Emek Yemek Getirir Konulu Deneme Yazısı

EMEK YEMEK GETİRİR

   En sevdiğim ve hayatıma da her an tatbik ettiğim ender sözlerden birisidir; zira sözün ortaya çıkardığı neticeleri bizzat yaşayan birisiyim. Belki istisnası vardır; lakin bunca ömrümde emek verip de karşılığını alamayan kimse ile karşılaşmadım. Arada bir ''Ben çok emek verdim ama karşılığını alamadım.'' diyenler olduysa da, o kişilerin gerçekten yeteri kadar emek verip vermediklerinden şüphe duydum.

   Hayatımızda bizi mutlu edecek, bize güzel yaşam standartları sunacak neredeyse her şeye kavuşmak için belli bir emek vermemiz, o şey için çalışıp didinmemiz şarttır. Hele de bir şeyleri elde etmenin bu kadar zor olduğu günümüz koşullarında... Atalarımız ne güzel söylemiş: Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer. Güzel neticeler almak isteyen herkes, o uğurda çaba sarf etmeli, bazı imkanlarından feragat etmeli ve sabretmelidir. Yazın o kavurucu sıcağında tarlasında, bahçesinde alın teri döken emektar çiftçi elbette ki kışın da ürettiklerini keyif içinde yiyecektir; çünkü o hak etmiştir.

   Biz düşen sorumluluklar henüz çocukluk yaşlarımızda başlar. İlkokul çağlarımızda bile belli başlı sorumluluklarımız vardır. Bu sorumluluklarımızı yerine getirdiğimiz müddetçe bir sonraki basamağa başarı ile ilerleyebiliriz. Bir düşünün, ilkokulda veya ortaokulda emek vermeye bir çocuğun iyi eğitim veren bir liseye yerleşmesi mümkün müdür? Elbette hayır. Peki, iyi bir lisede okuyamamanın neticeleri nelerdir? Öncelikle iyi bir üniversite bölümü kazanamamaktır. Bu da neredeyse tüm yaşamımızı etkiler. Bazen istemediğimiz mesleği icra etmek zorunda kalırız. bazen ise tamamen işsiz kalırız. Tüm bunlar da ileriki yaşantımızı hatta çocuklarımızın hayatını etkilemektedir.

   Öte yandan, ilkokul çağında üzerine düşen sorumluluğu yerine getiren, derslerine ilgi gösteren, tüm zamanını sokakta veya televizyon/bilgisayar başında geçirmek yerine ders çalışan, kitap okuyan öğrenci başarılı olacak ve belki de iyi bir üniversitenin en önemli koşulu olan iyi bir lisede eğitim alma şansını elde edecektir.

   Bu dünyada emek veren kimsenin emekleri zayi olmaz. Bazen zamanında bazen geç de olsa o kişi emeğinin karşılığını muhakkak alacaktır. Bu nedenledir ki çalışmaktan, emek vermekten asla yılmayın. Bugün ektiğiniz ne ise, yarın biçeceğinizin de o olacağını aklınızdan çıkarmayın.
Devamını Oku

Haber Yazısı Örnekleri

Değerli kompozisyon.org ziyaretçileri, sizler için metin türlerine örnekler vermeye son hızla devam ediyoruz. Bu sayfamızda da sizler için haber yazısı örnekleri hazırladık. Aslında, herhangi bir haber sitesini açıp baktığınızda, yüzlerce haber yazısı metni ile karşılaşmanız gayet mümkündür. Ancak yine de burada da birkaç örnek vermek yerinde olacaktır.

HABER YAZISI ÖRNEKLERİ
Burada vereceğimiz örnekler, sizleri sıkmayacak derecede kısa olacaktır. Uzun haber yazısı örnekleri, öğrencilerin işini pek görmediği için haber yazısı örneklerini makul derecede kısa tutmaya çalışacağız.

Haber Yazısı Örneği 1

DARBE TEŞEBBÜSÜ KISA SÜREDE BASTIRILDI
   15 Temmuz 2016'da FETÖ tarafından yapılan darbe girişimi, Türk milletinin üstün cesareti ve azmiyle dört saat gibi kısa bir sürede büyük bir başarısızlığa uğrattı.

   Yıllardır ülkenin resmi ve sivil neredeyse her türlü kurum ve kuruluşuna sızmış olan ve askeriyede de önemli bir yer teşkil eden FETÖ terör örgütü, 15 Temmuz'da, hayallerini gerçekleştirmek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ı etkisiz hale getirmek ve ülke yönetimini tamamen ele geçirmek için darbe teşebbüsünde bulundu. Siyasi yetkililerin kalkışma olarak adlandırdığı bu darbe girişimi, gerek siyasilerimizin cesur ve kararlı tavrıyla gerekse de yediden yetmişe tüm milletin yoğun çabaları ile bastırıldı. Darbe girişimi sırasında yüzlerce şehidimiz oldu; ancak ülkenin geleceği kurtuldu.

   Açıklama yapan siyasiler, cesaret ve azimlerinden dolayı tüm Türk milletine teşekkürlerini sundu.

Tarih: 16 Temmuz 2016


Haber Yazısı Örneği 2

HAKKARİ VE ŞIRNAK İL OLMAKTAN ÇIKARILDI
   Yapılan açıklamalara göre Hakkari ve Şırnak illeri, il olmaktan çıkarıldı ve ilçeye dönüştürüldü. Bunların yerine ise Yüksekova ve Cizre ilçeleri il olarak ilan edildi.

   Gerek yeryüzü şekilleri ve diğer coğrafi yapılar, gerekse de ekonomik ve sosyal nedenler, bu iki ilin il olmaktan çıkıp ilçe haline getirilmesine sebep oldu. İl olmaktan çıkarılan Hakkari ''Çölemerik';  Şırnak ise ''Nuh'' adı ile anılacak.

   İleriki zamanlarda, Türkiye genelinde 38 ilçenin de il olması planlanıyor.

Tarih:2 Ağustos 2016


Haber Yazısı Örneği 3

DEV MİTİNG
   Darbe teşebbüsünün akamete uğratılmasının ardından, halk uzun bir süre gece nöbetleri tuttu. Demokrasi nöbetleri olarak adlandırılan bu nöbetler, genellikle akşam saat 20:00'den sabaha kadar tutuluyordu.

   7 Ağustos günü ise 3 siyasi partinin katılımıyla İstanbul Yenikapı'da dev miting düzenlendi. Milyonlarca insanın katıldığı bu mitingde, siyasi parti başkanları, başbakan, genel kurmay başkanı ve cumhurbaşkanı gibi önemli isimler konuşmalarını yaptılar.

   İstanbul'da yapılan bu mitingin yanısıra, 81 ile mitinge eşlik edildi. Saatler süren miting, gece saatlerinde sona erdi.

Tarih: 7 Ağustos 2016
Devamını Oku

Fıkra (Köşe Yazısı) Örnekleri

Bilindiği gibi literatürde iki tür fıkra vardır. Birincisi bildiğimiz Nasrettin Hoca Fıkraları veya Karadeniz Fıkraları gibi komik yazılar; ikincisi ise gündelik yaşamla ilgili konuları ele alan ve gazetelerde veya mecmualarda yayımlanan köşe yazılarıdır. Bu yazımızda öğretici metin türlerinden birisi olan fıkrayı yani köşe yazısını ele alacağız. Fıkra örneklerine geçmeden önce fıkra nedir, köşe yazısı nedir gibi basit sorulara cevap vermek yerinde olacaktır.

Fıkra (Köşe Yazısı) Nedir?
Gündelik yaşamda var olan ve toplumun genelini ilgilendiren önemli olayların ele alındığı, bu önemli olaylarla ilgili duygu ve düşüncelerin anlatıldığı yazı türüne köşe yazısı veya fıkra denir. Köşe yazısı denmesinin bir sebebi de bu yazıların herhangi bir gazetede veya dergide yayımlanmasıdır. Gazete okurken karşılaşmışsınızdır. Sayfaların kenarlarında veya köşelerinde herhangi bir yazara ait olan metinler bulunmaktadır. bu metinlerde, ilgili yazar konu başlığı ile ilgili düşüncelerini dile getirir. İşte, o yazılara fıkra veya köşe yazısı adı verilmektedir.

Fıkra Metin Türünün Özellikleri
-Yaşanmış olay ve durumlarla ilgili fikirleri konu alır.
-Fıkra yazarı, ele aldığı konuyu nesnel bir şekilde ele alır. Yani tarafsızdır.
-Bu yazılarda olaydan çok fikir ön plana çıkar.
-Anlatılan konu derinlemesine değil de yüzeysel olarak ve kısa bir biçimde ele alınır.
-Yazar, anlattıklarını kanıtlama çabası içinde değildir.
-Ele alınacak konu, toplumun genelini ilgilendirmeli ve toplumun genelinin ilgisini çekmelidir.
-Yazar bu metin türünde çeşitli atasözü, özdeyiş veya söz sanatlarından yararlanabilir.
-Kullanılan dil anlaşılır ve açık olmalı, süslü anlatımdan uzak olmalıdır.
-Anlatılanlar bilgi verici, eğitici olmalıdır.

FIKRA ÖRNEKLERİ (KÖŞE YAZISI ÖRNEKLERİ)
köşe yazısı örnekleri
Fıkra (Köşe Yazısı) Örneği

============================================================================================
POKEMON GO ÇILGINLIĞI
   Sizler de farkındasınızdır, bugünlerde neredeyse tüm gündem Pokemon Go oyunu üzerinde yoğunlaşmış. 90'lı yılların vazgeçilmez çizgi filmi, şimdilerde bir oyun olarak geri döndü. Hem de tüm dünyayı bir anda yerinden sarsarak.

   Daha kısa bir süre içinde bu oyun dünya çapında yayıldı ve Twitter gibi dev sosyal medya unsurunu geçecek hale geldi. İnsanlar, adeta bu oyunun bağımlısı haline geldi. Peki, Pokemon Go'yu bu seviyeye getiren etken neydi? Elbette ki kendinden öncekilerden tamamen farklı olmasıydı. Biliyorsunuz, şimdiye kadar çıkan tüm oyun ve uygulamalara evdeki bilgisayardan veya akıllı cihazlardan girilirdi; oysa Pokemon Go'da böyle bir zorunluluk söz konusu değil. İnsanlar pokemon avlamak için aynı zamanda dışarı çıkmalı ve insan kalabalıklarının arasına girmeli. Yani bir tür sanal gerçekçilik durumu söz konusu...

   Görülen o ki, Pokemon Go uygulaması/oyunu sayesinde insanlar dört duvar arasına sıkışmaktan bir nebze de olsa kurtulacak ve sokaklara dökülecek. Bana sorarsanız, bu bile sosyalleşme yönünde bir gelişme sayılır. Ne diyeyim, pokemon avlarınız bol olsun, rast gele!
                                                        (Ekrem ADFEROĞLU, Kompozisyon Gazetesi, 15 Temmuz 2016)

==========================================================================================
TERÖRÜN SON KURBANI: FRANSA/NİCE
   Dün, yani 14 Temmuz 2016 tarihinde, Fransa'nın Nice kentinde büyük çaplı bir terör saldırısı gerçekleştirildi. Bu saldırıda 80 küsür kişi yaşamını yitirdi. Sadece Fransa değil, neredeyse tüm dünya devletleri bu terör belasından fazlası ile çekti.

   Dünya devletleri ile kıyaslandığında bir avuç kadar bile olamayan teröristler için neden önlem alınmaz, neden tüm dünya güçleri birleşmez anlamak zor doğrusu. Böyle giderse daha çok can yanacak, daha çok patlama ve katliam yaşanacak.

   Sesimi kim duyar bilmiyorum; ama tüm dünya devletlerine sesleniyorum. Şu terörist güruhuna karşı birleşme zamanı geldi artık. İsteseniz bu terör örgütlerini bir günde bile yok edebilirsiniz. Güçlerinizi birleştirmezseniz daha çok canlara kıyılacak.
                                          (Erdi HÜDAVERDİ, Kompozisyon Gazetesi, 15/07/2016)

=============================================================================================
DİLİMİZ DİLDEN GİDİYOR
   Bir önlem alınmazsa Türkçemiz iyice yozlaşacak ve 50 yıl sonra gelen nesil bile bugün yazdıklarımızı anlayamayacak. İnsanlar, yabancı bir dile ait sözcükleri kullanarak modernleştiğini sanıyor; oysa kendi öz dilini yok ediyor; ama farkında bile değil.

   Halis muhlis Türkçesi dururken, yabancı sözcükleri kullanmak nedir anlamak mümkün değil doğrusu. Geçenlerde bir yemeğe davetliydim. Yakın bir aile dostunun evinde masada yemekteydik. Ne olduysa oldu, elimdeki su bardağı yere düşüverdi. Dolayısı ile canım sıkıldı biraz. Aile dostumun beni teselli etmek için sarf ettiği ifade aynen şuydu: ''Relax ol, problem yok.'' Hadi problemi anladım da bu relax ol da neyin nesiydi. Dilimizde karşılığı yok muydu? Elbette vardı; fakat o bunu tercih etmişti.

   Velhasılı, dilimiz elden gidiyor, buna bir çare bulmamız lazım. Özellikle Türk Dil Kurumunun bununla ilgili ciddi önlemler alması, konuyu araştırması gerekir diye düşünüyorum. Türkçe, ağzımda anne sütü gibidir diyen şairimizin söylediğini boşa çıkarmayalım.
                  (Ayşenur CANCAN, Kompozisyon Dergisi, 11 Temmuz 2016)

============================================================================================
Değerli kompozisyon.org takipçileri verdiğimiz köşe yazısı örneklerinin işinizi göreceğini umuyoruz. Sizler de yazdığınız fıkra örneklerini yorum bölümünde bizimle paylaşabilirsiniz.

Devamını Oku

Fabl Örnekleri - Kısa ve Uzun Fabllar

Kısa, anlamlı ve eğitici fabl örnekleri hazırladığımız sayfamıza hoş geldiniz. Bu sayfada sizler için çeşitli fabl örnekleri hazırladık. Umarız hazırladığımız fablları beğenirsiniz. Fablın ne olduğunu bilmeyenler için kısa bilgi vermek yerinde olacaktır sanırız.

Fabl Nedir?
Fabl, şiir şeklinde (nazım) veya düzyazı biçiminde yazılan, insanlara bir ders vermek amacı ile hayvanların, bitkilerin veya cansız varlıkların konuşturulduğu, kişileştirildiği kısa metin türüdür. Fabllarda doğal olarak olağanüstü olaylar anlatılmaktadır; zira insan dışı varlıkların konuşması mümkün değildir. Bu yönüyle masala benzer. Ancak her masalda bir ders verme amacı yokken, bütün fabllar bir ders verme gayesi taşır.

                                    ÇEŞİTLİ FABL ÖRNEKLERİ

1) Şiir Şeklinde Fabl Örneği (Nazım olarak yazılmış fabl örneği)


TİLKİ İLE KÜÇÜK TAVŞAN

Bir zamanlar semizce, kurnaz bir tilki vardı
Sık sık ormanlığa, yemek için uğrardı
Bir gün yine o günlerden biriydi
Tilki açtı ve lakin, yine de çok diriydi
Girdi o ormanlığa, etrafına bakındı
Onun duyduğu ses, bir hayli tanıdıktı
Çalılardan zıpladı, bir küçük yavru tavşan
Birkaç saniyede, dereler tepeler aşan
Tilki seslendi ona: ''Bekle bir tavşan kardeş!''
''Biliyor musun, bu ormanda yoktur sana eş''
Yavru tavşan sevindi, azıcık da gerindi
''Doğru söylüyor tilki.'' deyip havalara büründü
Derken, iyice yanaştı, kurnaz tilki tavşana
Tavşan bilemedi, ne gelecek başına
Tilki bir hamle attı, tavşanın boğazına
Tavşanın canı erdi, durdu küçük ağzına
Derler ki dalkavuğa inanmayın, kanmayın
Birkaç güzel söze, sakın hiç aldanmayın
                                             R.ÖZKAN

                            -SON-

2) Fabl Örneği

KURNAZ TİLKİ İLE ÇİRKİN SESLİ KARGA

Tilki aç aç geziyordu. Uzun zamandır hiçbir şey inmemişti midesine. Karnını doyurmanın bir yolunu bulmalıydı. Derken altından geçtiği ulu çınar ağacının üstünden bir karga sesi duydu. Başını yukarı çevirip baktı. Karganın ağzında kocaman bir peynir parçası duruyordu. Bu peyni tilkiyi doyurmaya yeterdi. Hiç vakit kaybetmeden seslendi:
-Karga kardeş o mükemmel ses senin miydi? Yıllardır bu ormanda yaşarım, ama bu kadar güzel öten bir kuş görmedim.

Karganın hoşuna gitmişti bu sözler. Kendini daha fazla ispatlamak için yeni şarkılar söylemeyi düşündü. Daha ağzını açar açmaz, gagasındaki peynir yere düştü. Tilkinin isteği yerine gelmişti. Birkaç güzel söz ile peyniri kapmayı başarmıştı. Peyniri midesine indirdikten sonra aval aval bakan kargaya birkaç söz söylemek istedi.

-Eee, karga kardeş, övülmekten bu kadar hoşlanırsan olacak olan budur. Benden sana nasihat, her dalkavuğun söylediğine inanma. Yoksa ağzındakini de kaparlar böyle.

                                                                    -SON-


3) Düzyazı Biçiminde Fabl Örneği


KENDİ KAZDIĞI KUYUYA DÜŞMEK

   Ucu bucağı görünmeyen engin ovalarda zebra sürüleri yaşardı. Yağmur yağdığı müddetçe, otları bol olur, asla açlık çekmezlerdi. Ancak bu zebraların keyfini kaçıran bir sıkıntıları vardı: Aslanlar. Aslanlar acıktığında bu zebra sürülerini avlayıp afiyetle yerdi. Alanlar için gün yine zebra avlama günüydü. Zebralar da bunun farkındaydı; ama ne çare, birileri aslana yem olacaktı.

   Bu zebraların arasında kurnaz ve kötü kalpli bir zebra vardı. Bir arkadaşını çağırıp ona şöyle dedi:
-Bak zebra kardeş, bu aslanlar er ya da geç bizi de yiyecek. Bunun için bir şeyler düşünüp önlem almamız lazım.
-Peki, ama ne yapabiliriz ki?
-Bak, kaç gündür nehir kenarında otlanıyoruz. Bu nehrin çok sığ olan bir yerini keşfettim. Aslan sürüsü saldırıya geçtiği an o sığ yerden karşıya geçeceğiz; böylece ikimiz de kurtulmuş olacağız. Ama sakın bu yeri diğer zebralara söyleme, yoksa hepsi oradan geçmeye çalışırsa biz aslanlara yem olabiliriz.
-Peki, güzel bir fikirmiş, öyle yapalım.

   Derken, aslan sürüsü çıkageldi. Saldırıya geçince bizim kurnaz zebralar planladıkları gibi nehrin sığ bölgesinden karşıya geçmek için atladılar nehre. Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı: Timsahlar. Daha nehrin ortasındayken koca ağızlı timsahlara yem oldular.

   Belki anladılar yaptıkları şeyin kötü olduğunu ama iş işten geçmişti. Zor zamanlarda birlik içinde olunmazsa, engeller aşılamaz, kötü düşünenin sonu kötülük olur.

                                                                    -SON-


4) Fabl Örneği

                                                        KİBİRLİ TEMBEL KEDİ

Zamanın birinde, iyi bir aile tarafından sokaktan alınıp büyütülen bir kedi yavrusu varmış. Bu aile, ''Kedi büyüyünce, evimize dadanan fareleri de kovalar, böylece rahatlarız.'' diye düşünürmüş. Sahipleri tarafından iyi beslenen kedi kısa zamanda gelişip büyümüş.  Ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyormuş.
Arada bir sokak kedileri ile dalga geçer, kendisinin hiç yorulmadan beslendiğini, onlarınsa bir lokma yemek için çöp çöp dolaştığını anlatır dururmuş. Gel zaman git zaman, tembelliğe, yatmaya iyice alışan kedi artık hareket edemez hale gelmiş. Fare kovalamaktan aciz olan bir kediyi evde beslemek akıl karı değilmiş.
Bu aile, hiçbir işe yaramayan kediyi evden atmaya karar vermiş ve kediyi sokağa atmış. Vücudunun ağırlığı ile hızlı hareket edemeyen kedi, ne bir fare yakalayabilmiş ne de çöp konteynırlarına atlayabilmiş. Böylece zamanla zayıflayıp hasta düşmüş. Tembelliğinin ve kibrinin cezasını çekmiş.

İnsanlar başta olmak üzere bütün canlılar, çalışmak ve emek vermek zorundadır. İşlemeyen demir pas tutar misali, çalışmayan insanlar da zamanla iş yapamaz hale gelir ve ele güne rezil olurlar.

                                                                    -SON-

5) Fabl Örneği

                                                     KİBİRLİ KABAK

Ulu bir ceviz ağacının dibinde yeşeren bir kabak, büyüklüğü ile övünürmüş. Hatta gününü ceviz ağacının küçük ceviz meyveleri ile dalga gçerek geçirirmiş. ''Bak, siz kocaman ağaçta yetişiyorsunuz, ona rağmen küçücüksünüz; oysa bir de bana bakın, küçücük bitkime rağmen ne kadar da büyük bir bitkiyim dermiş.

Ceviz hasat zamanı gelmiş, ceviz sahipleri cevizlerini toplamak üzere gelmişler. herkes kibirli kabağın yanından geçmiş ama yüzüne bakan olmamış. Derken, ceviz sahipleri aralarında şakalaşmışlar. Birisi diğerine ''Sen cevizleri boşver, şu kocaman kabağı alsana!'' demiş. Diğeri ise ''Bırak o kabağı canım, kendisi kocaman; ama içi boş.'' demiş.


Kabak, çok incinmiş ve aklına cevizler için söyledikleri gelmiş. Cevizlerden özür dilemiş ve fiziki özelliklerin değil, iç güzelliğinin önemli olduğunu anlamış.

                                                                    -SON-

6) Fabl Örneği

                                         RÜZGAR İLE KAVAK AĞACI

Bir zamanlar, bir dere kenarında uzun mu uzun, bir o kadar da huysuz mu huysuz bir kavak ağacı yaşarmış. Etrafındaki en yüksek ağaç olduğundan, kendisi ile övünür dururmuş. Çok da mızmızmış. Ne zaman rüzgar esecek olsa, homurdanmaya, rüzgara sitem etmeye başlarmış.
Bir gün dayanamış ve içindekileri sayıvermiş rüzgara.

-Yahu rüzgar kardeş, nesin sen? İkide bir esip beni neden rahatsız ediyorsun. Bir işe yarayacak olsan tamam; ama hiçbir şeye de yaramıyorsun. Esip esip beni ve dallarımı rahatsız ediyorsun, demiş.
Rüzgar, bu sözlere çok alınmış. Oralardan uzaklaşıp başka diyarlara gitmiş. Uzun bir süre uğramamış oralara. Günler geçmiş, sonbaharda kavak ağacının da yaprakları bir bir dökülmüş. Kış mevsimi de rüzgarsız geçmiş. Tüm bu süre boyunca, kavak ağacı halinden çok memnunmuş.
Ama gel gör ki ilkbahar geldiğinde hiçbir ağaç çiçek ve yaprak açamamış. Kavak ağacı da tabii. Civarın en yaşlı ağaçları toplanıp durumu görüşmüşler, çiçek ve yaprak açamamalarının sebebini anlamışlar.

Rüzgarın, ağaçların aşılanmasında, yaprak ve çiçek açmasında büyük bir öneme sahip olduğunu anlamışlar. Durumu kavak ağacına da anlatmışlar. Ancak kavak ağacı dizini ne kadar dövse de rüzgarı geri getirememiş. Böylece diğer ağaçlar gibi kavak ağacı da zamanla kuruyup gitmiş.

Evrende hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır. Her şeyin bir görevi ve anlamı vardır. Evreni yaratan büyük yaratıcı, hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır.

                                                                    -SON-


7) Fabl Örneği

                                                         KALEM İLE SİLGİ

Kalem, sürekli silgi ile alay eder, kendisinin hamallığını yaptığını anlatır dururmuş. Kalem tarafından bir hamal olarak görülen silgi bu duruma çok üzülürmüş.

-Bak kalem kardeş, ben olmasam senin yazdıklarından bazı şeyler çok kötü sonuçlar doğurabilir. Beni küçümseme, benim de bir görevim var, dermiş.

Ama tüm bu söylenenler, kalemin umurunda bile değilmiş. Bir gün, sahibinin ticari bir işi ile ilgili yanlış bir şeyler yazmış. Kaleme çok kırgın olan silgi: ''Kibrinin cezasını çeksin.'' diyerek gerekli düzeltmeleri yapmamış. Bu yüzden kalemin sahibi iflas etmiş ve kalem bu duruma çok üzülmüş. Silginin ne kadar önemli bir şey olduğunu anlamış ama iş işten geçmiş.


                                                                    -SON-

Sizler için hazırladığımız fabl örneklerini beğendiyseniz lütfen kısa da olsa yorum yapınız.
Devamını Oku

Eleştiri Örnekleri - Eleştiri Yazısı

Eleştiri, diğer adıyla tenkit, herhangi bir eserin, kişinin, olayın veya durumun hem olumlu hem de olumsuz özellikleri ile anlatılması olarak tanımlanabilir. Sizler için oluşturduğumuz eleştiri yazısı örnekleri sayfasında, eleştirinin her türünü görebileceksiniz.

Bildiğiniz gibi eleştiri, sadece olumsuz özellikleri sıralamak değildir. Eleştiri, ancak olumlu ve olumsuz özellikler birlikte ele alındığında ve tarafsızca yapıldığında eleştiri özelliği taşır. Eleştiriyi iki farklı grupta incelemek de mümkündür: Övgü, Yergi. Övgü, olumlu taraflarının, yergi ise olumsuz taraflarının ele alınmasıdır. Kısacası, bir eserin sadece olumlu yönlerini anlatsanız dahi eleştiri yapmış olursunuz. Şimdi beraber inceleyelim eleştiri örneklerini.

ELEŞTİRİ YAZISI ÖRNEKLERİ

Eleştiri Yazısı Örneği
TELEVİZYONDAKİ DİZİLERİN HAYATIMIZA ETKİSİ
   Son yıllarda bir dizi çılgınlığıdır almış başını gidiyor. Neredeyse her gece her televizyon kanalında bir dizi yayınlanıyor. İşin kötü tarafı ise bu dizilerin neredeyse hiçbirinin, gerçek hayatla hiçbir alakası yok.

   Türk kültürüne, gelenek-göreneklerine uymayan bu dizilerin insan hayatında çeşitli olumsuz etkileri görülüyor. RTÜK'ün neden bu tarz dizilere müdahale etmediğini anlamak güç doğrusu. Hele de silahtan, çatışmadan, adam öldürmekten başka bir şey sunamayan, insanlara şiddeti, öldürmeyi, yaralamayı öğreten ve bunları da bir marifetmiş gibi gösteren diziler nasıl oluyor da yıllarca yayınlanmaya devam ediyor, hayret ediyorum.

    Bu gidişata bir dur demek gerekiyor. Bu tür diziler, toplumumuzun daha da yozlaşmasına, gerçek kültüründen uzaklaşmasına sebep oluyor. Bence, Türk seyircisi de bu durumu görmeli ve tepkisini bu dizileri izlemeyerek göstermelidir.


Eleştiri Örneği
SOSYAL MEDYA ÇILGINLIĞI
   Sanırım sosyal medyayı en çok kullanan ülkelerin başında geliyoruz. Kitap okuma konusunda en gerilerde takip eden ülkemizin, sosyal medyayı bunca etkin kullanması çok manidar.

   Herkeste bir sosyal medya çılgınlığı türemiş ve insanlar sosyal medya olmadan yaşayamaz hale gelmiş. Bazı kavramların, sosyal medya yüzünden içi tamamen boşalmış. Benim en çok dikkatimi çeken sosyal medya kavramlarından bir tanesi ''Paylaş'' kavramıdır. Bu kavramın içi ne kadar da boşaltılmış değil mi? Paylaşmak, sahip olduğunu başkalarına da vermektir. Cömertliktir, yoksulun halinden anlamaktır. Oysa sosyal medyada kullanılan paylaş ifadesi bu tanımlardan tamamen uzak. İnsanlar, yemeklerini yoksullarla paylaşmak yerine sosyal medyada paylaşıyor. Yoksulu iyice yoksul ve düşkün hale getiriyor.

   Bana soracak olursanız, tüm bunların sebebi, insanımızın düşünme gibi eylemlerden uzak oluşudur. Zira düşünen bir insanın, her yediği haltı başkalarına göstereceğini düşünmüyorum.


Eleştiri Örneği
İSTİKLAL MARŞI
   İstiklal Marşı, belki de bugüne kadar okuduğum en güzel, en anlamlı şiirlerin en başında geliyor. Onu bu kadar anlamlı kılan, belki de yazıldığı zamanın şartlarıdır. Mehmet Akif gibi bir üstadın kaleminden ve yüreğinden yazıldı mı da bir başka güzel oluyor bu yapıt.

   İstiklal Marşının her mısrası bir başka anlam taşıyor. Üstelin onu güzel kılan sadece anlam da değil. Şiirdeki ahenk, redif ve kafiyeler ve diğer tüm söz sanatları, İstiklal Marşımıza ayrı bir hava katıyor. ''Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak'' derken bile, insanın yüreği yerinden oynuyor adeta.

   İstiklal Marşını her okuduğumda, bu şiirin neden birinci seçildiğini biraz daha anlıyorum. Tüm Anadolu insanına seslenen, ırk, renk, dil ayrımı gözetmeyen bu şiirden, herkes nasibine düşeni alıyor ve kimse gücenmiyor. Türk'ü de Kürt'ü de, Laz'ı da, Çerkez'i de hep birden sahipleniyor.


Olumlu Eleştiri Örnekleri
ÇİZGİ FİLMLERİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ OLUMLU ETKİSİ
   Çizgi filmlerin çocuklar üzerinde birçok olumlu etkisi vardır. Özellikle konuşmayı öğrenme evresindeki çocukların dil gelişimi üzerinde büyük katkıları vardır.

   Bir çocuğun konuşmayı hızlı öğrenmesi için onu sürekli duyması şarttır. Oysa ebeveynlerin sürekli konuşması pek mümkün olmamaktadır. Bu durumda, aşırıya kaçmamak ve uygun olanı seçmek şartı ile çocuklara çizgi film izletmek faydalı olacaktır.

   Çizgi film yapımcıları, aynı zamanda çocuklara bir şeyler öğrenme amacı taşıdıkları için, anne ve babaların çocuklarına öğretemediği birçok şeyi, çocuklar çizgi filmlerden öğrenmektedir.


Olumsuz Eleştiri Örnekleri
SERBEST ŞİİR
   Bildiğiniz gibi serbest şiir, hece ölçüsü ile yazılmayan, aynı zamanda kafiye ve redif kullanılmayan veya çok az kullanılan bir şiir türüdür.

   Ülkemizde, serbest şiirin tarihi çok da eskilere dayanmaz. Eskilerde, daha çok ölçülü şiirler yazılır ve bu şiirlerde ahenge çok önem verilirdi. Şiir, kafiyesiz, redifsiz olmazdı, olamazdı. Oysa serbest şiir çıktığından beri herkes şair oluverdi. Halbuki şair olmak, şiir yazmak o kadar kolay olmamalı. Şiirden çok, düzyazıya benzeyen serbest şiiri hiç tasvip etmiyorum etmem de.

   İnsan şiir yazacaksa, ölçülü, kafiyeli ve redifli yazmalı. Mana kadar, ahenge de önem vermeli. Ve öyle herkes şiir yazma cür'etinde bulunmamalı.


NOT: Sevgili site ziyaretçilerimiz, sizler için olabildiğince çok eleştiri örneği vermeye çalıştık. Eleştiri örnekleri arasında hem kısa eleştiri örnekleri hem de uzun eleştiri örnekleri yer aldığı için işinizi göreceğini umut ediyoruz. Tenkit örneklerine sizler de ek örnekler yazabilirsiniz.
Devamını Oku

Efsane Örnekleri (Uzun ve Kısa)

Eskiden yaşadığı düşünülen, kulaktan kulağa duyularak günümüze kadar gelen olağanüstü olaylara efsane adı verilmektedir. Çoğu defa efsane ve destan karıştırılsa da, özünde efsane, destandan farklıdır. Destanlar, daha çok savaş, kahramanlık, göç gibi konuları ele alırken ve şiir şeklinde yazılırken, efsanelerde daha basit konular ele alınmaktadır. Masal ile benzerlik göstermektedir. Efsanede bahsi geçen konunun olağanüstü olduğu bilinse de, yine de insanlar tarafından, gerçekten de yaşandığı düşünülmektedir.

Sizler için efsane örnekleri hazırlamaya çalıştık. Efsane örneklerine göz atarak sizler de efsane metin türüne örnekler yazabilirsiniz. Biz, bu sayfada, daha önce hiç ele alınmamış efsanelerden örnek vermeyi uygun gördük. Umarız kısa efsane örnekleri ve uzun efsane örnekleri herkesin işini görecektir.

EFSANE ÖRNEKLERİ

Efsane Örneği

ALTIN ARILAR
   Bir zamanlar, tüm zamanlarını define aramakla geçiren iki kişi varmış. Bir gün yine define ararlarken açık işaretlere rastlamışlar. Definenin yerini tespit edip kazmaya başlamışlar. Onlar kazarken, yerin derinliklerinden arı vızıltıları geliyormuş; fakat defineciler duruma pek anlam verememişler.

   Kazmaya devam etmişler. Sonunda, altınların saklanmış olduğu sandığa varmışlar. Sandığın kapısını açar açmaz binlerce arı bunlara saldırmaya başlamış. Can havliyle kendilerini korumak için arılara vurmaya başlamışlar. Derken arıların tamamı uçup gitmiş. Defineciler üzerindeki şoku atlatıp da kendilerine geldiklerinde yerdeki altınları görmüşler. Meğer can havliyle vurdukları tüm arılar altın olup düşmüş yere.

   Defineciler, geriye kalan arıların izini sürmüş ve bir mağaraya girdiklerine karar vermişler. Mağaraya girdiklerinde, kendilerini yarı arı yarı insan arı kraliçesi karşılamış. Definecileri ne kadar uyardıysa da lafını dinletememiş. Arılara emir vermiş ve tüm arılar bu adamlara saldırarak onları sokmuşlar. Bu iki adam, hala Malatya'daki bir mağarada heykel suretinde bulunmaktadır.

Efsane Örneği

ÜÇ GÖZE EFSANESİ
   Bundan yüzyıllarca evvel, Adıyaman'ın Çelikhan ilçesinde yaşayan iki aile, o bölgenin tek su kaynağı olan Gürüce su kaynağı üzerine tartışırlar. Bu su artık çiftçilere yetersiz geldiği için, bostan sulamada kimin hangi sırayla suyu kullanacağına bir türlü karar veremezler.

   Mesele, kısa sürede iyice kızışır ve taraflar artık kan dökmeye karar verirler. Bir gün bu iki aile ölümü göze alır ve şöyle derler: ''Yarın gelip bu su başında çarpışacağız. Kim ki hayatta kalırsa, o suyu artık onlar kullanacaktır.'' Ertesi gün karar verdikleri gibi suyun başına silahları, bıçakları ile giderler. Ancak oraya gittiklerinde hepsinin ağzı açık kalır. Zira Gürüce su kaynağının suyu o kadar çok artmıştır ki tüm ilçeye yetecektir. İşin enteresan kısmı ise şudur: Kocaman bir kaya parçası, bu su kaynağının tam ortasında durmakta ve suyu üç eşit parçaya bölmektedir. Bir parçası birinci ailenin topraklarına doğru, ikinci parçası diğer ailenin topraklarına doğru, bir parçası da ortaya doğru akmaktadır. Böylece hem bu iki ailenin isteği gerçekleşmiş, hem de civardaki diğer çiftçilerin su ihtiyacı giderilmiştir. Bu olayın, Allah'ın bir lütfu olduklarını düşünmüş ve çarpışmaktan da vazgeçmişlerdir. Barışıp, bundan sonraki yıllarda da mutlu mesut yaşamışlardır.

   Bugün hala Gürüce suyu buz gibi ve tüm bereketiyle akmaya devam etmekte, Çelikhanlı çiftçilere can suyu olmaya devam etmektedir.

NOT: Verdiğimiz efsane örnekleri zaman zaman çeşili bölgelerde farklı versiyonları ile anlatılır. Biz de efsane örneklerine kendimizce de bir şeyler katarak size uygun örnekler sunmaya çalıştık. Umarız ki efsane örneklerini beğenirsiniz.

Devamını Oku

Duyuru Metni Örnekleri

Merhaba değerli kompozisyon.org ziyaretçileri. Sizler için birbirinden farklı birkaç duyuru örneği hazırladık. Hazırladığımız duyuru metni örneklerini inceleyerek, sizler de kendinize özel duyuru metinleri hazırlayabilirsiniz. Duyuru örneklerine geçmeden önce, duyuru metninin ne olduğu ile ilgili kısa bir açıklama yapmak yerinde olacaktır.

Duyuru Metni Nedir?
Herhangi bir haberi, insanlara duyurmak, onları bir konu ile ilgili haberdar etmek için yazılan bilgi verici ve açıklayıcı metinlere duyuru metni adı verilmektedir.

DUYURU ÖRNEKLERİ
Bu çalışmada, farklı konularla ilgili duyuru örnekleri verilmiştir. Kendinize uygun duyuru metni örneğini bulabileceğinizi umuyoruz.

Duyuru Örneği 1: Okul Duyurusu

DUYURU
MEHMET AKİF ERSOY ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜNDEN

Sevgili Öğrencilerimiz,
     28 Mayıs 2016 tarihinde yapılacak olan PYBS (Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı) başvuruları başlamıştır. Bu sınava başvuracak olan öğrencilerimizin, velileri ile gelip bir form doldurmaları gerekmektedir. Son başvuru tarihi 8 Nisan 2016'dır.


Duyuru Örneği 2: Apartman Duyurusu

DUYURU
SEVGİ APARTMANI YÖNETİM KURULUNDAN

Değerli Apartman Sakinleri,
    Apartmanımızla ilgili çeşitli konuların görüşülüp karara bağlanması için 26 Mayıs 2016 Pazar günü toplantı yapılacaktır. Toplantıda çoğunluk sağlandığı takdirde alınan kararlar uygulanmaya başlanacaktır. Yeterli katılımın sağlanmaması durumunda ise toplantı bir sonraki pazar günü yapılacaktır.
Katılımlarınızı önemle rica ederiz.
                                              APARTMAN YÖNETİMİ


Duyuru Örneği 3: Şiir Yarışması Duyurusu

DUYURU
DOST ELİ VAKFINDAN
Kıymetli Şiir Severler,
Vakfımız tarafından her sene düzenlenen geleneksel şiir yarışmamız başlıyor. 2016 senesinin konusu olarak seçilen ''İnsan Sevgisi'' konulu şiir yarışmamız ile ilgili gerekli bilgiler aşağıdadır.

Şiir Yarışması Kuralları
-Her kişi, sadece bir şiiriyle yarışmaya katılabilir.
-Şiirler .... e-posta adresi yoluyla gönderilecektir.
-Her şiir Times New Roman formatında ve 12 punto olarak gönderilecektir.
-Son başvuru tarihi 15 Haziran 2016'dır.
-Sonuçlar, 28 Haziran 2016 tarihinde açıklanacaktır.
...
Devamını Oku

Diyalog Örnekleri - Diyalog Metinleri

Birden fazla kişinin arasında geçen karşılıklı konuşmalara diyalog adı verilmektedir. Romanlarda, hikayelerde, tiyatro metinlerinde ve bunlara benzer birçok edebi metinde diyaloglarla karşılaşmak mümkündür. Sizler için oluşturduğumuz diyalog örneklerini inceleyerek, diyaloğun ne olduğunu daha iyi anlamanız mümkün olacaktır. Sizler için hem kısa diyalog örnekleri hem de uzun diyalog örnekleri hazırlamaya çalıştık. Umarız ki bu diyalog örnekleri işinizi görecektir.

DİYALOG ÖRNEKLERİ

Kısa Diyalog Örneği

İhsan: Dün Necip Fazıl'ın bir şiir kitabını okumaya başladım, ne kadar güzel şiirleri varmış!

Köksal: Evet, üstat şiir konusunda hayli marifetlidir.

İhsan: Marifet de neymiş, onca şair okudum, bu kadar güzel yazanını görmedim. Şiirlerindeki ahenge hayran kaldım.

Köksal: Neredeyse tüm şiirleri öyledir. Şiirlerinde en çok dikkati çeken şey kafiye ve rediftir. Öyle zannediyorum ki kafiye ve redif uyumuyla mest etmeyen tek bir şiiri yoktur.

İhsan: Haklısın, hele de bir Sakarya Türküsü adlı şiiri var, okudukça okuyası geliyor insanın. Hatta ilk bölümünü ezberledim bile!

Köksal: İyi yapmışsın, şiir ezberlemenin birçok faydası var. Hele ki böyle güzel şiirler bambaşka.


Uzun Diyalog Örneği

Ertem: Kemal, bugün kütüphaneye uğrayacak mıyız?

Kemal: Tabii ki, elimizdeki kitap bitmek üzere, yenisini almak gerekiyor.

Ertem: Kesinlikle. Biliyor musun, bir gün kitap okumayı bu kadar seveceğim aklıma gelmezdi.

Kemal: Benim de öyle, çocukluk yıllarımda pek de kitap okuduğum söylenemez. Ama bir kere alıştıktan sonra bırakamadım okumayı.

Ertem: Bırakamıyor insan. Resmen bağımlılık yapıyor. Kitaplar sayesinde yepyeni hayatlar tanıyor, yepyeni maceralara atılıyorsun.

Kemal: Evet, hem çok da güzel vakit geçiyor.

Ertem: Haklısın, ama unutulmamalı ki kitaplar, vakit geçirmeye yarayan nesneler değildir. Bize faydaları o kadar çok ki saymakla bitmez.

Kemal: Haklısın. Okuduğum kitaplar bende büyük etkiler bıraktı. Hayata bakış açım bile değişti. Eskiden, çevremdeki güzellikleri bu kadar net göremezdim. Oysa şimdi...

Ertem: Şimdi her şey bambaşka değil mi?

Kemal: Evet, bambaşka.

Ertem: Bakarsın, bir gün biz de yazmaya başlarız, olmaz mı?

Kemal: Neden olmasın canım, yazanların bizden ne fazlası var ki?

Ertem: Evet, onlar da okuya okuya yazmayı da öğrenmiştir. Bizim de kısa zamanda bir şeyler yazabileceğimizi düşünmüyor değilim doğrusu.

Kemal: Düşünsene, ilk romanımız çıkıyormuş, en iyi satan kitaplar arasında yerini alıyormuş.

Ertem: İnsanlar kitaplarımızı alarak bizden imza istiyormuş.

Kemal: Bak, heveslendirdin iyice beni. Şimdi kalkıp yazacağım bir şeyler.

Ertem: Yaz, yaz. Yaza yaza öğreniriz zaten.

Kemal: Haklısın, her şey bir adımla başlar.

Verdiğimiz diyalog örnekleri, gündelik konuşmalardan oluşmaktadır. Meselenin özü şu, 2 veya 2'den fazla kişi karşılıklı konuşuyorsa, bilin ki orada diyalog var.
Devamını Oku

Dilekçe Örnekleri - Dilekçe Nasıl Yazılır?

Söz ve ricalardan çok, belgelerin konuştuğu ülkemizde, dilekçe yazmayı herkesin kesinlikle bilmesi gerekir. Her zaman söyleriz: Devletin dili kağıttır, belgedir. Devletten, kamu kurum veya kuruluşlarından bir şeyler istiyorsanız, bunu kağıt yoluyla yani dilekçeyle istemeniz gerekir. Aksi takdirde, isteğinizin yerine gelmesi mümkün olmayabilir.

Dilekçe kelimesi, ''Dilek'' kelimesinden türetilmiştir. Dilek ise, istek demektir. Yani bizler, bu ülkenin birer vatandaşı olarak herhangi bir isteğimizi dilekçe sayesinde iletiyoruz. Sizler için kuralına uygun dilekçe örnekleri hazırladık. Verdiğimiz dilekçe örneklerini örnek alarak, sizler de her türlü konu ile ilgili dilekçelerinizi kurallarına uygun bir şekilde yazabilirsiniz.


Kuralına Uygun Bir Dilekçe Nasıl Yazılır?

- A4 kağıdının dörtte biri kadar üstte boşluk bırakılır.
- Dilekçe hangi kurum veya kuruluşa yazılacaksa, ortalanacak şekilde büyük harflerle o kurum veya kuruluşun adı yazılır.
- Kurum ve kuruluşun adının son kelimesinin hemen altına, bağlı bulunan il veya ilçe yazılır.
- Alta geçilir ve dilekçeyi yazan kişi kendisini kısaca tanıttıktan sonra, isteğini veya şikayetini kısa ama öz ifadelerle yazar.
- İstek veya şikayet ifadeleri bittikten sonra, tekrar alta geçilir ve ''Bilgilerinize arz ederim.'' ifadesi yazılır.
- Tekrar bir alata geçilir ve ''Adres:'' ifadesi yazıldıktan sonra, adres belirtilir.
- Adres: ifadesinin hemen sağ karşısına ise önce tarih yazılır, altına imza atılır ve imzanın da altına ad-soyad yazılır.
- Varsa eklenecek başka evraklar, Adres: ifadesinin altına Ek veya Ekler ifadesi yazılarak, eklenecek olan belgenin adı ve adeti yazılır.

Şimdi dilerseniz yukarıda madde madde yazdığımız bilgileri bir dilekçeye uyarlayalım ki daha anlaşılır olsun.


DİLEKÇEYE CEVAP VERİLME ZORUNLULUĞU

3071 numaralı ve 1/11/1984 kabul edilme tarihli kanun ‘’Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’’dur. Anlayacağınız üzere kurallarına uygun bir şekilde yazdığınız her dilekçe, dilekçeyi yazdığınız kurum tarafından en geç 30 günde cevaplanmak zorundadır. Şayet bir kuruma dilekçe verdiniz; fakat otuz gün geçtiği halde size cevap gönderilmediyse, ilgili mercilere bu kurumu şikayet etme hakkınız bulunmaktadır. Yalnız, Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderdiğiniz dilekçelere cevap verilme süresi 60 gündür. TBMM de size en geç altmış gün içinde cevap vermek zorundadır. Ama tekrar belirtmeliyiz ki, yazdığınız dilekçeler kurallarına uygun yazılmış olmalıdır. Peki, kurallarına uygun bir dilekçe nasıl yazılır? Şimdi bu konuyu ele alacağız.


DİLEKÇENİZE CEVAP VERİLMESİ İÇİN UYGUN DİLEKÇE NASIL YAZILIR?

3071 numaralı dilekçe kanununa göre bir dilekçenin işleme alınması veya ona cevap yazılması için, ilgili dilekçenin belli bir konuyu ele almış olması gerekir. Dilekçede mutlaka bulunması gereken unsurlar ise ad-soyad, imza ve iş veya ikametgah adresidir. Kısacası, yazdığınız dilekçenin dikkate alınıp size cevap verilmesi için, dilekçenizde adınızı, soyadınızı, adresinizi yazmanız, imzanızı atmanız ve bir konuyu anlatmanız gerekmektedir. Bu şekilde yazdığınız her dilekçeye en geç 30 günde (TBMM için 60 günde) yanıt verilmek zorundadır. Aksi takdirde ilgili kurum, suç işlemiş sayılır ve sizin o kurumu şikayet etme hakkınız bulunmaktadır.


                                                     DİLEKÇE ÖRNEKLERİ


Dilekçe Örneği 1 (Nüfus Cüzdanı Almak İçin Dilekçe)

Bu ilk örneğimizde, farz edelim ki nüfus cüzdanımız kaybettik ve yeni nüfus cüzdanı almak için Nüfus Müdürlüğüne dilekçe yazmamız gerekiyor. Dilekçe örneğimize başlayalım:


dilekçe örnekleri
Dilekçe Örneği

T.C. KARS VALİLİĞİ
Nüfus Müdürlüğüne

     Paşaçayırı Mahallesinde ikamet etmekteyim. Nüfus cüzdanımı kaybettiğimden dolayı, yeni nüfus cüzdanı almak istiyorum.

     Bilgilerinize arz ederim.

Adres: Paşaçayırı Mahallesi, Derne Sokağı                                                            11/10/2016
          No:18 Merkez/KARS
          T.C. No: ................                                                                                         İmza
          Tel: 0530 444 .. ..                                                                                      Ad-SOYAD





Dilekçe Örneği 2 (Okuldan İzin Almak İçin Dilekçe)

Bu dilekçe örneğimizde ise, biz öğrenciyiz ve okulumuzdan 1 günlüğüne izin almamız gerekiyor.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ANADOLU LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜNE
                                                                                                       ARDAHAN

   Ben, okulunuzun 11/C sınıfında okumakta olan 1342 numaralı öğrenciyim. 12 Ekim Çarşamba günü, evimizi başka mahalleye taşıyacağımızdan dolayı okula gelemeyeceğim. Tarafıma o gün için izin verilmesini istiyorum.

   Bilgilerinize arz ederim.

Adres: Ferik Mah, Görede Cad, Sevinç Sok.                                      10/10/2016
          No:34 Kat:1 No:3 Merkez/ARDAHAN                                        İmza
                                                                                                          İsim-Soyisim




Dilekçe Örneği 3 (Makam Olarak Kurum veya Kişiye Dilekçe)

Bu dilekçe örneğimizde, farz edelim ki biz bir okul müdürüyüz, ve yine başka bir okul müdürüne dilekçe yazıyoruz. Yana makam olarak kendimizle eşit kuruma veya kişiye gönderiyoruz.


ERASLAN ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜNE
                                                              ARTVİN

   Artvin 23 Nisan Ortaokulu müdürü olarak görev yapmaktayım. Sizin okulunuzdan, bizim okulumuza atanmış olan Türkçe Öğretmeni Sakine KARATAŞ'a ait olan özlük dosyasının tarafımıza gönderilmesi gerekmektedir.

   Gereğini bilgilerinize arz ve rica ederim.

Adres: Fasafiso Mahallesi                                                                   Tarih
          23 Nisan Ortaokulu                                                                    İmza
                                                                                                        Ad-Soyad




Dilekçe Örneği 4 (Öğrenci Belgesi Almak İçin Dilekçe)
dilekçe örneği
Dilekçe Örneği





                      HAŞMET EROĞLU ANADOLU LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜNE
                                                                                                           İSTANBUL

      Okulunuzun 11/G sınıfında okumakta olan 272 numaralı öğrenciyim. Özel bir kurs merkezindeki öğrenci indiriminden yararlanmak için tarafıma bir ‘’öğrenci belgesi’’ verilmesini istiyorum.
      Bilgilerinize arz ederim.

Adres: Dünya Mahallesi, Ferikhan Caddesi                                                                06/06/2016
             Dış Kapı:5, Kat:3, Daire:10                                                                               İMZA
              Şişli/İSTANBUL                                                                                             Ad-Soyad






Dilekçe Örneği 5 (Elektrik Kesintisi Bildirme Dilekçesi)
çeşitli dilekçe örnekleri
Dilekçe Örnekleri



                           ....... ELEKTRİK DAĞITIM ŞİRKETİ MÜDÜRLÜĞÜNE
                                                                                                    İLÇE VEYA İL

               ..... adresinde ikamet etmekteyim. 23/05/2016 tarihinden beri elektriğimiz kesik durumda. Elektriğimizin neden kesik olduğunun incelenmesi ve sorunun giderilmesini istiyorum.
               Bilgilerinize arz ederim.

Adres: Derik Mahallesi, Serin Sokak                                                                           26/05/2016
No: 2, Kat:1, Daire: 3, İlçe/İL                                                                                           İMZA
                                                                                                                                        Ad/SOYAD



Dilekçe Örneği 6 (Belediye Başkanlığına Çöpleri Toplamaları İçin Dilekçe)


                                   X BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

      Falan/Filan mahallesinde ikamet etmekteyim. 06/06/2016 tarihinden beri, mahallemizde bulunan çöp konteynırlarındaki çöpler toplanmamaktadır. Çöp kokusu tüm mahalle sakinlerini rahatsız etmektedir. Belediye ekiplerinizce, çöplerin toplanmasını istiyoruz.
    Bilgilerinize arz ederim.

Adres: Falan Mahallesi, Filan Sokak                                                                              Tarih
No:21, Kat:5, D:22 İlçe/İL                                                                                             İMZA
                                                                                                                                     Ad-SOYAD





Evet, sevgili site ziyaretçilerimiz. Şayet örnekler işinizi görmediyse, bize hangi kuruma hangi konu ile ilgili dilekçe yazacağınızı yorum bölümünden bildirirseniz, sizin için uygun bir dilekçe yazmaya çalışabiliriz. Lütfen yorum göndermekten çekinmeyin. Dilekçe örneklerini yazı formatında kopyalayıp, kendinize göre düzenleyebilirsiniz.

NOT: Dilekçeyi mürekkepli bir kalemle el ile yazabileceğiniz gibi, bilgisayardan da yazabilirsiniz. Ancak nereden çıkartılırsa çıkartılsın, imzanın mutlaka ıslak imza olması, yani sizin tarafınızdan mürekkepli kalemle atılmış olması gerekir.
Devamını Oku

Destan Örnekleri - Kısa ve Uzun Destanlar

İnsanların veya toplumların hayatında iz bırakmış olayların veya kişilerin anlatıldığı şiir şeklindeki metinlere destan denmektedir. Düzyazı türünde bazı destan örneklerine rastlansa da, aslolan, destanın manzum şekilde yani şiir şeklinde yazılmasıdır. 

Sizler için kısa destan örnekleri hazırladık. Destan örneklerini inceleyerek, sizler de bu metin türünde kendi de metinlerinizi oluşturabilirsiniz.

KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI

Ahbaplar, bu destanı iyi dinleyin
Bu destan sizlere can verenlerindir
Dinleyin de başkasına siz öğütleyin
Bu vatan uğruna kan verenlerindir

Sizler yaşar iken huzur içinde
Nice erler yatmakta, kabir içinde
Dağlardan akan o suyu için de
Küçük bir dua edin can verenlere

Onlar hiç korkmadı, kılıca karşı
İnlettiler alemi, yeri ve arşı
Çekmek için bir an, şehitlikte başı
Atıldılar öne hiç çekinmeden

Rabbim razı olsun, tüm şehitlerden
Kurtardılar bizi, nice dertlerden
Köyler basıp yakan o namertlerden
Temizlediler bizi hiç çekinmeden
                             Rıdvan ÖZKAN

EJDER HAN DESTANI

Bir vakit, düşmanlar kana susamış
Çıkmış meydanlara ulu Ejder Han
Önüne geleni kesmiş ve asmış
Sel olmuş, göllere akmış bütün kan

Ejder şöhretini dünyaya salmış
Eski yiğitlerden, yalnız o kalmış
Gözü şahin, bileği taş, sözleri balmış
Herkesle arkadaş, dostmuş Ejderhan

Lakin gün gelmiş, devran da dönmüş
Düşmanın gözünü kanlar bürümüş
Ejder’e tenhada pusu kurulmuş
Al kanlar içinde kalmış Ejder Han
                        Rıdvan ÖZKAN

BEYLİK BABA DESTANI

Beylik Baba derler bir yiğit varmış
Atıyla ovalar, dağlar aşarmış
Onun cesaretine alem şaşarmış
Sen de mi öldün, ey Beylik Baba

Beylik Baba öldü ve namı kaldı
Ahretine büyük sevaplar aldı
Bu dünyada iken kaç köle saldı
Gönlü bol, geniş yol, mert Beylik Baba

Atını sürerdi, yıldırım gibi
Beylik Baba adamdı, adamın dibi
Korudu camiyi, mescit, mabedi

Anıldı dillerde hep Beylik Baba
                           Rıdvan ÖZKAN

Yorum bölümüne, yukarıdaki destan örneklerine benzer şiirlerinizi paylaşabilirsiniz.
Devamını Oku

Biyografi Örnekleri

Herhangi bir kişinin hayatını tüm yönleri ile ele alan metin türüne biyografi denmektedir. Yaşam öyküsü olarak da bilinmektedir. Biyografisi yazılacak kişinin ille de ünlü, tanınmış birisi olmasına gerek yoktur. Sıradan bir insanın hayatını anlatan yazılar da biyografi türüne girmektedir.

Aşağıda sizler için birçok biyografi örneği sunduk. Kısa biyografi örnekleri isteyenler için kısa örnekler; uzun biyografi örnekleri isteyenler için de uzun biyografi örnekleri hazırladık. Umarız ki verdiğimiz biyografi örnekleri işinizi görür.

BİYOGRAFİ ÖRNEKLERİ

Biyografi Örnekleri 1
MEHMET İLİTER BİYOGRAFİSİ
    Öğretmen ve aynı zamanda şair olan Mehmet İLİTER, 24 Temmuz 1981 tarihinde Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Köseler Köyü’nde dünyaya geldi. İlkokul ve ortaokulu burada tamamlayarak, lise öğrenimine Kahta Süper Lisesinde devam etti.

   Muğla Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı ve bu üniversiteden 2008 yılında mezun oldu. Yüksek Lisansını da yine Edebiyat üzerine yaptı. 2014-2015 eğitim öğretim yılında İstanbul’daki bir liseye Edebiyat Öğretmeni olarak atandı. Görevine halen burada devam etmektedir.

   Mehmet İLİTER, henüz lise yıllarında iken şiire ilgi duymaya başladı. Bu yıllarda profesyonelce yazdığı şiirlerle ilgileri üzerine çekti. ‘’Amorti Sevdalar’’ adlı şiir, büyük bir kesim tarafından çok beğenildi. Sonraki yıllarda birçok dergide ve internet sitesinde şiirleri yayımlandı. Mehmet İLİTER, şiir çalışmalarına halen devam etmektedir.

Biyografi Örneği 2
ATATÜRK BİYOGRAFİSİ
Asıl adı Mustafa olan Atatürk 1881 yılında Selanik’te doğmuştur. Ailesinin kendisine verdiği isim Mustafa’dır. İkinci ismi olan ‘’Kemal’’ ise kendisine matematik öğretmeni tarafından verilmiştir. Daha sonra soyadı kanunu ile birlikte kendisine ‘’Atatürk’’ soyadı verilmiş, böylece Mustafa Kemal Atatürk olarak anılır olmuştur.

Babası Ali Rıza Bey, annesi ise Zübeyde Hanım’dır. Atatürk, askeri okulda eğitilmiş ve asker olmuştur. 1. Dünya Savaşı’da birçok önemli cephede savaşmış, Kurtuluş Savaşlarında ise Türk ordusuna bizzat liderlik yapmıştır. Yaşamı boyunca bu ülkenin kalkınması yolunda hizmet etmiş, birçok yenilik getirmiştir. 1919’da Samsun’a çıkarak, kurtuluş savaşının temellerini atmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, daima barışı savunmuş ama bağımsızlık, özgürlük ve milli egemenlikten asla taviz vermemiştir. Çeşitli bilimsel çalışmalarda bulunmuş ve bir Geometri kitabı hazırlamıştır. 10 Kasım 1938 yılında İstanbul’da hayata gözlerini yummuştur. Kabri Ankara’da bulunan Anıtkabir’dedir.

Biyografi Örneği 3
RIZA ALİ SİNANOĞLU BİYOGRAFİSİ

Rıza Ali Sinanoğlu Hayatı
   Ünlü yazar Rıza Ali Sinanoğlu 1945 Malatya doğumludur. Babası Derviş Hikmet Sinanoğlu, annesi ise Nuriye Sinanoğlu’dır. 5 kardeşin ikincisidir. İlk ve orta ve lise öğrenimini Malatya’da tamamlamıştır. Hukuk Fakültesi bölümünden mezun olmuş, daha sonraki yıllarda Edebiyat bölümünü de okumuştur.

   İlk romanını 1968 yılında yayıımlamıştır. ‘’Hayal Dünyası’’ adlı romanı birçok baskı görmüş ve döneminin en çok satan romanları arasında yerini bulmuştur. Roman türünün yanı sıra hikaye örnekleri de vermiştir. Özellikle ‘’Derme Çatma Hayatlar’’, ‘’Beklenen Atlı’’ gibi hikaye kitapları, en çok tanınan hikaye kitapları arasında sayılmaktadır.

   Rıza Ali Sinanoğlu 1971 yılında Ayşenur Hankendi ile hayatını birleştirmiş ve iki çocuk sahibi olmuştur. Geride 8 roman, 6 hikaye kitabı ve çok sayıda edebi eser ve şiir bırakmıştır. 2004 yılında geçirdiği bir kalp rahatsızlığı sonucunda hayatını kaybetmiştir.

Rıza Ali Sinanoğlu Eserleri
Romanları: Hayal Dünyası, Genç ve Güzel, Kır Atı, Yasemen’den Gelenler, Akışına Bıraktım, Zoraki Sevgi, Gönül Bahçesi, Fikrimin Gülü.

Hikayeleri: Derme Çatma Hayatlar, Beklenen Atlı, Belki Bir Gün, Ağa’nın Oyunları, Kır Bahçesi, Yılan Dağı.

Şiirleri: Rıza Ali Sinanoğlu Tüm Şiirleri

Rıza Ali Sinanoğlu Edebi Kişiliği
   Yazar, neredeyse tüm yapıtlarında özellikle kırsal bölge insanını ele almıştır. Halkın yaşadığı sıkıntıları, sosyal düzensizlikleri çekinmeden yazmıştır. Gerek romanlarında gerekse de hikayelerinde yer alan kahramanlarını gerçek yaşamdan seçmiştir.


   Dili anlaşılır ve sadedir. Zaman zaman, bölgesel ağız ve şivelere yer vermiş, böylece yapıtlarının okurla olan etkileşimini artırmayı başarmıştır. Şiirlerini ise daha çok ölçülü, kafiyeli, redifli yazmıştır. Ancak bazı şiirlerinde, serbest ölçüyü de kullanmıştır.

NOT: Değerli ziyaretçilerimiz, sizler için hazırladığımız biyografi örneklerini beğendiyseniz lütfen kısa da olsa yorum bir yorum yazın. Görüşleriniz bizim için değerlidir.
Devamını Oku

Bibliyografik Künye Örnekleri TDK

Bibliyografik künye, herhangi bir eserin (kitap vb.) yazarını, yayın evini, basıldığı yeri ve tarihi belirten açıklayıcı birimlerdir. Kısacası, bibliyografik künye, bir eserin nüfus cüzdanıdır diyebiliriz. Biz insanlarda, nüfus cüzdanı nasıl ki bizimle ilgili tüm bilgileri içeriyorsa, bibliyografik künyeler de, eserlerin bilgilerini içermektedir. Aşağıda sizler için hazırlamış olduğumuz bibliyografik künye örnekleri bulunmaktadır. Kullanılan eser, yazar, yayın evi isimleri ve tarihler tamamen uydurmadır. Bütün eserleri, aşağıda verdiğimiz bibliyografik künye örneklerine uygun bir şekilde künyelendirebilirsiniz. Verdiğimiz bibliyografik künyeler Türk Dil Kurumuna tamamen uygundur.

TDK BİBLİYOGRAFİK KÜNYE ÖRNEKLERİ

NOT: Bibliyografik künyelerde sırası ile şu bilgiler bulunur:

Soyad Ad, Eserin Adı, Yayınevi, Yayınlandığı İl, Yayınlandığı İl.

NOT 2: Yukarıdaki notta da belirtildiği gibi, bibliyografik künyelerde verilen bilgilerin arasına virgül konur, en sonda ise nokta işareti kullanılır.

Bibliyografik Künye Örnekleri

1- CANDEMİR Mehmet, Gecenin Esrarı, Nergis Yayınları, Çorum, 1998.
2- AKSEKİ Emine, Bilinmeyen Tarih, Akşam Yayınları, Tekirdağ, 2003.
3- ÖZKAN Şemsettin, Genç Bir Kızın Romanı, Mutlu Yayınları, İstanbul, 1995.
4- ARI Devran, 1990'larda Türkiye, Gerçekler Yayınevi, Muğla, 2007.
5- KARATAŞ Hüseyin, Komik Fıkralar, Şirin Yayınları, Adana, 2013.
6- ARSLAN Remzi, Yurt Dışı Gezileri, Sefer Yayınları, Malatya, 2015.
7- ÖZMEN Abuzer, Bir Gezginin Not Defteri, Paşalı Yayınları, Hakkari, 2010.
8- SOYSAL Evrim, Atatürk'ten Anılar, Feragat Yayınları, Samsun, 1976.
9- GÖNÜLTAŞ Fadime, Çocukluk Yıllarım, Şenses Yayınları, Ankara, 1987.
10- BİLLUR Vedat, Felekten Bir Gece, Dilan Yayınları, Diyarbakır, 2016

Farklı sitelerde farklı bibliyografya örnekleri görmeniz mümkündür. Ancak hepinizin kabul edeceği gibi bu gibi durumlarda TDK'yi örnek olarak almaktayız. TDK ise, bizim verdiğimiz örneklere uygun şekilde bibliyografik künye örneği vermiştir.
Devamını Oku

Atasözü Örnekleri

Atalarımızın yüzlerce, belki de binlerce yıl önce söylemiş olduğu ve bizim halla kullandığımız, hayatımıza uygulamaya çalıştığımız atasözlerinin hayatımızdaki yeri ve önemi büyüktür. Sizler için, bazı önemli atasözlerini açıklamaları ile birlikte derlemeye çalıştık. Umarız ki işinizi görür.

Atasözü örneklerine geçmeden önce, atasözünün ne olduğunu söylemekte yarar var diye düşünüyoruz.

Atasözü Nedir?
Atalarımızın, geçmişte yaşadıkları deneyimlerden yola çıkarak söyledikleri kısa ve özlü sözlere atasözü denir. Atasözleri bir yargı bildirir ve hepsinde bize verilmek istenen bir mesaj vardır. Belki de çok uzun şekilde anlatılması gereken bir konu, atasözleri sayesinde kısacık bir cümle ile anlatılır. 

ATASÖZÜ ÖRNEKLERİ

Ağaç yaşken eğilir.
Anlamı: Eğitimin, erken yaşta verilmesi gerektiğini anlatır. Zamanında eğitilmeyen kişi, sonrasında zorlanır. Örneğin bisiklet sürmeyi çocukken öğrenmeyen biri, büyüdüğünde ya bisiklet sürmeyi hiç öğrenemez ya da çok zorlanır.

Başak büyüdükçe boynunu eğer.
Anlamı: İnsanlar, bilgi sahibi oldukça, olgunlaştıkça daha alçak gönüllü, daha mütevazı olurlar.

Çok konuşan, çok yanılır.
Anlamı: Çok konuşmanın birçok zararı vardır. Çok konuşan kişilerin yanlış şeyler söyleme olasılığı artar. Bu nedenle sadece gerektiğinde konuşmak daha iyidir.

Damlaya damlaya göl olur.
Anlamı: Büyük birikimler, küçük birikimlerin birleşmesi ile oluşur. Az, çok demeden biriktirmeliyiz ki biriktirdiğimiz şey zamanla çoğalsın.

Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Anlamı: Bir işin neticesinde iyi bir karşılık almak istiyorsan, o işe önem ver, harcaman gereken parayı veya zamanı harcamaktan korkma.

İçki öldürür, kumar söndürür, spor güldürür.
Anlamı: İçki ve kumar tüm kötülüklerin anasıdır, nice ocaklar söndürmüştür; oysa spor insanı zinde ve mutlu yapar.

İki karpuz bir koltuğa sığmaz.
Anlamı: İnsanların iki işi bir arada yapmaya çalışması mümkün değildir. İki işi aynı anda yapmaya çalışanlar, her ikisini de başaramazlar. Sadece bir işe odaklanmak ve onu yapmak en iyisidir.

İyi dost, kara günde belli olur.
Anlamı: Asıl dost, kötü günümüzde de yanımızda olandır. İyi günümüzde herkes bizimle olabilir, gerçek dostlar ise dar zamanımızda bile bizi yalnız bırakmaz.

Keskin sirke, küpüne zarar.
Anlamı: Sürekli öfkeli olan kişi sadece kendisine zarar verir. Sakin olmalı, öfkemize hakim olmalıyız.

Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Anlamı: İnsanlar, kime ne zaman muhtaç olacaklarını bilemezler. Bazen en ufak bir ihtiyacımızda bile birilerine muhtaç olabiliriz veya başkaları bize muhtaç olabilir.

Körle yatan, şaşı kalkar.
Anlamı: Kötü arkadaşlarla gezenler, zamanla onlar gibi kötü olurlar.

Lafla peynir gemisi yürümez.
Anlamı: Önemli işler öyle lafla yapılmaz. ''Ben yaparım, ben ederim.'' lafları yerine icraate geçmeli ve o işi yapmaya başlamalyız.

Meyve veren ağaç taşlanır.
Anlamı: İnsanlara faydalı kişiler, çoğu defa toplum tarafından sert şekilde eleştirilirler.

Nerede dirlik, orada birlik.
Anlamı: İnsanlar el ele olduğu sürece, en zor işleri bile başarabilir.

Rüzgar eken fırtına biçer.
Anlamı: Kötülük yapan kişi, çok daha büyük kötülüklerle karşılaşır.

Sabrın sonu selamettir.
Anlamı: Bir işin neticesini sabırla bekleyenler, nihayetinde mutlu olurlar.

Taşıma su ile değirmen dönmez.
Anlamı: Çok büyük ve önemli bir işi başarmak için az emek yeterli gelmez. Böyle işler için çok emek verilmeli, özveride bulunulmalıdır.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
Anlamı: İnsanları güzel ve gönül alıcı sözlerle etkilemek daha fazla mümkündür.

Veren el, alan elden üstündür.
Anlamı: Cömert olmak, cömert olmak için de kazanmak hayırlı bir iştir.

Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.
Anlamı: Zamanında çalışıp didinen kişi, karşılığını mutlaka alır.
Devamını Oku

Anı Örnekleri - Hatıra Örnekleri

Metin türlerinden birisi olan ''Anı'' yazısı örneklerini sizler için oluşturduk. Aşağıda verdiğimiz tüm anı örnekleri, tamamen tarafımızca oluşturulmuş özgün anı örnekleridir. Başka sitede yayınlanmış değildir yahut yayınlanmışsa bile izinsiz yayınlanmıştır.

Bazı öğrenciler kısa anı örneklerini tercih ederken, bazıları da uzun anı örnekleri istemektedir. Bizler de, her iki isteğe de cevap vermiş olmak için hem kısa anı örnekleri hem de uzun anı örnekleri sunmayı uygun gördük. Dilerseniz anı örneklerine geçmeden önce anı metin türünün ne olduğu ile ilgili çok kısa bilgi verelim:

Anı Nedir?
İnsanların, geçmişte yaşadığı veya bizzat şahit olduğu önemli olayları, aradan bir süre geçtikten sonra anlattığı veya kaleme aldığı metin türüne anı denir. Anı; ayı zamanda ''hatıra'' veya ''hatırat'' olarak da bilinmekte ve çoğu defa bu isimlerle anılmaktadır.

ANI ÖRNEKLERİ

Anı Örneği 1
YUFKA YÜREĞİM

   Bir bayram sabahıydı. Yaşım 11-12 ya vardı ya yoktu. Her zamanki gibi en güzel elbiselerimizi giymiş, harçlıklarımızı almış, kendimizi caddelere, sokaklara atmıştık. Yanımda iki arkadaşım daha vardı. Sokakta dolanırken, birisi sınıf arkadaşım olan iki kardeşle karşılaştık. Kendimizce bayramlaştıktan sonra harçlıklarımızdan bahsetmeye başladık.

    Bu iki kardeşin ailesi son derece yoksuldu. Bizim de durumumuz pek iyi değildi aslında; fakat harçlıklarımızı kıyaslayınca çok kötü oldum. O zamanki parayı hatırlamıyorum; ama atıyorum, benim 10 liram varsa, bu iki kardeşin her birinde 1 lira vardı. O an, çocuk olmama rağmen içim burkuldu. Çıkardım harçlığımı, onlarında harçlığı benimkisiyle eşit olacak şekilde onlara verdim. Sadece bayramlarda sahip olduğu harçlığı başkasına vermek, bir çocuk için hiç de kolay değildir aslında. ama o zaman bambaşka duygular yaşamıştım.

   Aradan çok uzun yıllar geçtikten, yani ben 27-28 yaşlarıma geldikten sonra, o zaman yanımda olan bir arkadaşım meseli hatırlattı. ''O zaman, senin o hareketinden ne kadar çok etkilenmiştim.'' dedi. Bu sözü duyunca ben de çok etkilendim doğrusu. Yaptığım güzel bir davranışın takdir edilmesi ve uzun yıllar hatırlanması beni onurlandırmıştı.

                                                                   -SON-


Anı Örneği 2
İLK SPOR AYAKKABIM

    Köy çocukları iyi bilirler, hele de eskiler. Çocukluğumda, bana da diğer tüm çocuklar gibi, sadece kara lastik ayakkabılar alınırdı. Hatta bu ayakkabıların da iki numara büyüğü alınır, böylece 4-5 yıl o ayakkabıyı giymemiz sağlanırdı. Doğrusu hasrettik spor ayakkabılara. Ancak televizyonlardan görür, ''Ahh, acaba bizim de olur mu bir gün?'' diye iç geçirirdik.

    İlkokul 4. sınıf öğrencisiydim. Babam o zamanlar İstanbul'a gider, dört beş ay kadar çalışır sonra bir süreliğine dönerdi. Bu dönüşlerden birinde bana sonsuz bir mutluluk yaşatmıştı. Gelen hediyelerden birisi de beyaz bir spor ayakkabıydı. O günkü mutluluğumu, belki de ömrüm boyunca hiç yaşamadım. Hatta öylesine abartmıştım ki ilk gece spor ayakkabımı giyip öyle uyumuştum. Sonraki gün, hemen sokağa fırlamış, kim var kim yok ayakkabımı göstermek için can atıyordum. Sanki memleketin en yakışıklı, en karizmatik erkeği benmişim gibi...

    Sonrasında ne mi oldu? Bir ay sonra ayakkabıda hal kalmadı, yanlardan atmaya başladı. Anladım ki spor ayakkabı, biz dağ taş gezen köy çocukları için uygun değilmiş. Kara lastik ayakkabılarımıza tekrar döndük ve uzun yıllar mutlu mesut yaşadık onlarla.

                                                                   -SON-


Anı Örneği 3
OKULA BAŞLADIĞIM İLK GÜN

    İlkokula başladığım ilk günü daha dünmüş gibi hatırlıyorum. O zaman köyde yaşıyorduk ve köyümüzde ana sınıfı bulunmadığından dolayı direkt ilkokul birinci sınıftan başlıyorduk. Beni de okula kaydettirmişlerdi; ancak nedense okuldan çok korkuyordum. Çoğu çocuğun yaşadığı okul heyecanının bendeki hali daha çok korku idi.

    Annem, beni hazırlamış, ilk günüm için beni okula kadar götürme zahmetinde bulunmuştu. Zaten okul ile evimiz arasında 100 metre ya var ya yoktu. Annem bıraktı okula, ancak o eve döner dönmez, çantamı kaptığım gibi eve geri döndüm. Bir ton azardan sonra okula geri getirildim. Sonra tekrar kaçtım, yine geri getirildim. Bu durum böyle devam edemezdi elbet. O zamanlar annenin gelip sınıfta beklemesi gibi bir durum da yoktu. Annem işi öğretmene bıraktı. Öğretmen bir güzel azarlayınca, bir daha okuldan kaçma cesareti gösteremedim.

    Sonrasında, okulun ne kadar güzel ve eğlenceli bir yer olduğunu anladım tabii. Hatta belli bir süre sonra, okula gitmemem gereken zamanlarda bile evden okula kaçtım. Büyüdüm, öğretmen oldum, hala okuldayım, hala okuldayım.

                                                                   -SON-


Anı Örnekleri 4  (Kısa Anı Örneği - Çocukluğumda Yaşadığım Bir Anı)


                                                        BEKÇİ YILAN

Henüz ilkokul 4. sınıf öğrencisiydim. İki kuzenimle beraber bahçeden eve dönerken, yol üzerindeki mezarlığa uğrayıp anneannemize bir Fatiha okuyalım dedik.

Mezarlığa girip anneannemizin mezarının başına geçtik. Üçümüz de mezarın önünde diz çöküp ellerimizi açtık ve duamızı okumaya başladık. Mezarın kenarlarında bir yığın kurumuş ot vardı. Bir anda o otlardan bir çıtırtı sesi duyduk. Rengi kıpkırmızı olan kocaman bir yılan, otların arasından başını kaldırıp yüzümüze odaklandı. Üçümüz de okuduğumuz duaları unutmuş, dona kalmıştık. Önce kim kaçtı bilmiyorum; ama o kadar hızlı kaçtık ki kaçarken hepimizin, ayak topuklarımızı popomuza vura vura kaçtığını çok iyi hatırlıyorum.

O günden sonra mezarlığa girmeye tövbe ettik. Ne zaman bahçeye gitsek veya bahçeden eve dönsek, duamızı uzaktan okur geçerdik.

                                                                   -SON-


Anı Örnekleri 5  (Hayatımda Yaşadığım En İlginç Anı)


                                                     ÜÇ HARFLİLER

Sıcak bir yaz gecesiydi. Neredeyse bütün gecelerde olduğu gibi o gece de köyün neredeyse bütün çocukları toplanmış, saklambaç oynamaya karar vermiştim. O gece tüm şansızlığım üzerimdeydi. Ebe seçiminde ihale bana kaldı ve ebe oldum. Çam ağacından yapılmış bir elektrik direğine alnımı dayayıp saymaya başladım. Saymaca bitince herkes çoktan saklanmıştı.

Ne hikmetse kimseyi bulamadım; yakındaki bir harabeye saklanmış olabilirler düşüncesi ile harabeye doğru yürüdüm. Harabeye girince, o zifiri karanlıkta parlayan iki ateş kırmızısı gözden başka bir şey görmedim. Birisinin şakası mı diye düşündüm; fakat sobeleme yerine gidince, tüm çocukların orada olduğuna şahit oldum. Gece boyunca, hatta ömrüm boyunca orada gördüğüm şeyin ne olduğunu düşündüm; ama şimdiye kadar bir cevap bulamadım.

                                                                   -SON-

Anı Örnekleri 6 (Çocukluk Anıları)

                                          AKREPLE OYNAYAN KARDEŞİM

Haziran ayının bunaltıcı günlerinden birisiydi. Tarlada hasada gelmiş olan mercimekleri biçiyorduk. Ben de pek büyük sayılmazdım; ama kardeşim henüz 2-3 yaşlarındaydı. 

Bizler kendimizi kaptırmış, orakları sallarken, kardeşimin yerdeki bir şeyle oynadığını ve onunla konuşmaya çalıştığını fark ettik.
Merak edip yanına gittik ve şok olduk. Oynadığı şey, altın sarısı kocaman bir akrepti. Kuyruğunu dikmiş, kardeşimle cebelleşiyordu. dik kuyruğu gören kardeşim, onu bir kediye benzetmiş, ''pisi pisi'' diye sayıklıyordu. 
Onun bir pisi olmadığını anlatmak çok zor oldu; ama çok şükür kardeşim bir akrep tarafından sokulmadığı için hepimiz derin bir oh çekmiştik.

                                                                   -SON-


ANI YAZARKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Bir anı metni yazarken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Bu hususlara dikkat edilmesi, anıyı okuyan kişinin bu anıdan zevk almasını sağlar. anı yazarken şunlara dikkat edilmelidir:
- İnsanların ilgisini çekecek önemli olaylar anlatılmalıdır.
- Anı, hangi zamanda anlatılacaksa, metin boyunca o zaman kullanılmalıdır. Örneğin bir cümlede geniş zaman, diğerinde geçmiş zaman, başkasında şimdiki zaman kullanırsanız, büyük bir kopukluk oluşur.
- Anı yazılırken, tarih verilmelidir.
- Giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinde dikkat edilmelidir.
-Sonu güzel bir şekilde bağlanmalıdır.

DİĞER ANI ÖRNEKLERİ
Değerli ziyaretçilerimiz, yukarıdaki anı örnekleri işinizi görmediyse, aşağıda yer alan anı örneklerini de inceleyebilirsiniz.

1- Çocukluğunuzda Yaşadığınız Bir Anıyı Anlatınız
Devamını Oku

Uzaylılar ile İlgili Kompozisyon

Uzaylılar hakkında kompozisyon, uzaylılar gerçekten var mı?

BEKLENEN MİSAFİRLER
   Zaman zaman gerek TV haberlerinden gerekse de gazete ve benzeri iletişim araçlarından uzaylıları duyduğumuz oluyor. Hatta özellikle ABD, İngiltere gibi yabancı devletlerde, uzaylıların dünyaya indiği, bilmem kimi kaçırdığı gibi haberler bile yayılıyor. Peki, gerçekten de uzaylılar var mı? Bu evrendeki canlılar sadece dünyadaki canlılardan mı ibaret?

   İslam inancına göre binlerce alem var. Bu alemlerden birinin bizim de üzerinde yaşadığımız dünya olduğunu biliyoruz. Evrenin çok geniş olduğunu, dünyanın evrenle mukayese edildiğinde, okyanustaki bir damla kadar küçük olduğunu biliyoruz. Bugüne kadar kendi gezegenimizden çok uzaklara da gitmedik. Yani tüm bu sınırlı bilgilerle, uzaylıların gerçekte var olup olmadığını bilemiyoruz ve bilgimiz sınırlı kaldıkça da muhtemelen bilemeyeceğiz.

   Dünyamız, milyarlarca yıldızdan sadece birisine (Güneş'e) bağlı küçük bir gezegen. Güneş dışında milyarlarca yıldız olduğunu ve bu yıldızlara bağlı farklı gezegenlerin de olduğunu düşündüğümüzde, aslında uzaylıların var olduğunu kabul etmek hiç de mantıksız değildir. Benim kişisel kanaatime göre de uzaylılar vardır ve er ya da geç, bizler de bu uzaylılarla karşılaşacağız.
Devamını Oku

Yanlış Bildiğimiz Atasözleri Ve Deyimlerin Doğrusu Nasıldır?

Atalarımızın yaşadıkları olaylar karşısında dile getirdikleri eğitici, öğretici ve ders verici nitelikte olan sözlere atasözleri ya da deyim denir. Bu özellikleri ile atasözleri ve deyimler insanlar için çoğu zaman yol gösterici olmuşlardır. Atasözleri ve deyimlerin söyleyeni bilinmediğinden neredeyse tamamı anonimdir. Atasözlerinin çoğu mecazidir ve söz sanatları vardır.
           
            Yıllardır süregelen kullanım şekilleri ve alanları sayesinde kültürümüzün de bir parçası olmuşlardır. Daha ilkokuldayken bile derslerimizde yer edinmişlerdir.

            Atasözleri ve deyimlerde kelime değişikliği yapılamaz. Örneklemek gerekirse İki ayağı bir pabuca girmek cümlesinde pabuç yerine ayakkabı kelimesi yazılıp söylenemez. Başında kavak yelleri esiyor deyiminde de yel yerine rüzgâr kelimesi kullanılamaz.

            Toplum olarak gündelik hayatımızda da günde birden fazla atasözü ve deyim kullanırız. Acıktığımızda; karnım zil çalıyor, telaşlandığımızda eteklerim tutuştu gibi hissettiğimiz duyguyu ya da yaşadığımız olayı atasözü ve deyimlerle perçinleyerek daha vurgulu halde belirtmek için de sık sık atasözleri ve deyimlerden faydalanırız.

            Yalnız, atasözlerinin ve deyimlerin söylenişinin çok eski yıllara dayanması ya da kaynağından değil de kulaktan dolma öğrenmemizin etkisinden kaynaklı bazı atasözlerimizi ve deyimlerimizi yanlış yazıp yanlış telaffuz etmekteyiz.

            Bu konuda da birkaç örnekleme yaparak yanlış bildiğimiz atasözleri ve deyimlerin doğrusu nasıldır? birkaç örnekle görelim.

            Güzele bakmak sevaptır:
            Yanlış bilinen atasözleri ve deyimlerin neredeyse başında gelir. Güzele bakmak sevaptır doğru değildir. Doğru olan ise güzel bakmak sevaptır şeklindedir.

             Aptala malum olurmuş:
             Cümleyi Aptala malum olurmuş şeklinde yazmak ya da telaffuz etmek yanlıştır. Doğrusu abdal’a malum olurmuş şeklindedir. Abdal, eski Türkçe’de zeki insan anlamında kullanılır. Derviş, âlim anlamlarına da gelir. Abdala malum olurmuş da zeki insanlar olabilecekleri önceden sezebilir anlamındadır.

            Saatler Olsun:
            Doğrusu sıhhatler olsun dur. Sıhhat, sağlık anlamına gelir.
            Örnekleri; Göz var nizam var – Göz var izan var
            Eşek hoşaftan ne anlar - Eşek hoş laftan ne anlar
            Kısa kes aydın havası olsun - Kısa kes aydın abası olsun vb.şeklinde sıralayabiliriz.


            Kısacası; öz kültürümüz olan atasözü ve deyimlerimize sahip çıkmalı doğru söylenişleriyle, kalıplarını bozmadan gelecek nesillere en doğru şekilde aktarmak için elimizden geleni yapmalıyız. 
Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *