Fıkra (Köşe Yazısı) Örnekleri

Bilindiği gibi literatürde iki tür fıkra vardır. Birincisi bildiğimiz Nasrettin Hoca Fıkraları veya Karadeniz Fıkraları gibi komik yazılar; ikincisi ise gündelik yaşamla ilgili konuları ele alan ve gazetelerde veya mecmualarda yayımlanan köşe yazılarıdır. Bu yazımızda öğretici metin türlerinden birisi olan fıkrayı yani köşe yazısını ele alacağız. Fıkra örneklerine geçmeden önce fıkra nedir, köşe yazısı nedir gibi basit sorulara cevap vermek yerinde olacaktır.

Fıkra (Köşe Yazısı) Nedir?
Gündelik yaşamda var olan ve toplumun genelini ilgilendiren önemli olayların ele alındığı, bu önemli olaylarla ilgili duygu ve düşüncelerin anlatıldığı yazı türüne köşe yazısı veya fıkra denir. Köşe yazısı denmesinin bir sebebi de bu yazıların herhangi bir gazetede veya dergide yayımlanmasıdır. Gazete okurken karşılaşmışsınızdır. Sayfaların kenarlarında veya köşelerinde herhangi bir yazara ait olan metinler bulunmaktadır. bu metinlerde, ilgili yazar konu başlığı ile ilgili düşüncelerini dile getirir. İşte, o yazılara fıkra veya köşe yazısı adı verilmektedir.

Fıkra Metin Türünün Özellikleri
-Yaşanmış olay ve durumlarla ilgili fikirleri konu alır.
-Fıkra yazarı, ele aldığı konuyu nesnel bir şekilde ele alır. Yani tarafsızdır.
-Bu yazılarda olaydan çok fikir ön plana çıkar.
-Anlatılan konu derinlemesine değil de yüzeysel olarak ve kısa bir biçimde ele alınır.
-Yazar, anlattıklarını kanıtlama çabası içinde değildir.
-Ele alınacak konu, toplumun genelini ilgilendirmeli ve toplumun genelinin ilgisini çekmelidir.
-Yazar bu metin türünde çeşitli atasözü, özdeyiş veya söz sanatlarından yararlanabilir.
-Kullanılan dil anlaşılır ve açık olmalı, süslü anlatımdan uzak olmalıdır.
-Anlatılanlar bilgi verici, eğitici olmalıdır.

FIKRA ÖRNEKLERİ (KÖŞE YAZISI ÖRNEKLERİ)
köşe yazısı örnekleri
Fıkra (Köşe Yazısı) Örneği

============================================================================================
POKEMON GO ÇILGINLIĞI
   Sizler de farkındasınızdır, bugünlerde neredeyse tüm gündem Pokemon Go oyunu üzerinde yoğunlaşmış. 90'lı yılların vazgeçilmez çizgi filmi, şimdilerde bir oyun olarak geri döndü. Hem de tüm dünyayı bir anda yerinden sarsarak.

   Daha kısa bir süre içinde bu oyun dünya çapında yayıldı ve Twitter gibi dev sosyal medya unsurunu geçecek hale geldi. İnsanlar, adeta bu oyunun bağımlısı haline geldi. Peki, Pokemon Go'yu bu seviyeye getiren etken neydi? Elbette ki kendinden öncekilerden tamamen farklı olmasıydı. Biliyorsunuz, şimdiye kadar çıkan tüm oyun ve uygulamalara evdeki bilgisayardan veya akıllı cihazlardan girilirdi; oysa Pokemon Go'da böyle bir zorunluluk söz konusu değil. İnsanlar pokemon avlamak için aynı zamanda dışarı çıkmalı ve insan kalabalıklarının arasına girmeli. Yani bir tür sanal gerçekçilik durumu söz konusu...

   Görülen o ki, Pokemon Go uygulaması/oyunu sayesinde insanlar dört duvar arasına sıkışmaktan bir nebze de olsa kurtulacak ve sokaklara dökülecek. Bana sorarsanız, bu bile sosyalleşme yönünde bir gelişme sayılır. Ne diyeyim, pokemon avlarınız bol olsun, rast gele!
                                                        (Ekrem ADFEROĞLU, Kompozisyon Gazetesi, 15 Temmuz 2016)

==========================================================================================
TERÖRÜN SON KURBANI: FRANSA/NİCE
   Dün, yani 14 Temmuz 2016 tarihinde, Fransa'nın Nice kentinde büyük çaplı bir terör saldırısı gerçekleştirildi. Bu saldırıda 80 küsür kişi yaşamını yitirdi. Sadece Fransa değil, neredeyse tüm dünya devletleri bu terör belasından fazlası ile çekti.

   Dünya devletleri ile kıyaslandığında bir avuç kadar bile olamayan teröristler için neden önlem alınmaz, neden tüm dünya güçleri birleşmez anlamak zor doğrusu. Böyle giderse daha çok can yanacak, daha çok patlama ve katliam yaşanacak.

   Sesimi kim duyar bilmiyorum; ama tüm dünya devletlerine sesleniyorum. Şu terörist güruhuna karşı birleşme zamanı geldi artık. İsteseniz bu terör örgütlerini bir günde bile yok edebilirsiniz. Güçlerinizi birleştirmezseniz daha çok canlara kıyılacak.
                                          (Erdi HÜDAVERDİ, Kompozisyon Gazetesi, 15/07/2016)

=============================================================================================
DİLİMİZ DİLDEN GİDİYOR
   Bir önlem alınmazsa Türkçemiz iyice yozlaşacak ve 50 yıl sonra gelen nesil bile bugün yazdıklarımızı anlayamayacak. İnsanlar, yabancı bir dile ait sözcükleri kullanarak modernleştiğini sanıyor; oysa kendi öz dilini yok ediyor; ama farkında bile değil.

   Halis muhlis Türkçesi dururken, yabancı sözcükleri kullanmak nedir anlamak mümkün değil doğrusu. Geçenlerde bir yemeğe davetliydim. Yakın bir aile dostunun evinde masada yemekteydik. Ne olduysa oldu, elimdeki su bardağı yere düşüverdi. Dolayısı ile canım sıkıldı biraz. Aile dostumun beni teselli etmek için sarf ettiği ifade aynen şuydu: ''Relax ol, problem yok.'' Hadi problemi anladım da bu relax ol da neyin nesiydi. Dilimizde karşılığı yok muydu? Elbette vardı; fakat o bunu tercih etmişti.

   Velhasılı, dilimiz elden gidiyor, buna bir çare bulmamız lazım. Özellikle Türk Dil Kurumunun bununla ilgili ciddi önlemler alması, konuyu araştırması gerekir diye düşünüyorum. Türkçe, ağzımda anne sütü gibidir diyen şairimizin söylediğini boşa çıkarmayalım.
                  (Ayşenur CANCAN, Kompozisyon Dergisi, 11 Temmuz 2016)

============================================================================================
Değerli kompozisyon.org takipçileri verdiğimiz köşe yazısı örneklerinin işinizi göreceğini umuyoruz. Sizler de yazdığınız fıkra örneklerini yorum bölümünde bizimle paylaşabilirsiniz.

Devamını Oku

Fabl Örnekleri - Kısa ve Uzun Fabllar

Kısa, anlamlı ve eğitici fabl örnekleri hazırladığımız sayfamıza hoş geldiniz. Bu sayfada sizler için çeşitli fabl örnekleri hazırladık. Umarız hazırladığımız fablları beğenirsiniz. Fablın ne olduğunu bilmeyenler için kısa bilgi vermek yerinde olacaktır sanırız.

Fabl Nedir?
Fabl, şiir şeklinde (nazım) veya düzyazı biçiminde yazılan, insanlara bir ders vermek amacı ile hayvanların, bitkilerin veya cansız varlıkların konuşturulduğu, kişileştirildiği kısa metin türüdür. Fabllarda doğal olarak olağanüstü olaylar anlatılmaktadır; zira insan dışı varlıkların konuşması mümkün değildir. Bu yönüyle masala benzer. Ancak her masalda bir ders verme amacı yokken, bütün fabllar bir ders verme gayesi taşır.

                                    ÇEŞİTLİ FABL ÖRNEKLERİ

1) Şiir Şeklinde Fabl Örneği (Nazım olarak yazılmış fabl örneği)


TİLKİ İLE KÜÇÜK TAVŞAN

Bir zamanlar semizce, kurnaz bir tilki vardı
Sık sık ormanlığa, yemek için uğrardı
Bir gün yine o günlerden biriydi
Tilki açtı ve lakin, yine de çok diriydi
Girdi o ormanlığa, etrafına bakındı
Onun duyduğu ses, bir hayli tanıdıktı
Çalılardan zıpladı, bir küçük yavru tavşan
Birkaç saniyede, dereler tepeler aşan
Tilki seslendi ona: ''Bekle bir tavşan kardeş!''
''Biliyor musun, bu ormanda yoktur sana eş''
Yavru tavşan sevindi, azıcık da gerindi
''Doğru söylüyor tilki.'' deyip havalara büründü
Derken, iyice yanaştı, kurnaz tilki tavşana
Tavşan bilemedi, ne gelecek başına
Tilki bir hamle attı, tavşanın boğazına
Tavşanın canı erdi, durdu küçük ağzına
Derler ki dalkavuğa inanmayın, kanmayın
Birkaç güzel söze, sakın hiç aldanmayın
                                             R.ÖZKAN

                            -SON-

2) Fabl Örneği

KURNAZ TİLKİ İLE ÇİRKİN SESLİ KARGA

Tilki aç aç geziyordu. Uzun zamandır hiçbir şey inmemişti midesine. Karnını doyurmanın bir yolunu bulmalıydı. Derken altından geçtiği ulu çınar ağacının üstünden bir karga sesi duydu. Başını yukarı çevirip baktı. Karganın ağzında kocaman bir peynir parçası duruyordu. Bu peyni tilkiyi doyurmaya yeterdi. Hiç vakit kaybetmeden seslendi:
-Karga kardeş o mükemmel ses senin miydi? Yıllardır bu ormanda yaşarım, ama bu kadar güzel öten bir kuş görmedim.

Karganın hoşuna gitmişti bu sözler. Kendini daha fazla ispatlamak için yeni şarkılar söylemeyi düşündü. Daha ağzını açar açmaz, gagasındaki peynir yere düştü. Tilkinin isteği yerine gelmişti. Birkaç güzel söz ile peyniri kapmayı başarmıştı. Peyniri midesine indirdikten sonra aval aval bakan kargaya birkaç söz söylemek istedi.

-Eee, karga kardeş, övülmekten bu kadar hoşlanırsan olacak olan budur. Benden sana nasihat, her dalkavuğun söylediğine inanma. Yoksa ağzındakini de kaparlar böyle.

                                                                    -SON-


3) Düzyazı Biçiminde Fabl Örneği


KENDİ KAZDIĞI KUYUYA DÜŞMEK

   Ucu bucağı görünmeyen engin ovalarda zebra sürüleri yaşardı. Yağmur yağdığı müddetçe, otları bol olur, asla açlık çekmezlerdi. Ancak bu zebraların keyfini kaçıran bir sıkıntıları vardı: Aslanlar. Aslanlar acıktığında bu zebra sürülerini avlayıp afiyetle yerdi. Alanlar için gün yine zebra avlama günüydü. Zebralar da bunun farkındaydı; ama ne çare, birileri aslana yem olacaktı.

   Bu zebraların arasında kurnaz ve kötü kalpli bir zebra vardı. Bir arkadaşını çağırıp ona şöyle dedi:
-Bak zebra kardeş, bu aslanlar er ya da geç bizi de yiyecek. Bunun için bir şeyler düşünüp önlem almamız lazım.
-Peki, ama ne yapabiliriz ki?
-Bak, kaç gündür nehir kenarında otlanıyoruz. Bu nehrin çok sığ olan bir yerini keşfettim. Aslan sürüsü saldırıya geçtiği an o sığ yerden karşıya geçeceğiz; böylece ikimiz de kurtulmuş olacağız. Ama sakın bu yeri diğer zebralara söyleme, yoksa hepsi oradan geçmeye çalışırsa biz aslanlara yem olabiliriz.
-Peki, güzel bir fikirmiş, öyle yapalım.

   Derken, aslan sürüsü çıkageldi. Saldırıya geçince bizim kurnaz zebralar planladıkları gibi nehrin sığ bölgesinden karşıya geçmek için atladılar nehre. Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı: Timsahlar. Daha nehrin ortasındayken koca ağızlı timsahlara yem oldular.

   Belki anladılar yaptıkları şeyin kötü olduğunu ama iş işten geçmişti. Zor zamanlarda birlik içinde olunmazsa, engeller aşılamaz, kötü düşünenin sonu kötülük olur.

                                                                    -SON-


4) Fabl Örneği

                                                        KİBİRLİ TEMBEL KEDİ

Zamanın birinde, iyi bir aile tarafından sokaktan alınıp büyütülen bir kedi yavrusu varmış. Bu aile, ''Kedi büyüyünce, evimize dadanan fareleri de kovalar, böylece rahatlarız.'' diye düşünürmüş. Sahipleri tarafından iyi beslenen kedi kısa zamanda gelişip büyümüş.  Ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyormuş.
Arada bir sokak kedileri ile dalga geçer, kendisinin hiç yorulmadan beslendiğini, onlarınsa bir lokma yemek için çöp çöp dolaştığını anlatır dururmuş. Gel zaman git zaman, tembelliğe, yatmaya iyice alışan kedi artık hareket edemez hale gelmiş. Fare kovalamaktan aciz olan bir kediyi evde beslemek akıl karı değilmiş.
Bu aile, hiçbir işe yaramayan kediyi evden atmaya karar vermiş ve kediyi sokağa atmış. Vücudunun ağırlığı ile hızlı hareket edemeyen kedi, ne bir fare yakalayabilmiş ne de çöp konteynırlarına atlayabilmiş. Böylece zamanla zayıflayıp hasta düşmüş. Tembelliğinin ve kibrinin cezasını çekmiş.

İnsanlar başta olmak üzere bütün canlılar, çalışmak ve emek vermek zorundadır. İşlemeyen demir pas tutar misali, çalışmayan insanlar da zamanla iş yapamaz hale gelir ve ele güne rezil olurlar.

                                                                    -SON-

5) Fabl Örneği

                                                     KİBİRLİ KABAK

Ulu bir ceviz ağacının dibinde yeşeren bir kabak, büyüklüğü ile övünürmüş. Hatta gününü ceviz ağacının küçük ceviz meyveleri ile dalga gçerek geçirirmiş. ''Bak, siz kocaman ağaçta yetişiyorsunuz, ona rağmen küçücüksünüz; oysa bir de bana bakın, küçücük bitkime rağmen ne kadar da büyük bir bitkiyim dermiş.

Ceviz hasat zamanı gelmiş, ceviz sahipleri cevizlerini toplamak üzere gelmişler. herkes kibirli kabağın yanından geçmiş ama yüzüne bakan olmamış. Derken, ceviz sahipleri aralarında şakalaşmışlar. Birisi diğerine ''Sen cevizleri boşver, şu kocaman kabağı alsana!'' demiş. Diğeri ise ''Bırak o kabağı canım, kendisi kocaman; ama içi boş.'' demiş.


Kabak, çok incinmiş ve aklına cevizler için söyledikleri gelmiş. Cevizlerden özür dilemiş ve fiziki özelliklerin değil, iç güzelliğinin önemli olduğunu anlamış.

                                                                    -SON-

6) Fabl Örneği

                                         RÜZGAR İLE KAVAK AĞACI

Bir zamanlar, bir dere kenarında uzun mu uzun, bir o kadar da huysuz mu huysuz bir kavak ağacı yaşarmış. Etrafındaki en yüksek ağaç olduğundan, kendisi ile övünür dururmuş. Çok da mızmızmış. Ne zaman rüzgar esecek olsa, homurdanmaya, rüzgara sitem etmeye başlarmış.
Bir gün dayanamış ve içindekileri sayıvermiş rüzgara.

-Yahu rüzgar kardeş, nesin sen? İkide bir esip beni neden rahatsız ediyorsun. Bir işe yarayacak olsan tamam; ama hiçbir şeye de yaramıyorsun. Esip esip beni ve dallarımı rahatsız ediyorsun, demiş.
Rüzgar, bu sözlere çok alınmış. Oralardan uzaklaşıp başka diyarlara gitmiş. Uzun bir süre uğramamış oralara. Günler geçmiş, sonbaharda kavak ağacının da yaprakları bir bir dökülmüş. Kış mevsimi de rüzgarsız geçmiş. Tüm bu süre boyunca, kavak ağacı halinden çok memnunmuş.
Ama gel gör ki ilkbahar geldiğinde hiçbir ağaç çiçek ve yaprak açamamış. Kavak ağacı da tabii. Civarın en yaşlı ağaçları toplanıp durumu görüşmüşler, çiçek ve yaprak açamamalarının sebebini anlamışlar.

Rüzgarın, ağaçların aşılanmasında, yaprak ve çiçek açmasında büyük bir öneme sahip olduğunu anlamışlar. Durumu kavak ağacına da anlatmışlar. Ancak kavak ağacı dizini ne kadar dövse de rüzgarı geri getirememiş. Böylece diğer ağaçlar gibi kavak ağacı da zamanla kuruyup gitmiş.

Evrende hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır. Her şeyin bir görevi ve anlamı vardır. Evreni yaratan büyük yaratıcı, hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır.

                                                                    -SON-


7) Fabl Örneği

                                                         KALEM İLE SİLGİ

Kalem, sürekli silgi ile alay eder, kendisinin hamallığını yaptığını anlatır dururmuş. Kalem tarafından bir hamal olarak görülen silgi bu duruma çok üzülürmüş.

-Bak kalem kardeş, ben olmasam senin yazdıklarından bazı şeyler çok kötü sonuçlar doğurabilir. Beni küçümseme, benim de bir görevim var, dermiş.

Ama tüm bu söylenenler, kalemin umurunda bile değilmiş. Bir gün, sahibinin ticari bir işi ile ilgili yanlış bir şeyler yazmış. Kaleme çok kırgın olan silgi: ''Kibrinin cezasını çeksin.'' diyerek gerekli düzeltmeleri yapmamış. Bu yüzden kalemin sahibi iflas etmiş ve kalem bu duruma çok üzülmüş. Silginin ne kadar önemli bir şey olduğunu anlamış ama iş işten geçmiş.


                                                                    -SON-

Sizler için hazırladığımız fabl örneklerini beğendiyseniz lütfen kısa da olsa yorum yapınız.
Devamını Oku

Eleştiri Örnekleri - Eleştiri Yazısı

Eleştiri, diğer adıyla tenkit, herhangi bir eserin, kişinin, olayın veya durumun hem olumlu hem de olumsuz özellikleri ile anlatılması olarak tanımlanabilir. Sizler için oluşturduğumuz eleştiri yazısı örnekleri sayfasında, eleştirinin her türünü görebileceksiniz.

Bildiğiniz gibi eleştiri, sadece olumsuz özellikleri sıralamak değildir. Eleştiri, ancak olumlu ve olumsuz özellikler birlikte ele alındığında ve tarafsızca yapıldığında eleştiri özelliği taşır. Eleştiriyi iki farklı grupta incelemek de mümkündür: Övgü, Yergi. Övgü, olumlu taraflarının, yergi ise olumsuz taraflarının ele alınmasıdır. Kısacası, bir eserin sadece olumlu yönlerini anlatsanız dahi eleştiri yapmış olursunuz. Şimdi beraber inceleyelim eleştiri örneklerini.

ELEŞTİRİ YAZISI ÖRNEKLERİ

Eleştiri Yazısı Örneği
TELEVİZYONDAKİ DİZİLERİN HAYATIMIZA ETKİSİ
   Son yıllarda bir dizi çılgınlığıdır almış başını gidiyor. Neredeyse her gece her televizyon kanalında bir dizi yayınlanıyor. İşin kötü tarafı ise bu dizilerin neredeyse hiçbirinin, gerçek hayatla hiçbir alakası yok.

   Türk kültürüne, gelenek-göreneklerine uymayan bu dizilerin insan hayatında çeşitli olumsuz etkileri görülüyor. RTÜK'ün neden bu tarz dizilere müdahale etmediğini anlamak güç doğrusu. Hele de silahtan, çatışmadan, adam öldürmekten başka bir şey sunamayan, insanlara şiddeti, öldürmeyi, yaralamayı öğreten ve bunları da bir marifetmiş gibi gösteren diziler nasıl oluyor da yıllarca yayınlanmaya devam ediyor, hayret ediyorum.

    Bu gidişata bir dur demek gerekiyor. Bu tür diziler, toplumumuzun daha da yozlaşmasına, gerçek kültüründen uzaklaşmasına sebep oluyor. Bence, Türk seyircisi de bu durumu görmeli ve tepkisini bu dizileri izlemeyerek göstermelidir.


Eleştiri Örneği
SOSYAL MEDYA ÇILGINLIĞI
   Sanırım sosyal medyayı en çok kullanan ülkelerin başında geliyoruz. Kitap okuma konusunda en gerilerde takip eden ülkemizin, sosyal medyayı bunca etkin kullanması çok manidar.

   Herkeste bir sosyal medya çılgınlığı türemiş ve insanlar sosyal medya olmadan yaşayamaz hale gelmiş. Bazı kavramların, sosyal medya yüzünden içi tamamen boşalmış. Benim en çok dikkatimi çeken sosyal medya kavramlarından bir tanesi ''Paylaş'' kavramıdır. Bu kavramın içi ne kadar da boşaltılmış değil mi? Paylaşmak, sahip olduğunu başkalarına da vermektir. Cömertliktir, yoksulun halinden anlamaktır. Oysa sosyal medyada kullanılan paylaş ifadesi bu tanımlardan tamamen uzak. İnsanlar, yemeklerini yoksullarla paylaşmak yerine sosyal medyada paylaşıyor. Yoksulu iyice yoksul ve düşkün hale getiriyor.

   Bana soracak olursanız, tüm bunların sebebi, insanımızın düşünme gibi eylemlerden uzak oluşudur. Zira düşünen bir insanın, her yediği haltı başkalarına göstereceğini düşünmüyorum.


Eleştiri Örneği
İSTİKLAL MARŞI
   İstiklal Marşı, belki de bugüne kadar okuduğum en güzel, en anlamlı şiirlerin en başında geliyor. Onu bu kadar anlamlı kılan, belki de yazıldığı zamanın şartlarıdır. Mehmet Akif gibi bir üstadın kaleminden ve yüreğinden yazıldı mı da bir başka güzel oluyor bu yapıt.

   İstiklal Marşının her mısrası bir başka anlam taşıyor. Üstelin onu güzel kılan sadece anlam da değil. Şiirdeki ahenk, redif ve kafiyeler ve diğer tüm söz sanatları, İstiklal Marşımıza ayrı bir hava katıyor. ''Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak'' derken bile, insanın yüreği yerinden oynuyor adeta.

   İstiklal Marşını her okuduğumda, bu şiirin neden birinci seçildiğini biraz daha anlıyorum. Tüm Anadolu insanına seslenen, ırk, renk, dil ayrımı gözetmeyen bu şiirden, herkes nasibine düşeni alıyor ve kimse gücenmiyor. Türk'ü de Kürt'ü de, Laz'ı da, Çerkez'i de hep birden sahipleniyor.


Olumlu Eleştiri Örnekleri
ÇİZGİ FİLMLERİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ OLUMLU ETKİSİ
   Çizgi filmlerin çocuklar üzerinde birçok olumlu etkisi vardır. Özellikle konuşmayı öğrenme evresindeki çocukların dil gelişimi üzerinde büyük katkıları vardır.

   Bir çocuğun konuşmayı hızlı öğrenmesi için onu sürekli duyması şarttır. Oysa ebeveynlerin sürekli konuşması pek mümkün olmamaktadır. Bu durumda, aşırıya kaçmamak ve uygun olanı seçmek şartı ile çocuklara çizgi film izletmek faydalı olacaktır.

   Çizgi film yapımcıları, aynı zamanda çocuklara bir şeyler öğrenme amacı taşıdıkları için, anne ve babaların çocuklarına öğretemediği birçok şeyi, çocuklar çizgi filmlerden öğrenmektedir.


Olumsuz Eleştiri Örnekleri
SERBEST ŞİİR
   Bildiğiniz gibi serbest şiir, hece ölçüsü ile yazılmayan, aynı zamanda kafiye ve redif kullanılmayan veya çok az kullanılan bir şiir türüdür.

   Ülkemizde, serbest şiirin tarihi çok da eskilere dayanmaz. Eskilerde, daha çok ölçülü şiirler yazılır ve bu şiirlerde ahenge çok önem verilirdi. Şiir, kafiyesiz, redifsiz olmazdı, olamazdı. Oysa serbest şiir çıktığından beri herkes şair oluverdi. Halbuki şair olmak, şiir yazmak o kadar kolay olmamalı. Şiirden çok, düzyazıya benzeyen serbest şiiri hiç tasvip etmiyorum etmem de.

   İnsan şiir yazacaksa, ölçülü, kafiyeli ve redifli yazmalı. Mana kadar, ahenge de önem vermeli. Ve öyle herkes şiir yazma cür'etinde bulunmamalı.


NOT: Sevgili site ziyaretçilerimiz, sizler için olabildiğince çok eleştiri örneği vermeye çalıştık. Eleştiri örnekleri arasında hem kısa eleştiri örnekleri hem de uzun eleştiri örnekleri yer aldığı için işinizi göreceğini umut ediyoruz. Tenkit örneklerine sizler de ek örnekler yazabilirsiniz.
Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *