu beş geçe durdu yelkovan. Ebedi uykusuna dalarken Ata’m
KORO : Uyuyabilir mi hiç yas tutan vatan?
ERKEK  : Çalıyor acı acı bu gün sirenler, Ağlıyor dünya yüzündeki tüm Türkler.
KIZ : Neler kazandırdı ,O ,bizlere neler, Ne yaşlar dindi , ne matem sona erdi,
KIZ VE ERKEK : Ama kalbimizde hep,

KORO:  ATA’M ÖLMEDİ                      
Devamını Oku

Çanakkale Savaşlarının Ruhunu ve Özünü Anlatan Kompozisyon

                        ÇANAKKALE SAVAŞLARININ RUHU VE ÖZÜ
Türk milletinin tarih boyunca verdiği en önemli mücadelelerden birisi şüphesiz ki Çanakkale savaşlarıdır. Çanakkale savaşları, bir savaşın daha ötesidir. Gerçek bir milli mücadele, bir yeniden diriliş ve bağımsızlık uğruna ortaya serilen muazzam bir fedakarlık örneğidir. 18 Mart 1915'te yapılan Çanakkale deniz savaşı ile bu mücadele bitmemiş, bu tarihten sonraki bir yıl boyunca milli mücadele devam etmiştir.

Çanakkale savaşları sadece bir etnik unsurun mücadelesi olmamıştır. Anadolu'nun belki de tüm unsurları büyük bir birlik ve beraberlik ruhu içinde, kanı ve canı pahasına bu topraklar uğrunda savaşmış ve canlarını vermekten çekinmemiştir. Sadece yetişkin erkek, asker veya ordunun da mücadelesi olmamıştır. Bu savaşlarda erkeğiyle kadınıyla, yaşlısıyla genciyle, yediden yetmişe herkes elinden geleni yapmış ve neticede istenen hedefe ulaşılmıştı. Lise talebeleri bile ülkenin bağımsızlığını, milletin özgürlüğünü, halkların namusunu her şeyden, canından bile üstün görmüş ve dünya tarihine örnek olacak mücadeleler vermiştir. Bunun en güzel örneği İstanbul Erkek Lisesi'nin son sınıfta okuyan öğrencileridir. Zira bu lisenin son sınıfında okumakta olan dönemin bütün öğrencileri şehitlik mertebesine ulaşmış ve bir tanesi dahi canını millet yolundan esirgememiştir.

Bugün bu topraklar üzerinde rahat ve özgür bir şekilde gezip dolaşabiliyorsak, kimsenin esareti altında olmadan, kendi al bayrağımızın gölgesinde hayatımıza devam edebiliyorsak, bunu bu öğrenciler ve daha niceleri gibi fedakar insanlarımıza borçluyuz. Güzel şeylerin bedeli ağır olur. Bizim bugün böylesine güzel bir yaşam sürmemizin bedelini işte Çanakkale'de savaşan o insanlarımız ödemiştir.
Devamını Oku

Türk Kültüründe Nevruz Kompozisyon

                                     TÜRK KÜLTÜRÜNDE NEVRUZ
     ''nev'' (yeni) ve ''ruz'' (gün) sözcüklerinin birleşmesi ile oluşturulmuş olan Nevruz sözcüğü, ''yeni gün'' anlamına gelmektedir. Burada bahsi geçen ''yeni gün'' kavramı ise ilkbaharın ilk gününü, doğanın yeniden canlanmasını ifade eder.

   Bilindiği gibi ilkbahar, doğa ananın yeniden dirilişidir. Kış mevsimi ile geçici bir uykuya dalan tabiatın yeniden canlanmasıdır. Türkler, tarih boyunca tabiat ile iç içe yaşamış, onu anlamlandırmış, ona değer vermiştir. Sadece İslamiyetin kabulü ile değil, İslamiyetten önce de Nevruz kutlamaları yapmıştır. Bilindiği kadarıyla bayramın tarihi üç bin yıl öncesine kadar dayanmaktadır. İlk Türk devletleri olarak kabul ettiğimiz Göktürkler'de, Uygurlar'da ve daha sonrasında Selçuklular'da, Osmanlılar'da ve ismini sayamadığımız daha birçok Türk devletinde Nevruz Bayramı kutlamaları yapılmıştır. Nevruz Bayramının, Türk tarihinde çok önemli bir yeri vardır. Dünya genelinde 21 Mart olarak kabul edilen Nevruz Bayramı tarih boyunca gerçek bir bayram havasında kabul edilmiş ve türlü etkinlikler düzenlenmiştir.

   İslamiyetten önceki Türk devletlerindeki kutlamalar ile İslamiyetten sonraki Türk devletlerinde kutlamalar arasında bazı inançsal ayrılıklar vardı elbette; ancak hepsinde de yaşanan coşku aynıydı. Özellikle İslamiyetin kabulünden sonra Türkler bu bayramda çeşitli dini ibadetlerini yerine getirir ve zamanlarını ibadethanelerde geçirirdi. İnsanların kaynaşması, eğlenmesi için çeşitli törenler tertip edilir, pazarlar kurulur ve tıpkı şimdiki bayramlarda olduğu gibi herkes özenli bir şekilde giyinir, gözlere sürme çekilirdi.

   Özellikle göçebe bir yaşam sürmekte olan eski Türk devletleri için ilkbaharın gelişinin yani Nevruz Bayramının önemi çok büyüktür. Hayvancılıkla geçinen bu devletler için ilkbahar bereket ve bolluk anlamına gelirdi; zira hayvanları istediği kadar beslenir ve zorlu göçebelik yaşamı kolaylaşmış olurdu.

   Türk kültüründe Nevruz geçmişten günümüze önemli bir yere sahip olmuştur. Günümüzde de bu bayramda çeşitli törenler düzenlenmekte ve insanlar baharın gelişini en güzel şekilde kutlamaktadır. Daha nice güzel Nevruzların yaşanması için doğa ile barışık yaşamayı, çevreyi önemsemeyi öğrenmemiz gerekir. Değişen iklim koşulları, dolayısı ile mevsimlerin tarihlerinde değişimlerin yaşanması, biz insanoğlunun kötü bir eseridir.
Devamını Oku

Hakkımızda

Kompozisyon.Org adlı blogumuz 15 Mart 2015 tarihinde yayın hayatına başlamış ve tamamı özgün kompozisyonları ile kısa sürede büyük bir ziyaretçi kitlesine ulaşmıştır. Bu başarıyı öncelikle verdiğimiz emeğe ve özgünlüğümüze borçluyuz.

Kompozisyon.Org olarak amacımız, tüm öğrencilere yazmayı aşılamak ve bu gaye çerçevesinde onlara çeşitli metin türlerini örnek göstermektir. Ziyaretçilerimizden gelen yorumlar şevkimizi artırmakta, böylece blogumuzu daha fazla zenginleştirme çabası içerisine girmekteyiz.

Kompozisyon.Org'da bulunan tüm kompozisyonlar ve diğer metin türleri iki yazarımız tarafından oluşturulmakta ve bu içerikler oluşturulurken güzel Türkçemizin doğru kullanılmasına özen gösterilmektedir. Tüm blog ziyaretçilerimizden de ricamız, yaptıkları yorumlarda dilimizin kurallarına riayet etmeleridir. İyi niyetle yapılan ''Çoookkkk güzelll'' gibi yorumlar hem dilimize hem de sizler için emek veren blogumuza zarar vermektedir.

Blogumuzla ilgili her türlü istek veya şikayetinizi eselrid@gmail adresimize gönderebileceğiniz gibi, blogun sağ altında bulunan İletişim Formu'nu da kullanabilirsiniz. sizlerin görüşleri bizim için değerlidir.
Devamını Oku

Komşularınızdan Birini Tanıtınız

                                          ORHAN TEKE BİYOGRAFİSİ
Orhan Teke adında bir komşum var. Kendisi 29-30 yaşlarında. Bugüne kadar tanıdığım insanlar arasında en alçak gönüllülerden, en saygılı olanlardan bir tanesi. Herhangi bir büyüğüne karşı saygısızlıkta bulunduğunu, kendinden küçükleri kırdığını asla görmedim. Sadece çevresindeki insanlara karşı değil, kendi ailesine karşı da son derece saygılı ve sadık bir insan.

Orta boylu, kumral tenli ve güleç yüzlü bir insan. Son birkaç senedir kendisine bir tarz belirlemiş. Sakallları bir iki santim uzunluktadır. Sesini pek yükseltmez, genellikle sessiz, sakin bir ses edası ile konuşur. Herhangi bir yakını ile yolda, sokakta karşılaşsa, mutlaka selam verir ve hal hatırını sorar. Hatta her seferinde evine davet edip bir şeyler ikram etmek ister.

Çalışmayı sever, tembellikten uzak durur. Ekmeğinin derdinde olan bir insandır. Kimseye zararı yoktur. Bu nedenle birçok kişi tarafından sevilir. Son
Devamını Oku

İlk İnsanlar mı Daha Mutludur Günümüz İnsanı mı?

Münazaralarda en sık kullanılan sorulardan bir tanesi de ''İlk insanlar mı daha mutluydu, günümüz insanı mı daha mutludur?'' sorusudur. Kompozisyon.org olarak bizler de kendi düşüncelerimizi belirtelim istedik. Belki münazaraya katılmış birilerine az da olsa faydamız dokunur ve ona farklı pencerelerden bakma imkanı sunmuş oluruz.

İlk İnsanlar mı Daha Mutludur Günümüz İnsanı mı?
Bana göre, eski insanların, günümüz insanı kadar mutlu olması pek mümkün değildir. Bunu anlamak için öyle yüzlerce veya binlerce yıl geriye gitmeye de hiç gerek yok. Yanı başımızdaki dedelerimiz, ninelerimiz, amcalarımız veya dayılarımız bile sık sık, eskiden her şeyin çok zor olduğunu, kendilerinin imkansızlıklar içinde büyüyüp yaşadıklarını ifade eder dururlar.

Daha 40-50 yıl öncesinde gençliğini veya çocukluğunu yaşamış bu yakınlarımız bile eski yaşamdan bu kadar şikayetçi iken, yüzlerce yıl öncesinde yaşayan insanların daha mutlu olduğunu söylemek mümkün müdür? Değildir elbette. Düşünün bir kere. Günümüzde artık her türlü teknolojik imkana sahibiz. Uzaktaki bir yakınımızla değil sadece sesli, görüntülü olarak bile anında iletişime geçiyoruz. Eskiden yaşanan o derin özlem acısını bir kere eskisi kadar tatmıyoruz. Askere gönderdiğimiz çocuklarımızla istediğimiz an haberleşiyor, sağlık durumlarından haberdar olabiliyoruz.

Bir çuval buğdayı un haline getirmek için dedelerimiz eskiden saatlerce, hatta günlerce yol alırlarmış. Ve bu durum ortalama 2 haftada bir tekrarlanırmış. En yakınındaki bir şehre bile bir taziye ziyareti için günlerce yürüdükleri olurmuş. Oysa günümüz insanı şimdiki imkanlarla Türkiye'nin bir ucundan diğerine saatler içinde gidebiliyor. Babalarımız sürekli odun kırmak, annelerimiz hafta boyunca birikmiş çamaşırları elde yıkamak zorunda değil. Artık evler doğal gaz ile, kaloriferlerle ısınıyor, çamaşırlar makine ile yıkanıyor. Eskiden hasat mevsimi gelince çiftçilerimiz bir buğday tarlasını biçmek için yazın o kavurucu sıcaklarında haftalarca tarlalarda eziyet çekiyordu. Şimdi biçerdöver diye bir şey var, dakikalar içinde koskocaman bir buğday tarlasını dakikalar içinde hasat edebiliyor.

Sadece saydıklarımızla sınırlı değil elbette. Günümüzde de fakir var mutlaka. Ancak eskiye dönüp baktığımızda toplumun genelinin yoksul bir yaşam sürdüğü, çeşitli hastalıklarla boğuştuğu bilinmektedir. Şimdilerde, bize en uzak hastane dakika mesafesinde. Herhangi bir acil durumda bir ambulansın gelmesi 15 dakika ya sürüyor ya sürmüyor.

Hele de eskiden yaşan toprak kavgalarını, kabile savaşlarını ele aldığımızda durum daha vahim hale geliyor. Eski insanlar kendilerini asla güvende hissetmezlerdi. Her an bir baskın yiyebilir ve canlarından olabilirlerdi. Oysa şimdi de savaşlar yaşanmasına rağmen, bu savaşlar genellikle bir yer ile sınırlı oluyor. dolayısı ile tüm insanların can korkusu yok.
İlk İnsanlar mı Daha Mutludur Günümüz İnsanı mı Neden?
Devamını Oku

Koca ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Kadının eşi.
1 . Kadın kocasını hiç sevmiyormuş.
2 . Böyle kocam olacağına hiç olmasın daha iyi.
3 . Kadının görevi kocasına hizmet etmekmiş, lafa bak sen.

İkinci Anlamı: Büyük, iri.
1 . Koca bir yazı daha bitirdik.
2 . Koca koca ağaçlara nasıl da tırmanıyordu.
3 . Koca adam oldun şu oyundan vazgeçemedin.
Devamını Oku

Koy ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Küçük körfez.
1 . Tekneyi bir koya alıp dinlendik.
2 . Koyda balık tutanların sayısı hiç de az değildi.

İkinci Anlamı: Koymak.
1 . Elindeki kalemi dolabına koyup çıktı.
2 . Parayı cebine koyar mısın lütfen.
Devamını Oku

Kupa ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Bir bardak türü.
1 . elindeki kupada sıcak çay vardı.
2 . Kupasını yere düşürünce paramparça oldu.

İkinci Anlamı: Yarışmalarda dereceye girenlere verilen ödül.
1 . Bu kupayı bizim takımımız kazandı.
2 . Yarışmacı bize altın kupa kazandırdı.
Devamını Oku

Kurum ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Kuruluş, müessese.
1 . Türk Dil Kurumu selfie kelğimesine karşılık buldu.
2 . Bu kurumda çalışanlar çok çalışkanmış.
3 . Çocuk bir devlet kurumunda memurmuş.

İkinci Anlamı: Soba bacasında biriken is.
1 . Ayda bir defa bacadaki kurumu temizlemek gerekir.
2 . Biriken kurum odaya dağılıverdi.
Devamını Oku

Kuşak ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Bez parçası.
1 . Belindeki kuşakta neler var neler.
2 . Çocuk kara kuşağı takınca dövüşçü oldu sanıyor.

İkinci Anlamı: Nesil.
1 . Kaç kuşak geçti; ama gelenekler görenekler asla unutulmadı.
2 . Barışı gelecek kuşaklara da sevdirin.
Devamını Oku

Kap ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: İçi oyuk olan tabak çanak vs.
1 . Meyveleri şu kaplara doldurun.
2 . Bir kaba yoğurt koyup kedinin önüne bıraktı.
3 . Kaptaki deterjanı bitirmeyin sakın.

İkinci Anlamı: Kapmak.
1 . Ali topu kaptığı gibi kaleye doğru koşmaya başladı.
2 . Bugün yine paraları kaptı.
3 . Bu kızı kimseye kaptırma.
Devamını Oku

Mil ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Uzunluk birimi.
1 . En yakın ada buraya 3 mil uzaklıktaymış.
2 . Yaklaşık beş mil uzaklaştık şehirden.

İkinci Anlamı: Akarsuyun gerisinde bıraktığı çamur.
1 . Dikkat edin mile batmayın.
2 . Bostanımız hep mil içinde kalmış.
Devamını Oku

Maskara ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Güldürücü olan. Eğlendiren.
1 . Düştüğü durum ile düşmanına maskarası oldu.
2 . Bu kedi tüm mahallenin maskarası oldu.
3 . Kazanmazsan bir ekmek parası, olursun düşmanının maskarası.

İkinci Anlamı: Kirpik boyası.
1 . Kadın maskarayı biraz fazla kaçırmış.
2 . Sürdüğü maskara ile gözleri daha canlı hale gelmiş.
Devamını Oku

Manda ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Büyükbaş bir hayvan.
1 . Evinde manda besliyormuş.
2 . Mandalara o kadar yem veriyoruz, bir fayda göremiyoruz.
3 . Manda eti biraz sert olurmuş.

İkinci Anlamı: Bir devlete verilen vekillik. Başka bir devletin himayesinde yaşama.
1 . Manda, Erzurum kongresinde reddedilmiştir.
Devamını Oku

Mal ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Mülkiyet, ekonomik varlık.
1 . Adamın bir sürü malı varmış.
2 . Kimse kimsenin mal varlığına müdahale edemez.
3 . Mal benim değil mi kardeşim, vermiyorum işte.

İkinci Anlamı: Büyükbaş hayvan.
1 . Malına sahip çık, bostanıma girmesin.
2 . Köyün bütün malları merada otlanıyordu.
3 . Adam, malı ile çift sürüyordu.
Devamını Oku

Mayıs ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Beşinci ay.
1 . Mayıs ayının beşinde yirmi yaşına girecekmiş.
2 . Mayıs ayı 31 çekmektedir.
3 . Her mayıs ayında burada şenlikler düzenlenir.

İkinci Anlamı: Hayvan gübresi.
1 . Sığır mayısı iyi yanarmış sobada.
2 . Pis mayıs kokusu her tarafa yayılmış.
Devamını Oku

Makam ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Yer, mevki.
1 . Adam makam sahibi oldu diye şımardı.
2 . Makamımıza hoş geldiniz değerli misafirler.
3 . Bulunduğu makam çok iyiymiş.

İkinci Anlamı: Türk müziğinde bir terim.
1 . Bu türkünün makamı böyle değildi.
2 . Lütfen şarkıyı makamına uygun bir şekilde söyler misiniz?
Devamını Oku

Mantar ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Şişe tapası.
1 . Şampanyanın mantarı çıkınca ortalık şampanyaya bulandı.
2 . Şişenin mantarını bir türlü çıkaramadım.
3 . Sirke şişesinin mantarı iyice sıkışmış.

İkinci Anlamı: Yerden çıkan ve yenen bir tür bitki.
1 . Topladığımız mantarlar zehirli olabilir.
2 . Dağ mantarı toplamaya gideceklermiş.
3 . Yağda kavrulmuş mantarı çok severim.

Üçüncü Anlamı: Patlayıcı bir madde.
1. Elindeki mantar patlayıverdi.
2 . Mantar silahına tüm harçlığını vermiş.
Devamını Oku

Bağır Kelimesi ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Göğsün ön tarafı.
1 . Bağrıma bir hançer soksaydın canım ancak bu kadar acırdı.
2 . Bağrımda bir ağrı var ama sebebini çözemedim.
3 . Adamın bağrına kurşun isabet etmiş.

İkinci Anlamı: Bağırmak.
1 . Erkeksen bana da bağırsana!
2 . Bağır bağır sesim kısıldı ya!
3 . Bana böyle bağıramazsın sen.
Devamını Oku

Bahar Kelimesi ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Bir mevsim. (ilkbahar)
1 . Bahar mevsiminde buralarda rengarenk çiçekler açar.
2 . Karlar bahar ayında eridiği için dereler dolup taşacaktır.
3 . Mevsimlerden en çok baharı seviyorum.

İkinci Anlamı: Baharat kelimesinin tekili.
1 . Bu yemeğe bahar da ekleseydik tadı daha güzel olurdu.
Devamını Oku

Bar Kelimesi ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: İçki içilen eğlence mekanı.
1 . Her gece o bar senin bu bar benim gezip duruyordu.
2 . Adamın ömrünün yarısı barlarda geçti.
3 . Bir barda garsonluk yapıyormuş.

İkinci Anlamı: Erzurum yöresine ait bir halk oyunu.
1 . Buraların en meşhur oyunu bardır.
Devamını Oku

Ben Kelimesi ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: 1. tekil kişi.
1 . Onu buraya ben çağırdım.
2 . Beni zaten kimse anlamadı.
3 . Ben sana onun gelmeyeceğini söylememiş miydim?

İkinci Anlamı: Ciltteki siyah noktalar.
1 . Burnunun  kenarında siyah bir ben vardı.
2 . Yüzündeki benleri aldırmak için küçük bir operasyon geçirecekmiş.
3 . Vücudumuzdaki benleri kesmek çok tehlikelidir.
Devamını Oku

Kıta ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Büyük kara parçası.
1 . Amerika Kıtası, kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrılır.
2 . Türkiye, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlar.
3 . Afrika, dünyanın en eski kıtalarından birisidir.

İkinci Anlamı: Dört dizeden oluşan şiir, dörtlük.
1 . Necip Fazıl'ın bu kıtasından çok etkilendim.
2 . Sevgi üzerine 3 kıtalık bir şiir yazmam gerekiyor.
3 . Bana da bir kıta yazar mısın?

Üçüncü Anlamı: Askeri birlik.
1 . Tüm kıtaya emir yağdırmaktan vazgeçmedi bu komutan.
2 . Bizim kıtanın banyo günüymüş bugün.
Devamını Oku

Kır ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Beyazla siyah rengin karışımı.
1 . Kır atını çayırlara salmıştı.
2 . Kır saçlı adam Ali'nin amcasıymış.
3 . Kıra çalan bir kazak vardı üzerinde.

İkinci Anlamı: Dağ, bayır, tarla vs.
1 . Çocuklarını alıp kırlara çıkmış.
2 . Yarın kıra çıkıp çiçek toplayacağız.
3 . Kırda otlayan kuzuları görünce çok heyecanlandı.
Devamını Oku

Toka ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Saçları birbirine tutturmaya yarayan alet.
1 . Saçlarında kelebek şeklinde bir toka vardı.
2 . Bu kız yine tüm tokalarını kaybetmiş.
3 . Sana bir takım toka aldım.

İkinci Anlamı: El sıkışma.
1 . Onunla tokalaştım.
2 . Erkeklerle tokalaşmıyormuş bu kadın.
3 . Hemen hemen her kültürde tokalaşmak vardır.
Devamını Oku

Ton ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: 1000 kg'lık ağırlık birimi.
1 . Bu kaplumbağanın ağırlığı bir tonu geçiyormuş.
2 . Adam neredeyse bir ton olmuş, aşırı yemekten hala vazgeçmiyor.
3 . Tonlarca ağırlığı tek başıma iki günde buraya taşıdım.

İkinci Anlamı: Ses veya renk derecesi.
1 . Bir ton daha yüksek sesle konuşur musun?
2 . Bu rengi bir ton daha açmalısın.
3 . Ses tonunu babana karşı yükseltmekten utanmıyor musun?
Devamını Oku

Top ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Oyun oynama aracı, oyuncak.
1 . Pikniğe giderken yanlarına top da aldılar.
2 . Çocuğun topunu utanmadan patlatmış.
3 . Kızıma pembe bir top aldım

İkinci Anlamı: Ateşli silah.
1 . İstanbul, toplarla fethedilmiştir.
2 . Ramazanda top patlayınca herkes yemeklere saldırdı.
3 . Toplarla tüfeklerle gelseniz de kararımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Devamını Oku

Tabiat ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Evren, doğa.
1 . Tabiattaki bütün canlılara değer vermek gerekir.
2 . Tabiatta akıl sır erdirilemeyecek birçok şey var.
3 . Tabiatı kirletmek çok yanlıştır.

İkinci Anlamı: Kişilik, karakter, huy.
1 . Adamın tabiatında cömertlik var.
2 . Sakın tabiatını bozma, sen böyle iyisin.
3 . Tabiatında kıskançlık olan insanların mutlu olması mümkün değildir.
Devamını Oku

Tavşan ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Uzun kulaklı bir hayvan.
1 . Arabamızın önüne bir tavşan atlayıverdi.
2 . Evde tavşan beslemek hiç de akıl karı değil.
3 . Tavşanlar, en sevimli hayvanlardır.

İkinci Anlamı: Tahta oymacısı.
1 . Bu tahtanın üzerine bu güzel desenleri yapan tavşan, birinci seçildi.
Devamını Oku

Ünlü ile İlgili Cümleler

Ünlü Kelimesi ile İlgili Cümleler

1. Ünlü sanatçının binden fazla eseri varmış.

2. Malatya'nın kayısısı çok ünlüdür.

3. Ünlü iş adamı, bu hayır kurumuna 1 milyon TL bağış yaptı.

4. En büyük idealim, büyük bir icat yaparak dünya çapında ünlü olmak.

5. Adam bu sinemada oynadıktan sonra çok ünlü oldu.



Birinci Anlamı: Şöhret sahibi olan. Meşhur.

1 . Tarkan, en ünlü sanatçılarımızdan birisidir.
2 . Buranın yemekleri ünlüymüş.
3 . Bütün ünlü sanatçıları bir araya toplamayı düşünüyormuş.

İkinci Anlamı: Sesli harf.

1 . A, alfabemizin ilk ünlüsüdür.
2 . Alfabemizde sekiz adet ünlü harf vardır.
3 . a, ı, o, u harfleri ünlü harflerdir.
Devamını Oku

Yar ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Sevgili
1 . Yarimi çok özledim.
2 . En güzel şeyleri bile yarimle değişmem.
3 . Yarini mi özledin çocuk!

İkinci Anlamı: Uçurum.
1 . Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.
2 . Böyle bir yardan paraşütle atlamak yürek ister.
3 . Gönlümün yarlarından atıverdi kendisini.
Devamını Oku

Yaş ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Varlıkların doğduğundan veya yaratıldığından beri geçen süre.
1 . Ninem 96 yaşında vefat etti.
2 . Bu yaştaki çocukların yaramazlık yapması normal.
3 . Parkta altı yüz yaşında çınar ağaçları varmış.

İkinci Anlamı: Islak.
1 . Annemin gözü yaşlı kaldı.
2 . Yaş elbiseleri buraya asabilirsiniz.
3 . Yaş yaprakları yakamazsın, duman yapar.
Devamını Oku

Yaz ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Bir mevsim.
1 . Bu yaz ülkemiz kavrulacakmış.
2 . Yaz ayında her türlü meyve ve sebzeyi bulmak mümkündür.
3 . En sevdiğim mevsim yaz mevsimidir.

İkinci Anlamı: Yazı yazmak.
1 . Yazma kabiliyeti olan bu çocuğu iyi yetiştirmek gerekir.
2 . Şimdi bana iyilik ile ilgili bir yazı yaz.
3 . Söylediklerimi herkes yazsın.
Devamını Oku

Yüz ile İlgili Cümleler

 YÜZ KELİMESİNİ FARKLI ANLAMLARA GELECEK ŞEKİLDE CÜMLE İÇİNDE KULLANIN.

Birinci Anlamı: Bir sayı.
1 . Adam yüz yaşına varmış ama hala dimdik.
2 . Günde yüz sayfa kitap okursan başarılı bir öğrenci olabilirsin.
3 . Yüz yıllık bir geçmişi varmış bu köyün.

İkinci Anlamı: Suda yüzmek.
1 . Her sene bu kumsalda bir hafta boyunca yüzerim.
2 . Hava çok sıcak, sen de serinlemek için biraz yüz bence.
3 . Sakın barajda yüzelim demeyin.

Üçüncü Anlamı: Sima, çehre.
1 . Kızın yüzü çok güzeldi.
2 . Yüzünde iki tane kocaman ben var.
3 . Adamın yüzüne bakılmaz ama para olunca herkes adamın etrafında dört dönüyor.

Dördüncü Anlamı: Herhangi bir hayvanın derisini soymak.
1 . Adam iki dakikada kocaman öküzün derisini yüzdü.
2 . Bu hayvanların kürkünü kullanmak için derilerini canlı canlı yüzüyorlarmış.
3 . Koçu keserim ama dersini ben yüzmem.
Devamını Oku

Yazma ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Kafaya örtülen, çoğunlukla desenli olan bez.
1 . Al yazması ile bir başka güzel olmuştu.
2 . Yazmasını kafasına alıp dışarı fırladı.
3 . Bu yazmanın üzerindeki motifler harika olmuş.

İkinci Anlamı: Yazı yazmak.
1 . İki saattir yazıyorum; ama ödevi hala bitiremedim.
2 . Yazı yazmayı çok seviyorum.
3 . Sakın şu deftere konu dışında başka bir şey yazma.
Devamını Oku

Yat ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Konforlu deniz taşıtı.
1 . Adam bu yata trilyon para ödemiş.
2 . Artık yatı katı olmayana kimse bakmıyor.
3 . Geceyi yeni aldığı yatta geçireceklermiş.

İkinci Anlamı: Yatmak, uzanmak, uyumak.
1 . Adam saatlerdir burada yatıyormuş.
2 . Senin yatmaktan başka işin yok mu oğlum?
3 . Düşmanı görünce hemen yere yat.
Devamını Oku

Zar ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: İnce deri veya kabuk.
1 . Soğan zarı üzerinde incelemelerde bulunduk.
2 . Yumurtanın zarını da kaldırırsan onu daha rahat soyabilirsin.
3 . Bu meyve ince bir zarla kaplı.

İkinci Anlamı: Üzerinde noktalar bulunan, kare prizması şeklinde nesne. Tavla oynama aracı.
1 . Attığı her zar düşeş geliyor.
2 . Zarlardan biri kayıp olduğu için tavla oynayamadık.
3 . Zar atarak kimin bulaşık yıkayacağına karar vermeye çalışıyorlar.
Devamını Oku

Tez ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Sav, iddia, ödev.
1 . Bu tezi öne sürmene inanamıyorum.
2 . Adam hakkımızda öyle bir tez sundu ki şaşırdım kaldım.
3 . Kuzenimin sınıfını geçmesi için öğretmenin verdiği tezi hazırlaması lazım.

İkinci Anlamı: Çabuk.
1 . Anneme tez haber verin, buraya kadar yorulmasın.
2 . Bu ilanı tüm öğrencilere tez duyurun.
3 . Tez buraya gel, saatlerdir seni bekliyoruz.
Devamını Oku

Şiş ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Sivri metal çubuk.
1 . Mangal şişlerini evde unutmuşuz.
2 . Elindeki etleri şişe geçirdikten sonra közlerin üzerine bıraktı.
3 . Eskiden bu büyük şişlerle döşek dikerlerdi.

İkinci Anlamı: Şişkin olan.
1 . Adamın karnı bu kadar şiş iken nasıl hareket etsin.
2 . Şiş bir balonu almış geliyordu.
3 . Şiş gözlerle bana bakıyordu.
Devamını Oku

Soy ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Irk, kabile.
1 . Bu soydan gelen insanlar asil olurlarmış.
2 . Soyunuzun nereden geldiğini araştırdınız mı hiç?
3 . Adamın soyu sopu belli, daha ne istiyorsun?

İkinci Anlamı: Soymak, kabuğunu çıkarmak.
1 . Yemeğe katmak için iki soğan soydu.
2 . Elmayı soymadan yemek daha yararlı.
3 . Bu yaşına gelmiş daha bir portakalı soyamıyor.
Devamını Oku

Soluk ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Nefes.
1 . Adam derin bir soluk aldıktan sonra konuşmaya başladı.
2 . Spor yaparken soluğumuzu burundan çekmeli ağzımızdan vermeliyiz.
3 . Böyle havasız bir ortamda dakikalarca soluksuz kaldık resmen.

İkinci Anlamı: Rengi gitmiş olan, mat.
1 . Soluk renkli bir kıyafet giymişti.
2 . Bu soluk bayrağı acilen değiştirmemiz gerekir.
3 . Soluk renklerle evinizi boyamayınız.
Devamını Oku

Sıra ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Belli bir çizgi veya ortam üzerinde dizi halinde durma.
1 . Adamlar bankadan para çekmek için sıraya girmişlerdi.
2 . İlk sırada uzun boylular duracakmış.
3 . Ekmek sırası beklemekten usandım.

İkinci Anlamı: Birkaç kişilik oturak.
1 . Okul sıraları iyice eskimişti.
2 . Sınıfta sıra olmadığı için başka sınıflardan taşımak zorunda kaldık.
3 . Çocuklar tüm sıraları kırmışlar.
Devamını Oku

Seri ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Sıra, dizgi.
1 . Bu kitapların serisini aldım.
2 . Büyük Atlas Ansiklopedilerin serisi var kütüphanemizde.
3 . Bir mektup serisi var odasında.

İkinci Anlamı: Hızlı.
1 . Biraz daha seri olmazsanız, bu işi akşama kadar bitiremeyiz.
2 . Seri adımlarla buradan uzaklaştı.
3 . Bu kadar seri hareket eden bir böcek görmemiştim daha önce.
Devamını Oku

Saz ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Sulak alanlarda yetişen bir tür ince kamış.
1 . Sazların arasındaki ördek yuvaları, tilkilerin istilasına uğramıştı.
2 . Bu sazların arasında timsahlar kol geziyormuş.
3 . Yaptıkları derme çatma kulübenin çatısını sazlar ile yaptılar.

İkinci Anlamı: Çalgı, müzik aleti.
1 . Saz çalıp türkü söyleyen aşıklar, her fırsatta atışırdı.
2 . Bu sene bir saz kursuna gitmeyi düşünüyorum.
3 . Sazı bu kadar güzel çalan birisini görmedim.
Devamını Oku

Satır ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Her bir yazı dizisi.
1 . Bu satırları okuyunca bir anda hüzünlendim.
2 . Her satırdan sonra iki satırlık bir boşluk bırakın.
3 . Satır bitiminde sayfaya sığmayan kelimelerin bazı heceleri yazılır ve sonrasında tire işareti kullanılarak geriye kalan heceler sonraki satıra yazılır.

İkinci Anlamı: Özellikle kasapların kullandığı büyük bir bıçak türü.
1 . Adam satır ile elini kesmiş.
2 . Bu adamların niyeti belli, insanın sokakta elinde satır ne işi var.
3 . Elindeki satırı iki dakikada biledi.
Devamını Oku

Sakin ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Hareketli olmayan, durgun. Sinirli olmayan.
1 . Bu denizin suları sürekli sakindir.
2 . Sakin bir hayatı vardı kadının.
3 . Sakin ol, hareket etme sakın.

İkinci Anlamı: Bir yerde oturan kişiler.
1 . Apartman sakinleri ile bir yemek tertip ettik.
2 . Köyün bütün sakinleri meydanda toplandı.
3 . Bu ilçenin sakinleri bir bir göçmüş buradan.
Devamını Oku

Sağ ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Sol kelimesini karşıt anlamlısı.
1 . Sağ kolunda derin bir yara vardı.
2 . Sağına soluna bakmadan geçme sakın!
3 . Sağında duran kitabı getirir misin?

İkinci Anlamı: Canlı, sağlam.
1 . Buraya sağ salim ulaştık çok şükür.
2 . Adam kendisi yetmiş yaşında ama babası hala sağmış.
3 . Sağ olarak döndün ya, daha da bir şey istemem Allah'tan.
Devamını Oku

Saf ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Sıra, dizi.
1 . Camide, saflar sık ve düzgün tutulmalı.
2 . Kitapları saf saf dizdiler.
3 . Küçük çocuklar ön safta dursunlar.

İkinci Anlamı: Katkısız, arı.
1 . Bu saf su dağın eteklerinden geliyormuş.
2 . Saf alkol ile yaptığımız deneyler tutmadı.
3 . Tuzun saf olanını kullanmalısın.

Üçüncü Anlamı: İçi temiz olan, kötülükten uzak olan kişi.
1 . Bu kadar saf ve temiz bir insan görmedim.
2 . İçi saf olanlar daha çok mutlu olurlar.
3 . Adam saflığını her daim korudu.

Dördüncü Anlamı: Aptal, deli (halk dilinde)
1 . Bu kadar saf olma kardeşim, seni basbayağı eziyorlar.
2 . Saf mısın sen, bu kadarcık şeye onca para verilir mi?
Devamını Oku

Saç ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Kafada yer alan kıllar.
1 . Adamın bu yaşta saçları tamamen ağarmış, yazık!
2 . Bu şampuanı kullananlarda saç dökülmesi yaşanmıyormuş.
3 . Saçları her gün yıkamak sakıncalı imiş.

İkinci Anlamı: Saçmak, dağıtmak.
1 . Elindeki boncukları etrafa saçtı.
2 . Bu kağıtları saçma böyle, sonra nasıl toplayacaksın.
3 . Gelinin üzerine gül yaprakları saçtılar.
Devamını Oku

Pazar ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Bir haftayı oluşturan yedi günün en sonuncusu.
1 . Pazar günü sınıfça pikniğe gideceğiz.
2 . Neredeyse tüm merkezi sınavlar pazar günü yapılıyor.
3 . Önümüzdeki pazar günü tüm alışveriş merkezleri kapalı olacakmış.

İkinci Anlamı: Alışveriş yapılan yer.
1 . Taze meyve ve sebze almak için pazara gitti.
2 . Pazardan aldığı kıyafetler kalitesiz çıktı.
3 . Saatlerdir pazarda dolanıyor ama hiçbir şey almış değil.
Devamını Oku

Pirinç ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Sulak alanlarda yetişen beyaz renkli tahıl.
1 . Kuru fasulyenin yanında pirinç pilavı olmazsa olmaz.
2 . Pirinçteki beyaz taşları ayıklamak çok zor.
3 . Burada bol bol pirinç pilavı yiyeceksin.

İkinci Anlamı: Bakır ve çinkonun karıştırılması ile elde edilen sarı renkli maden.
1 . Bu heykeli pirinçle yapmışlar.
2 . Pirinç madeninden yapılan paralar bulundu.
3 . Bazı mobilyalarda pirinç madeni güzel duruyor.
Devamını Oku

Pike ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Yatak örtüsü.
1 . Mağazadan birkaç pike alıp çıktı.
2 . Çocuğun döşeği pikesiz kaldı.
3 . Dikkat edin pikeyi kirleteceksiniz.

İkinci Anlamı: Uçağın hedefe yaptığı dalış.
1 . Uçak gemiye doğru ani bir pike yaptı.
Devamını Oku

Pazı ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Kolumuzun üst tarafındaki şişkin kas.
1 . Adam vücut geliştirmeyi sadece pazıları şişirmek zannediyor.
2 . Ne kadar da şişkin pazıların varmış öyle.
3 . Pazılarını şişirmek için her gün spor yapıyormuş.

İkinci Anlamı: Bir bitki.
1 . Pazı yaprakları ile sebze yapmışlar.
2 . İçinde pazı yaprakları bulunan yemekleri sevmiyorum.
3 . Bahçedeki pazılardan toplayıp akşam yemeği yapalım.
Devamını Oku

Pay ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Hisse, parça.
1 . Adamın payına bir milyon dolar düşüyormuş.
2 . Bu cevizler de o un payı.
3 . Herkes payına düşen eti alsın.

İkinci Anlamı: Azar, bağırma, kızma.
1 . Adamı iyice payladın.
2 . Babası tarafından paylanan çocuk ağlamaya başladı.
3 . Burada kimseyi paylamaya hakkınız yok, haddinizi bilin.
Devamını Oku

Patron ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: İş sahibi, iş veren.
1 . Bu kadar sert ve cimri bir patronum olmamıştı.
2 . Patron dediğin işçisinin kıymetini bilmeli.
3 . Bu cahil adamı nasıl başımıza patron yaptılar anlayamıyorum.

İkinci Anlamı: Biçki modeli.
1 . Düz çizgilerle çizilmiş patron parçalarında yazılmış yazıları düzeltti. 
Devamını Oku

Pas ile İlgili Cümleler

 Birinci Anlamı: Madeni nesnelerin üzerinde oluşan kahverengi tabaka.
1 . Evin su tesisatı tamamıyla pas tutmuş.
2 . İşlemeyen demir pas tutar.
3 . Parmağına paslı çivi batınca tetanos aşısı yaptırdık.

İkinci Anlamı: Maçlarda, oyuncuların topu birbirine bırakması.
1 . Ali Veli'ye muhteşem bir pas verince Veli ilk golünü atmış oldu.
2 . Pas vermeden oynamaya devam ederseniz bu maçı alamayız.
3 . Adam çok bencil, takım arkadaşlarına pas bile vermiyor, ille de golü ben atacağım diyor.
Devamını Oku

Öz ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Benlik, kendi.
1 . Özümü asla yitirmedim.
2 . Öz güvenini asla yitirmemelisin.
3 . Özünü bozmadan ilerlediğin için tebrik ederim.

İkinci Anlamı: Aynı anne ve babadan doğan kardeşler, biyolojik baba veya anne.
1 . Adamın öz babası bile bu kadar gaddarsa, var gerisini sen düşün.
2 . İki öz kardeş bir karış toprak için birbirine girdi.
3 . Öz dayımla birlikte bu karara vardık.

Üçüncü Anlamı: Bitkilerin hayat kaynağı olan su.
1 . Bu meyvenin özü kullanılarak yapılan sakızların tadı çok güzelmiş.
2 . Kesilen ağacın gövdesinden özü akmaya başladı.
3 . Arılar çiçek özü ile beslenir.

Dördüncü Anlamı: Anlamca yoğun ve net olan.
1 . Senden kısa ama öz bir yazı yazmanı istiyorum.
2 . Böyle öz bir sözü ancak o söyleyebilirdi zaten.
3 . Anneler Günü ile ilgili özlü sözleri biz okuyacağız.
Devamını Oku

Ocak ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Yılı oluşturan on iki aydan birincisi.
1 . Memurlar maaşlarını ocak ayından itibaren zamlı olarak alacaklar.
2 . Geçen sene ocak ayında gelmiştik.
3 . Türkçe yazılısı 18 Ocak'ta yapılacakmış.

İkinci Anlamı: Ateş yakılan yer, tandır, tüp.
1 . Tencereyi Ocaktan alıp tezgaha indirdi.
2 . Ocağı yak ta şu biberleri pişirelim.
3 . Ocakta unuttuğu süt taşmış

Üçüncü Anlamı: Maden çıkarılan yer.
1 . Bu ocaktan daha tonlarca bakır çıkarılır.
2 . Demir ocaklarının bazılarını kapatacaklarmış.
3 . Maden ocağındaki büyük çaplı kazada birçok kişi yaşamını yitirdi.

Dördüncü Anlamı: Ev, aile.
1 . Yurdumun üstündeki en son ocak sönmeden, dalgalanan bu bayrak sönmez..
2 . Ocağımızın direği babamızdır.
3 . Bu para ile onlarca ocak geçindirilebilir.
Devamını Oku

Kese ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Küçük torba.
1 . Belindeki kuşaktan bir kese altın çıkarıp adama uzattı.
2 . Bir kese madeni para ile bakkala gelip ıvır zıvır aldı.
3 . Yerdeki taş parçalarını elindeki keseye doldurdu.

İkinci Anlamı: Banyo yaparken vücudu temizlemek için kullanılan bez parçası.
1 . Çeyizinde onlarca kese vardı.
2 . Bu adamın temizlenmesi için hamamda saatlerce keselenmesi gerekir.
3 . Yün keseler temizlikte daha iyi sonuçlar veriyor.
Devamını Oku

Kaz ile İlgili Cümleler

Birinci Anlamı: Ayakları perdeli bir kuş türü.
1 . Kaz yumurtasının tadını hiç beğenmedim.
2 . Kazların göç etme zamanı geldi galiba.
3 . Gölde yüzen kazlar, insana huzur veriyordu.

İkinci Anlamı: Kazmak, eşmek.
1 . Tüm bahçeyi kazdılar ama hazine filan bulamadılar.
2 . Dostunun kuyusunu kazanlar o kuyuya önce kendileri düşerler.
3 . Buraya iki metrelik bir kuyu kaz, hemen su çıkar.
Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *