Öküz Öldü Ortaklık Bozuldu ile İlgili Kompozisyon

Öküz Öldü Ortaklık Bozuldu 

İki insan arasında, taraflardan birinin herhangi bir menfaat sağlama amacından kaynaklanan bir bağ varsa; menfaat sağlandıktan veya sağlanması imkansız hale geldikten sonra tüm bağlar yok olur gider.

Örneğin sadece kendisinden nemalanmak için çok çalışkan bir öğrenci ile dostluk kuran, onun gerçek dostuymuş gibi davranan tembel bir öğrenci, okul kapandığında veya sınavlar bittiğinde o çalışkan öğrenci ile olan dostluğunu da sona erdirir. Çünkü onun tek amacı, çalışkan öğrencinin ona ders anlatması veya sınavlarda kopya vermesidir.

İnsanlar, ilişkilerini çıkar sağlamaya odaklamamalıdır. Kişiler arasındaki bağlar, samimiyete, içtenliğe dayanmalı ve sürekli olmalıdır.
Devamını Oku

Öfkeyle Kalkan Zararla Oturur Atasözü ile İlgili Kompozisyon

Öfke ile Kalkan Zararla Oturur 

Öfkenin bulunduğu yerde mantığın durması mümkün değildir. Öfke anında kişi ne yaptığını bilmez ve ne yapacağını tasarlayamaz. O an içinden ne geliyorsa onu söyler ve yapar. Bu da hem öfkelenen kişinin büyük zararlara uğramasına sebep olur.

Öfke de tıpkı diğer duygular gibi tamamen beynimizin hakimiyetinde değildir. Hatta çoğu defa beynimize o hükmeder. Mantık ile öfkenin çatıştığı bir durumda, çoğunlukla öfke kazanır. Ancak ne yazıktır ki kaybeden de kişinin ta kendisi olur. Öfkenin en tehlikeli boyutu, bir şeylerin acısını bir insandan çıkarmaktır. Maalesef bu da ya fena halde bağırıp çağırmakla ya da fiziksel şiddet kullanmakla olur. Öfkesine kapılıp muhatabına fiziksel şiddet uygulayan kişi, geri dönüşü olmayan durumlara sebebiyet verebilir. Örneğin o anda elindeki kesici veya delici bir aletle, muhatabına zarar veren kişi, o kişinin canından olmasına veya kendisinin ömür boyu hapis kalmasına neden olabilir. Dünyanın en güçlü insanı, öfkesine sahip olan insandır, derler. Gerçekten de öfkesine sahip olamayan, çabucak sinirlenip parlayanların ve bunu da fiziksel şiddet olarak yansıtanların çok aciz, güçsüz kişiler olduğunu görürüz.

Öfkesini birilerine zarar vererek yatıştırmaya çalışan kişiler, kendilerine geldiklerinde büyük bir pişmanlık duyarlar; ancak ne yazık ki bu pişmanlık, çoğu defa, fayda vermeyen son pişmanlıktır. Çünkü onun öfkelendiği kişi belki çoktan kırılmış veya başka şekilde zarar görmüştür. O kırgınlığı gidermek, kişinin gönlünü almak da artık imkansız hale gelmiştir. Öfkemize her an sahip çıkmayı bilmeliyiz. Ani öfkelenmelerde, insanların bulunduğu mekanlardan uzak durmaya çalışmak, iyi bir tedbir olabilir.
Devamını Oku

Öfke Baldan Tatlıdır Kompozisyon

Öfke Baldan Tatlıdır 

Aslında ''Öfke baldan tatlıdır.'' atasözünde anlatılmak istenen ''öfkenin çok güzel ve mutluluk verici bir şey olduğu'' değildir. Burada asıl anlatılmak istenen şey ''öfkeyi dışa vurmak''tır.

İnsanlar öfkelendikleri zaman, bunu içinde tutarlar; ancak bazen de dışa vurarak tepki verirler. Bu tepkiler genellikle bağırıp çağırma yahut fiziksel şiddet uygulama biçiminde gösterir kendini. Ancak ne şekilde olursa olsun, kesin olan bir şey vardır ki öfkelenen kişi, bağırıp çağırarak rahatlar ve içindeki o gerginliği gidermiş olur.

Her şeye rağmen, öfkelenmemek, ona hakim olmak veya öfkelensek dahi onu makul biçimde dışa vurmak hem bizim hem de çevremizdekilerin lehine olacaktır. Öfke kadar, kişiye zarar veren kötü bir duygu yoktur.
Devamını Oku

Otuz İki Dişten Çıkan Otuz İki Mahalleye Yayılır Kompozisyon

Otuz İki Dişten Çıkan Otuz İki Mahalleye Yayılır

Sır dediğin, sadece bir kişi tarafından bilinmelidir. İki kişinin bildiği bir şey, artık sır olmaktan çıkar; çünkü iki kişinin bildiğini üçüncü kişi; üçüncü kişinin bildiğini de dördüncü, onuncu kişi de öğrenir.

İnsanlar kendileri için çok önemli bir sırrı başkasına anlatmakla en büyük hatayı yapmış olurlar; zira dost diye bildikleri ve ona güvendikleri için sırlarını anlattıkları kişilerin de dostları vardır. Dost dosta, dost da başka dosta anlatınca, olay herkes tarafından duyulur gider. İnsanların söylediği sözler, insanlar arasında çok hızlı yayılır. İnsanlar, konuşmayı, paylaşmayı, daha doğrusu dedikodu yapmayı pek severler. duydukları ilginç bir şeyi başkasına anlatmadan duramazlar. Her bir kişi, duyduklarını başka birine anlattığı için bu tür sözlerin duyulması çok kolay ve hızlı olur.

Kişi, sır diye bildiğinin gerçekten gizli kalmasını istiyorsa, onu asla ve asla kimseye anlatmamalıdır. Aksi takdirde, bu herkes tarafından duyulacak ve kişi zarar görebilecektir.
Devamını Oku

Ot Kökü Üstünde Biter Kompozisyon

Ot Kökü Üstünde Biter 

Çocuklar, kişiliklerini, davranışlarını ailelerinden veya kendilerini yetiştiren kişilerden alırlar. Onları yetiştirenler hangi özelliklere sahipse, çocukların da o özelliklere sahip olması neredeyse kaçınılmazdır.

Bir çocuk için en iyi öğrenme yöntemi örnek alarak, yani büyüklerini model alarak öğrenmedir. Genellikle ilk öğrenmeler, annenin taklidinin yapılması ile kazanılan öğrenmelerdir. Ebeveynlerin çocuklarının kişiliği üzerinde büyük bir etkisi vardır. Bu nedenle, çocuklarının nasıl bir insan olmasını istiyorlarsa, kendileri de öyle bir insan olmalı, çocuklarına iyi bir model olmalıdırlar.

Derler ki ''Küçüğü kalkar, büyüğe bakar.'' Evet, çocuk yetişkinden ne görürse onu kapar. Zira kendisinin o yaşta doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini ayırt etmesi ve davranışlarına kendisi karar vermesi pek mümkün değildir
Devamını Oku

Olmaz Olmaz Deme Olmaz Olmaz Kompozisyon

Olmaz Olmaz Deme Olmaz Olmaz 

Bu hayatta olmayacak şey yoktur. En ummadığımız şey bile bir anda oluverir. Kişi, hiçbir şey için kesin konuşmamalı; denemediği, görmediği bir şey için ''olmaz'' dememelidir. Hayatta imkansız olarak gördüğümüz o kadar çok şeyle karşılaşıyoruz ki ''bu imkansız bir şey'' dediğimiz halde, o şey gerçekleşebiliyor.

İnsan, her şeye hazırlıklı olmalı ve hiçbir şeyden emin olmamalı. Titanic gemisinin hikayesini neredeyse herkes bilir. Bu gemi o kadar büyük, o kadar sağlamdır ki sahibi onun asla batmayacağını düşünür ve buna ihtimal bile vermez. Ancak o kocaman ve batmaz sanılan gemi bir buz dağına çarparak batar ve nice canların boğulmasına sebep olur.
Devamını Oku

Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir Kompozisyon

Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir 

Söz ve tavsiye ile yola gelmeyen insanları azarlamak; azarlanmakla da yola gelmeyeni ise dayakla yola getirmek gerekir. Akıllı kişi, kendisine söyleneni çabucak anlar ve uygular. Ona laf anlatmak için ille de kızmaya, bağırmaya veya dövmeye gerek yoktur. Lakin bazı insanlar vardır ki öğütten, laftan asla anlamazlar; hatta kendilerine bağırmaktan bile haya duymaz, kendi bildiklerinde diretirler.

İşte, Ziya Paşanın Terkib-i Bend'inde söylediği bu ünlü söz, öğüt tutmayanları önce azarlamak gerektiğini, azarlamaktan da anlamayanları dövmek gerektiğini anlatır. Her insan, iyilikten, güzel sözden anlamaz. Bazı kişilerde gurur olur, en ufak bir azara veya ikaza bile dayanamayacakları için kendilerine verilmiş bir öğüdü uygulamakta geç kalmazlar. İçinde bulundukları yanlışın çabuk farkına varırlar. Zaten bunlar azar işitme ya da dayak yeme aşmasına kendilerini getirmezler bile. Elbette bu tüm insanlar için geçerli değildir. Bazen öyle insanlar çıkar ki karşımıza, kafaları taştan serttir. Kendilerine ne desek anlamazlar ve hata yapmaya devam ederler. Örneğin ona buna sataşmakla dersin kaynamasına sebep olan bir öğrenci, öncelikle konuşmaması gerektiği hususunda öğretmeninden öğüt alır. Öğrenci öğüdü alır da susarsa ne ala; aksi durumda ise azarı işitir. Bundan da anlamayan öğrenci, artık dayak istemektedir. Elbette ki dayak veya fiziki şiddet öğrencilere uygulanması sakıncalı olan bir durumdur. Ancak böyle bir öğrencinin dayağı bile hak ettiği anlatılmaya çalışılmıştır.

Kişi kendini bilmeli, davranışlarına ve sözlerine dikkat etmelidir. Kendisini azar işitme veya dövülme derecesine kadar getiren kişide bir şeyler eksiktir.
Devamını Oku

Niyet Hayır Akıbet Hayır Kompozisyon

Niyet Hayır Akıbet Hayır

İyi niyetle başlanan bir işin sonu hayırla biter. Kişinin bir işe başlarken ettiği niyet çok önemlidir. Neticede güzel şeylerin oluşmasını arzulayan biri, gerçekten de güzel ve hayırlı şeylerle karşılaşır.

Her işin hayır amacı güdülerek yapılması, hem onu yapan insan hem de diğer insanlar için çok önemli ve yararlıdır. Bu yolda yürüyen biri, her şeyin hayra çıkması için elindeki tüm imkanları kullanır. Ve neticede hedefine ulaşır.
Devamını Oku

Nerede Hareket Orada Bereket ile İlgili Kompozisyon

Nerede Hareket Orada Bereket

Zamanını oturmakla, yatmakla geçirmeyen; aksine sürekli çalışan, çabalayan insanların bulunduğu yerde mutluluk, başarı ve zenginlik de olur. Her kul, çalıştığının karşılığını mutlaka alır.

Allah çalışanın ürettiği her şeye bereketini verir. Emek ve çaba ile üretilen her şey hem daha güzel hem de daha verimli ve bereketli olur. İnsanların zamanlarını asla heba etmediği, günün ilk ışıkları ile iş başına geçtiği, kimsenin tembelliği yol seçmediği toplumlar hem daha zengin hem de daha huzurlu olurlar. Çalışan başkasına değil; önce kendine çalışmış olur. Onun karşılığında aldığı şeyi önce kendisi tüketir. Bu nedenle her birey çalışmanın öneminin farkında olmalı, daha güzel bir yaşam, daha güzel bir dünya için çok çalışmalıdır.

Çalışan insanların daha sağlıklı ve mutlu olduğu bilinmektedir. Buna karşın işsiz, aylak gezenlerin daha büyük stres altında olduğu, depresyona daha yatkın olduğu bir gerçektir. Çalışıp da bedenini, organlarını dinç tutan insanlar daha uzun bir ömre de sahip olabilirler.
Devamını Oku

Nerde Birlik Orda Dirlik Atasözü ile İlgili Kompozisyon

Nerede Birlik Orada Dirlik 

Bir toplumda her türlü konuda birlik ve beraberlik sağlanırsa, o toplum huzur ve refah içinde yaşamış, her birey tek tek mutlu olmuş olur. Kişilerin birlik olması, onların birbirlerinin duygu ve düşüncelerini daha iyi anlamasını; dolayısıyla birbirlerinin ihtiyaçlarına daha iyi karşılık vermesini sağlar.

Birliği sağlamış olan toplumlar daha güçlü olurlar; zorluklarla daha iyi mücadele edebilirler. Birbirine destek olabilir, en büyük acıların, felaketlerin bile üstesinden gelebilirler. İsteklerini daha etkili bir şekilde kabul ettirebilirler. Bilindiği gibi günümüz İslam ülkelerinin çoğu büyük karışıklık içindedir. Bu karışıklıkların en büyük sebebi ise mezhep farklılıklarıdır. İnanç konusunda birliği sağlayamamış bu ülkeler, yine inanç farklılığı için birbirine zulmetmekte, birbirini öldürmektedir.

Birlik ve beraberliğin önemi büyüktür. Bu nedenle özellikle bir toplulukta söz sahibi olan liderlerin, yöneticilerin her şeyden önce birliği sağlaması gerekir.
Devamını Oku

Ne Verirsen Elinle O Gelir Seninle Kısa Kompozisyon

Ne Verirsen Elinle O Gider Seninle 

Herkes kendi ahiretini kendisi hazırlar. Allah'ın iyilik karşılığında bahşettiği cenneti kazanmak isteyenler, bu dünyasını ona kulluk etmekle ve insanlara yardım etmekle geçirmelidir. Bu dünyada Allah rızası için yapılan hiçbir ibadet, insanlar için yapılan hiçbir yardım ahirette karşılıksız kalmaz.

Kişinin yaptığı her iyilik, her güzellik, kendisinin amel defterine sevap olarak kaydedilir. En ufak bir iyilik, en ufak bir yardım veya sevap bile görmezden gelinmez. Ve kişinin eceli gelip de bu fani dünyadan ayrılınca, yaptığı tüm o güzelliklerin hesabı yapılır, tartılır ve gereken karşılık kendisine en güzel şekilde yapılır. Cennet-cehennem inancı olan biri; başkasına yaptığı yardım veya iyiliği zarar olarak görmez; aksine, onu geleceğe, yani öteki dünyaya yaptığı iyi bir birikim olarak görür. Maddi olarak verdiğimiz şeyler bu dünyadan elbette elimizden gitmiş olur; fakat bedeli diğer dünyada kat'iyen ödenecektir.

Amel defterini sevaplarla dolduran kişi gül bahçeleri, ırmaklar, gölgeliklerle karşılaşacaktır. Çünkü ihtiyaç sahiplerine yaptığı hiçbir yardım boşuna yapılmamış, hepsi kendisini diğer dünyaya kadar takip etmiştir. Karşılığı ise cennettir.
Devamını Oku

Ne Ekersen Onu Biçersin Kompozisyon

Ne Ekersen Onu Biçersin

Kişi kendisi veya başkaları için ne yaparsa, muhakkak aynı karşılığı alır. Kendisi için çok çalışan, emek harcayan bir insan başarı ve zenginlik bulur. Başkaları için didinen, onlara iyilik yapmaya çalışan bir insan da yine karşılık olarak iyilik ve fedakarlık bulur. Bazı kimseler vardır ki bu dünyayı sadece ahiretlerini güzelleştirmek, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak, dolayısı ile cenneti hak etmek için uğraşırlar. Bu kişiler ahiretleri için uğraştıklarından dolayı elbette ki cennetle mükafatlandırılırlar. Bazı kimseler de bu dünyada zengin ve varlıklı olmak, güç sahibi olmak ister ve bunun için gereken her şeyi yaparlar. Ve bunun karşılığını da zenginleşerek ve güçlenerek alırlar.

Başkasını kandırmaya, aldatmaya, ona kötülük yapmaya meyilli olan kişi, günü geldiğinde kendisi kandırılıp aldatılır ve kendisine kötülüğün alası yapılır. Zira karşılık bulmayacak olan tek bir davranış veya durum yoktur. Tabiatta yankı adı verilen bir doğa olayı vardır. Bir uçuruma karşı ne şekilde bağırırsanız, aynı ses ve aynı sözlerle karşılık alırsınız. Söylediğiniz güzel sözler de kötü sözler de size aynı şekilde geri dönecektir. İnsanlar da bu anlamda tıpkı bir uçuruma benzerler. Onlara ne şekilde yaklaşırsanız, onlar da size aynı şekilde yaklaşırlar. Kendisi için dua ettiğiniz biri, sizin için dua eder; kendisine kırıcı sözler sarf ettiğiniz kişi de sizi kıracak sözler söyler.

İyi bir gelecek kurmak, hayatı lüks yaşamak isteyen, bunun için de güzel bir üniversite bölümü kazanıp iyi bir meslek sahibi olmak isteyen kişi, öğrenciliğinde çok çalışmalı, gerekirse türlü fedakarlıklar göstermelidir. Özverili olmayan, kendi eğlencesinden, gezmesinden kısmayan birinin tüm bunlara ileride sahip olması beklenemez. Zira kişi ne ekerse onu biçer. Çalışan kişi başarıyı da zenginliği de yakalar. Lakin vaktinde gereğini yapmayanlar ileride sefalet içinde yaşamaya mahkum kalırlar.
Devamını Oku

Ne Doğrarsan Aşına O Çıkar Kaşığına ile İlgili Kompozisyon

Ne Doğrarsan Aşına O Çıkar Kaşığına

İnsanlar, ne yaparlarsa kendileri için yapmış olurlar. Yaşadıkları günün kıymetini bilip çok çalışanlar çok kazanarak ileride güzel bir yaşam sürerler. Fakat zamanının değerini bilmeyen, onu yatmakla, gezmekle geçirenler, ileride yoksullukla boğuşur, sefalet içinde yaşamak zorunda kalırlar.

Kişi, kendi geleceğini aslında kendisi belirler. İleride ne yiyip içeceğine, ne giyeceğine, ne kadar gezeceğine kendisi karar verir. Derler ki yarının geleceği, bugünün gelmiş olmasından bellidir. Bugün tembellik edenler elbette ki yarın cefa çekecek; çalışanlar ise yarın sefa sürecektir. Hiç çalışmayan, kazanmayan kişinin, mükellef bir sofraya sahip olması düşünülemez bile. Mükellef bir sofraya sahip olacak biri varsa o da çok çalışan kişi olacaktır.

Teşbihte hata olmaz derler. Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına atasözünü somut haliyle ele alalım. Kişinin çok çalışıp, çok kazanması demek yemeğini yağlı ve etli pişirebileceği demektir. Çalışmayan kişinin yemeği ise yağdan ve etten mahrum kalacaktır.
Devamını Oku

Namaza Meyli Olmayanın Ezanda Kulağı Olmaz Kompozisyon

Namaza Meyli Olmayanın Ezanda Kulağı Olmaz

Kişiler, yapmak istemedikleri işler veya eylemlerle ilgili olan şeyleri de dikkate almaz, onlarla ilgilenmezler. Örneğin namaz kılmayan birisi için ezanın okunup okunmadığı yahut ne zaman okunduğu pek de mühim değildir.

Algıda seçicilik diye bir kavram vardır. Buna göre, her insan, kendi ilgi alanına girn durumlarla ilgilenir, onları daha hızlı fark eder. Örneğin derslerinde başarılı olmak, yazılılardan yüksek almak isteyen bir öğrenci, öğretmeninin can kulağı ile dinler. Onun söylediği veya anlattığı her şeyi not eder ve anlamaya çalışır. Çünkü bilir ki ancak bunu yaptığında başarılı olup yazılılardan yüksek puanlar alacaktır.

Öte yandan derslerle pek de alakası olmayan ve başarıyı pek önemsemeyen başka bir öğrenci, öğretmeninin dedikleri veya anlattıkları ile pek ilgilenmez. Öğretmen sınavda soracağı soruları sınıfa haber verse dahi bu öğrenci ilgilenmez ve neticede düşük puan alarak başarısız olur.
Devamını Oku

Mühür Kimde İse Süleyman Odur Kompozisyon

Mühür Kimdeyse Süleyman Odur

Bir toplumda, bir kurumda veya iş yerinde yetkiler kimde ise onun sözü geçer, onun dedikleri uygulanır. Yetkisiz olan kişilerin, yetkili varken, dediklerini uygulatmaya, yaptırmaya çalışmaları doğru değildir.

Bir kurum veya toplumdaki yönetici veya liderler, o toplum veya kurum ile ilgili her türlü şeyden sorumludur. Bu nedenle onlarla ilgili en iyi kararı vermeye çalışacak olan da onlardır. Kendisinin kararları yanlış kararlar bile olsa, sorumluluğun altına girebilir veya hatasının bedelini ödeyebilir.

Lakin yetki sahibi olmayan kişilerin zoraki aldıkları kararları, yine zoraki uygulatmaya çalışmaları hem çatışmaların çıkmasına sebep olur hem de ilgili yöneticiye büyük bir sorumluluk yüklemiş olurlar.
Devamını Oku

Mum Dibine Işık Vermez ile İlgili Kompozisyon

Mum Dibine Işık Vermez

İnsanlar; kendileri ile bir bağı, yakınlığı bulunmayan kişiler için yaptıkları bazı güzellikleri veya fedakarlıklar kendi yakınları için yapmazlar. Zira onlar kendilerini insanlara veya insanlığa adamıştır. Mum, aydınlatmaya yarayan bir araçtır. Onu yaktığınızda tüm çevresi aydınlanır; ancak kendi dibi karanlık kalmaya devam eder. Ve aynı zamanda kendisinden bir şeyler kopmuş, kendisi erimiş olur.

İşte, bazı insanlar vardır ki insanlık için çok yararlı işler yaparken tıpkı bir mum gibi erirler; ancak kendileri veya yakınları o güzelliklerden yararlanmazlar. Çünkü bu insanlar, yaptıklarını bir menfaat uğruna değil, insanlık yararına yapmışlardır. Herhangi bir beklentileri yoktur. Mum dibine ışık vermez atasözüne verilebilecek en güzel örneklerden biri, peygamber efendimizin ta kendisidir. O, insanların huzur, mutluluk ve bolluk içinde yaşayabilmesi için her türlü fedakarlığı göstermiş, neredeyse hayatı boyunca türlü eziyetlere maruz kalmıştır. Nihayetinde tüm sahabeleri rahata, huzura, bolluğa kavuşturmuş ancak kendisi fakirlik içinde yaşamaya devam etmiştir; çünkü o tüm bu eziyetleri kendisi için değil, Müslümanlar için çekmiştir. Kendisi etrafına bir mum gibi nur saçarken, sağladığı güzelliklerin çok azından faydalanmıştır. Öğretmenlerin durumu da buna benzer. Onlar elbette yaptıkları işin maddi karşılığını da alırlar; lakin öyle öğretmenlerimiz vardır ki yaptıkları fedakarlıkları maddi olarak karşılamak mümkün bile değildir. Onlar sadece öğrencileri için yanar, öğrencileri için erirler. Onları güzel yerlerde görmek için çırpınırlar; fakat bunu yaparken kendilerinden bir şeyler verir, zamanla eriyip biterler. Ancak geride huyu, suyu, ilmi güzel bireyler bırakıverirler.

Bu dünyada her şey menfaat için yapılmamalıdır. Bir toplum için, bazılarının kendilerini feda etmesi de gerekir. Ancak o toplumun da, bu denli fedakar ve cefakar olan kişilerin kıymetini bilmesi, onları baş üstünde tutması, kıymetlerini bilmesi gerekir.
Devamını Oku

Misk Yerini Belli Eder Kompozisyon

Misk Yerini Belli Eder

Sözleri, davranışları, bilgisi ve kişiliği ile değerli olan kişi, nerede olursa olsun değer görür, bulunmadığı yerlerde ise aranan kişi konumunda olur.

Değerli insanlarla dost olmayı, onlarla zaman geçirmeyi herkes ister. Bu özelliklere sahip olan kişinin eksikliği hemen anlaşılır. İnsanlar, onunla zaman geçirmekten büyük feyiz alır ve onun güzel yönlerinden istifade etmek isterler.

Üstün meziyetlere sahip olan kişi, her zaman meziyetli, her zaman üstündür. Böyle bir kişi sadece kendi ortamında değil, tüm ortamlarda sıradan insanlardan daha farklıdır ve bu farkı herkes tarafından kolayca anlaşılır.
Devamını Oku

Misafir Umduğunu Değil Bulduğunu Yer Atasözü ile İlgili Kompozisyon

Misafir Umduğunu Değil Bulduğunu Yer

Herhangi bir ev sahibine konuk olacak kişi kendisine yapılacak ikramlarla, verilecek yemeklerle ilgili bir beklenti içine girmez, girmemeli. Misafir her ne beklenti içinde olursa olsun, kendisine ikram edilecek olan şey, ev sahibinin sahip olduğu veya gönlünden koptuğu şey olacaktır.

Misafir olduğu yerde ev sahibine fazla yük olmak, ondan büyük ikramlarda bulunmasını istemek tam bir görgüsüzlüktür. Çünkü bizim örf ve adetlerimize göre, zaten misafire en güzel şeyler ikram edilir. Ancak ev sahibi her zaman güzel şeylere sahip olmayabilir. Böyle bir durumda elinin altında ne varsa onu ikram etmek zorundadır. İkram edilecek şey bazen kuru bir ekmek, bazen sade bir hurma ve belki de bazen sadece bir bardak sudur. Zira ev sahibinin elinden gelen budur. Daha güzel, daha zengin bir sofra bekleyen konuğun da eline hayal kırıklığından başka bir şey geçmez.

Bu yüzdendir ki misafir olacağımız bir yerden güzel ve sevdiğimiz şeyler yeme hayalinde olmamalıyız. Bu gerçekleşmediğinde ise bunu ev sahibine kesinlikle belli etmemeliyiz. Gelen ikram ne olursa olsun, kabullenmeli ve ev sahibine teşekkür etmeliyiz.
Devamını Oku

Misafir On Kısmetle Gelir Birini Yer Dokuzunu Bırakır Kompozisyon

Misafir On Kısmetle Gelir Birini Yer Dokuzunu Bırakır

Misafirin, konuk olduğu eve bereket götürdüğü düşünülür. Evimize eli boş gelen bir misafir bile, aslında dolu dolu gelmiştir. zira onun eli boş olsa da; aslında kısmeti arkasından gelmektedir.

Misafir ağırlayan, onlara ikramda bulunmaktan çekinmeyen kişi Allah tarafından bolluğa, berekete erdirilir. Ev sahibi misafirine bir ikramda bulunacak olsa, Allah o ev sahibine 10 ikramda bulunur. Onun kazancına, işine bereket verir. İşleri rast gider ve kolay kolay sefalete düşmez.

Türkler, konuk ağırlamaya her zaman fazlası ile değer vermişlerdir. Öyle insanlar vardır ki kendilerine gelen misafir eksildiğinde, ''Acaba ben ne günah işledim ki misafirim olmuyor?'' diye üzülüp yakınır.
Devamını Oku

Misafir Kısmetiyle Gelir Kompozisyon

Misafir Kısmeti İle Gelir 
Konukseverlik, ülkemizde en fazla önem verilen değerlerden birisidir. Ülkemizde yaşayan neredeyse hiçbir insan için misafir bir yük, bir meşakkat olarak görülmez. Misafire yapılan ikramlar, ona yedirilen yemekler zahmet veya maddi zarar olarak görülmez. Zira bizler için misafir berekettir. Misafiri çok olan bir evin, bereketinin de çok olduğu düşünülür.

Misafir, ev sahibine asla bir yük olarak görülmemelidir. Zira her insanın bu dünyada bir kısmeti vardır. Konuk olduğu evde yiyip içen kişi, aslında kendi kısmetini yiyordur. Ev sahibinden eksilen hiçbir şey yoktur. Bizim dini inancımıza göre Allah, misafirin yediğinin belki kat kat fazlasını ev sahibine bir vesile ile gönderir. Paylaşım, bereket getirir. Sevgi nasıl ki paylaşıldığında çoğalıyorsa, misafire ikram edilen her şeye de bereket gelir.
Devamını Oku

Minareyi Çalan Kılıfını Hazırlar ile İlgili Kompozisyon

Minareyi Çalan Kılıfını Hazırlar

Gizlenmesi pek de mümkün olmayan bir suç işleyen kişi, onun açığa çıkmasını engelleyecek tüm tedbirleri önceden alır; yahut açığa çıktığında bile kendisini haklı çıkarabilecek mantıklı bahaneler bulur. Bu yapıdaki insanlar kendilerini korumak ve haklı çıkarmak için her türlü şeyi önceden düşünmüş, yaptıkları işin deşifre olmasına sebep olabilecek her türlü etkeni ortadan kaldırmışlardır.

Toplum içinde türlü suçlar işleyip de bu suçları hiç ortaya çıkmayan veya ortaya çıktığında dahi kendince haklı sebepler göstererek kendini aklamayı başaran çok sayıda insan vardır. Sıradan bir insan işlediği bir suçu ört pas etmekte zorlanır; ancak kurnaz kişi, deşifre olsa bile öyle tedbirler ve bahaneler oluşturmuştur ki bu bahaneler onu haklı çıkarmaktadır. Örneğin herhangi bir kurumda harcamaya yetkili olan bir üst yönetici, kurumun kasasından 10 bin lira para alarak kurumun ihtiyaç duyduğu koltukları alır. Ancak aldığı koltukları sadece 5 bin liraya almış, geriye kalan 5 bin lirayı da kendi cebine indirmiştir. Fakat minareyi çalan bu adam kılıfını da gayet güzel bir şekilde uydurur. Bunun için, koltukları aldığı satıcı ile anlaşarak, sanki koltukları gerçekten 10 bin liraya almış gibi belgeler, faturalar düzenler. Böylece, kendisinden o 10 bin liranın hesabı sorulduğunda, daha önceden düzenlemiş olduğu 10 bin liralık faturaları delil olarak göstererek kendini suçsuz göstermeyi başarır.

Bazen de sahtekarlık yapma, insanları kandırma amacı taşıyan kişiler, bu kandırma sürecinde her türlü tedbiri alır. Örneğin çalıntı bir arabayı satmak isteyen bir dolandırıcı, satışa başlamadan önce gereken her türlü belge ve evrakın sahtesini de düzenler. Örneğin sahte bir ruhsat vb. belgelerin sahtelerini alıcıya göstererek onu kandırmayı başarır. Kurnazca yapılan bu tür hırsızlıklara, sahtekarlıklara karşı çok dikkatli olmalıyız. Özellikle büyük alışverişlerde her türlü meseleyi düşünüp araştırmak gerekir. Öyle insanlar vardır ki en büyük sahtekarlığı bile tere yağından kıl çekermiş gibi yapabilirler. 
Devamını Oku

Minareyi Yaptırmayan Yerden Bitmiş Sanır Kompozisyon

Minareyi Yaptırmayan Yerden Bitmiş Sanır

Kendileri zor olanı başarmamış, büyük başarılar elde etmemiş ve bu uğurda büyük bir özveri ve fedakarlıklar göstermemiş insanlar; diğer insanların başarılarını anlamaz, onları tebrik ve takdir etmeyi akıl etmez ve o işin zorluğunu, kıymetini bilmezler.

Bu atasözüne somut bir örnek vermek için çok uzaklara gitmemize gerek yoktur aslında. Örneğin şöyle bir evimize bakalım. Şayet evli veya ailemizden ayrı değilsek ve annemiz hala sağlığında ise evdeki tüm işleri o yapar değil mi? Yemekleri hazırlar, evi temizler, bulaşıkları yıkar, çocukları banyosunu yaptırır, elbiseleri yıkar ve daha birçok işi yapar. Ancak çocuklar veya anlayışı kıt bir adam bunların hiçbirinin farkında bile olmaz. Sanırlar ki evdeki yemekler kendiliğinden pişiyor, onu pişiren kişi hiç yorulmuyor ve zahmet çekmiyor. Bunun sebebi de çocukların o işi yapmayışı ve dolayısıyla işin zorluğunu bilmemeleridir. Ya da akşamları işten dönen kocanın, sanki sadece kendisi çalışıyor, yoruluyor gibi davranıp, karısından büyük hizmet beklemesi, ev işlerine hiç yardım etmemesi de bu konuya örnektir. Adamın böyle hissetmesinin sebebi de ev işlerini işten saymamasıdır. Zira o da işin ne kadar zor olduğunun farkında değildir.

İşte, verdiğimiz örnekteki çocukların veya adamın işin zorluğunu bilmeleri, annelerini veya karısını daha iyi anlayabilmeleri için, onların da ev işi yapmış ve onun zorluğunu öğrenmiş olması gerekir.
Devamını Oku

Mızrak Çuvala Sığmaz Kompozisyon

Mızrak Çuvala Sığmaz

Her şey ulu orta açıkken, bir şeyleri gizlemek, insanlardan saklamak veya onu inkar etmek mümkün değildir.

Suçüstü yakalanan bir insanın ''Ben yapmadım, yanlış anlaşıldım'' gibi ifadeler kullanmasının hiçbir yararı yoktur. Zira insanlar onun ne yaptığını kendi gözleri ile görmüştür.

Bazen suçunu kabul etmek, bilineni inkar etmemek daha akıllıcadır. Zaten tersi yapıldığında da kişinin eline herhangi bir şey geçmemektedir.
Devamını Oku

Meyveli Ağacı Taşlarlar ile İlgili Kompozisyon

Meyveli Ağacı Taşlarlar

Başarılı, akıllı, zeki, ahlaklı hiçbir insan yoktur ki başkaları tarafından eleştiri yağmuruna tutulmamış olsun, kendisine haset edilmemiş, kötülüğü istenmemiş veya kuyusu kazılmamış olsun. İnsanların çoğunun, nedense başarılı ve üstün kişilere karşı belli bir hazımsızlıkları vardır. Böyle meziyetli bireylere haset edenler, çoğunlukla kendisi meziyetsiz, akılsız, güçsüz olan insanlardır.

İnsanların içindeki kıskançlık dürtüsü, insanlığın ilk evrelerinden beri vardır ve var olmaya devam edecektir. İlk insanlardan olan ve Hz. Adem ve Havva'nın çocuklarından olan Habil ile Kabil meselesi kıskançlığın ta kendisinden kaynaklanmıştır. Öyle ki Kabil, sadece kıskançlığı, çekememezliği yüzünden, kardeşi Habil'i acımasızca öldürmüş ve gömmüştür. Böylece ilk cinayet ve kardeş katli gerçekleşmiş olmuştur. Habil'in tek suçu ise deyim yerindeyse meyveli bir ağaç olması; yani güzel bir ahlaka, akıllı bir yapıya ve iyi bir inanca sahip olmasıdır. Meziyet, bilgi açısından diğer insanlara nazaran daha üstün olan kişiler, daima kıskançlığa, çekememezliğe, eleştirilmeye, daha doğrusu yergiye mahkumdur. Ancak bu kişiler, kıskanılmakla, yerilmekle bir şeyler kaybetmezler. Zira altın çamura da düşse altındır, sarrafın elinde de olsa altındır. Fakat altın, özelliğini her halükarda korusa da, pis bir yere düştü mü, insanların gözündeki manevi değeri azalabilir. Hiç tanınmayan; kişiliği, davranışları, sözleri, özellikleri bilinmeyen insanların yanımızda eleştirilmesi ve bu eleştiriler sonucunda bizim de, istemeden bile olsa, eleştirilen kişiye karşı olumsuz ön yargılar beslemeye başlamamız da bu duruma benzer. Bu nedenle, her insan bu durumun farkında olmalı, tanımadığı insanlara karşı başkaları tarafından kötü sözler sarf edilse dahi; o kişiyi tanımadan ön yargı oluşturmamalıdır.

Alim, güçlü, bilgili kişi bu meziyetlerinin yanında, dikkatli de olmalıdır. Kendisine kurulacak tuzakları önceden sezebilmeli, her türlü kötülüğe, eleştiriye ve iftiraya da hazır olmalıdır. Elma ağacı meyveli olduğu için taşlanır. Çünkü insanlar onun meyvesinden yemek isterler. Bilgili kişi de taşlanır; lakin onun taşlanması, meyvesinden istifade etmek için değil; meyvesini çürütmek içindir.
Devamını Oku

Meyve Veren Ağaç Taşlanır Kompozisyon

Meyve Veren Ağaç Taşlanır

Bilindiği gibi Türk atasözlerinin bazıları sadece gerçek anlamda, bazıları sadece mecaz anlamda bazıları ise hem gerçek hem de mecaz anlamda düşünülebilir. Meyve veren ağaç taşlanır atasözü de hem gerçek manada hem de mecaz manada kullanılabilen bir Türk atasözüdür.

Gerçek ya da somut anlamda düşündüğümüzde gerçekten de kimsenin meyve vermeyen bir ağacı taşlamadığını; ancak meyve veren bir ağacın meyvesini düşürüp yemek için taşladığını söyleyebiliriz. Elbette bu şekilde düşünsek de bu atasözünün asıl anlamı bu değildir. Anlatılmak istenen ''Başarılı kişilerin çok kıskanıldığı ve kendilerine eleştiri mahiyetinde saldırıldı''dır. İnsanlar kıskanç bir yapıya sahiptir. Herhangi bir şeye fazladan sahip olan kişileri çabuk kıskanır, onu ondan mahrum etmek için de elinden geleni yaparlar. Bazen ona tuzaklar kurar, bazen de toplum içindeki itibarını zedelemeye çalışırlar.

Başarılı olan insan, aynı zamanda dikkatli de olmalıdır. Çünkü etrafında ona saldıracak birçok kıskanç kişi vardır. Aynı zamanda tanımadığımız, bilmediğimiz kişilerin yanımızda çok eleştirilmesi, onlara karşı olumsuz ön yargılar oluşturmamıza sebep olmamalıdır.
Devamını Oku

Merhametten Maraz Doğar Atasözü ile İlgili Kompozisyon

Merhametten Maraz Doğar

Merhamet, şüphesiz ki özünde kötü bir şey değil; aksine çok iyi bir şeydir. Zira merhametli olmamızı en çok tavsiye eden İslam dininin ta kendisi ve en iyi örneği de Allah'tır.

Ancak merhamet eden, iyilik yapan veya ihsanda bulunan kişi her zaman iyiyi yapıyor olsa da, kendisine merhamet edilen veya iyilikte bulunulan kişi gerektiği karşılığı vermez. Bazı kimseler vardır ki kendisine merhamet edeni arkasından vurmaya, onun kuyusunu kazmaya çalışır. Kendisine yapılan iyiliğin karşılığını iyilikle vermektense, kötülükle karşılık vermeyi tercih eder. Durum böyle olunca da iyilikte bulunan kişi zarara uğrar ve belki bu iyi özelliğinden veya kişiliğinden bile vazgeçer.

Merhametli olmakta fayda var. Ancak işi gücü kötülüğümüzü düşünmek olan, iyilikten, güzellikten anlamayan, vefasız, sadakat nedir bilmeyen kişilere karşı bu özelliğimizi sürekli göstermemeliyiz. Kötüye karşı gerektiğinde bazen biz de kötü olabilmeli, merhametsize karşı merhametsiz olabilmeliyiz.
Devamını Oku

Meramın Elinden Bir Şey Kurtulmaz Kompozisyon

Meramın Elinden Bir Şey Kurtulmaz

İnsan, başarılması kesin bir şekilde mümkün olmayan şeyler dışında, her şeyi başarabilir. Başarı, meram yani istekle doğru orantılıdır. Kişinin içindeki başarma duygusu ne kadar yüksek olursa, başarması da o kadar mümkün olur.

Hedefine emin adımlarla ve başaracağına inanarak yaklaşanlar, istediklerini er ya da geç elde ederler. İnsanoğlunun bugün başardıklarına baktığımızda, belki 50 sene önce yaşayan insanların aklına hayaline bile gelemeyecek şeylerdir. Ancak devamlı bir çalışma, araştırma öğrenme isteği, kişinin en zor işleri bile başarmasını sağlamaktadır.

Başarı, en çok, onu en çok isteyene gider. Başaracağına kendini inandırmayan, kendine güvenmeyen ve üstün bir çaba sarf etmeyen kişilerin büyük işler başarması çok zordur.
Devamını Oku

Mazlumun Ahı Tahttan İndirir Şahı Kompozisyon

Mazlumun Ahı Tahttan İndirir Şahı 

Allah, kimisine diğer insanlara göre daha üstün bir güç veya mal varlığı vermiştir. Kişinin güçlü veya zengin olması da, güçsüz veya fakir olması da imtihan gereğidir. Kiminin gücü ve zenginliği, onun imtihanını zorlaştıran bir etken olabilir.

Güçlü veya varlıklı kişilerin bazen imtihanlarının daha zor olmasının sebebi nefisleridir. Zira elinde her türlü imkanı bulunan, ezebilen, zulmedebilen, hor görebilen kişinin tüm bunları yapması daha kolaydır. Bu imkanlara sahip olan insanlar asla zulmetmemeli, güçsüzü ezmemelidir. Zulüm gören mazlumun duası ve bedduası çok daha etkilidir. Kendisine zulmeden kim olursa olsun ahı tutar ve o zalim kişi rezillik ve sefillik içinde boğulabilir.

Mazlumun ahı en zirvedeki şah bile olsa, onu tahtından indirmeye yeterdir. Bu nedenle kimsenin hakkını yememek, güçsüzü ezmemek, daima iyilik yolunda ilerlemek gerekir.
Devamını Oku

Mayasız Yoğurt Tutmaz Kompozİsyon

Mayasız Yoğurt Tutmaz 

Önemli işlere girişmek için, kişi az da olsa bir sermayeye sahip olmalıdır. Amacınız yoğurt sahibi olmaksa, ne kadar sütünüz olursa olsun, az da olsa yoğurdunuz yani mayanız yoksa, sütü yoğurda dönüştürmeniz mümkün değildir.

Sermaye de bir tür maya gibidir. Çalışmaya, başarmaya, çok kazanmaya istekli olmanız, sizi her zaman başarıya ulaştırmaz. Özellikle günümüzde iş tutturabilmek, kazanç elde edebilmek için sermaye şarttır. Örneğin bir süpermarket açmak isteyen ve bu yolda ilerlemek isteyen birinin küçük de olsa bir sermayesi olması gerekir ki bunu yapabilsin. Ufak bir ön para, yani sermaye ile bir anda süpermarket açmak elbette imkansız olur; lakin kafasına koymuş ve kazanmayı arzu etmiş biri küçük bir bakkal dükkanı açarak ve işi yavaş yavaş büyüterek de hedefine ulaşabilir.

Kredi veya borç ile ev, araba gibi büyük şeyler alırken de sermaye ya da peşinat çok önemlidir. Belli biri birikim olmadan büyük borçların altına giren kişi, büyük maddi dolayısı ile manevi sıkıntılar çekebilir.
Devamını Oku

Mart Kapıdan Baktırır Kazma Kürek Yaktırır Kompozisyonu

Mart Kapıdan Baktırır Kazma Kürek Yaktırır

Tabiat, sonbaharın başlaması ile birlikte uzun süren bir uykunun hazırlığını yapar. Nihayet kış geldiğinde de bu tatlı uykusuna yatar. Tıpkı bir ölüm gibidir onun uykusu. Ancak dirilişi de olan bir uyku...

Bilindiği gibi ülkemizde ilkbahar mevsimi mart ayında başlar. Mart ayı, tabiat için yeniden diriliş vaktidir. Kış boyunca uykusunda olan tüm bitkiler, baharın gelişi ile uyanmaya başlar. Tıpkı bir bebeğin doğuşu gibidir onun uyanışı. Yeni doğan bir bebek nasıl bakım, emek isterse; bitkiler de öyle bakım ve emek isterler. Bebeğin bakımı anne sütü, ilgi ve diğer gereksinimlerle yapılır. Bitkilerin bakımı ise kazması, çapası, bellemesi, sürmesi, gübrelemesi, ekmesi ile olur. Mart ayı, özellikle köy hayatı süren insanların, bağda, bahçede ve tarlada en fazla zaman geçirdikleri, çalıştıkları aydır. Bahar gelir gelmez tarlaların bahçelerin sürülmesi, bellenmesi gerekir. Bu, yeni bir ekin ve hasat döneminin başlaması içindir.

Mart ayında fidanlar dikilir, bostan bahçeleri düzenlenmeye başlanır, bağların, bahçedeki diğer ağaçların etrafı bellenir ve daha birçok iş yapılır. Ancak her şeye rağmen, en güzel mevsimlerden biridir mart. Kışın getirdiği hantallık, yerini hoş bir yorgunluğa bırakır. Doğanın yeşermeye başlaması, türlü türlü bahar kuşlarının gelişi ötüşü, insana huzur ve mutluluk verir.
Devamını Oku

Mart Ayı Dert Ayı ile İlgili Kompozisyon

Mart Ayı Dert Ayı

Bilindiği bası hastalıklara yakalanma riski mevsim geçişlerinde daha çok artmaktadır. Kış aylarının bitip de bahar mevsimine geçtiğimiz günlerde hastalıklar, rahatsızlıklar artar.

Mevsim geçişlerinde özellikle ani hava değişimleri, insanların kolaylıkla hastalanmasına sebep olur. Kişi, havanın ne kararda olacağını tahmin bile edemez. Bir an hava güneşli ve sıcaktır, terlersiniz, ama beş dakika sonra öyle bir soğuk esinti veya yağmur başlar ki teriniz soğur ve hastalanırsınız.

Mart ayının dert ayı olarak görülmesinin bir diğer sebebi de tarla, bağ, bahçe işlerinin bu mevsimde başlaması ve işlerin en yoğun bu ayda yapılmasıdır. Dolayısı ile bu mevsimde günler çalışmakla, iş yapmakla geçtiğinden, kişi sürekli yorgun ve bitkin olur.
Devamını Oku

Mal Canın Yongasıdır ile İlgili Kompozisyon

Mal Canın Yongasıdır

Can elbette ki maldan önce gelir; kişi canına geleceğine, zararın malına gelmesini tercih eder. Öte yandan, canın yani insanın iyi, güzel yaşaması için de malın varlığı bir zorunluluktur. Malın olmadığı bir yerde can da sıkıntı çekmek zorundadır. Zira canı gereksinimleri vardır. Yiyecek, içecek, güvenlik, eğitim, sağlık gibi gereksinimlerin neredeyse tamamı mal ile yapılabilmektedir.

Yonga, parça anlamına gelmektedir. atasözünde anlatılan ise malın, canın bir parçası olduğudur. Parça olmadan tamamın işlev görmesi biraz zordur. Günümüzde baktığımızda zengin, varlıklı insanların güzel yaşam koşullarına sahip olduğunu, istedikleri gibi yiyip içtiklerini, açlıkla mücadele etmek zorunda kalmadıklarını; çocuklarını iyi koşullarda yetiştirdiklerini, eğittiklerini, istedikleri gibi gezip eğlendiklerini görürüz. Elbette tüm bu güzellikler kişiyi manen de dinç tutar. Sefalet çekmeyen, maddi ve manevi sıkıntılar yaşamayan kişinin daha sağlıklı olması kaçınılmazdır.

Malın elbette ki türlü zararları da var; lakin iyi tarafları ile kötü tarafları karşılaştırıldığında, iti yanlarının daha baskın olduğu görülebilir. Bu nedenle her insan mal sahibi olmak ister ki güzel yaşayabilsin.
Devamını Oku

Mal Adama Hem Dost Hem Düşmandır Kompozisyon

Mal Adama Hem Dost, Hem Düşmandır

Bu dünyada yaptığımız iyiliklerin çoğunu, sahip olduğumuz mal varlığı ile yaparız. Mal, aynı zamanda kişinin başkasına muhtaç olmasını önler ve daha güzel, daha rahat bir yaşam sürmemizi sağlar. Bu açılardan bakıldığında mal insanın dostu gibidir. Çünkü en zor zamanlarda yetişen, namerde muhtaç etmeyen, çocuklara güzel bir gelecek sunan maldır.

Ancak bazen zenginliğin zararlarını da görebiliriz. Bilindiği gibi insanların zenginliğe, paraya rağbeti yüksektir. Birçok kişi vardır ki gözü hep zenginin malında olur ve onu nasıl çalıp çıpabileceğini düşünür. Dolayısıyla hırsızların, soyguncuların başımıza üşüşmesine sebep olur.

Malın düşman olmasının bir sebebi de, kişiyi ve kişiliği değiştirmesidir. Birçok kimse vardır ki yoksulluktan kurtulup da zenginliğe erdiğinde hızlı bir değişim gösterir. İnsani duyguları ve değerleri yok olur ve bu kişiler, başkalarını hor görmeye başlarlar. Bu nedenle malın tamamen dost veya hayırlı olduğunu söylemek pek mümkün değildir.
Devamını Oku

Mahkeme Kadıya Mülk Değildir Kompozisyon

Mahkeme Kadıya Mülk Değil

Bu dünyada nasıl ki hiçbirimiz kalıcı değilsek; bulunduğumuz makamlarda da ebedi kalacak değiliz. Kamuya bağlı bir görevi üstlenen kişi, o görevde sürekli kalacak değildir. Kendisini o makamın devamlı sahibi görüp olur olmaz işler yapanlar ziyana uğrayabilirler.

Her zaman adaleti sağlamaya çalışmak, ne olursa olsun insanlığı unutmamak gerek. Bir mahkemenin başkanı kadıdır; yani günümüzdeki tabiriyle hakimlerdir. Düşünün ki hakimler kendini sarsılmaz güç olarak görüyor ve kendi kafalarına, menfaatlerine göre hüküm veriyor. Peki, böyle bir hakimin o görevde sürekli kalacağı garanti midir? Belki de gün gelecek, kendisi o makamdan alınacak ve yaptığı adaletsizliklerin, hükümsüzlüklerin acısı kendisinden kat kat çıkarılacaktır.

Kişi bu dünyadaki mevkisinden, kariyerinden çok, Allah ve insanların gönlündeki makamına bakmalıdır. Her şey gelip geçici iken hak yemek, adam kayırmak, kendini üstün görmek akıllı insanların işi değildir.
Devamını Oku

Lokma Çiğnemeden Yutulmaz ile İlgili Kompozisyon

Lokma Çiğnemeden Yutulmaz 

Birisine ''Dünyanın en kolay ve en zevkli işi nedir?'' diye sorarsanız, muhtemelen vereceği cevaplardan biri yemek yemek olacaktır. Ancak yemek yemek bile, yani lokmayı yutmak bile belli bir emek, belli bir çaba gerektirir. Onu çiğnemeden yutmak mümkün değildir. Böyle bir şeye girişmek, kişinin boğulmasına veya mide sancısı çekmesine sebep olabilir.

Her şey böyledir. Kendisine emek verilmeden başarılacak bir iş yoktur. İnsanlar bir şeyler elde etmek istiyor, mutlu olmayı hayal ediyorsa, bunu bedelini ödemelidir. Verilecek olan bedel ise şüphesiz ki çok çalışma, özveri ve fedakarlıktır.
Devamını Oku

Leyleğin Ömrü Laklakla Geçer Kompozisyon

Leyleğin Ömrü Laklakla Geçer 

Zamanının tümünü gevezelik etmekle, boş konuşup geyik yapmakla geçiren kimseden hiçbir fayda gelmez. Böyle bir kişinin ne kendisine ne de başkasına yararı vardır. Bir işi yapmak yerine onu konuşmak, o işle ilgili hayallerini anlatmak, ilerde yapacağı önemli işleri anlatıp ağız suyu akıtmak ona daha hoş gelir.

Aklı selim insanlar ise, konuşmak yerine yaparlar. Onlar, bir şey yapacakları zaman onu dillendirmez, herkese duyurma gereği duymazlar. Ancak tüm imkanları ile çalışır, özverili bir şekilde işe devam ederler.

Kimseye faydası olmayan sözlerle zaman geçiren boşboğazlarla zaman geçirmek de zarar etmek demektir. Böyle insanlardan uzak durmak kişinin faydasınadır; zira onlarla zaman geçirmek demek, zaman kaybetmek demektir.
Devamını Oku

Leyleği Kuştan mı Sayarsın Yazın Gelir Kışın Gider Kompozisyon

Leyleği Kuştan mı Sayarsın Yazın Gelir Kışın Gider

Sözünün eri olmayan, bir anı bir anını tutmayan kişilere kimse güvenmez, güvenip de önemli işlerini ona teslim etmez.

Öyle insanlar vardır ki maymun iştahlıdır, daldan dala konar ve bir kararda olmaz. Başladığı işi bitirme gibi bir özelliği yoktur. aksine yaptığı her işten çabucak sıkılarak onu yarıda bırakır ve hem maddi hem de manevi zarara uğrar veya uğratır. Böyle insanları önemli bir işin başına getirmek akıllı bir iş değildir. Er kişi söylediğinin arkasında duru, bir şeye karar verdi mi onu gerçekleştirene kadar peşini bırakmaz. Leylek yaz aylarında gelip yerleşen, kış geldi mi de o diyarı terk eden bir kuştur. Düzenli ve sürekli bir yaşamı yoktur.

Özellik olarak leyleğe benzeyen insanlarla iş yapmak, onları önemli bir mevkiye getirmek doğru bir davranış değildir. Zira kişiyi yarıyolda bırakır zaman ve para israfına sebep olurlar.
Devamını Oku

Lafla Peynir Gemisi Yürümez Kompozisyon

Lafla Peynir Gemisi Yürümez 

''Hele bir şöyle olsun da şunu yapacağım; böyle olsun da bunu edeceğim'' demekle hiçbir iş yapılamaz. Sadece söyleyerek, lafını ederek, vaat ederek bir şeylerin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Kişi gerçekten bir şeyler yapma, başarma niyetindeyse lafı bırakıp icraata geçmelidir. İlk adımı atılmayan hiçbir iş başlanmış değildir. Bu atasözünün güzel bir hikayesi vardır. Derler ki ''Zengin ama pinti bir peynir tüccarı falan yerden aldığı peynirleri gemisine yükleyip büyük şehirlerde satarmış. Bu adamın gemisinde çalışan bir kaptan ve tayfaları varmış. Ancak adam bunların ücretini sürekli erteler, ödemeye yanaşmazmış. Kaptanın onca diremelerine rağmen tüccar ''Şu peynirler bir satılsın, paranızı hemen vereceğim.'' der işin içinden sıyrılırmış. Ancak kaptan için artık gına gelmiş. ''Efendi, efendi! Lafla peynir gemisi yürümez, bu gemi yakıtla çalışır, lafla değil!'' demiş. Mecbur kalan tüccar, paralarını ödemiş ama gün boyu ''Lafla peynir gemisi yürümez.'' demekten de kendini alamamış.

Aklı başında insanlar, sürekli söylemek yerine, düşündüklerini hemen icraata geçirirler; böylece gerçek başarıyı yakalarlar. Sadece söz ile iş yürütmeye çalışanlar ise en ufak bir işi bile başaramazlar.
Devamını Oku

Laf Torbaya Girmez ile İlgili Kompozisyon

Laf Torbaya Girmez

Bir şeyler söylemeden önce onu çok iyi düşünmeli, kimseye zarar vermeyeceği anlaşıldıktan sonra söylenmelidir.

Ağızdan çıkmamış söz ne sahibini ne de başkasını bağlar. Kişinin o sözün anlamını düşünmesi, içinden geçirmesi önemli değildir. Ancak söz bir kere ağızdan çıktı mı ve birileri tarafından duyuldu mu onu değiştirmek, geri almak, gizlemek mümkün değildir. O artık hedefine varmıştır. Hedefinden alıp da bir torbaya gizlemek imkansızdır.

Düşünmeden söylenen her söz, sahibine veya başkalarına zarar verebilir. Bu neden de atalarımız çok konuşmaktansa hiç konuşmamayı tercih etmişlerdir.
Devamını Oku

Laf lafı Açar Kompozisyon

Laf lafı açar

İnsanlarla yaptığımız sohbetler bazen bitmek bilmez, uzar da gider. Çünkü konuşuldukça başka meseleler açılır, derken başka başka konular...

Örneğin iki anne çocuklarının okul başarılarından bahsederken, söz öğretmenlere gelir. Oradan maaşlara, maaşlardan kocalarının işlerine kadar uzanır. Konuşulan her konu, açılan her söz, yeni bir konunun açılmasına, yeni bir sözün söylenmesine sebep olur.
Devamını Oku

Kimi Köprü Bulamaz Geçmeye Kimi Su Bulamaz İçmeye Kompozisyon

Kimi Köprü Bulamaz Geçmeye Kimi Su Bulamaz İçmeye 

Bazı insanlar herhangi bir şeyin eksikliğini, kıtlığını yaşarken; bazıları aynı şeyin bolluğunu yaşayabilir ve hatta onun bolluğundan rahatsızlık bile duyabilir.

Örneğin bazı bölgelerde yağmur hiç yağmaz; yağmadığı için de ekinler yeşermez, dereler kurur ve hayat durma noktasına gelir. Bölge insanları yağmurun yağması için yağmur duasına bile çıkar, Allah'a yalvarırlar. Ancak bazı bölgelerde de yağmurun aşırı derecede çok yağmasında dolayı çeşitli sıkıntılar çekilir. Örneğin olgunlaşması gereken ekinler olgunlaşmaz, bölge sel ile boğuşur veya hayvanlar dışarı bile çıkarılamaz. Bu bölgedeki insanlar da yağmurun durması, azalması için dua ederler.

Hiçbir insanın veya toplumun, aynı anda tüm güzelliklere sahip olması mümkün değildir. Allah bu dünyayı veya hayatı hem acısıyla hem de mutluluğuyla beraber yaratmıştır. Her insanın mutlaka sıkıntıları bulunmaktadır. Bu sıkıntıları bile kabullenip haline şükretmek, insan için daha yararlıdır.
Devamını Oku

Kimsenin Ahı Kimsede Kalmaz Kompozisyon

Kimsenin Ahı Kimsede Kalmaz

Zalimin mazluma yaptığı zulüm asla yanına kar kalmaz. Zulmeden kişi er ya da geç belki aynı, belki de daha ağır bir zulümle cezalandırılır.

Allah, mazlumun duasını kabul eder. Zulüm gören insan, haklı olarak, kendisine kötülük yapanlara ah eder, kötülüklerini Allah'tan diler. Allah, elbette ki mazlumun bu duasını kabul eder ve bir bahane ile zulmeden kişiye gereken azap çektirilir. Bu dünyada olmasa bile, ahirette muhakkak hesabı görülür.

İnsanlara kötülük yapmak, onlara zarar vermek kabul edilecek bir şey değildir. Dostça, kardeşçe yaşamak varken, birilerini ezmeye çalışmak akıl erdirilecek bir durum değildir. Şu üç günlük dünyada insanlar nelerine güvenirler ki bu kadar kötülük yaparlar anlaşılır değildir.
Devamını Oku

Kızım Sana Söylüyorum Gelinim Sen Anla ile İlgili Kompozisyon

Kızım Sana Söylüyorum Gelinim Sen Anla

Bazen birilerine bir şeyleri anlatmaya, nasihat vermek istediğimizde, direk o kişiye değil de, ona yakın birisine anlatıyor veya nasihat ediyormuşuz gibi davranırız. Nasihati asıl alması gereken bizim için başkasıdır; fakat çeşitli sebeplerden dolayı bunu ona söyleyemeyiz. Onun yerine, başkasına söyleyerek, dolaylı bir şekilde asıl kişinin anlamasını sağlamaya çalışırız.

Örneğin bir kaynananın, gelinini sürekli ikaz etmesi, ona öğüt vermesi, gelinin hoşuna gitmeyebilir. Biraz da gelinden çekinen kaynana, gelinin bir hatasını direk kendine söyleyemez. Bunun yerine, kendi kızına o hatayı bir daha yapmamasını söyler.

İnsanlar da bazen bizden çekindiklerinden dolayı direk öğüt vermeyebilirler. Bu nedenle başkasına bile verilmiş olsa, haklı öğütleri dikkate alıp uygulamak, bizim için de faydalı olacaktır.
Devamını Oku

Keskin Sirke Küpüne Zarar Atasözü ile İlgili Kompozisyon

Keskin Sirke Küpüne Zarar

Öfkesine hakim olamayıp çabucak sinirlenenler; o anda düşünmeden hareket ettiklerinden dolayı kendilerine veya çevresindekilere büyük zarar verebilirler. Çünkü öfkenin başladığı yerde mantık durmaz; kişi tamamen istemsiz davranışlarda bulunur.

Öfke, insanların en büyük düşmanıdır. O kadar sinsidir ki nasıl geldiğini bilemeyiz bile. Ve geldiğinde de büyük yıkımlara sebep olabilir. Bu yıkımlar, bazen kişinin yani öfkelenin bizzat kendisini; bazen de sevdiklerini etkiler. Çabuk öfkelenen insanların yanında kimse durmak veya onlarla arkadaş olmak istemez; çünkü onların ne zaman sinirleneceği ve kişiye zarar vereceği belli değildir. Öfkesine sahip olamamakla ilgili çok güzel bir hikaye anlatılır. Öyle bir hikaye ki; aklı başında birinin gözyaşlarına boğulmasına bile sebep olabilir. ''Bir baba öğle yemeğini yemek üzere iş yerinden evine gelir. Yemeğini yiyip de zamanı dolduğunda evin bahçesine iner. Arabasının yanına geldiğinde aklı başından gider. Çünkü yedi yaşındaki oğlu, elinde bir çivi ile arabaya bir sürü yazı yazmıştır. Velhasıl arabada hal kalmamış, çiziklerle dolmuştur. Zaten çabuk öfkelenen baba, bir anda sinirlenir ve eline aldığı bir değnekle oğlunun ellerine hızla vurmaya başlar. Bu vurmaların sonu gelmez. Adamın öfkesi geçip de vurmayı bıraktığında, tüm parmakların kırık içinde olduğunu anlar. Onu hemen hastaneye götürür. Parmaklarında kırılmadık, ezilmedik kemik kalmadığından tüm parmakları alınır. Adam üzüntüden kahrolur; ancak elden gelen bir şey yoktur. Oğlu kendine geldiğinde ''Babacığım, parmaklarım ne zaman çıkacak?'' der ve baba iyice kahrolur, kendisinden geçer. Bir süre sonra, sigara içmek üzere aşağıya iner. arabasının yanına doğru gider ve kaputun üzerine oturur. O an, gözleri arabanın üzerindeki çiziklere ve yazılara çarpar. Çocuğun yazdığı şudur: ''Baba, seni çoook seviyorum!'' Dünya adamın başına yıkılır adeta. Kafasını duvarlara vurur da vurur. ama iş işten geçmiş, çocuğun parmakları bir daha çıkmamak üzere kesilmiştir.''

İşte, öfke böyle büyük yıkımlara bile sebep olabilir. Öfkesine sahip çıkmayan kişi önce kendine zarar verir, sonra başkasına. Bir duruma öfkelenmeden önce beklemek, düşünmek, olayı anlamay çalışmak gerek.
Devamını Oku

Kesilen Baş Yerine Konmaz ile İlgili Kompozisyon

Kesilen Baş Yerine Konmaz

Tüm yönleri ile sonuçlanmış ve geri dönüşü olmayan durumları düzeltmek, değiştirmek veya en başına almak mümkün olmayabilir. Bu nedenledir ki, kişi hangi davranışta bulunacaksa bulunsan, önceden her şeyi çok iyi düşünmeli, işe sonra başlamalıdır. Aksi takdirde, geri dönüşü olmayan zararlara uğrayacak ve büyük pişmanlıklar yaşayacaktır.

Bazı fırsatlar ele bir kez geçer. Zamanında değerlendirilmediğinde de bir daha geri gelmez. Bu yüzden bu fırsatları değerlendirmeyi bilmek gerekir. Kötü sözler yahut davranışlar bir kere söylendi mi veya sergilendi mi telafisi artık olmaz. Kişi ne söylediğine ve ne yaptığına da dikkat etmeli, telafisi olmayan söz ve davranışlardan uzak durmalıdır.
Devamını Oku

Kendi Düşen Ağlamaz ile İlgili Kompozisyon

Kendi Düşen Ağlamaz 

Sadece kendi hataları, yanlışları yüzünden zarara uğramış kişinin hayıflanmaya, üzülmeye veya başkalarını suçlamaya hakkı yoktur; Zira kişi yaptığı işin sonuçlarını göze almış, her şeyi peşinen kabullenmiştir. Tüm bunları bildiği halde zarara uğrayıp da ağlayıp sızlamak hoş karşılanacak bir şey değildir.

İnsanlar bazen yapacaklarına kendileri karar verirler. Hatta çevresindeki insanların tüm uyarılarına rağmen, kendi bildiklerini okurlar. Nihayetinde de zarara uğrarlar. Oysa kendilerine yardım etmek, doğruları göstermek isteyenlerin fikirlerini önemseyip uygulasalardı, belki de zarara uğramayacaklardı.

Aynı zamanda insan, kendi sebep olduğu kötü durumlara çok üzülmez. Çünkü en başta, her şeyin kendi elinde olduğunu ve olacakları önceden kabullendiğini bilir. Ancak kendi isteği dışında, başkalarını zorlamaları yüzünden zarara uğramış kişinin üzüntüsü büyük olur; çünkü belki de zarara uğrayacağını kestirdiği halde o işi yapmaya zorlanmıştır.
Devamını Oku

Kelin İlacı Olsa Kendi Başına Sürer Kompozisyon

Kelin İlacı Olsa Kendi Başına Sürer

Kendisi de muhtaç, bilgisiz veya güçsüz birinden yardım istemek pek de akıllı bir davranış değildir. Yardım istediğimiz kişi zaten bilgili, varlıklı veya güçlü olsaydı kendisine hayrı olurdu.

Yardıma ihtiyaç duyduğumuz bir anda, herkesten yardım istememeliyiz. Hele de yardım istediğimiz kişi, yardım istediğimiz durum ile ilgili yardıma muhtaç biri ise, yardım istememizin de hiçbir faydası olmayacaktır. Örneğin zaten kendisi borç batağında olan yoksul bir kişiden borç para istemek mantıksız olur; zira o kişinin parası olsaydı önce kendi borçlarını isterdi.

Kimden yardım alınması gerektiğini bilmek, yardımın hızlı gelmesini sağlar. Bu yüzden yardıma ihtiyaç duyduğumuz konu ile alakalı imkanlara sahip ve cömert, fedakar kişilerden istemeliyiz. Aksi takdirde tüm girişimlerimiz sonuçsuz kalacaktır.
Devamını Oku

Kel Ölür Sırma Saçlı Olur Kör Ölür Badem Gözlü Olur ile İlgili Kompozisyon

Kel Ölür Sırma Saçlı Olur Kör Ölür Badem Gözlü Olur

İnsanlar sahip oldukları önemsiz ve değersiz bir şeyleri kaybettiklerinde dahi, onları çok önemli ve çok kıymetli gibi göstermeye çalışır, herkese o şekilde anlatırlar.

Ata sözünü somut olarak ele aldığımızda bile durumun gerçekliğini, doğruluğunu daha iyi görebiliriz. Gerçekten de bir insan öldüğünde, sağlığında nasıl bir kişiliğe sahip olursa olsun; başka insanlar onun hakkında çok güzel şeyler söyler, ne kadar iyi bir insan olduğunu anlatır dururlar. Özellikle bizim toplumumuzda ölen kimse hakkında kötü şeyler söylemek kabul edilebilir bir şey değildir. Ayrıca ölen kim olursa olsun, ölüm insanları her zaman derinden etkilemiştir. Bu yüzden de gerek ölen kimseye gerekse de ölenin arkasında kalanlara acırlar ve o kişi hakkında güzel şeyler söylerler.

İnsanların kaybettiği fırsatlar veya nesneler için de aynı durum söz konusudur. Kaybettikleri bir fırsatı o kadar büyütürler ki sanırsın ki dünyanın en iyi fırsatını kaçırmışlar.
Devamını Oku

Kefenin Cebi Yoktur Kompozisyon

Kefenin Cebi Yok

Bu dünyadaki mal-mülk, zenginlik gibi nimetlerin tamamı sadece bu dünya için geçerlidir. Kişi öldükten sonra diğer dünyaya hiçbir şey götüremez.

Gerçekten de ölülere sarılan kefenin cebi yoktur. Cep, herhangi bir şeyleri yanında taşımak için kullanılır. Ancak ölen kimse yanında hiçbir şey götüremeyeceği için, kefene cep yapılmasının hiçbir anlamı yoktur. Kefenin cebi yok atasözü daha çok, bu dünyada mala mülke gereğinden fazla önem veren, cimri insanlar için kullanılır. ''Ölüp gideceksin ve kendinle hiçbir şey götürmeyeceksin, bu mal hırsı neden?'' anlamında kullanılır.

Bu dünya, ahiretle karşılaştırıldığında, ne kadar kısa olduğu, göz açıp kapayıncaya kadar geçtiği anlaşılır. Bu durumda zenginliğe haddinden fazla önem vermek, ihtiyaç sahiplerine yardım etmemek, yaşlandığında bile sadece biriktirip paraya karşı fazla tamah etmek anlaşılmayacak bir durumdur. Madem öldükten sonra sahip olduklarımızın zerresi bile işimize yaramayacaksa, insanlara yardım etmek böylece ahireti güzel yaşamak gerekir.
Devamını Oku

Kedi Uzanamadığı Ciğere Mundar Der Kompozisyon

Kedi Uzanamadığı Ciğere Mundar Der

Her insanın istekleri, hevesleri vardır. Ve her insan bu isteklerini elde etmek, heveslerini yaşamak için hayatı boyunca çabalar durur. Nitekim isteklerinin çoğunu elde eder. Ancak bazen, istediğini elde etmek için sahip olduğu imkanlar veya güç yeterli değildir. Bu nedenle onları elde etmesi mümkün olmaz.

Böyle durumlarda, insanın kendi kendini bir şekilde teselli etmesi, içindeki acıyı dindirmesi gerekir. Bunu da, sahip olamadığı şeyin kötü özelliklerini göstererek veya ona kötü özellikler addederek yapar. Örneğin sevdiği çok güzel bir kızı isteyen ama alamayan bir genç ''Kızın zaten kişiliğini pek beğenmiyordum, yemek yapmayı da bilmiyordu, ailem istemiyordu'' gibi ifadelerde bulunarak kendini teselli etmeye çalışır. Ancak gerçek böyle değildir. Genç için kız belki de hala en iyisidir. Ancak bunu kendinden bile gizleyerek, kendini bile kandırmaya çalışarak acısını etkisiz hale getirmeye başlar.

Bazı insanlar da, kendisinin sahip olamadığı ancak başkalarını elde ettiği şeyleri küçümserler. Halbuki o şey ellerine geçecek olsa belki mutluluktan deli bile olurlar. Ancak içlerindeki kıskançlık, ulaşamadıklarını kötü göstermelerine sebep olur.
Devamını Oku

Kaçan Balık Büyük Olur ile İlgili Kompozisyon

Kaçan Balık Büyük Olur

Fırsatlar her zaman ayağımıza gelmez. Ayağımıza gelen fırsatları da aklımızı kullanarak, çabuk girişimde bulunarak değerlendirmeliyiz. Bunları yapmazsak, fırsat elimizden uçar gider ve elimizde kalan kocaman bir pişmanlık olur.

Bu pişmanlık da gitgide büyür. Zira değerlendiremediğimiz o fırsat ve bu yüzden kaybettiğimiz ya da kazanamadığımız şey zaman geçtikçe gözümüzde büyür. Küçük bile olsa bize kocaman görünür. Çünkü akılsızlığımızı, beceriksizliğimizi kendimize yediremeyiz. Kaçırdığımız fırsatın çok büyük olduğundan sürekli dem vurur hatta ilerideki başarısızlıklarımızı bile ona bağlarız.

Kaçan balık büyük olur atasözünü iki farklı anlamda kullanmak mümkündür. Birinci anlamı: önemsiz şeyleri bazen kolay elde ederiz; lakin elde edeceğimiz şey ne kadar büyük ve değerliyse, o kadar aksilik yaşarız ve onu kaybederiz. İkinci anlamı: Elde ettiğimiz şeyler büyük bile olsa bize küçük görünür; fakat kaybettiklerimiz küçük de olsa acısını büyük yaşar ve onları çok önemli gibi görürüz.
Devamını Oku

Kazma Elin Kuyusunu Kazarlar Kuyunu ile İlgili Kompozisyon

Kazma Elin Kuyusunu Kazarlar Kuyunu

Bizler başkalarının kötülüğünü ister, başlarına tuzak kurmaya çalışırsak; o kötülüğü önce kendimiz yaşar, o tuzağa da ilk kendimiz düşeriz. Çünkü kuyusunu kazdığımız kişi de boş durmaz. Kendisine kötülük yapmaya çalışan bize, o da kötülük yapmaya çalışır. Kazdığımız kuyuya başkası bizi düşürmese bile Allah'ın adaleti tecelli eder ve bir bahane ile yine de düşeriz.

Zarar verdiğimiz insanların eli armut toplamaz. Bizler güçlü ve etkili olabiliriz. Bu özelliklerimize güvenerek insanları sıkıntıya sokmaya çalışabiliriz. Ancak karşımızdaki kişiler de boş duracak değildir. Hatta bazen bizden önce bile davranarak, o sıkıntıya önce bizim düşmemizi bile sağlayabiliriz.

Bu dünyada iyilik de karşılıklı kötülük de. Kötülük yapanlar, kendileri de o kötülüğü yaşamadıkça ölüp gitmezler. Başlarına o sıkıntı er ya da geç gelir.
Devamını Oku

Kazan Taşarsa Kepçenin Değeri Olmaz Kompozisyon

Kazan Taşarsa Kepçenin Değeri Olmaz

Bir şeylerin önemli olması, gerektiği zaman bulunmalarına bağlıdır. İş işten geçtikten sonra, gelen şeyin artık değeri kalmamıştır; çünkü işlevini yitirmiştir.

Örneğin kepçenin görevi, kaynamakta olan tencereyi karıştırarak taşmasını önlemektir. Kazan tam da kaynarken kepçe yoksa ve kazan taşıyorsa, taştıktan sonra da kepçe geliyorsa artık iş işten geçmiştir ve kepçenin bir işlevi, görevi kalmamıştır.

Bazen herhangi bir sıkıntı yüzünden sevdiklerimizin desteğine ihtiyaç duyarız. Ancak öyle anlarda bize yardım edecek, destek çıkacak kimseyi bulamayız. O sıkıntının tüm sonuçlarını yaşadıktan sonra çevremizde insanlar oluşmaya başlar. Ancak onların artık o yardımları ne de destekleri bir işi yaramaz. Çünkü geç kalmışlardır ve yaşanan artık yaşanmıştır.

Çocuğunu tedavi ettirmek için büyük paraya ihtiyaç duyan bir adamın, para bulamadığı için tedaviyi yaptıramaması, bu yüzden çocuğunu kaybetmesi ve hemen sonrasında adama piyangodan büyük ikramiyenin çıkması da bu duruma somut bir örnek teşkil edebilir. Zira geç gelen paranın artık hiçbir değeri yoktur; çünkü asıl kullanılması gereken yerde kullanılamayacaktır.
Devamını Oku

Kaza Geliyorum Demez ile İlgili Kompozisyon

Kaza Geliyorum Demez

Halk arasında, bu atasözünün anlamını pekiştirecek güzel bir söz vardır. Derler ki ''Ne zaman öleceğimi bilseydim, mezarımı kendim kazardım.'' Bu sözün anlamı, geleceğin bilinmediği, her an her şeyin yaşanabileceğidir. Yaşadığımız kazalar da gerçekleşeceği bilinmeyen, tahmin bile edilmeyen, bir anda gelen durumlardır.

Herhangi bir kazadan dolayı insanları kınamak, onlara kızmak yersizdir. Tabii ki bu durum, suçsuz yere gerçekleşmiş kazalar için geçerlidir. Örneğin hız limitinin 90 olduğu bir yolda, arabasını 180 km hızla süren biri için ''Kaza geliyorum deme.'' atasözünü kullanmak pek de mantıklı olmaz; zira bu kadar hız yapan birinin kaza yapma olasılığının da yüksek olacağı tahmin edilebilir. Lakin bazen öyle durumlar vardır ki çok tesadüfi bir şekilde gelişir. Örneğin yolda yürüyen birinin kafasına çatı uçması, kişiden tamamen bağımsız bir kazadır. Bu durumda kazayı yaşayan kişiye ''Neden dikkatli olmadın, yürürken neden yukarıya bakmadın?'' demek çok saçma ve gereksiz olacaktır.

İnsanlar, başlarına ne geleceğini bilmezler. Uzun yıllar yaşayacağını düşünen biri, aniden gelen bir kaza ile ömrünün sonuna varmış olabilir. Hiçkimse bu dünyaya kazık çakmış veya çakacak değildir. Bu nedenle insanlar, başlarına her türlü felaketin gelebileceğini bilmeli; ancak bu felaketlere karşı da tüm önlemleri almalıdır.
Devamını Oku

Kaz Gelecek Yerden Tavuk Esirgenmez Kompozisyon

Kaz Gelen Yerden Tavuk Esirgenmez 

Bulunulacak küçük girişimlerin, gösterilecek küçük fedakarlıkların karşılığı büyük olacaksa bu girişimlerden ve fedakarlıklardan kaçınmamak gerekir. Bazen, bir şeyleri elde edebilmek için, bir şeyleri gözden çıkarmamız gerekir. Bu durumda bakılır: Şayet fedakarlıkta bulunulan şey, kazanılacak şeyden daha küçük veya önemsizse, fedakarlık çekinmeden yapılır.

Bu dünyada elde edilecek her şeyin maddi veya manevi olarak bir karşılığı vardır. Onları elde etmek için bazen çalışmamız, bazen para harcamamız, bazen yalakalık yapmamız bazen de aldatmamız gerekir. Ancak şüphesiz ki bunlar içinde tavsiye edilenler çalışmak, emek vermek veya parasını vererek elde etmektir. Yalakalık yapmak, aldatmak, kandırmak kötü insanlara has durumlardır. Ancak günümüzde bunları bile ilke edinenler, menfaat elde etmek için birilerinin yardakçılığını yapmaya çalışanlar çoktur.

Bir insana söyleyeceğimiz güzel bir söz, onun bize büyük faydalar sağlamasına sebep olabilir. Üniversiteyi kazanmak için harcayacağımız bir yıl, yıllarca mutlu olmamıza, zengin ve itibarlı olmamızı sağlayabilir. Gelecek ödül büyük olacaksa, bazı fedakarlıklardan kaçınmamak, özverili olmak gerekir. Hiçbir fedakarlıkta bulunmayan kişi, çok şey elde etmeyi de ummamalıdır.
Devamını Oku

Kaynayan Kazan Kapak Tutmaz ile İlgili Kompozisyon

Kaynayan Kazan Kapak Tutmaz 
Gittikçe büyüyen, daha fazla insan tarafından bilinmeye başlayan gizli saklı şeyler, eninde sonunda patlak verir, herkes tarafından duyulur. Bir olayın gidişatı, onun nasıl sonuçlanacağını da bize gösterir. Bu nedenle olayın patlak vermesine seyirci olmak yerine, önceden tedbir alınmalı, işin önüne geçilmelidir. Aksi taktirde, patlak veren mesele birçok kişinin zarar görmesine sebep olabilir.

Örneğin iki aile arasında yaşanan küçük gerginlikler, zamanla büyüyerek can veya mal kayıplarına sebep olabilir. Bakarsınız ki ilk başta çocuklar kavga eder, sonra ağabeyler... Derken büyükler de işin içine giriverir ve kavga büyüdükçe büyür. Sonunda olan olur ve olaya silahlar da girer ve kan akmaya başlar. Halbuki olaya şahitlik eden aklı selim insanlar, henüz olayın başında müdahale edip tarafları yatıştırıp barıştırsaydı, belki olay bu şekilde büyümeyecek, can kayıpları yaşanmayacaktı.

Yaşadığımız bir sıkıntıya çözüm bulmak önemlidir. Ancak bundan daha önemli bir şey vardır ki o da, o sıkıntıyı hiç yaşamamaktır. Bunun da en iyi yolu, öncesinden her türlü tedbiri almak, her şeye hazır olmaktır.
Devamını Oku

Karga Kekliği Taklit Edeyim Derken Kendi Yürüyüşünü Şaşırmış Kompozisyon

Karga Kekliği Taklit Edeyim Derken Kendi Yürüyüşünü Şaşırmış

Farklı yapılarda yaratılan insanlar, kimi zaman başkasına özenme, onun gibi hareket etme, onun gibi konuşma eğiliminde olurlar. Kendilerinde beğenmedikleri bir şeyi başkasında bulduklarında, onun gibi davranmaya çalışır, böylece eksiklerini gidermeye çalışırlar.

Ancak hiçbir şey orijinali gibi değildir. Özümüzde olmayan bir şeyi taklit etmeye, varmış gibi göstermeye çalışırsak, bunu beceremez ve elimize yüzümüze bulaştırırız. Bu yüzden de hem kendi özelliğimizden hem de taklit etmeye çalıştığımız özellikten oluruz.

Her insanın güzel ve kötü yanları vardır. Bunları kabullenmek gerekir. Hele ki Allah'ın yarattığı fiziki bir durum için kabullenmekten başka çare yoktur. Bu yüzden başkalarına özenmek yerine, kişi kendisi olmalı, kendini yansıtmalıdır. Ya olduğun gibi görün ya göründüğü gibi ol vecizesi de bu durumun öneminden bahsetmektedir.
Devamını Oku

Kara Haber Tez Duyulur Kompozisyon

Kara Haber Tez Duyulur

Özellikle hastalık, ölüm, felaket ve büyük mal kayıpları ile ilgili olaylar veya durumlar insanlar arasında çok çabuk yayılır. Özelikle o ölüm, hastalık veya felaketlerden etkilenen kişilerin kulağına bu haberler çabuk yetişir.

İyi haberler insanı pek de etkilemezler. Bu nedenle iyi bir haber alan kişi, bunu diğer insanlara duyurma gereğini de pek hissetmez. Ya da birisinin başarısı, sahip olduğu bir şey, başkaları tarafından kıskanıldığı için, kimse onunla ilgili bu haberi paylaşmak duyurmak istemez.

Fakat haber kötü oldu mu hem kıskanılacak bir durum yoktur hem de insanlar o olay veya durumdan dolayı üzülür ve etkilenirler. Dolayısı ile herkese duyurma, herkesle paylaşma eğiliminde olurlar.
Devamını Oku

Kara Gün Kararıp Kalmaz ile İlgili Kompozisyon

Kara Gün Kararıp Kalmaz 

Her insan, yaşamı boyunca çeşitli zorluklar, sıkıntılar yaşayabilir. Ancak kişinin bazen sıkıntılar yaşaması, o sıkıntıların hayatı boyunca yaşayacağı veya o sıkıntıların giderek büyüyeceği anlamına gelmez. Hayatımızda yaşadığımız bazı problemler geçicidir ve belli bir süre sonra da geçer.

Bir insan ne ömrü boyunca mutlu olabilir ne de mutsuz. Hayatın güzel olması da zaten bundan kaynaklanmaktadır. Her günü güzel geçen, başarısızlığa hiç uğramamış olan, açlığı, yoksulluğu yaşamamış, hastalığı tatmamış olan kişilerin; sağlığın, mutluluğun, zenginliğin değerini gereği gibi anlamaları mümkün değildir. Bu yüzden, bazı zorlukları yaşamak da bir anlamda güzeldir. Yaşadığımız sıkıntıların giderek büyüyeceği ve hep onlarla boğuşmak zorunda olacağımız diye bir kaide yoktur. Sıkıntı nasıl geliyorsa, o şekilde gitmesi de gayet mümkündür.

Yaşanan en ufak problemlerden aşırı derecede etkilenenler, kendilerini bırakanlar, sürekli mutsuz olurlar. Oysa o kötü günlerinde geçeceğini bilip, Allah'tan umudunu kesmeyenler, her şeyin geçici olduğunu bilenler, hayata daha sıkı sarılır.
Devamını Oku

Olmayacak Duaya Amin Denmez Kompozisyon

Olmayacak Duaya Amin Denilmez

Gerçekleşeceği mümkün olmayan bir işe girişmek veya bir duruma onay vermek doğru bir şey değildir. Böyle bir durum, gereksiz çabaya ve maddi-manevi zarara sebep olur.

Elbette ki her insanın idealleri, hedefleri olmalıdır; ancak bu idealler ve hedefler belirlenirken kişinin gerçekçi olması önemlidir. Neticesinin olumsuz olacağı daha işin başındayken bile aşikar olan bir girişimde bulunmak akıl karı değildir.Gerçekçi hedefler insanı başarıya götürür. Ancak olmayacak dua, gerçekleşmeyecek hedef insanlarda büyük hayal kırıklığı yaratır ve aynı zamanda zaman ve maddiyat zararına yol açar.

Bazı insanlar her zaman gerçeği göremezler. Kendilerince bir hedef belirlerler ve o hedefe ulaşmak uğruna çeşitli fedakarlıklarda bulunurlar. Onlar, kendilerini pek bilmezler; ancak dışarıdan gözlemleyen başka insanlar, o kişinin o işi başarıp başaramayacağını daha iyi bilirler. Bu durumda, dışarıdan gözlemleyenlerin fikirleri ve kararları da önemlidir. Gerçekleşmeyecek bir işe girişmeyi düşünenlere, gerektiğinde doğru yol gösterilmeli, kişi yönlendirilmelidir. O işin gerçekleşmesinin imkansız olduğu bilindiği halde, kişiyi pohpohlamak, yersiz güven aşılamalarında bulunmak fayda değil zarar getirir.
Devamını Oku

Kabahat Samur Kürk Olsa Kimse Sırtına Almaz Kompozisyon

Kabahat Samur Kürk Olsa Kimse Sırtına Almaz

Kabahat işleyen, hata yapan kişi bu suçunu asla üstlenmez; çünkü kabahat işleyen kişiye ceza uygulanır.

Ortada bir hata, bir kabahat varsa, elbette ki o kabahati işleyen birisi de vardır. Ancak insanlar, kabahatleri üzerine almaya pek yanaşmazlar. Hatalarını kabul etmezler. Herkes kendine göre haklıdır. Çünkü insanlar, olaylara kendi pencereleri ile bakar, kendilerine doğru gelen şeylerin, başkalarına da doğru gelmesini beklerler.

Oysa kişi gerektiğinde kabahatini kabullenmeli ve cezasına razı olarak ondan ders çıkarmalıdır. İnkar etmek, hiçbir şeyi ört pas etmez. Hatta suçunu bilen ve kabullenen kişi daha fazla takdir edilir. Günümüz yargısında bile bu böyledir. Suçunu itiraf edip, pişmanlığını dile getiren, dolayısıyla da mahkemeyi uğraştırmayan kişilere, iyi halinden dolayı ceza indirimi bile yapılmaktadır.
Devamını Oku

İyi Olacak Hastanın Doktor Ayağına Gelirmiş Kompozisyon

İyi Olacak Hastanın Hekim Ayağına Gelir

Allah'ın, bir kuluna ihsan edeceği bir güzellik varsa, o şey mutlaka tecelli eder ve kişi o güzelliğe kavuşur. Allah için imkansız yoktur. Onun her şeye gücü yeter.

Hayatımızın her alanında çeşitli sıkıntılarla karşılaşırız. Bu sıkıntılara kimi zaman çözüm bulur kimi zaman da onların olumsuz neticelerine katlanmak zorunda kalırız. Bazı problemlere çözüm bulmak bizim elimizdedir. Belli bir emek, araştırma ve çalışma sonucunda derdimizin dermanını bulmuş oluruz. Bazen de ne yaparsak yapalım, verdiğimiz emeklerin hepsi boşa çıkar. Dertlerimize derman bulup bulmamamız tamamen bizi yaratan Allah'ın elindedir. En kötü bir anımızda bile tüm kapıları açan odur.

Bazen, istediğimiz sonuca varmak için çok uğraşır dua ederiz. Allah, isteklerimize karşılık verdiği zaman bir bahane, bir kıvılcım, bir sebep ve vesile bulunur ve o isteğimiz eksiksiz bir şekilde yerine getirilir.

Devamını Oku

İyilik Yap Denize At Balık Bilmezse Halik Bilir ile İlgili Kompozisyon

İyilik Et Denize At Balık Bilmezse Halik Bilir

İnsanlar, kendilerine yapılan her türlü iyiliğe karşılık verirler. Olur ki iyilik yapılan insan karşılık vermezse bile, Allah o iyiliği zayi etmez ve bir şekilde karşılığını muhakkak verir.

İyiliğin mutlaka karşılık bulacağını anlatan en güzel atasözlerimizden birisidir. Bu atasözünün hikayesi de en az o kadar güzeldir. Derler ki ''Issız bir ormanda, ırmak kenarındaki kulübesinde yaşayan bir adam vardır. Adam, sahip olduğu küçük bir kayık yardımı ile balıkçılık yaparak geçimini sağlamaktadır. Çevresinde her gün iyilik yapacağı kimse yaşamadığı için, adam sabah yanı başındaki ırmağa bir ekmek atar. Bu durum, uzun süre devam eder. Bir gün, adam yine kayığı ile ırmağa balık avına çıkar. Ancak ne olursa olur ve adamın kayığı bir anda batmaya başlar. Adam tam da boğulma korkusu yaşarken, kayık, sert bir şeylerin üzerine oturur. Adam sonradan fark eder ki kayığın oturduğu şey, o zaman kadar ırmağa attığı ve orada birikip bir tepe haline gelen ekmeklermiş. Bu yüzden denir ki ''İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir.'' Halik ise Allah'ın adıdır. Allah ise kimsenin emeğini, kimsenin iyiliğini boşa çıkarmaz.

İyilikten hiç ayrılmamak, imkanlarımız dahilinde iyilik yapmaya devam etmek hem bu dünya için, hem de diğer dünya için çok faydalıdır.
Devamını Oku

İyilik Eden İyilik Bulur Kompozisyon Örnekleri

İyilik Eden İyilik Bulur

Yeryüzünde karşılıksız kalacak hiçbir şey yoktur. Başkasına gösterdiğimiz en ufak davranış bile, bize aynı şekilde yansır. Kim ki bu dünyada iyilik yapar, o kişi iyilikle karşılaşır; kim ki kötülük yapar, o kişi kötülükle karşılaşır.

Kişiye yapılan iyilikler asla unutulmaz. Bazen bize karşı gösterilen güzel bir davranış, güzel bir söz veya ufak bir yardım yıllarca hafızalarımızda kalır. Bize iyilik yapan o kişiyi asla unutmaz, kendimizi sürekli ona borçlu hissederiz. Ve ona bir iyilik yapmak için fırsat kollarız. İyilik yapan kişi, bu dünyada bazen karşılığını alamayabilir. Ancak bu demek değildir ki yaptığı iyilikler boşuna gitti. Ahiret inancına sahip olan her kişi bilir ki bu dünyadaki davranışlarımız karşılık bulmasa bile, diğer dünyada mutlaka karşılığı verilecektir. Allah kimsenin güzel davranışlarını görmezden gelmez.

Derler ki ''Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.'' Burada bahsi geçen ''kahve'', sadece bildiğimiz kahve değildir. Kişiye yapılan her türlü yardım veya iyilik ifade edilmektedir. Yani kırk yıl geçse de yapılan iyilikleri unutmayız ve bize iyilik yapana mutlaka biz de iyilik yaparız.
Devamını Oku

İyiliğe İyilik Her Kişinin Karı Kötülüğe İyilik Er Kişinin Karı Kompozisyon

İyiliğe İyilik Her Kişinin Karı Kötülüğe İyilik Er Kişinin Karı

Kötülük yapan kişiye kötülükle karşılık vermek sıradan insanların işidir; ancak kötülük yapan kişiye iyilikle karşılık vermek olgun, üstün nitelikli, hoşgörülü insanların işidir.

Tüm insanların iyi olması mümkün değildir. Allah, insanlara hem iyilikte hem de kötülükte bulunacakları bir irade, akıl vermiştir. Yani kişiler, sahip oldukları irade ile ister iyi, ahlaklı insanlar olurlar, isterlerse de kötü, ahlaksız insanlar olurlar. Allah'ın yanında iyiliğin de kötülüğün e karşılığı vardır. İnsanlarla iyi geçinemeyen, onların kötülüğünü isteyen, güçsüzün hakkını yiyenler cehennemle cezalandırılır; iyi insanlar ise cennetle ödüllendirilir. Ancak Allah'ın merhameti, şefkati sonsuzdur. Allah affedicidir. Tövbe edeni çabuk affeder. Bu yüzden de insanlardan, ondan af dilemelerini ister. Bizler de bize karşı kötü söz ve eylemlerde bulunanların bizden af dilemelerini isteriz ve bunu yaptıklarında da onları affeder, bize yapılanı çabucak unuturuz. Oysa öyle insanlar vardır ki kendisine kötülük yapan kimseyi asla bağışlamaz. Ondan intikam almak için fırsat kollar. Ve bu fırsatı yakaladığında ise elinden gelen zulmü yapar.

Affetmek, kötülüğe karşı iyilikle cevap vermek büyük bir erdemdir. Nefse karşı gelebilme, Allah'ın isteklerine uymadır. Bu nedenle kötülük görmüş olsak bile, affetmeyi bilmeli, onlar için dua etmeli, iyiliklerini istemeliyiz.
Devamını Oku

İyi Evlat Babayı Vezir Yapar Kompozisyon

İyi Evlat Babayı Vezir, Kötüsü Rezil Eder 

Ahlaklı, dürüst ve aynı zamanda başarılı insanlar, anne-babaları için bir gurur, bir şeref kaynağıdır. Evladı iyi yerlerde olan anne ve babalar da en az evlat kadar itibar görür.

Ancak kötü bir evlat, kendisi rezil olduğu gibi ailesinin de itibarına gölge düşürür ve boyunlarını önlerine eğdirir. Evlatların geleceği, biraz da aileye bağlıdır. Aile çocuğuna iyi bir eğitim, ahlak verirse çocuğu güzel işler başarır. Böylece çocuğu için yaptığının meyvelerini kendisi de almış olur.

Ancak çocukları ile ilgilenmeyen, ahlak, görgü, bilgi vermeyenler, çocuklarının rezil olmasına, dolayısı ile kendilerinin de rezil olmasına sebep olurlar.
Devamını Oku

İyi Dost Kara Günde Belli Olur Atasözünün Kompozisyonu

İyi Dost Kara Günde Belli Olur 

Dostun iyisi, en kötü günlerimizde bile yanımızda bulunan, bize destek verendir. İyi dost sadece mutlu günümüzde değil, yardıma, desteğe muhtaç olduğumuz zamanlar da bile yanımızda olur, varlığı ile bize güç verir.

bu durum sadece insanlarla olan dostluk bağı ile ilgili değildir. Evlilikler için de aynı durum geçerlidir. Çiftler evlendikleri zaman ''iyi günde-kötü günde, hastalıkta-sağlıkta, varlıkta ve yoklukta'' ifadelerini kullanırlar. Çünkü evlilik sadece güzel günler için yapılan bir şey değildir. Hatta daha çok, bu hayatın acılarını beraber göğüslemek içindir. Bir adam karısının güzelliği ile evlenip, karısı bir hastalık sonucunda güzelliğini veya sağlığını bozduğunda ondan boşanıyorsa, o adam adam değildir. Sadece iyi günün dostudur.

Dostluklar da tıpkı evlilikler gibidir. Zenginliğimizde yanımızda olanlar, yoksulluğumuzda kayboluyorsa o kişiler dost değil; dost gibi görünen sahtekarlardır.
Devamını Oku

İtle Yatan Bitle Kalkar Kompozisyon

İtle Yatan Bitle Kalkar 

Kötü sözleri ve davranışları ile bilinen insanlarla dost olanlar, kendileri de kötü sözler söylemeye ve kötü davranışlarda bulunmaya başlarlar. Kötü insanların huyları, alışkanlıkları, üslupları onlarla arkadaşlık yapan ve zaman geçiren kişilere de bulaşır.

İnsanlar en çok arkadaşlarından etkilenirler. Arkadaşı iyi olan kişi de iyi olmaya veya arkadaşı kötü olan da kötü olmaya daha eğilimli olur. Arkadaşlarımızdan etkilenmek ile ilgili birçok söz bulunmaktadır. Tasavvuf alanında ünlü olan Mevlana ''Bana arkadaşını söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim.'' demiş ve tüm dikkatleri, kimlerle arkadaş olmamız gerektiği üzerinde toplamıştır. Birçok ailenin şikayetidir bu durum. Aile o zamana kadar elinden gelen her şeyi yapmıştır çocuğu için. Onu, doğru, dürüst, terbiyeli, küfürden uzak bir şekilde yetiştirmiştir. Ancak çocuğun girdiği bir ortam, gezdiği arkadaşları kötü olduğu için, çocuk bir anda tüm bu güzel davranışlarını unutmuş ve kötü yolda ilerlemiş olur.

Arkadaş seçimi çok önemlidir. Buna hem bizler hem de tüm anne babalar dikkat etmeli çocuğunun yanlış insanlarla arkadaşlık kurmasına müsaade etmemelidir. Aksi taktirde itle yatan bitle kalkar. Yani kötü ile gezen, kötü davranışlar sergiler.
Devamını Oku

İti An Çomağı Hazırla Kompozisyon

İti An Çomağı Hazırla
Bu hayatta sadece sevdiğimiz kişiler değil; sevmediğimiz kişiler de vardır. Bazı kimseler vardır ki ne sözleri ile ne de davranışları ile hoşumuza giderler. Ayrıca bize karşı çeşitli kötülükleri olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

İnsan yapısı gereği, her şeyi içinde tutamaz. Duygu ve düşüncelerini bazen başkalarına da anlatma gereği hisseder. Bazen bir dostumuza sevmediğimiz bir kişinin olumsuz davranışlarından bahsederiz ki ta o sırada bahsettiğimiz o kişi çıkagelir. Sanki onu eleştirdiğimizi, ondan bahsettiğimizi anlamış da gelmiş gibi olur. Biz de tam o anda ''İti an, çomağı hazırla.'' deriz.

İti anmak, bir kişiden bahsetmek anlamına gelir. Çomağı hazırla ise, bahsedilen kişinin geleceğini ve kötü bir insan olduğu için onunla zaman geçirmemek ve onu kovmak gerektiği anlatılır. İyi insanlar için de ''İyi adam, lafının üstüne gelir.'' atasözü kullanılır. Aralarındaki fark, birinin kötü insanlar için, diğerinin de iyi insanlar için kullanılmasıdır.
Devamını Oku

İt Ürür Kervan Yürür ile İlgili Kompozisyon

İt Ürür Kervan Yürür 

Hak bildiği doğru yolda yürümeye devam edenler, kendilerini kıskanan ve devamlı onlara çatanların engellemeleri, karşı koymaları ile durmazlar. Doğru insanlar, kendilerini engellemeye çalışan hiçbir gücü önemsemez ve onların tehditlerinden, bağırıp çağırmalarından korkmazlar.

İnsanoğlu, yapısı itibari ile kıskançtır. Başkalarının başarıları onlara dokunur. Çoğu defa da kıskandıkları kişileri çeşitli yöntemlerle durdurmaya çalışır, bunun için seslerini olabildiğince yükselterek muhatabını korkutmaya çalışırlar. Ancak unuttukları bir şey vardır ki, er kişiler onları asla kâle bile almazlar.

Bizi yolumuzdan döndürmek isteyen kötü niyetli nice kimseler olabilir. Ancak bizlere düşen, hak bildiğimiz yoldan asla ayrılmamak, peşinden gittiğimizin, sonuna kadar peşinden gitmektir.

Bu atasözü, kim ne derse desin, ben kendi bildiğimi yaparım, onların sözleri, olumsuz eleştirileri ve engelleri beni asla durduramaz anlamında kullanılır.
Devamını Oku

İt Derisinden Post Olmaz Kompozisyon

İt Derisinden Post Olmaz 

Yapısı bakımından kalitesiz malzemeler nasıl ki önemli işlerde kullanılmazsa; yaratılış itibari ile kötü, vasıfsız, sahtekar insanlar da önemli bir amaca hizmet edemez, iyi işler yapamazlar.

Bir insan buğday unu ile de ekmek yapabilir, arpa unu ile de... Ancak buğday unu ile yapılan ekmek dururken, hiç kimse kalkıp da arpa unu ile yapılan ekmeği yemeye kalkmaz. Çünkü arpa, yapısı itibariyle ekmek yapılmaya pek müsait değildir. Daha iyi, daha yetenekli, daha bilgili bir insan varken de, cahil, bilgisiz ve beceriksiz bir kişiye önemli bir iş vermek de akıllıca bir iş olmaz. Aksi taktirde o önemli iş, beceriksizin elinde bozulacak ve ciddi zararlara sebep olacaktır.

İnsan her şeyin en iyisini, en kalitelisini kullanmalıdır. İş yaparken kaliteli malzeme kullananlar hem daha verimli işler elde ederler hem de işin yapılma anında çıkan aksaklıklardan uzak durarak zamandan tasarruf etmiş olurlar.
Devamını Oku

İşten Artmaz Dişten Artar Atasözü ile İlgili Kompozisyon

İşten Artmaz Dişten Artar 

Parayı kazanmak kolaydır; asıl önemli ve zor olan, onu elinde tutabilmektir. Parayı tutabilmek veya birikim yapabilmek için de tutumlu, tasarruflu olmak gerekir. İnsan ne kadar çok çalışıp kazansa da, harcamalarına dikkat etmediği, israf yaptığı sürece, hiçbir şey biriktiremez, zenginliğine zenginlik katamaz.

Her insanın, geleceğini düşünerek tutumlu olması ve bu sayede birikim yapması şarttır. Birikimlerimiz, geleceğimizin teminatıdır. İleride işimizle ilgili bir sıkıntı yaşayacak olsak, yoksullukla karşı karşıya kalsak bu birikimler bizim için çok gerekli olacaktır. Bir işte iflas ettiğimizde, elimizdeki birikimle yeni bir iş kurmak ve zenginliğe tekrar kavuşmak mümkün olabilir. İşten artmaz, dişten artar atasözündeki dişten artırma ifadesi, çok harcamamak, gereksiz şeylerden uzak durmak, israf etmemek anlamında kullanılmıştır.

Yaptığımız harcamaların bir listesini yaptığımızda, aslında her ay ne kadar gereksiz harcama yaptığımızı çok iyi görürüz. Küçük şeyler gözümüze pek görünmez; ama o küçük şeylerin sayısı çok olunca, yapılan israf, harcanan para da çok olmuş olur.
Devamını Oku

İşleyen Demir Pas Tutmaz Kompozisyon

İşleyen Demir Işıldar

Çalışmadan, herhangi bir iş yapmadan yaşayan kişi yeteneklerini, bilgilerini zamanla unutur ve bedenen de hantallaştığı için, bir süre sonra iş yapamaz hale gelir. Çalışmayan organlar, kollar, bacaklar vs. zamanla kireçlenir ve hareket etmekte zorlanır hale gelirler.

Oysa çalışmaya devam eden kişi çalıştıkça hem bedenen güçlenir hem de bilgilerine daha fazla bilgi katar. Sahip olduğu yeteneklerini de sürekli ilerleterek onları daha iyi yapmaya devam eder. Çalışmanın faydası sadece vücut veya bilgilerle de sınırlı değildir. Çalışan kişi, güzel bir yaşam sahibi de olur. Maddi imkanları daha iyi olduğu için hem kendisinin hem de ailesinin geçimini çok iyi bir şekilde sağlar. Çalışmayan insanlar, toplum tarafından da benimsenmezler. Bu kişileri ne Allah ne de insanlar sever. Onlardan herkes uzak durur, kimse dost olmak, kız vermek istemez. Zira tembel adama verecekleri kızlarının ileride yoksulluk içinde yaşayacağını çok iyi bilirler. Çalışmanın önemi o kadar büyüktür ki, atalarımız tarafından, bedava çalışmak bile, boş durmaktan çok daha iyi görülmüştür.

Bir öğrenci uzun bir süre ders çalışmazsa, o zamana kadar öğrendiği bilgileri de kısa bir zamanda unutuverir. Ayrıca tekrar ders çalışması gerektiği bir anda, bunu bir türlü başaramaz; çünkü tüm vücudu boş durmaya, çalışmamaya kendini alıştırmıştır. Çalışmaya ara verilmemeli, insan kendisi ve çevresi için daima çalışmalıdır.
Devamını Oku

Sanatına Hor Bakan Boynuna Torba Takar Kompozisyon

Sanatına Hor Bakan Boynuna Torba Takar

Dünyada, tek tek insanların veya toplumun yararına olan hiçbir iş kötü, utanç verici ve önemsiz değildir. Her mesleğin kendine has kutsallıkları bile vardır. Başkasının veya bizzat kendisinin yaptığı işten utanan, onu hor gören kişi, insanlıktan nasibini almamış, boş gurura kapılmış kimsedir.

Şimdi pek olmasa da eskiden insanlar, birbiri ile ''Senden ancak çöpçü vs.'' olur diyerek dalga geçerlerdi. Çünkü kendilerince o mesleği küçümser ve yapılmayacak bir iş olarak görürlerdi. Halbu ki hiç kimsenin çöpçü olmak istemediği ve nihayetinde olmadığı bir ülkenin halini tahmin etmek hiç zor değildir. Böyle bir durumda her taraf pislik ve mikrop içinde olur, insanlar yığınla bulaşıcı hastalıkla savaşmak zorunda kalırdı. Temizlik hem toplumumuzda hem de dinimizce fazlası ile önemsenen bir durumdur. Bu durumda çöpçülüğü veya yeni adıyla temizlik görevliliğini hor görmek akıllıca değildir.

Kişinin mutlu olması için her şeyden önce mesleğini sevmesi, önemsemesi gerekir. Yaptığı meslekten nefret eden insanlar, o mesleği gerektiği gibi icra edemedikleri için hem kendilerine hem de topluma zarar vermiş olurlar.
Devamını Oku

İş İnsanın Aynasıdır Kompozisyon

İş İnsanın Aynasıdır

Kişinin yaptığı iş ve işi yapış şekli, o kişinin özelliklerini de yansıtır. Biri hakkında fikir edinmek, onun nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu öğrenmek istiyorsak, yaptığı herhangi bir işi gözlemleyebiliriz.

İşini temiz ve sağlam yapan; o iş için aldığı paranın hakkını veren, başkasının bile olsa o işi kendi işiymiş gibi sahiplenen kişi genel anlamda iyi ve karakterli kişidir. Oysa işini savsaklayan, para alarak yaptığı işi önemsemeyen, kargacık burgacık işler çıkaran insanlar hem düzensiz, hem sahtekardırlar. Böyle insanlarla iş yapmamak, hatta onlardan günlük yaşamımızda bile uzak kalmak bizim için daha hayırlıdır.
Devamını Oku

İp İnceldiği Yerden Kopar Kompozisyon

İp İnceldiği Yerden Kopar 

Bir nesne; en zayıf, en çürük yerinden kopar. Bir iş; aksaklık yaşanan, dikkat edilmeyen bir durumdan dolayı kopar. Bir insan ise en zayıf noktası, hassasiyeti veya zaafı yüzünden kopar, zarar görür.

Örneğin bir devletin bekası için en önemli unsurlardan birisi eğitim sistemidir. Eğitim sisteminin kötü ve bozuk olması, ülkenin de hızlı çökmesine, gerilemesine ve hatta yıkılmasına sebep olur. Çünkü eğitim konusu hassas bir iştir. Çocuklar gereği gibi yetiştirilmezse, bozuk, cahil bir toplum oluşur ki, bu toplumu oluşturan bireyler, çalışmadıkları, ilerlemedikleri için devletin gelişmişliğini veya varlığını da tehlikeye koyarlar.

Bu nedenledir ki hayatımızda bu kadar önemli bir yere sahip olan durumlar ve olaylar için tedbir almalıyız.
Devamını Oku

İnsanoğlu Çiğ Süt Emmiş Kompozisyon Kısa

İnsanoğlu Çiğ Süt Emmiştir 
Her insan İslam inancı üzerine doğsa da, sonradan değişerek kötü alışkanlıklar edinebilir. Bazı insanlar iyi olsa da bazıları düşünemeyeceğimiz kadar kötü olabilir.

İyi bir insanın bile bir anda olumsuz davranışta bulunması, kötülük yapması mümkündür. Zira onun bir nefsi vardır ve zaman zaman nefsine uyarak insanlara çok büyük kötülükler yapabilir.
Devamını Oku

İnsan Yedisinde Ne İse Yetmişinde De Odur Kompozisyon

İnsan Yedisinde Ne İse Yetmişinde De Odur

İnsanların küçük yaşlarda sahip olduğu huylar, yaşlandıklarında bile değişmez. Huyların değişmesi çok zor; hatta imkansızdır. Bu yüzden onların huylarından şikayetçi olup söylenmek yerine, onları kabullenmeli, ne kadar çaba harcasak da değiştiremeyeceğimizi bilmeliyiz.

İnsanların özelliklerinden çoğu kendilerine anne ve babalarından ya da diğer yakın akrabalarından geçer. Bazı huylar veya davranışlar ise ailede başlayan ilk eğitimle başlar. Doğuştan getirilen ve küçük yaşlarda edinilen huylar, zamanla o kişinin kişiliği haline gelir. Bir kere kişilik haline geldi mi de onları değiştirmek imkansızdır. Bir insan, küçüklüğünde çabuk sinirleniyor, hemen parlıyorsa, büyüdüğünde ve hatta yaşlandığında bile çabuk sinirlenmeye devam edecektir. Bazen henüz konuşmaya başlamayan bebeklerin bile sahip oldukları huyları anlayabiliriz. Örneğin acıktığında karnının doyurulması için ağlamayan bir çocuğun pasif, istemekten çekinen biri olduğu söylenir. Bu huy, bebekliğinde bu şekilde yansımaktadır. Büyüdüğünde ise istemekten çekinen, utangaç bir kişilik olarak yansız.

Konunun mahiyetini anlatan bir diğer atasözü de ''Can çıkar, huy çıkmaz.'' sözüdür. Her ikisinde de insanın huylarından vazgeçmeyeceği, onları terk etmeyeceği anlatılmaya çalışılmaktadır. Bir insanı huyu yüzünden cezalandırmak doğru bir şey değildir. Çünkü o kişi bile belki huyundan hoşlanmıyordur; ancak ne yaparsa yapsın onu terk de edemiyordur.
Devamını Oku

İnsan Sevdiğini Yerden Yere Vururmuş Kompozisyon

İnsan Sevdiğini Yerden Yere Vururmuş 

Değer verdiğimiz, sevdiğimiz insanların yanlışlarını söylemekten, herhangi bir olumsuz davranışı için ona bağırıp çağırmaktan, yeri geldiğinde onu yermekten çekinmeyiz. Öyle ki bazen sevgimizi belli etmez derecesinde onlara sinirlenir, onları yerden yere vururuz.

Aslında tüm yaptıklarımız, onları sevmekten ve onlara fazlasıyla değer vermekten kaynaklanır. Bazen de içimizdeki duyguları saklama gereği duyarız. Birini aslında çok severiz; lakin sanki sevmiyormuşuz, sanki onu önemsemiyormuşuz gibi davranırız. Bir çocuğa en fazla kızan, onu eleştiren, kötü özelliklerini sık sık yüzüne vuran kişiler babalardır. Ancak babaların çocuklarına böyle davranması, sevgisizliklerinden kaynaklanmaz. Aksine, onları çok sevdikleri için ve iyiliklerini düşündükleri için yaparlar. Olur da söylediklerini önemser, davranışlarını düzeltir, iyi yola girer diye yaparlar tüm bunları. Çoğu defa ileri bile giderler. Mesela sürekli komşu çocuğu ile kıyaslayıp bizim ondan çok daha kötü olduğumuzu, adam olmayacağımızı, hiç düzelmeyeceğimizi falan anlatırlar.

Olumsuz söz ve davranışlarımız karşısında tepkisini gösteren, kötü yanlarımızı eleştiren her insana düşman gözü ile bakmamak gerek. Kimin içinde neyi beslediğini hissedebiliriz. Özellikle söz konusu olan anne veya babalarımız ise, kesinlikle onlar hakkında kötü düşünmemeli, bizi sevmediklerine dair kuruntular edinmemeliyiz. Zira onlar her şeyi bizim için yapmaktadır.
Devamını Oku

İnsan Kıymetini İnsan Bilir Kompozisyon

İnsan Kıymetini İnsan Bilir 

Balın değerini arıcılık yapan, altının değerini sarraf, üzümün değerini bağban bilir. Aynen bu şekilde; bir kişinin ne kadar bilgili, ne kadar olgun ve ne kadar kişilikli olduğunu da aynen onun gibi veya daha üstün niteliklere sahip başka bir insan bilir.

Cahil kimsenin, alim hakkında yargıya varması, onun değerini belirleyebilmesi mümkün değildir. İnsanın sahip olduğu özellikleri bilmek için, o özelliklere sahip olmak gerekir.
Devamını Oku

İnsan İnsanın Şeytanıdır Kompozisyon

İnsan İnsanın Şeytanıdır 

Kendisi ile arkadaşlık, dostluk ettiğimiz kişiler, şayet kötü kişilerse, bizler de onlardan fazlası ile etkilenir ve onlar gibi davranmaya başlarız. Bu nedenle, kötü arkadaş, insanın şeytanıdır aslında.

Kutsal kitabımız Kuran'da geçen şeytan, öyle iki boynuzu ile çevremizde dolaşan bir varlık değildir. O, insanları doğru yoldan saptırmak, onlara kötülükler yaptırmak için her türlü hileye hurdaya başvurur. Ancak aslında asıl tehlikeli olan şeytan değildir. Nefsimiz de bizim en büyük düşmanımız, en büyük şeytanımızdır. Bu şeytan çoğu defa da insan kılığı ile çıkar karşımıza. Ve daha çok arkadaşımız, dostumuz kılığında. Eğer ki bizler kötü insanlarla zaman geçirir, onlarla gezip tozarsak, zamanla onlar gibi olmaya başlar ve günah batağına bizler de saplanırız.

Bana arkadaşını söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim diyen ünlü düşünür Mevlana, dostun dostu ne kadar etkilediğini anlatmaya çalışmaktadır. Bu nedenle iyi olmak isteyen kişi iyilerle, kötü olmak isteyen kişi ise kötülerle beraber olmalıdır.
Devamını Oku

İki Ölç Bir Biç ile İlgili Kompozisyon

İki Ölç Bir Biç 

Bir işe başlamadan önce, atmamız gereken adımları iyi belirlemeli, neyi nasıl yapmamız gerektiğini iyi hesaplamalı, her şeyi düzgün bir şekilde belirledikten sonra o işe başlamalıyız.

Planlamadan, tasarlamadan yaptığımız işler hem zamandan kaybetmemize hem de maddi kayba uğramamıza sebep olabilir. İşe başlamadan önce her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen, yol haritasını çizen kişi, o işi daha iyi ve kolay bir şekilde başarabilir. Düşünülmeden yapılan işlerde, kişi çok hata yapacağından dolayı, sürekli başa dönmeler, dolayısı ile maddi ve manevi kayıplar söz konusu olacaktır.

Rotası belli olmayan gemiye, hiçbir rüzgar yardım edemez. Bu nedenle kişi önce hedefini belirlemeli ve bu hedefe hangi yol ve yöntemlerle ulaşılabileceğini belirleyerek işe başlamalıdır.
Devamını Oku

İki Karpuz Bir Koltuğa Sığmaz Kompozisyonu

İki Karpuz Bir Koltuğa Sığmaz

Biri diğeri kadar önemli olan iki işi aynı anda yapmaya çalışmak mümkün değildir. Bunu yapmaya çalışmak, her iki işten de başarısız olmaya sebep olabilir.

Kişi, bir işten başarılı olmak, onu verimli bir şekilde bitirmek istiyorsa tek hedef sahibi olmalı ve ona ulaşmak için var gücü ile çalışmalıdır. Eldeki tüm imkanları sadece o iş için harcamalı ve her saniye sadece o işi düşünmelidir. Düşünün ki bir kadın hem kariyer yapmak hem de dört çocuk sahibi olmak istiyor. Bir yandan ders çalışırken, sınavlarla boğuşurken, araştırmalara yaparken, bir yandan da çocuklarının bakımı ile boğuşuyor. Bu kadının her iki işi de mükemmel bir derecede yapması mümkün müdür? Elbette ki değildir. Günümüzde hem çocuk yetiştiren hem de işi, kariyeri peşinde koşsan bayanlar olsa da, her iki konuda da çok başarılı olduklarını söylemek çok zordur. Zira kariyer yapan kadın, muhtemelen çocuklardan bir şeyler esirgemiş ve onların daha kötü bir ortamda büyümelerine sebep olmuştur. Burada bahsedilen ortam elbette ki içinde yaşanılan ev vs. değildir. Sevgisizlik ortamıdır. Zira her çocuk özellikle bir iki yaşında iken en çok anne sevgisinin, ilgisinin ihtiyacını duyar. Buna sahip olamayan çocuklar, ileriki yaşlarda çeşitli psikolojik sıkıntılar yaşayabilirler.

Ya da üniversiteden mezun olmuş birinin hem atanmak için KPSS'ye hem de öğretim görevlisi olmak için ALESê hazırlandığını düşünelim. Bu kişi bir koltuğa iki karpuz sığdırmak istemektedir. Bu yüzden de her iki sınavda da başarısız olmaktadır. Eğer kendisine sadece bir hedef belirlemiş olsaydı belki gireceği o sınavı kazanacaktı.
Devamını Oku

İki Gönül Bir Olunca Samanlık Seyran Olur Kompozisyon

İki Gönül Bir Olunca Samanlık Seyran Olur

İki insan birbirini sevip kabullendikçe, birbirine karşı saygıda kusur etmedikçe ve birbirinin hatasını kabul ettikçe çok kolay bir şekilde beraberliklerini sürdürebilirler.

Samanlığın seyran olması, sözün etkisini artırmak için kullanılmış olsa da, akla sadece kişilerin dürtüleri ile ilgili durumlar gelmemelidir. Bu atasözümüzde vurgulanan şey, evlenmeyi düşünenlerin her şeyden önce birbirini sevmesi gerektiğidir.

Arada sevgi olduktan sonra evlilik zaten güzel bir şekilde devam eder, gider.
Devamını Oku

İki El Bir Baş İçindir Kompozisyon

İki El Bir Baş İçindir 

İnsanları yaratan Allah, onların bu dünyada geçimlerini sağlayabilmeleri için her türlü imkanı, gücü, kuvveti de vermiştir. Onlarla çalışıp kazanabileceğimiz eller, kollar, ayaklar vermiştir. Görecek gözler, işitecek kulaklar vermiştir.

Madem Allah, kişiye her türlü imkanı sağlamı, o zaman insan bu dünyada gerek kendisi gerekse de ailesi için çok çalışmalı, sahip olduğu nimetlerin hakkını vermelidir. Sağlam bir vücuda sahip olup da kendilerine tembelliği yol edinenlerin, hayvanlardan pek farkı yoktur. Hatta aslında her hayvan, beslenme ihtiyacını gidermek için var gücü ile çalışır, Ancak insanoğlu, tembeldir. Hazırı sever. Yorgunluğu, meşakkati göze almak istemez.

Elimizdeki değerlerin kıymetini bilmek, onların hakkını vermek gerekir.
Devamını Oku

İki Dinle Bir Söyle Kompozisyon

İki Dinle Bir Söyle 

Dinlemek, söylemekten her zaman daha iyi, daha faydalı bir durumdur. Söyleyen, sürekli konuşan kişi, öğrenmekten çok, sözde öğreten durumdadır. Dinleyen ise bir şeyler öğrenmektedir. Ayrıca çok konuşan kişinin çok hata yapması, söyledikleri yanlış şeyler yüzünden kendini kötü duruma düşürmesi olağandır.

Aklı selim insanlar ''Konuşmak altı ise, sükut altındır.'' diyerek, konuşmaktan çok, dinlemeyi tercih ederler. Kişinin başına ne gelirse .çoğunlukla dilinden gelir. Ayrıca toplum içinde sürekli konuşup gevezelik eden insanlar sevilmezler ve itibar görmezler.
Devamını Oku

İki Çıplak Bir Hamama Yakışır Kompozisyon Kısa

İki Çıplak Bir Hamama Yakışır 

Her ikisi de yoksul veya kimsesiz olan bir kız ve erkeğin evlenmesi iyi değildir. İkisi fakir ve çulsuz olan kişiler evlendiklerinde, çektikleri sıkıntılar da çok büyük olur. En azından taraflardan birinin maddi durumu iyi olmalı ki geçimlerini sağlayabilsinler. Aksi halde hem kendileri hem de çocukları maddi yetersizlikler içinde sefaletle yaşamaya mahkum kalacaklardır.

Günümüzde sadece birbirine aşık oldukları için her türlü sıkıntıyı göze alarak evlenenler çoktur. Ancak bunların geneli, evlendikten sonra büyük maddi sıkıntılar çekmektedir. Hem kadının hem de erkeğin elinde hiçbir şey yoksa ve bu kişiler üstüne üstlük işsizse, durum çok daha kötü olmaktadır. Elbette ki para her şey değildir ama evlenecek kişiyi seçerken, onun maddi durumuna da dikkat edilmesi gerekir. Kişi ille de çok zengin olmak zorunda değildir; ancak en azından ailesinin ve kendisinin geçimini sağlayabileceği bir iş sahibi olması gerekir.
Devamını Oku

İki Cambaz Bir İpte Oynamaz Atasözü ile İlgili Kompozisyon

İki Cambaz Bir İpte Oynamaz

Kurnazlıkları ve sahtekarlıkları ile bilinen iki kişinin herhangi bir menfaat üzerinde çatışması, kaçınılmaz sonuçlara sebep olabilir. İşini bilen kurnaz bir adamın sıradan birini basit yöntemlerle kandırması kolaydır. Ancak kendisi ile aynı özelliklere sahip, kurnaz, işini bilir ve sahtekar birini alt etmesi çok daha zordur. Böyle bir kişiyi alt edebilmek için çok daha fazla çaba harcamak gerekir.

Bu nedenle, kişi kendisi ile aynı güçteki kişi ile mücadele etmek, onunla boy ölçüşmek istemez. Zira belki de ufak bir menfaat için çok şey kaybetmiş olacaktır. Her horozun kendi çöplüğünde ötmesi gibi, her hilekar da kendi mekanında borusunu öttürür.
Devamını Oku

İki Baş Bir Kazanda Kaynamaz Kompozisyon

İki Baş Bir Kazanda Kaynamaz 

Yapıları, kişisel özellikleri, zevkleri ve düşünceleri birbirinden tamamen farklı olan insanların birlikte yaşamaları çok zordur. Bu durum, özellikle evlenmeyi düşünen çiftler için geçerlidir. Türk filmlerinde kullanılan ''Ayrı dünyaların insanlarıyız.'' sözü de bu atasözü ile aynı anlamı taşımaktadır.

Düşünceleri farklı olan kişilerin aynı ortamı paylaşması, aynı evde yaşaması çeşitli sıkıntıların doğmasına sebep olur. Taraflar, birbirinin düşüncesine bile tahammül edemeyecek duruma geldiklerinden ötürü, belli bir süre sonra çatışmalar ve nihayetinde kötü ayrılıklar yaşanır.
Devamını Oku

İki At Bir Kazığa Bağlanmaz Kompozisyon

İki At Bir Kazığa Bağlanmaz

Sadece kendi bildiklerini okuyan, başkasının fikrine pek de önem vermeyen iki kişiyi aynı işi yapmaları için görevlendirmek olmaz. Zira böyle bir durumda, her ikisi de başına buyruk davranırlar ve işi bitiremezler.

Liderlik vasıfları gelişmiş, kendisine güvenen, kendi bildiğinin, en iyisi olduğunu düşünen insanların aynı ortmd bulunması, aynı işi yapması çeşitli sıkıntılar çıkarır ortaya. Her biri kendi isteklerinde direteceği için, karar vermeleri zor olur. Böylece iş aksar ve bitirilemez hale gelir. Ayrıca bu kişiler arasında anlaşmazlıklar çıkacağı için, kişiler birbirine zarar verecek hale gelebilirler.
Devamını Oku

İğneyi Kendine Çuvaldızı Başkasına Batır Kompozisyon

Önce İğneyi Kendine Çuvaldızı Başkasına Batır 

İnsanlar, başkalarına karşı gösterecekleri bir davranışın etkisini önce kendi üzerinde denemeli, davranışın tesirine göre o davranışı başkalarına yapmalı veya yapmamalıdır. Örneğin başkasına söyleyeceği kötü bir sözün, kendisine söylendiğini düşünüp hissetmesi ve şayet o sözlerden kendisi kırılıyor, üzülüyorsa, başkasına da söylememesi gerekir.

İnsanların herhangi bir söz veya davranış karşısında neler hissedebileceklerini anlamanın en iyi yolu empati yapmaktır. Zaten bu atasözünün üzerinde durduğu mesele de empatinin ta kendisidir. Başkalarının herhangi bir durumda yaşadıklarını anlamanın en güzel yolu, aynı veya benzer şeyleri yaşamaktır. İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır atasözü, öğüt verme ile de alakalıdır. Buna göre, eğer biz başkasına güzel şeyler öğütlüyorsak, öncelikle öğütlediğimiz şeyleri kendimiz gerçekleştirmeliyiz. Bol keseden nasihatlerde bulunup kendisi uygulamamak, kişiyi komik duruma düşürür. Bizim olduğu gibi, her insanın onuru, gururu, değerleri vardır. Hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları durumlar vardır. Ancak hiçbir insan yoktur ki kırıcı sözlerden ve kötü davranışlardan hoşlanıyor olsun. Bunlara biz de dahiliz. Bize söylenecek kırıcı bir söz bizi ne kadar üzerse, başkasını da o derece üzecektir. Bu yüzden insanlara karşı nazik olmak, onları incitmemek, iyiliklerini istemek gerekir.

Aslında atasözünü ''Önce çuvaldızı kendine, sonra iğneyi başkasına batır.'' şeklinde ifade etmek daha doğrudur. Zira insan her şeyden önce, kötü bir durumun etkisini kendi üzerinde görecek ki başkalarına karşı çok daha dikkatli olsun.
Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *