Çanakkale Savaşlarının Ruhunu ve Özünü Anlatan Kompozisyon

                        ÇANAKKALE SAVAŞLARININ RUHU VE ÖZÜ
Türk milletinin tarih boyunca verdiği en önemli mücadelelerden birisi şüphesiz ki Çanakkale savaşlarıdır. Çanakkale savaşları, bir savaşın daha ötesidir. Gerçek bir milli mücadele, bir yeniden diriliş ve bağımsızlık uğruna ortaya serilen muazzam bir fedakarlık örneğidir. 18 Mart 1915'te yapılan Çanakkale deniz savaşı ile bu mücadele bitmemiş, bu tarihten sonraki bir yıl boyunca milli mücadele devam etmiştir.

Çanakkale savaşları sadece bir etnik unsurun mücadelesi olmamıştır. Anadolu'nun belki de tüm unsurları büyük bir birlik ve beraberlik ruhu içinde, kanı ve canı pahasına bu topraklar uğrunda savaşmış ve canlarını vermekten çekinmemiştir. Sadece yetişkin erkek, asker veya ordunun da mücadelesi olmamıştır. Bu savaşlarda erkeğiyle kadınıyla, yaşlısıyla genciyle, yediden yetmişe herkes elinden geleni yapmış ve neticede istenen hedefe ulaşılmıştı. Lise talebeleri bile ülkenin bağımsızlığını, milletin özgürlüğünü, halkların namusunu her şeyden, canından bile üstün görmüş ve dünya tarihine örnek olacak mücadeleler vermiştir. Bunun en güzel örneği İstanbul Erkek Lisesi'nin son sınıfta okuyan öğrencileridir. Zira bu lisenin son sınıfında okumakta olan dönemin bütün öğrencileri şehitlik mertebesine ulaşmış ve bir tanesi dahi canını millet yolundan esirgememiştir.

Bugün bu topraklar üzerinde rahat ve özgür bir şekilde gezip dolaşabiliyorsak, kimsenin esareti altında olmadan, kendi al bayrağımızın gölgesinde hayatımıza devam edebiliyorsak, bunu bu öğrenciler ve daha niceleri gibi fedakar insanlarımıza borçluyuz. Güzel şeylerin bedeli ağır olur. Bizim bugün böylesine güzel bir yaşam sürmemizin bedelini işte Çanakkale'de savaşan o insanlarımız ödemiştir.
Devamını Oku

Türk Kültüründe Nevruz Kompozisyon

                                     TÜRK KÜLTÜRÜNDE NEVRUZ
     ''nev'' (yeni) ve ''ruz'' (gün) sözcüklerinin birleşmesi ile oluşturulmuş olan Nevruz sözcüğü, ''yeni gün'' anlamına gelmektedir. Burada bahsi geçen ''yeni gün'' kavramı ise ilkbaharın ilk gününü, doğanın yeniden canlanmasını ifade eder.

   Bilindiği gibi ilkbahar, doğa ananın yeniden dirilişidir. Kış mevsimi ile geçici bir uykuya dalan tabiatın yeniden canlanmasıdır. Türkler, tarih boyunca tabiat ile iç içe yaşamış, onu anlamlandırmış, ona değer vermiştir. Sadece İslamiyetin kabulü ile değil, İslamiyetten önce de Nevruz kutlamaları yapmıştır. Bilindiği kadarıyla bayramın tarihi üç bin yıl öncesine kadar dayanmaktadır. İlk Türk devletleri olarak kabul ettiğimiz Göktürkler'de, Uygurlar'da ve daha sonrasında Selçuklular'da, Osmanlılar'da ve ismini sayamadığımız daha birçok Türk devletinde Nevruz Bayramı kutlamaları yapılmıştır. Nevruz Bayramının, Türk tarihinde çok önemli bir yeri vardır. Dünya genelinde 21 Mart olarak kabul edilen Nevruz Bayramı tarih boyunca gerçek bir bayram havasında kabul edilmiş ve türlü etkinlikler düzenlenmiştir.

   İslamiyetten önceki Türk devletlerindeki kutlamalar ile İslamiyetten sonraki Türk devletlerinde kutlamalar arasında bazı inançsal ayrılıklar vardı elbette; ancak hepsinde de yaşanan coşku aynıydı. Özellikle İslamiyetin kabulünden sonra Türkler bu bayramda çeşitli dini ibadetlerini yerine getirir ve zamanlarını ibadethanelerde geçirirdi. İnsanların kaynaşması, eğlenmesi için çeşitli törenler tertip edilir, pazarlar kurulur ve tıpkı şimdiki bayramlarda olduğu gibi herkes özenli bir şekilde giyinir, gözlere sürme çekilirdi.

   Özellikle göçebe bir yaşam sürmekte olan eski Türk devletleri için ilkbaharın gelişinin yani Nevruz Bayramının önemi çok büyüktür. Hayvancılıkla geçinen bu devletler için ilkbahar bereket ve bolluk anlamına gelirdi; zira hayvanları istediği kadar beslenir ve zorlu göçebelik yaşamı kolaylaşmış olurdu.

   Türk kültüründe Nevruz geçmişten günümüze önemli bir yere sahip olmuştur. Günümüzde de bu bayramda çeşitli törenler düzenlenmekte ve insanlar baharın gelişini en güzel şekilde kutlamaktadır. Daha nice güzel Nevruzların yaşanması için doğa ile barışık yaşamayı, çevreyi önemsemeyi öğrenmemiz gerekir. Değişen iklim koşulları, dolayısı ile mevsimlerin tarihlerinde değişimlerin yaşanması, biz insanoğlunun kötü bir eseridir.
Devamını Oku

Hakkımızda

Kompozisyon.Org adlı blogumuz 15 Mart 2015 tarihinde yayın hayatına başlamış ve tamamı özgün kompozisyonları ile kısa sürede büyük bir ziyaretçi kitlesine ulaşmıştır. Bu başarıyı öncelikle verdiğimiz emeğe ve özgünlüğümüze borçluyuz.

Kompozisyon.Org olarak amacımız, tüm öğrencilere yazmayı aşılamak ve bu gaye çerçevesinde onlara çeşitli metin türlerini örnek göstermektir. Ziyaretçilerimizden gelen yorumlar şevkimizi artırmakta, böylece blogumuzu daha fazla zenginleştirme çabası içerisine girmekteyiz.

Kompozisyon.Org'da bulunan tüm kompozisyonlar ve diğer metin türleri iki yazarımız tarafından oluşturulmakta ve bu içerikler oluşturulurken güzel Türkçemizin doğru kullanılmasına özen gösterilmektedir. Tüm blog ziyaretçilerimizden de ricamız, yaptıkları yorumlarda dilimizin kurallarına riayet etmeleridir. İyi niyetle yapılan ''Çoookkkk güzelll'' gibi yorumlar hem dilimize hem de sizler için emek veren blogumuza zarar vermektedir.

Blogumuzla ilgili her türlü istek veya şikayetinizi eselrid@gmail adresimize gönderebileceğiniz gibi, blogun sağ altında bulunan İletişim Formu'nu da kullanabilirsiniz. sizlerin görüşleri bizim için değerlidir.
Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *