Hikaye - Öykü Örnekleri

Değerli edebiyatseverler, sizler için yazdığımız mükemmel kompozisyonları okuyabilir, sizler de yorum bölümünden kendi yazılarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz. Lütfen yorum yazmayı ihmal etmeyin.
Bu sayfada sizler için hem kısa hem de uzun hikaye örnekleri yazmaya çalıştık. Verilen hikayeler, site yazarlarımız tarafından yazılmış hikayelerdir. Bu arada hikaye ve öykü kavramları çoğunlukla birbirinin yerine kullanılmaktadır. Aşağıda yazdığımız metinler hem öykü örneklerini hm de hikaye örneklerini temsil etmektedir. İyi okumalar dileriz.


KISA HİKAYE ÖRNEĞİ


                                                EMEĞİN KARŞILIĞI: DEFİNE

Bir grup defineci, bir dağın yamacında define olabileceğinden şüphelenmişti ki kazma ve küreklerini alıp her yanı kazmaya başlamıştı. Günlerdir kazmalarına rağmen henüz en küçük bir iz bile bulamamışlardı.

Derken, o yöredeki herkes tarafından tanınan Allah dostu bir zat, bu definecilerle karşılaşmıştı. Onu tanıyan defineciler kendisinden bir ricada bulunmuşlardı. Ey Allah'ın dostu, sen büyük bir zatsın, Allah'la iletişime geçsen de bu dağda define olup olmadığını öğrensen. Şayet yoksa biz de bu kadar yorulmayalım.

Zat, gerçekten de Allah'ın sevdiği kullardan birisiydi. O gece rüyasına bir melek geldi ve o daağda hiç define olmadığını söyledi. Bu mübarek zat, gidip durumu definecilere anlattı. Ancak defineciler inanmamış olsa gerek ki işlerine devam ettiler. Günlerce dağı kazmaya, taşı toprağı karıştırmaya devam ettiler. Ve nihayet istedikleri defineyi buldular.

Bunu o mübarek zata da anlattılar. Mübarek zat ne diyeceğini şaşırmıştı. O gece Allah'ın meleği tekrar rüyasına girdi. Ve dedi ki: ''Biliyor musun, o dağda gerçekten de hiç define yoktu. Ancak defineciler o kadar çok çalıştı, o kadar çok emek verdi ki Allh olmayanı var etti ve definecilerin emeğinin karşılığı olarak onlara o defineyi bahşetti.

Unutulmamlıdır ki Allah kimsenin emeklerini zayi etmez. Çalışan, çabalayan, emek veren herkes, bu emeklerinin karşılığını mutlaka alır.

                                                                         -SON-


UZUN HİKAYE ÖRNEĞİ

                                                        ÇOBANIN GÜZEL KIZI

   Bir zamanlar, küçük bir dağ köyünde çobanlık yapan bir adam ve onun dünyalar güzeli öksüz kızı yaşardı. Kız henüz üç yaşında iken annesini kaybetmişti. Çoban, karısı öldükten sonra bir daha evlenmemiş, bin bir zorlukla kızını en iyi şekilde büyütmek için gayret göstermişti.

   Çobanın kızı artık büyüyüp serpilmiş, güzelliği dillere destan olmuştu. Güzelliğinin namını duymayan kimse kalmamıştı. Velhasıl artık evlilik çağı çoktan gelmişti. Gerçi isteyeni de çok olmuştu; ama çobanın kızı kimseye gönül açmamıştı. Çoban, artık yaşlandığını hissediyor, bir an önce kızını evlendirip torun sahibi olmak istiyordu. Onca emekle, üstüne titreye titreye büyüttüğü kızını zorla evlendirmek olmazdı. Yapacak bir şey yoktu, mecburen bekleyecekti.

   Aslında güzel kız, kimseyi beğenmiyor değildi. Kendisini isteyen gençlerden bazıları evlenilmeyecek kişiler de değildi hani. Kız, babasını yalnız bırakmak istemiyordu. Ne de olsa ona hem annelik hem babalık yapmıştı. Üzerinde çok hakkı vardı.

   Bir gün, babası bir iş için sürüden ayrılıp köye gitmişti. Güzel kız, sürüyü dere kenarındaki gölgeliklere götürmüştü. Kendisi de bir taşın üzerine oturup ayaklarını buz gibi derenin suyuna koymuş, serinlemeye çalışıyordu. Birden arkasında bir bir ses duydu. Dönüp baktı. Karşısında duran yakışıklı mı yakışıklı yağız bir delikanlı idi. Onu görür görmez yüreğinde bir kıpırtı hissetti güzel kız. Aynı duyguları delikanlı da hissetmişti.

Delikanlı, kızı selamladı:

- Merhaba, Kırlangıçdere Köyüne gidiyorum, çok susadım. Hem suyumu içip hem de şu ağaçların gölgesinde dinlenirim diye düşünmüştüm.

Çobanın kızı delikanlının selamına karşılık verdi:

-Merhaba, hoş geldiniz. Size su ikram edebilirim; ancak burada oturmanız pek uygun olmaz; burası küçük bir köy, dedikodu çıkar sonra.

   Delikanlı kızı anlayışla karşıladı. Suyunu içti ve köyüne doğru yol aldı. Yol boyunca güzel çoban kızını düşünüp durdu. Kaç yıldır şehirde yaşıyordu; ama bu kadar güzel ve doğal bir kızı ilk defa görüyordu. Üniversiteden mezun olmuş, doktorluk diplomasını almış köyüne gidiyordu. Kısa bir süre sonra göreve başlayacaktı. Köyde delikanlının bir de annesi vardı. Babası henüz delikanlı on beş yaşındayken vefat etmişti.

   Delikanlı, göreve başladıktan sonra annesini de yanına almayı düşünüyordu; ancak anne, alıştığı bu topraklardan ayrılma niyetinde değildi.

   Delikanlı nihayet köyüne vardı, anasının elini öpüp, buz gibi bir ayranla serinledi. Annesi onu görünce dünyalar onun olmuştu. Bugünü de görmüştü ya, çok mutluydu. Artık tek istediği oğlunu evlendirmekti. Bu da olduktan sonra artık ölse gam yemezdi.

   Delikanlı gece boyunca dere kenarında gördüğü kızı düşündü. Gördüğü sanki bir insan değil de adeta bir melekti. Çobanın güzel kızı da delikanlıyı düşünüyordu.

   Ertesi gün delikanlının annesi evlilikten muhabbet açtı. Delikanlı da dere kenarında gördüğü kızdan bahsetti. Annesi, o kızın kim olduğunu hemencecik tahmin etti.

- Uğurlu Köyü çobanının kızıdır o. Güzelliğini bilmeyen, duymayan yoktur. İster misin sana onu isteyelim? Hem güzel olduğu kadar ahlaklı ve marifetliymiş de...

   İstemek sözcüğü delikanlının hoşuna gitmişti. Neden olmasındı ki; zira artık evlenme yaşına gelmişti. Derken birkaç gün sonra çabana hayırlı bir iş için gidileceği üzere haber salındı. Delikanlı; amcası, yengesi, annesi ve köyün muhtarı ile yola koyuldu. Çobanın kızı, gelen görücünün o delikanlı olduğunu bilmiyordu, bu yüzden hiç de mutlu değildi. Ta ki görücüler gelip de güzel kız misafirlere kahve ikram edene kadar.

   O delikanlıyı görünce dünyalar kendisinin oldu. Bu mutluluğunu gizleyemedi; bembeyaz yüü bir anda pembeye dönüşüvermişti.

   Allah'ın emri, peygamberin kavliyle kız istendi. Kız tarafından olumlu yanıt gelince de kısa bir süre sonra düğün dernek kuruldu ve gençler evlendi. Hatta evliliklerinin üzerinden bir yıl geçmişti ki nur topu gibi bir de çocukları olmuştu.

   İşin en güzel yanı ise şu olmuştu. Çobanın köylüleri, artık kızını evlendirdiğini, kendisinin de evlenmesi gerektiğini söylemişlerdi. Ve delikanlının annesi ile evlenmesini tavsiye etmişlerdi. Aracılarla bu iş tamamlanmış ve çoban ile delikanlının annesi hayatlarını birleştirmişti. Böylece çobanın güzel kızının en büyük korkusu, babasının yalnızlığı, son bulmuştu. Her iki çift de hayatlarının sonuna kadar mutlu ve mesut bir şekilde yaşamıştı.

                                                                                 -SON-

Değerli okurlar, hikaye örneklerini beğendiyeseniz, lütfen yorum yazmayı ihmal etmeyin.

2 yorum

Sayenizde Ödevi'mi Bitirdim.Teşekkür Ederim <3

cok sag olun

DİKKAT !!!
1- ''İsimsiz'' olarak yorum yapmak için ''Yorumlama Biçimi'' bölümünden ''ANONİM''i seçin.
2- Takma adla yorum yapmak için ''ADI/URL''yi seçerek herhangi bir isim yazın.
3- Kendi isminizle yorum yapmak için GOOGLE hesabını seçin.
4- Lütfen yorum yazarken yazım ve noktalama kurallarına uyun.
5- Hakaret, küfür ve link içeren yorumlar onaylanmayacak veya onaylansa bile silinecektir.
6- Yorumunuza cevap yazıldığında size e-posta gönderilmesini istiyorsanız BENİ BİLGİLENDİR kutucuğunu işaretleyiniz.