Ferit Edgü Kimdir Hayatı Eserleri ve Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca

Tam adı İsmail Ferit Edgü’dür. 24 Şubat 1936 yılında İstanbul’da doğmuştur. Türk öykücü ve şairdir. Aynı zamanda roman ve deneme yazarıdır. Yükseköğrenimini İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde görmüştür. Daha sonrasında ise kazandığı bir sınav sonucunda Almanya’ya gitme fırsatı bulmuştur. Almanya’da belli bir süre kaldıktan sonra ise Fransa’ya gitmiştir. 1959 – 1964 yılları arasında Paris’te resim çalışmaları yapmıştır. Burada yaptığı resim çalışmalarının yanı sıra sanat tarihi, Felsefe ve seramik kurslarına katılmıştır. Askerliğini yedek subay öğretmen olarak yapmıştır. Daha sonrasında 1 yıl daha Paris’te yaşamıştır. Türkiye’ye döndükten sonra Mavi dergisinde yazılar yazmaya başlamıştır. Burada yazdığı yazılarla adından büyük anlamda söz ettirmiştir. Bu dergiden sonra Ada Yayınları’nı kurmuştur. Bu yayınlarda 1976 yılından 1990 yılına kadar yerli ve yabancı birçok yazarın ve şairin yapıtını yayımlamıştır. Edebiyatın pek çok alanında ve birçok dünya diline çevrilen yapıları bulunmaktadır.


Eserleri

Öykü: Av (1968), Doğu Öyküleri (1995), Do Sesi (2002), Yaralı Zaman, İşte Deniz Maria (1999), Binbir Hece (1991), Çığlık (1982), Kaçkınlar (1959), Bozgun (1962)
Roman: Eylülün Gölgesine Bir Yazdı (1988), Kimse (1976), O/Hakkâri’de Bir Mevsim (1977)



Ferit Edgü Edebi Kişiliği

Türk yazarlarımızdan olan Ferit Edgü yazın hayatına yazdığı bir şiirle başlamıştır. 1952 yılında ilk şiiri Kaynak dergisinde yayınlamıştır. 1954 yılında ise Yeni Ufuklar dergisinde ilk öyküsü yayınlanmıştır. Ayrıca plastik sanatlar alanında eleştiri, deneme ve tartışma yazıları ile adından söz ettirmiştir. Edebiyatta “Niçin” sorusu yerine “nasıl” sorusu ile ilgilenmiştir. Yazdığı romanlarını da bu doğrultuda kaleme almıştır. Eserlerinde çoğunlukla çevresine uyum sağlayamayan bireylerin sorunları ile ilgili konuları ele almıştır. 1983 yılında Berlin Film Festivalinde ödül almıştır. Yazdığı öykü ve hikâyeler dışında kitap ve makaleler ile de adında büyük anlamda söz ettirmiştir. Birçok alanda birden fazla eser vermiştir. 
Devamını Oku

Ferit Devellioğlu Kimdir Hayatı Eserleri ve Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca

Ferit Devellioğlu 1906 yılında İstanbul’da doğmuştur. Türk bilgin ve söz yazarıdır. İstanbul’da doğmuş ve burada öğrenim görmüştür. Önce İstanbul Kumkapı Fransız Okulu daha sonrasında ise Galatasaray Lisesi’ni bitirmiştir. Hatta Fransızcasını o kadar ilerletmiştir ki bir zamanlar Fransız bankalarında tercümanlık bile yapmıştır. Söz yazarı olan Ferit Devellioğlu 1933 – 1974 yılları arasında Türk Dil Kurumu’nda sözlük kolu uzmanı olarak görev yapmıştır. Hatta sözlük bile yazmışlığı vardır. Günümüze kadar gelen ünlü Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lügat isimli sözlüğün de yazarıdır. Bu sözlüğün ilk baskısı 1962 yılında yapılmıştır. Ardından bu sözlük Aydın Sami Güneyçal tarafından 1993 yılında düzeltilmiş ve genişletilmiştir. Bu sözlükte 60.000 den fazla sözcük bulunmaktadır. Sözlükte Osmanlıca’da yer alan Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin anlamları da bulunmaktadır. Sözlük daha sonrasında ise bir kez daha Prof. Dr. Mustafa Çiçekler gözetiminde Aydın Sami Güneyçal tarafından gözden geçirilerek genişletilmiş ve düzeltilmiştir.

UZUN
Eserleri

Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lügat (1962), Fransızca – Türkçe Halk tabirleri Sözlüğü (1937), Osmanlıca – Türkçe Küçük Lügat (1949), Türk Argosu İnceleme – Sözlük (1941 - 1959), Osmanlıca – Türkçe Okul ve Yazışma Sözlüğü (1964)

Ferit Devellioğlu Hayatı Uzun

Türk bilgin, söz yazarı ve dil bilimci olan Ferit Devellioğlu 1906 yılında İstanbul’da doğmuştur. Hayatı boyunca birçok sözlük çalışmasında bulunmuştur. Kapsamlı bir şekilde Osmanlıca – Türkçe sözlük hazırlamıştır. Beyazıt Rüştiyesinde okumuştur.

Ardından Kumkapı Fransız Mektebi ve Galatasaray Lisesi’nde öğrenim görmüştür. Bir dönem  ay boyunca Fransız bankası olan “Banque Generale Pour Le Commerce Etranger”’da çalışmıştır. 1933 yılında Türk Dil Kurumuna girerek burada çalışmaya başlamıştır. Türk Dil Kurumunda başkâtiplik, yayın kolu şefliği gibi görevlerde bulunmuştur.

Daha sonrasında ise 1976 yılında emekli olana kadar geçen sürede ise sözlük kolu uzmanı olarak çalışmıştır. Türk Argosu isimli çalışmasını 1941 yılında yayımlamıştır. Bu çalışmasında Türk argosunun örneklerini ve özelliklerini incelemiştir.

Uzun yıllar boyunca çalışmasının ardından Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lügat isimli sözlüğünü çıkarmıştır. Bu sözlük 60.000 den fazla sözcük içermekteydi. Sözcükle Osmanlı dilinde kullanılan Farsça ve Arapça sözcüklerden oluşmaktadır.

Ferit Devellioğlu Edebi Kişiliği

Söz yazarı ve bilgin olan Ferit Devellioğlu hayatını dil bilimine adamıştır. Türk Dil Kurumunda uzun bir süre çalışmıştır. Türk Dil Kurumunda başkâtiplik, yayın kolu şefliği ve sözlük kolu uzmanı olarak çalışmıştır. Sözlüklerle ilgili birçok çalışma ve araştırma yaparak günümüze kadar süre gelen sözlük de yazmıştır. Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lügat adlı sözlüğünü uzun uğraşlar sonucunda çıkarmıştır. Bu sözlük zamanında Aydın Sami Güneyçal tarafından düzenlenerek ve geliştirilerek yeniden piyasaya sürülmüştür. Bu sözlükte 60.000 den fazla sözcük bulunmaktadır. Sözcükler Osmanlıca’da bulunan Farsça ve Arapça sözcüklerdir. Bu sözlük yine Aydın Sami Güneyçal tarafından 1993 yılında düzeltilmiş ve geliştirilmiştir. Ferit Devellioğlu hayatı boyun birçok sözlük yazmıştır.
Devamını Oku

Feridun Andaç Kimdir Hayatı Eserleri ve Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca

Feridun Andaç Türk yazar ve eleştirmendir. Türk yazarlarımızdan olan Feridun Andaç 27 Temmuz 1954 tarihinde Erzurum’da doğmuştur. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Erzurum’da görmüştür. Ancak yükseköğrenimi için ise İstanbul’a gitmiştir. Yükseköğrenimini İstanbul’da olan Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde ise yüksek lisansını yapmıştır. Lise ve üniversitelerde edebiyat ve karşılaştırmalı edebiyat dersleri vermiştir. Yaratıcı yazarlık ve edebiyat seminerleri de düzenlemiştir. Bunların dışında da bir takım işlerde görev almıştır. Özel kurumlarda ve kuruluşlarda halkla ilişkiler, eğitim, reklam işleri, insan kaynakları konusunda yöneticilik yapmıştır. Haziran 2000 yılında üniversitedeki görevinden ayrılmıştır. Bu süreden sonra ise sadece yazarlığa odaklanmaya başlamıştır. Edebiyat, sanat ve eğitim konularında incelemeler yapmıştır. Ayrıca yine bu konular üzerinden araştırma ve eleştiri yazıları da yazmıştır. Birçok ansiklopedi de ve elektronik yayıncılık alanlarında tematik yazılar yazmıştır. Varlık, adam öykü, hürriyet gibi yerlerde yazmış ayrıca Cumhuriyet gazetesinin sürekli yazarları arasında yer almıştır.


Eserleri

Deneme: Aynanın Arkası (2002), Işık Ol Günüme Ah (1998), Babil’e Yolculuk (2003)
Eleştiri/İnceleme: Yazınsal Gerçekçiliğin Boyutları (1995), Gerçekçilik Yolunda (1989), Edebiyatımızın Yol Haritası (2000)


Feridun Andaç Edebi Kişiliği

Feridun andaç günümüze kadar birçok eserler vermiştir. Bu eserlerin çoğu deneme ve eleştiri türünde eserlerdir. Bunların yanı sıra araştırma ve inceleme türünde de eserler ortaya koymuştur. Feridun Andaç Gerçekçilik Yolunda 1989 yılında çıkardığı yapıtıyla 1987 yılında düzenlenen Akademi Kitabevi Eleştiri – Deneme Birincilik Ödülüne layık görülmüştür. 1994 yılında ise “Işık Ol, Günüme Ağ”isimli denemesi ile de Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülünü kazanmıştır. “Yazıya Adanmış Bir Ömrün Tanıklığında” söyleşisini ise Necati Cumalı ile yapmıştır. Bu söyleşi ile de 2000 yılında PEN Yazarlığı Derneği Onat Kutlar Edebiyat Söyleşi Birinciliği Ödülü’nü almıştır. Feridun Andaç her zaman denemelerinde yazı ile yaşamın buluşma noktalarını anlatmıştır. Eleştiri ve incelemelerinde ise Türk Edebiyatının oluşum serüvenini irdelemiştir. Toplumun çağdaşlaşma sürecinde edebiyatın anlamını ve yapıt dönemlerinin gelişme düzeyini göstermeyi amaçlamıştır.
Devamını Oku

Ece Ayhan Kimdir Hayatı ve Eserleri Hakkında Kısaca Bilgi

ÖZET
Hayatı Kısaca

10 Eylül 1931 yılında Datça’da doğmuştur. Adı tam olarak Ece Ayhan Çağlar’dır. Babası Datça’da mal müdürü olarak görev aldığı sıralarda yine burada dünyaya gelmiştir. Babası Behzat Çağlar aslen Geliboluludur ve annesi Ayşe Hanım’ın baba tarafı da Geliboluludur. Babası ağır ceza mahkemesi kâtipliği, dedesi ise Gelibolu Müftülüğü yapmıştır. Ayşe Hanım’ın babası ise imamlık yapmıştır. Türk şair olan Ayhan, 12 Temmuz 2002 yılında aramızdan ayrılmıştır.

Eserleri
Ortodokslular (şiir, 1968), Çanakkaleli Melahat’a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi (şiir, 1991), Sivil Şiirler (1993), Son Şiirler (1993), Bakışsız Bir Kesi Kara (şiir, (1965), Kınar Hanım’ın Denizleri (şiir, 1959), Eşsiz Olana Yakınlık (bibliyografta, 2006), A’dan Z’ye Ece Ayhan (bibliyografta, 2003), İkinci Yeni Şiirinin Çevresinde Ece Ayhan (tez, bibliyografta, 2007).



UZUN
Ece Ayhan Hayatı Uzun

Babası Behzat Bey 1932 yılında Küre’ye mal müdürü olarak atamış fakat 1933 yılında bu görevinden istifa etmiştir. Bunun üzerine Çanakkale’ye yerleşmişlerdir. Ece Ayhan burada ilkokula başlamıştır. Babası burada bir avukatın yanında arzuhalcilik yapmıştır. Ayhan, ikinci sınıfta ilkokulunu değiştirir ve Çanakkale’nin İstiklal Okulu’na geçmiştir. 1940 yılında Çanakkale’den ayrılarak İstanbul’a yerlemiştir. Üçüncü sınıfta da yeniden okulunu değiştirmek zorunda kalmış ve 19. İlkokul ’da eğitim görmeye başlamıştır ve bu son okulu olmuş eğitimini burada tamamlamıştır.

Ortaokulu Zeyrek Ortaokulu’nda okumuştur. Lise öğrenimini ise Taksim Lisesi’nde görmüştür. Yükseköğrenim için Ankara’ya gitmiştir ve orada Ankara Üniversitesi siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okumuştur. 1959 yılında buradan mezun olmuştur ve aynı yıl içinde İstanbul maiyet memurluğunda staj yapmıştır, kaymakamlık kursu almıştır. 

1962 yılında Deniz Hafize Hanım ile evlenmiştir ve Gürün’e kaymakam olarak atanmıştır. 1963 yılında kaymakam ve belediye başkanı olarak Çorum’da görev almıştır. Aynı yıl Ege adında bir çocuğu olmuştur. 1964 yılında Tuzla Piyade Okulu’nda yedek subay öğrenci olarak askerlik görevini tamamlamıştır ve 1965 yılında Denizli’de Çardak iline kaymakam olarak atanmıştır.

1966 yılında memurluk görevinden ayrılarak İstanbul’a yerleşmiştir. Burada pek çok işe girmiştir. Bunların arasında önemlilerine örnek verilecek olursa, Meydan Larousse ansiklopedilerine yazarlık, Yeni Sinema Dergisi’ne müdürlük, yayın evi redaktörlüğü sıralanabilir. 1968 yılında eşini kanserden dolayı kaybetmiştir. Yaşının küçük olması ve ekonomik durumunun yetersizliği sebebiyle oğlunu anneannesi ve dedesine bırakmıştır.

19472den itibaren kendisinin de haberinin olduğu beyninde tümörle yaşamıştır. Bu tümör dolayısıyla çeşitli sıkıntılar yaşamıştır. Sağ kulağının duymaması ve sağ gözünün görmemesi gibi sorunlarla karşılaşan Ayhan, Prof. Dr. Gazi Yaşargil tarafından ameliyat edilmiş ve tümörün ölümcül etkilerinden kurtulmuştur. Buna rağmen tümörün diğer organlarına verdiği hasardan kurtulamamıştır. Ekonomik sıkıntılarından dolayı belediyede geçici işçi kadrosuna alınmıştır ve devlet hastanesinden yararlanması sağlanmıştır. Bacaklarının felç olması ve sağlığının bozulması sebebiyle yardım alarak ÇAPA Tıp Fakültesi’ne yatırılmıştır.

Huzurevine yatırılıp o dönem başbakan yardımlarıyla da hastanelerde tedavi görerek felçten kurtulmuş ve 2001 yılında Çanakkale’ye yerleşmiştir. 2002 yılında İzmir’de bir huzur evine yerleşmiştir. Temmuz 2002 yılında ise rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış ve burada hayata gözlerini yummuştur. Çanakkale’de defnedilmiştir.
Devamını Oku

Doğan Hızlan Kimdir Hayatı ve Eserleri Çok Kısa

ÖZET
Hayatı Kısaca

1937 yılında İstanbul’da doğmuştur. Pertevniyal Lisesinde okumuştur. İlk yazısı 1954 yılında yayımlanmıştır. Gazetelerde sanat yönetmenliği yapmıştır. Gazete ve dergilerde eleştiriler yapmıştır.

Eserleri
Günlerde Kalan (eleştiri kitabı, 1996), Saklı Su (deneme, 1996), Sanat Günah Çıkarıyor (1992), Yazılı İlişkiler (deneme, 1983), Düzyazı Ayracı (2001), On Birinci Kat Yazıları (2001), Şiir Çilingiri (eleştiri, 2001), Edebiyat Dönencesi (2003), Eleği Duvardan İndirelim (2005), Yalnızlık Kahvesi (2003), Eleği Duvardan İndirelim (2005), Edebiyat Daima (2006), Aynadaki Bakışlar (2006), Sönmüş Kibritin İzinde (2006), Çalıntı Kitap Deposu (2007), Kitaplarla Kültür Turu (2010), Edebiyatımıza Dipnotlar (2010), Beyoğlu’ndan Esintiler (2008), Edebiyatımıza Dipnotlar (2010), Anılarımda Yaşayanlar (2010)

Bunun yanı sıra kendisi hakkında da pek çok kitap yazılmıştır. Bunlara örnek verecek olursak:
Sanki Bir Roman Kahramanı (2006), Kültürün Nabzını Tutan Doğan Hızlan (2008), Kültür Kâşifi (2006), Sevgili Doğan Hızlan


UZUN
Doğan Hızlan Hayatı Uzun

Lisede ilk yazısı Fazıl Hüsnü Dağlarca üzerinedir. 1954 yılında Fonun’da yayımlanmıştır. Yeni Edebiyat Dergisi, Cumhuriyet Gazetesi sanat sayfası, Yeni Gazete’nin haftalık sanat sayfasını yönetmiştir. Bunun yanı sıra Gösteri Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yapmıştır. TRT Radyosu’nda 1972 yılında Kitaplar ve Düşünceler adında bir program hazırlamıştır. Sonraları bu program TRT2’de Karalama Defteri ismiyle devam etmiştir. Şu anda NTV’de bu program devam etmektedir.

Lise hayatı bittikten sonra. Hukuk öğrenimi görmüştür. 1980 yılında Bayram Gömleği isimli çocuk güldestesi hazırlamıştır. Ercümend Behzad Lav’ın Bütün Eserleri’nin yayım hazırlığını yapmıştır. Son olarak İhsan Yılmaz yardımlarıyla Celal Sılay’ın Toplu Şiirleri’ni Güsran Filisleri ismiyle yayımlamıştır. Kendisinin en yeni kitabı Aynadaki Bakışlar’dır.
2012 yılında Antalya Kültür Parkı içine kendi adına bir kütüphane açılmıştır. Bu kütüphaneye 20.000 kitap bağışlamıştır. Şu anda Hürriyet Gazetesi’nde yazmaktadır. Türk Edebiyatı’nın gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
Devamını Oku

Can Bahadır Yüce Çok Kısa Hayatı Eserleri ve Edebi Kişiliği

Genç şair, 1981 yılında Erzurum’da doğmuştur. Kuleli Askeri Lisesinden mezun olmuştur. İlk şiirleri Varlık Dergisi’nde yayınlanmıştır. İlk ödülünü henüz 18 yaşındayken almıştır. Halen doktora çalışmalarını sürdürmektedir.

Eserleri
Uzakta Beyaz, Yaslı Mızıka, Şiirim Gibi Yaşadım, Unuttum Dünya

Can Bahadır Yüze Hayatı Uzun

1981 doğumlu şair, Türk şiirinin yeni isimlerindendir. 1999 yılında Kuleli Askeri Lisesinden mezun olmuştur. 2004 yılında ise Yeditepe Üniversitesinin Felsefe Bölümü’nden mezun olmuştur. Virginia Üniversitesinde yüksek lisans eğitimi almıştır. Bunun yanı sıra genç şair, Indiana Üniversitesinde doktora çalışmasını devam ettirmektedir.

18 yaşındayken Nabi Nayır Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür. İlk şiir kitabı Yaslı Mızıka’dır. Can Bahadır kendini Hilmi Yavuz’un çırağı olarak görmektedir. Bu kitabın arkasına Hilmi Yavuz, kendisinin dilin pusulasını elinde tuttuğunu yazmıştır. Pek çok edebiyatçı kendisinin kusuru hakkında yaptığı yorum, her genç şairde olduğu gibi kendi kalemini bulması ve kendi sesini bulmasıdır.
Şu anda Kitap Zaman’ının editörlüğünü yapmaktadır. Bunun yanı sıra Zaman Gazetesi’nde köşe yazarıdır.

Edebi Kişiliği

Şiirlerinde iki konu işlemiştir. Bunlar şehir ve deniz temalarıdır. Çocukluğuna duyduğu özlemi ve gençlik heyecanlarını kaleme almıştır. Şair, lise yıllarında yaşadığı öğrencilik yıllarının etkisinde kalmıştır. 
Devamını Oku

Ceyhun Atuf Kansu Hayatı Eserleri ve Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca

7 Aralık 1919 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Babası eğitimci ve siyasetçi olan Nafi Atuf Kansı ve yine annesi de eğitimci olan Müfdale Hanım’dır. Annesi o küçük yaştayken ölmüştür ve babasının bakımına kalmıştır. 1921 yılında babasıyla birlikte Ankara’ya yerleşmişlerdir. İlk şiiri okul dergisinde yayınlanmıştır. 17 Mart 1978 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Eserleri

Yanık Hava (1951, şiir), Bir Çocuk Bahçesinde (1941, şiir), Çocuklar Gemisi (1946, şiir), Bağbozumu Sofrası (1944, şiir), Haziran Defteri (1955, şiir), Bağımsızlık Gülü (1965, şiir), Yurdumdan (1960, şiir), Sakarya Meydan Savaşı (1970, şiir), Buğday, Kadın, Gül ve Gökyüzü (1970, şiir), Devrimcinin Takvimi (1962, deneme), Köy Öğretmenine Mektuplar (1964, deneme), Sevgi Elması (1972, deneme), Cumhuriyet Ağacı (1973, deneme), Cumhuriyet Bayrağı Altında (1973, deneme), Anneler Soruyorlar (1959, hekimlikle ilgili), Turhal Dolaylarında Çocuk Bakımı (1954, hekimlikle ilgili), Kasabalar ve Köylerde Çocuk Bakımı (1961, hekimlikle ilgili), Üvey Ana (çocuk kitabı), İyi İnsan Mehmet Ali (çocuk kitabı).


UZUN
Ceyhun Atuf Kansu Hayatı Uzun

Babasıyla Ankara’ya gitmesi üzerine, Ankara Gazi Lisesi’nde okumuştur. Bu dönemde yazdığı şiiri dergide yayımlanmıştır. Derginin adı Filiz’dir ve arkadaşlarıyla birlikte bu dergide çalışmıştır. Bunun ardından şiirleri İnkılapçı, Millet, Ülkü, Gençlik, İstanbul, Yücel gibi pek çok dergide yayımlanmaya devam etmiştir.

1938 ile 1944 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim almıştır. Bu dönemde ilk şiir kitaplarını yayımlamıştır. Buradan mezun olduktan sonra, Ankara Numune Hastanesi’ne çocuk hastalıkları uzmanı olarak işe girmiştir.

Kendisi iyi bir kişiliğe sahip olmuştur. Doktorluk yaptığı o dönemlerde, Altındağ Mahallesi’nde bir poliklinik açmıştır ve oradaki çocuklara sağlık hizmeti götürmeye çabalamıştır.
Kendi isteğiyle Tuhal’e gitmiştir ve burada 11 yıl çalışmıştır. Burada Tuhal Şeker Fabrikası çocuk doktoru göreviyle bulunmuş ve aynı zamanda şiir yazmaya, yayımlamaya devam etmiştir.

1959 yılında Ankara Şeker Fabrikası ve Şeker Fabrikası Şirketi Genel Müdürlüğü doktorluğu görevine başlamıştır. Aynı dönem Ankara Radyosu’nda Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı ve dil hakkındaki konuşmalarıyla ün kazanmaya başlamıştır.

Ünlenmesiyle birlikte Bağımsızlık Gülü kitabı, Yeditepe Şiir Armağanı’na layık görülmüş ve aynı zamanda Sakarya Meydan Savaşı adlı kitabı da Behçet Kemal Çağlar Ödülü’nü almıştır. Ankara Etimesgut Şeker Fabrikası doktoru olduğu sıralar, kalp yetmezliği rahatsızlığı sebebiyle 17 Mart 1978 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Edebi Kişiliği
Şiirlerini gerçekçi bir kalemle yazmıştır ve ağırlıklı olarak ülke sorunlarını işlemiştir. Halk şiirinden esinlenmiştir ve ulus, halk temasını kullanarak hece ölçüsüyle yazmıştır. İlk zamanlarında şiirlerinde toplum sorunlarına ağırlık vermiştir. Halkın dilinden yazarak, özlem, sevinç, acı, yaşam derdi gibi konuları işlemiştir. Masalları Çocuk Dergisi’nde, bunun yanı sıra Vakit ve Ulus Gazetelerinde öyküleri yayınlanmıştır. 1986 yılından itibaren onun adına bir şiir ödülü verilmektedir. 
Devamını Oku

Ramazan Bayramı İle İlgili Bir Kutlama İletisi

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi ''ileti'' mesaj demektir. Bu sayfada örnek olması açısından bir Ramazan Bayramı kutlama iletisi hazırladık.

            

                     RAMAZAN BAYRAMI KUTLAMA İLETİSİ

Ramazan ayını hakkı ile değerlendirenlere bir müjde olarak armağan edilen Ramazan Bayramınızı kutlar, ailenizle birlikte nice mutlu, huzurlu bayramlar geçirmenizi dilerim. Bayramınız kutlu olsun.


Dostluklarımız, akrabalıklarımız pekiştirmek için iyi bir fırsat olan Ramazan Bayramınızı kutlar, sizlere en içten dileklerimle selam ederim. Ramazan Bayramınız mübarek olsun.
Devamını Oku

Hayatımızda Atatürkün Fikirlerini Rehber Olarak Kullanmayı Başarabiliyor muyuz Konulu Yazı

Hayatımızda Atatürk’ün fikirlerini rehber olarak kullanmayı başarabiliyor muyuz konulu bir yazı yazınız.



                                                             ATATÜRK'Ü REHBER ALMAK

   Her Türk vatandaşının kendisine örnek alacağı ilk şahsiyetlerden bir tanesi de Mustafa Kemal Atatürk'tür. O, daima barıştan yana olmuş, ırkçı milliyetçiliği reddetmiş ve bilim ile uğraşarak muasır medeniyetlerin seviyesine ulaşabileceğimizi defalarca vurgulamıştır.

   Peki, günümüzde Atatürk'ün fikirlerini rehber olarak kullanmayı başarabiliyor muyuz? Ne yazık ki bu soruya tam anlamı ile olumlu bir cevap veremiyorum. Çünkü toplum olarak artık Atatürk'ün gösterdiği yolda pek ilerlemiyoruz. Bilime, fenne yeterince değer vermiyoruz. Bunun en büyük göstergesi, neredeyse teknolojik ve bilimsel her şeyi dış ülkelerden almamızdır.

   Atatürk, dünyada barış, yurtta barış diyerek tüm insanların barış ve huzur içinde yaşamasını isterdi; oysa bizler artık kendi içimizde bile birbirimize düşmanlık besliyor, birbirimizin kıyafetinden dolayı bile birbirimize saldırabiliyoruz.
Devamını Oku

Dağ Gibi Yığılmak ile İlgili Cümleler

Anlamı

Birikmek, artmak.


Dağ Gibi Yığılmak Cümle İçinde Kullanımı


1- Kadının sorunları dağ gibi yığılmış.

2- Bulaşıklarını günlerce yıkamayınca hepsi mutfakta dağ gibi yığılmıştı.

3- Onlarca iş önüme dağ gibi yığılmıştı.

4- Ayıklanacak fasulyeler önümüze dağ gibi yığıldı.


5- Hayatımıza dağ gibi yığılan sorunlarla baş etmek çok zor.
Devamını Oku

Karşı Koymak ile İlgili Cümleler

Anlamı

Engellemek, mani olmak.


Karşı Koymak Cümle İçinde Kullanımı


1- İçimdeki bu derin duyguya karşı koyamıyorum.

2- Onun bu ısrarlarına karşı koymak mümkün değil.

3- Bütün hayatını düşmanlara karşı koymakla geçirdi.

4- Dilimize giren yabancı sözcüklere karşı koyamıyoruz.


5- Bana olan aşkına karşı koyamıyormuş.
Devamını Oku

İçine Sindirmek ile İlgili Cümleler

Anlamı

Bir şeyi iyice kabul etmek, benimsemek.


İçine Sindirmek Cümle İçinde Kullanımı


1- Bana söylediği sözleri bir türlü içime sindiremiyorum.

2- Onun bu davranışlarını artık içine sindirmelisin.

3- Bize yapılan zulmü içimize sindirirsek daha çok zulme uğrarız.

4- Bu zor işi zamanla içime sindirdim.


5- Bana yaptıklarını içime sindirmem mümkün değil.
Devamını Oku

Girişimcilik ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Girişimci olma durumu. Bir şeyleri yapmak için harekete geçme.


Girişimcilik Cümle İçinde Kullanımı


1- Çocukların girişimcilik yönünü geliştirmek için onları bazen özgür bırakmalıyız.

2- Girişimcilik olmadan gerçek başarı sağlanamaz.

3- Ülkemizde girişimcilik fazlası ile destekleniyor.

4- Girişimcilikten asla korkma, ancak o zaman başarılı olabilirsin.

5- Girişimciliği desteklemek amacı işe vatandaşlara maddi desteklerde bulunuyoruz.
Devamını Oku

Öğrenmek ile İlgili Cümleler

Anlamı

Bir konu hakkında bilgi sahibi olmak.


Öğrenmek Cümle İçinde Kullanımı


1- Daha çok öğrenmek için daha çok okumalıyız.

2- Bu konuları öğrenmek sandığın kadar zor olmayacak.

3- Bu işin püf noktalarını öğrenmek için yıllarca çıraklık yaptı.

4- Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır.


5- Öğrenmek dünyanın en zevkli şeyidir.
Devamını Oku

Bilmek ile İlgili Cümleler

Anlamı

Bir şeyi anlamış ve kavramış olmak.


Bilmek Cümle İçinde Kullanımı


1- Bazen çok bilmek, çok yanılmamıza sebep olabilir.

2- Her konuda bir az şey bilmektense bir konuda her şeyi bilmeyi tercih ederim.

3- Biliyorum ki emek vermeden başarı olmaz.

4- Bir şeyleri bilmek, onları uygulamak anlamına gelmez.


5- Bin bilsen de bir bilene danış.
Devamını Oku

Kişisel Gelişim ile İlgili Cümleler

Anlamı

İnsanın kendisini hr yönü ile geliştirmesi.


Kişisel Gelişim Cümle İçinde Kullanımı


1- Kişisel gelişim, her insanın önem vermesi gereken hususlardan bir tanesidir.

2- Bütün parasını kişisel gelişim kitaplarına harcadı.

3- Babam uzun yıllardır çeşitli şehirlerde kişisel gelişim konferansları düzenliyor.

4- Bu çocuklar henüz kişisel gelişimlerini tamamlamadılar.


5- Kişisel gelişimini tamamlamak isteyenler bol bol kitap okumalı ve okuduklarını hayata tatbik etmelidir.
Devamını Oku

Kazanmak ile İlgili Cümleler

Anlamı

Bir şeyi elde etmek. Bir yarışmada galip gelmek.


Kazanmak Cümle İçinde Kullanımı


1- Sınavı kazanmak için var gücü ile çalıştı.

2- Bu maçı da kazanamazsak itibarımızı iyice yitireceğiz.

3- Daha fazla kazanmak için daha çok çalışmalıyız.

4- Bu yarışı mutlaka kazanmalıyız.


5- Bu davranışından sonra çevresinde büyük bir itibar kazandı.
Devamını Oku

Yükselmek ile İlgili Cümleler

Anlamı

Bulunduğu makamdan daha yüksek bir makama geçmek. Bir işte daha başarılı hale gelmek.


Yükselmek Cümle İçinde Kullanımı


1- Dünya devletleri arasında yükselmek için çok çalışmalıyız.

2- Hayatta yükselmek istiyorsan daha özverili çalışmalısın.

3- Bu sınavlarda yükselmek için yardım alman gerekecek.

4- Ülkemizin en büyük hedefi dünya genelinde yükselmektir.


5- Yükselmek istiyorsan daha fazla çaba göstermelisin.
Devamını Oku

Kırk Gün Kırk Gece Yiyip İçmek ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Uzun süre eğlenmek, eğlencenin tadını çıkarmak.


Kırk Gün Kırk Gece Yiyip İçmek Cümle İçinde Kullanımı


1- Kral, oğlunu evlendirince insanlar sarayda kırk gün kırk gece yiyip içtiler.

2- Bu isteğim yerine gelirse kırk gün kırk gece yiyip içeceğim.

3- Nedense masallardaki düğünler kırk gün kırk gece yiyip içme şeklinde gerçekleşir.

4- Bu zor işi başarırsak kırk gün kırk gece yiyip içeceğiz.



5- Bir gün zengin olursam kırk gün kırk gece yiyip içeceğim.
Devamını Oku

Kurultay ile İlgili Cümleler

Anlamı

Bir topluluğun ileri gelenlerinden oluşan kurul, grup.


Kurultay Cümle İçinde Kullanımı


1- Siyasi parti, önemli kararlar almak üzere kurultayı topladı.

2- Haziran ayında çeşitli bilimsel çalışmalarla ilgili kurultaylar oluşturulacak.

3- Kurultayda sözü geçen bir siyasetçi haline geldi.

4- Türkçeye giren yabancı dilleri temizlemek amacı ile kurultay oluşturuldu.


5- Kurultayın başkanlığını başarılı bir iş kadını üstlendi.
Devamını Oku

Kağnı ile İlgili Cümleler

Anlamı

Genellikle öküz veya mandalara takılan iki tekerlekli taşıma aracı.


Kağnı Cümle İçinde Kullanımı


1- Cephelere silahlar kağnılarla taşınıyordu.

2- Tekerleği kırılan kağnısını tamir etmek için saatlerc uğraştı.

3- Eskiden kağnı ile yükler taşınırdı.

4- Kağnıya sebzeleri doldurup pazara götürdü.


5- Bu manda kağnı çekmekten iyice zayıf düştü.
Devamını Oku

Elçi ile İlgili Cümleler

Anlamı

Aracı.


Elçi Cümle İçinde Kullanımı


1- Padişah, komşu ülkenin kralına elçisini göndererek vergi talebinde bulundu.

2- Lütfen bize kızmayın, biz sadece elçiyiz.

3- Allahın elçisi, tüm güzellikleri ile bize örnek oldu.

4- İki aile arasında elçilik yapan kadın, nihayet gençleri evlendirmeyi başardı.


5- Kral tüm elçilerini sefere yolladı.
Devamını Oku

Dile Gelmek ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Konuşmak, söz söylemek.


Dile Gelmek Cümle İçinde Kullanımı


1- Yaşlı çınar ağacı dile geldi ve orman yangınlarından duyduğu üzüntüden bahsetti.

2- Yılan, o an dile gelmiş ve biz artık dost olamayız demiş.

3- Aslan dile gelmiş ve seni yiyeceğim demiş.

4- Kuru kütük adeta dile geldi ve gözyaşları dökmeye başladı.

5- Bu çirkin sesi duyan kargalar dile geldi ve sesten çok rahatsız olduklarını söyledi.
Devamını Oku

Peri ile İlgili Cümleler

Anlamı

Masallarda adı geçen kanatlı ve çok güzel olduğu düşünülen hayali varlık.


Peri Cümle İçinde Kullanımı


1- Kralın kızı bir peri kadar güzeldi.

2- Küçük kız ormanda dolaşırken küçük bir peri ile karşılaştı.

3- Dere kenarında gördüğüm kız adeta bir peri gibiydi.

4- Bu altın yüzüğü ona periler getirmişti.


5- Masallarda bahsi geçen periler dişidir.
Devamını Oku

Yoksulluk ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Fakirlik.


Yoksulluk Cümle İçinde Kullanımı

1- Yoksulluğun en kötü tarafı da insanlara muhtaç olmaktır.

2- İsraf edene yoksulluk tez gelir.

3- Yıllarca yoksulluk içinde yaşamasına rağmen bundan rahatsızlık duymadı.

4- Yoksulluktan kurtulmak için derslerine çok çalışıp iyi bir meslek sahibi olmalısın.

5- Onca mal mülke rağmen adam yoksulluk içinde yaşıyor.
Devamını Oku

Hür ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Özgür, bağımsız.


Hür Cümle İçinde Kullanımı


1- Ben ezelden beridir hür yaşadım.

2- Esaret altında yaşamaktansa hür bir şekilde ölürüm daha iyi.

3- Eskiden insanlar köle ve hür olarak sınıflandırılırmış.

4- Ben hür yaşamayı sevdiğim için kendi işimin patronu oldum.

5- Hür yaşamak uğruna gerekirse savaşırız.
Devamını Oku

İlerleme ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Gelişme kaydetme.


İlerleme Cümle İçinde Kullanımı


1- Bu çalışmaları ile büyük bir ilerleme kaydetti.

2- İlerleme, tüm Türk vatandaşlarının en büyük gayesi olmalıdır.

3- Bilimle uğraşmadan ilerleme olmaz.

4- Bu ilerleme sayesinde bütün öğretmenlerinin takdirini kazandı.

5- İlerleme kaydetmen için daha çok çalışmalısın.
Devamını Oku

Çağdaş ile İlgili Cümleler

Anlamı

Asra uygun olan, modern.


Çağdaş Cümle İçinde Kullanımı


1- En büyük hedefimiz, ülkemizi çağdaş bir ülke yapmaktır.

2- Atatürk, yurdumuzu çağdaş medeniyetler seviyesine getirmeyi başardı.

3- Bu çağdaş eğitim sistemi ile daha başarılı olacağımızı umuyoruz.

4- Arkadaşım çok çağdaş bir insan, her yeniliğe açık.


5- Çağdaşlığı yakalamak için bilim yolunda ilerlemeliyiz.
Devamını Oku

Meslektaş ile İlgili Cümleler

Anlamı

Aynı mesleği yapan kişiler.


Meslektaş Cümle İçinde Kullanımı


1- Değerli meslektaşlarım, bugün itibarıyla yeni eğitim-öğretim yılına başlamış bulunuyoruz.

2- Bilmediğim konularda meslektaşlarıma danışırım.

3- Babası ile aynı mesleği seçerek onunla meslektaş oldu.

4- Bu toplantıya bütün meslektaşlarım katılmıştı.


5- Senin gibi bir insanla meslektaş olmak beni gururlandırıyor doğrusu.
Devamını Oku

Yüreği Sızlamak ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Çok üzülmek.


Yüreği Sızlamak Cümle İçinde Kullanımı


1- Çocukları o halde görünce yüreğim sızladı.

2- Savaştan kaçıp ülkemize göçen sığınmacıların hali insanın yüreğini sızlatıyor.

3- Zavallı kedi yavrusunun arabanın altında ezildiğini görünce yüreğim sızladı.

4- Nasıl bir vicdan var sizde, yüreğiniz hiç sızlamaz mı?



5- Yetimleri görünce her defasında yüreğim sızlıyor.
Devamını Oku

Esvap ile İlgili Cümleler

Anlamı

Elbise, giysi.


Esvap Cümle İçinde Kullanımı


1- Bu eskimiş esvapları bir eskiciye satmayı düşünüyorum.

2- Üzerinde sarı çiçekli bir esvap vardı.

3- Tüm esvaplarını dolaba düzenli bir şekilde yerleştirdi.

4- Eskiyen esvapları satan bir bit pazarından bir şeyler alacağım.


5- Kirlenen esvapları makineye atarak temizledi.
Devamını Oku

İçinden Söküp Atmak ile İlgili Cümleler

Anlamı

Herhangi bir durum veya düşünceyi aklından çıkarmak.


İçinden Söküp Atmak Cümle İçinde Kullanımı


1- Bütün kötü duyguları içimden söküp attım.

2- Sana olan sevgimi içimden söküp atacağım.

3- Arkadaşlar bırakın artık bu kötü duyguları, tüm bunları içinizden söküp atın.

4- Cimriliği içinden söküp atmalısın; aksi takdirde dostsuz kalacaksın.


5- Tüm nefretimi bir anda içimden söküp aldı sanki.
Devamını Oku

İçine Düşmek ile İlgili Cümleler

Anlamı

Bir duruma veya ortama katılmış olmak.


İçine Düşmek Cümle İçinde Kullanımı


1- Cahillerin içine düşmüşüm de haberim yok.

2- Adamın haberi yok ama kendisi dolandırıcıların içine düşmüş.

3- O mahalleden taşınmazsanız çocuğunuz sokak serserilerinin içine düşecek.

4- Biraz uzak durur musun lütfen, neredeyse içime düşeceksin


5- En güzel meyvelerin içine düştük, çok kısmetliyiz.
Devamını Oku

Dostluk ile İlgili Cümleler

Anlamı

Dost olma durumu. İnsanlarla samimi ilişkiler kurma durumu.


Dostluk Cümle İçinde Kullanımı

1- Dostluk, dünyanın en güzel duygularından birisidir.

2- Dostluğun kıymeti, insan dara düşünce anlaşılır.

3- Bazı arkadaşlıklar zamanla dostluğa dönüşür.

4- Dostluğun Türk toplumundaki yeri ve önemi büyüktür.


5- Bu dünyada tek başına kalmak istemiyorsan dostluğun kıymetini bileceksin.
Devamını Oku

Cep Telefonunun Günlük Hayatımıza Sağladığı Yararları Anlatan Bir Sohbet Yazısı

Cep telefonunun günlük hayatımıza sağladığı yararları anlatan bir sohbet yazısı yazınız.



                                               CEP TELEFONLARININ YARARLARI

Neredeyse dünyanın tüm insanlarının kullandığı cep telefonlarının ne kadar faydalı olduğunu düşündünüz mü hiç? Ben çok düşündüm ve bu cihazların bizim için önemini kavrayabildim.

Eskiden uzak düştüğümüz bir sevdiğimizi belki aylarca, hatta yıllarca göremez, hasretini kalbimize gömerdik. Şimdi ise dünyanın bir ucunda bile olsa onun sesini duyabiliyor, hatta görüntülü görüşme sayesinde onu anlık görebiliyoruz. Böylece uzaktaki sevdiklerimizle de hasretimizi giderebiliyoruz.

Son yıllarda çıkan akıllı telefonlar ise ayağımıza bilgiyi anında getiriyor. Bir bilgisayar özelliğinde olan bu cep telefonları sayesinde merak ettiğimiz, öğrenmek istediğimiz her şeyi anında öğreniyor ve bilgiye daha hızlı bir şekilde ulaşabiliyoruz.
Devamını Oku

Tatlı Dil İnsan İçin Başlı Başına Bir Kuvvettir ile İlgili Yazı

Tatlı dil insan için başlı başına bir kuvvettir.” cümlesinde anlatılmak isteneni açıklayan bir yazı yazınız.


                                                                                         TATLI DİL

İnsanları ikna etmede en önemli unsurlardan bir tanesi tatlı dildir. Silahlarla, baskı veya şiddetle de insanları ikna etmek mümkün olabilir. Ancak tatlı dil hem ikna etmekte hem de insanların gönlünü hoş etmekte birebirdir.

Tatlı dilli insanlar, sahip oldukları bu özellikleri ile insanlara hemen hemen her şeyi yaptırabilirler. Bu nedenler tatlı dil, insan için başlı başına bir kuvvettir denilmiştir.

Bir insana işiniz düştüğünde tatlı dille rica etmeyi değil de kaba bir dille yaptırmaya kalkışırsanız muhtemelen olumsuz cevap alırsınız. Ancak o insanın gönlünü alarak, tatlı sözler söyleyerek rica ederseniz, sizi kıramayacaktır.
Devamını Oku

Milli Kültürümüzün Yaygınlaştırılmasında Bize Düşen Görevler ile İlgili Hikaye

Milli kültürümüzün yaygınlaştırılmasında bize düşen görevlerin ne olduğunu anlatan bir hikaye yazınız.


                 AHMET'İN ''MİLLİ KÜLTÜR'' KONULU PROJE GÖREVİ


   Ahmet, henüz 7. sınıfta okuyordu. Derslerinde çok başarılı idi. Özellikle Sosyal Bilgiler dersine bayılıyordu. Öğretmeni proje görevlerini dağıtacaktı. Ahmet de sosyal Bilgiler dersinden almıştı projesini. Kendisine düşen proje görevi ''Milli Kültürümüzü Geliştirmek''ti.

   Ahmet kararlıydı, çok güzel bir çalışma yapacaktı. Günlerce düşündü ve her zamankinden farklı bir şeyler yapmaya karar verdi. Milli kültürümüzü yansıtan çeşitli etkinlikler yapmayı düzenliyordu. Öncelikle bazı arkadaşlarını ikna etti. Amacı, arkadaşları ile beraber Karagöz-Hacivat oyunu sergilemekti. Yoğun bir çalışmadan sonra artık her şey hazırdı. Projenin sunulacağı gün okul bahçesine sahne kuruldu. Herkes rolünü çok iyi ezberlemişti.

   Gösteriye mahalle sakinleri de davet edilmiş, böylece milli kültürümüzde büyük bir önemi olan Karagöz oyunları halka tekrar hatırlatılmıştı. Öğretmeni bu gösteriden ve Ahmet'in emeklerinden çok memnun kaldı ve proje notuna 100 puan verdi. Böylece Ahmet hem iyi bir not almış oldu hem de milli kültürümüzü yansıtan değerlerimizi insanlara tanıtmış oldu.
Devamını Oku

Türkçe Karşılığı Olduğu Halde Kullanılmayan Terimler

Ne yazık ki yabancı sözcükler dilimizi istila etmiş durumda. Bu kelimelerden kurtulmak çok zor. İşte, Türkçe karşılığı olduğu halde kullanılmayan bazı terimler...


1- Mause (Fare)

2- Selfie (Özçekim)

3- Rent a Car (Araba Kiralama)

4- Monitör (Ekran)

5- Fast Food (Hazır Yiyecek)

6- Star (Yıldız)

7- Check Up (Sağlık Kontrolü)
Devamını Oku

Türkçe Olmayan Kelimelerle İsimlendirilmiş Dükkan ve Alışveriş Merkezi İsimleri

Günümüzde yabancı kelimelerle isimlendirilmiş binlerce dükkan ve mağaza bulunmaktadır. Bunlardan birkaç örnek verelim:

- Seven Hill (giyim mağazası)

- LC Waikiki (giyim mağazası)

- Astoria AVM (alışveriş merkezi)

- Cem Rent a Car (araç kiralama dükkanı)

- Sidar Cafe (kafe- kahvehane)

- Yüksel Computer (Bilgisayar dükkanı)

- Can Copy Center (Fotokopi merkezi)

- LetGo (Alışveriş sitesi)
Devamını Oku

Milli Kültür Değerlerimizin Korunması İçin Neler Yapılabilir Konulu Yazı

Milli kültür değerlerimiz din, dil, tarih, gelenek-görenek, sanat gibi değerlerimizdir. Bunların korunması için şunlar yapılabilir:


- Türkçeyi en güzel şekilde kullanmak için tüm insanlara dilimizin kuralları öğretilebilir.

- Türkçe karşılığı varken, yabancı sözcüklerin dilimize girmesi önlenebilir.

- Çocuklara dinimizi en güzel şekilde öğretecek eğitim kurumları açılabilir.

- Gelenek ve göreneklerimiz devam ettirilebilir, bunun için çeşitli organizasyonlar yapılabilir.

- Eski Türk sanatları ile ilgili kurslar açılarak öğrenciler teşvik edilebilir.

- Tarihimiz hakkında bilgi veren dizi veya sinema filmleri yapılabilir.
Devamını Oku

Tuzu Biberi Olmak ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Herhangi bir şeye tat vermek, onu daha güzel kılmak.


Tuzu Biberi Olmak Deyiminin Cümle İçinde Kullanımı


1- Evlilikteki küçük kavgalar işin tuzu biberidir.

2- Okuldaki küçük sıkıntılarımız artık işin tuzu biberi olmuş.

3- Canım bebeklerin bakımının zorluğu da zaten işin tuzu biberi.

4- Çalışmalarımız neticesinde aldığımız küçük harçlıklar işin tuzu biberi oldu.

5- Böyle önemsiz şeyleri büyütme, bunlar hayatımızın tuzu biberidir.
Devamını Oku

Bıçak Kemiğe Dayanmak ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Bir işin artık dayanılamaz hale gelmesi.


Bıçak Kemiğe Dayanmak Deyiminin Cümle İçinde Kullanımı

1- Çektiğimiz bunca çile yeter artık, bıçak kemiğe dayandı, dayanamıyorum.

2- İkidir aynı hatayı yapıyorsun, bıçak kemiğe dayandı haberin olsun.

3- Bıçak kemiğe dayandı, artık bu davranışlarda bulunmanıza izin vermeyeceğim.

4- Bu adamlara verdiğimiz tavizler yetti artık, bıçak kemiğe dayandı, bundan sonra hiçbir şeye göz yummayacağız.

5- Bıçak kemiğe dayandı, artık buralarda duramayız.
Devamını Oku

Alnını Karışlamak ile İlgili Cümleler

Anlamı:

Birisini tehdit etmek, meydan okumak.


Alnını Karışlamak Deyiminin Cümle İçinde Kullanımı

1- Benden izin almadan eşyalarımı karıştıranın alnını karışlarım.

2- Vatanıma göz dikenin alnını karışlarım.

3- Bundan sonra bu çocuğa yan gözle bakanın alnını karışlarım.

4- Bundan sonra ders esnasında konuşarak arkadaşlarını rahatsız edenin alnını karışlarım.

5- Arabamın üzerine yazı yazanın alnını karışlarım.
Devamını Oku

Toz Kondurmamak ile İlgili Cümleler

Toz Kondurmamak Anlamı:

Bir kişiyi veya durumu kusursuz olarak görmek, ona kötü hiçbir şey söyletmemek.


Toz Kondurmamak Deyiminin Cümle İçinde Kullanımı

1. Onca hatasına rağmen adam kendisine toz kondurmuyor.

2. Kadın kızına asla toz kondurmuyor.

3. Yazdığı şiirlerin hiçbirine toz kondurmuyor.

4. Kendisine yaptığı onca zulme rağmen, kocasına toz kondurmuyor.

5. Kendisine toz kondurmayan insanları eleştirmek mümkün değil.
Devamını Oku

Aklı Ermek ile İlgili Cümleler

Aklı Ermek Anlamı:

Bir şeyin ne olduğunu anlayabilmek, kavrayabilmek.


Aklı Ermek Deyimi ile İlgili Cümleler

1. Bu işe bir türlü aklım ermedi.

2. Yaptığım ödevin ne olduğuna aklı ermeyince bana bir sürü soru sormaya başladı.

3. Bu davranışını nasıl yaptığına aklım ermiyor.

4. Tüm konuları gözden geçirince konuya aklı erdi nihayet.

5. Boş ver sen onu aklın ermez.
Devamını Oku

Siz Bir Kilim Dokusaydınız Ona Hangi Şekilleri Verir ve Onu Hangi Renge Boyardınız

Şayet ben bir kilim dokuyacak olsaydım, ona derin anlamlar ifade edecek şekiller verirdim. Çeşit çeşit çiçek desenleri şekilleri verir, doğanın korunması ile ilgili mesajlarda bulunurdum.

Bir kilim dokusaydım o kilimde bütün renkleri kullanır ama en çok yeşile boyardım. Yeşil renk ile insanlara ağacın önemini anlatmaya çalışırdım.
Devamını Oku

Su Kemeri ile İlgili Cümleler

Su Kemeri Anlamı

Suyu herhangi bir bölgeden başka bir bölgeye taşımak için yapılan su kanalları.


Su Kemeri Cümle İçinde Kullanımı

1. Osmanlı'dan günümüze kalmış birçok su kemeri bulunmaktadır.

2. Eskiden su kemerleri evlerin altından geçirilerek, insanların besinlerini soğuk tutması sağlanırdı.

3. Günümüzde su kemerleri artık modern kanal ve borular yardımı ile yapılıyor.

4. Adamın yaptırdığı su kemeri bütün ilçenin su ihtiyacını gidermiş.

5. Bu projenin gerçekleşmesi ile şehirde 15 kilometre uzunluğunda bir su kemeri yapılmış olacak.
Devamını Oku

Sefer ile İlgili Cümleler

Sefer Anlamı:

Yolculuk. Bir bölgeden başka bir bölgeye seyahat etmek.


Sefer Cümle İçinde Kullanımı

1. Eski Türklerde devlet başkanları da askerleri ile beraber sefere çıkardı.

2. Ticaret yapmak maksadıyla uzun bir sefere çıkacağız.

3. Bütün erkekler hazırlansın, yarın sefere çıkılacak.

4. Hz. Muhammed birçok sefere katılmıştır.

5. Bu uzun sürecek olan sefer, hepimizi ziyadesi ile yoracaktır.
Devamını Oku

Acem ile İlgili Cümleler

Acem Anlamı:

İranlı. Özellikle Arapların, Arap olmayanlara verdikleri isim.


Acem Cümle İçinde Kullanımı

1. Acem eline varıp da bizi unutmayasın.

2. Acemlerle komşuluk ilişkilerimiz çok gelişmiştir.

3. Adam şimdiye kadar hiç Acem görmemişti.

4. Günümüzde İranlılara Acem denmektedir.

5. Acemler şiir yazma konusunda son derece ustadır.
Devamını Oku

Türbe ile İlgili Cümleler

Türbe Anlamı:

Herhangi bir konuda ünlü olan kimseler için yapılan ve içinde o ünlü kişinin mezarı bulunan dinsel yapı.


Türbe Cümle İçinde Kullanımı

1. Önümüzdeki cuma günü Mevlana'nın türbesini ziyaret edeceğiz.

2. Türbelere çaput bağlamak dinen sakıncalıdır.

3. Allah dostu olan Savfan bin Muattal için güzel bir türbe yaptırılmış.

4. Veysel Karani'nin türbesinin nerede olduğu tam olarak bilinmiyor.

5. Eskiden insanlar hazinelerini türbelere gömermiş.
Devamını Oku

Mimar ile İlgili Cümleler

Mimar Anlamı:

Ev, okul, hastane, cami gibi yapıların projelerini hazırlayan ve bu yapıların inşasını yöneten meslek mensubu.


Mimar Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı


1. Koca Sinan, Osmanlı Devleti'nin en başarılı mimarıdır.

2. Bu hastanenin mimarı göreve yeni başladı.

3. Kadının en büyük hayali, oğlunun mimar olduğunu görmekmiş.

4. Bu mimarın yaptırdığı evler 300 yıl ayakta kalabiliyor.

5. Mimarın çizdiği projeyi çok beğenmişler.
Devamını Oku

Hüseyin Nihal Atsız Hayatı (Kısa ve Uzun) Eserleri

ÖZET
Hayatı Kısaca

Hüseyin Nihal Atsız 12 Ocak 1905 tarihinde İstanbul’un Kadıköy semtinde Dünya’ya gelmiştir. İlköğrenimini Kadıköy’de yer alan çeşitli okullarda tamamladıktan sonra orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde tamamlamıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra Askeri Tıbbiyeye yazılmıştır.
Yükseköğrenim çağına geldiği ve Askeri Tıbbiyeye başladığı dönemlerde Türkçülük fikir akımının etkisi altına yavaş yavaş girmiştir. Ziya Gökalp’in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesinde Türkçülük fikrine karşı olan öğrenciler ile kavga etmiştir. Daha sonra da aralarında problem yaşamış olduğu Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adındaki bir mülazıma selam vermeyince 4 Mart 1925 senesinde 3. Sınıfta eğitimini alırken Askeri Tıbbiye’den çıkarılmıştır.
Bu olayların ardından üç ay Kabataş Erkek Lisesi’nde yardımcı öğretmenlik görevini üstlendikten sonra Deniz Yolları’nın Mahmut Şevket Paşa isimli vapurunda kâtip muavini olarak görev almıştır. 11 Aralık 1975 tarihinde vefat etmiştir.


UZUN
Hüseyin Nihal Atsız Eserleri

Roman: Dalkavuklar Gecesi(1941), Bozkurtların Ölümü(1946), Bozkurtlar Diriliyor(1949), Deli Kurt(1958), Z Vitamini(1959), Ruh Adam(1972)
Öykü: Dönüş, Şehidlerin Duası, Erkek Kız, İki Onbaşı, Her Çağın Masalı: Boz Oğlanla Sarı Yılan
Şiir: Yolların Sonu(1946)
İnceleme: Türk Tarihi Üzerine Toplamalar, Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi, Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ülküsü, Osmanlı Tarihine Ait Takvimler, Türk Tarihinde Meseleler

Hüseyin Nihal Atsız Hayatı Uzun

İlkokula altı yaşında Kadıköy’de yer alan Fransız Okulu’nda başlamıştır. Okulda çıkan bir yangın sonucunda okulun yanması üzerine aynı semtte yer alan Alman Okulu’na gönderilmiştir. İstanbul Sultanisinin 10. Sınıfında eğitimini aldığı sırada Askeri Tıbbiye’ye girer ve buradaki eğitiminin ardından Kabataş Lisesi’nde üç ay süreyle yardımcı öğretmenlik görevini yürütür. 1926 senesinde İstanbul Darülfününu’nun Edebiyat Fakültesi’ne yatılı olarak kayıt olur. Fakülteden mezun olduktan sonra hocası olan Köprülü, Maarif Vekâleti nezdinde Hüseyin Nihal Atsız için aracılık yapar ve sekiz senelik mecburi hizmetten af olur ve Köprülü’nün yanında asistan olarak başlar.

15 Mayıs 1931 senesinde “Atsız Mecmua”yı çıkarmaya başlamıştır. 25 Eylül 1923 tarihine kadar derginin 1 sayısı çıkmıştır. Atsız Orhun Dergisi’ne ait olan 15. Sayıda İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun 1944 Şubat ayında Halkevinde vermiş olduğu konferansta komünistlerin hareket ve sözlerinin küstahça olması nedeniyle devrin başkanlarından olan Şükrü Saraçoğlu’na yönelik “Açık Mektup” yayımlamıştır. Mektuplar zamanla devam edince Atsız’ın öğretmenlik görevine son verilir ve 7 Nisan 1944 tarihinde dergi kapatılır.

Atsız İstanbul’da oturduğundan dolayı tren yoluyla Ankara’ya geçtikten sonra garda binlerce genç tarafından karşılanmıştır ve birçok genç bu karşılamada tutuklanmıştır. 4 ay hapis cezası almıştır ancak daha önce ceza almadığı için iyi hal indirimi olmuştur. Irkçılık – Turancılık davası 7 Eylül 1944 senesinden itibaren haftanın 3 gününde 65 oturum devam etmiştir. 29 Mart 1945 tarihinde gerçekleşen duruşmada Nihal Atsız 6.5 yıl arkadaşları da muhalif cezalar almıştır. 23 Ekim 1945 tarihide tahliye edilmiştir.

1950 – 1951 öğrenim senesinde Haydar Paşa Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olmuştur 2 yıl görevini sürdürmüştür. Süleymaniye Kütüphanesindeki görevine iade edildikten sonra burada 17 yıl çalışmış ve 1969 senesinde emekliye ayrılmıştır. 
Devamını Oku

Hüseyin Cahit Yalçın Hayatı Eserleri Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca

Hüseyin Cahit Yalçın 7 Aralık 1875 tarihinde Balıkesir’de Dünya’ya gelmiştir. 1895 senesinde Mülkiye Mektebi’ni bitmiştir. Maarif Nezareti’nde Mektubi Kalemi olarak görev almıştır. 1897 senesinden sonra Mercan ve Vefa İdadilerinde Türkçe ve Fransızca öğretmenliği ve yöneticilik görevlerini yapmıştır. Tevfik Fikret’in ardından Servet-i Fünun dergisinin yönetimin görevini devralmıştır. Yapmış olduğu bir çeviri nedeniyle yargılanıp aklanmasına rağmen dergi kapatılmıştır.
1908 senesinde 2. Meşrutiyet’in ilanının ardından Tevfik Fikret ve Hüseyin Kazım Kadri ile beraber Tanin Gazetesi’ni çıkarmıştır. 1933 – 1940 seneleri arasında “Fikir Hareketleri” isimli dergiyi çıkarmıştır. Atatürk vefat ettikten sonra politikaya geri dönmüş 1935 – 1939 seneleri arasında Çankırı, 1943 – 1946 seneleri arasında İstanbul milletvekili olarak görev yapmıştır. 18 Ekim 1957 senesinde İstanbul’da vefat etmiştir.

UZUN
Hüseyin Cahit Yalçın Eserleri

Roman: Hayal İçinde, Nadide
Hatıra: Siyasal Anılar, Edebi Hatıralar
Hikâye: Hayat-ı Muhayyel, Hayat-ı Hakikiyye Sahneleri, Niçin Aldatırlarmış
Eleştiri: Kavgalarım
Biyografi: Talat Paşa

Hüseyin Cahit Yalçın Hayatı Uzun

1908 senesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden İstanbul’da mebus olarak seçilmiştir. 1920 senesinde İstanbul İngilizler tarafından işgal edilmiştir ve Hüseyin Cahit Yalçın tutuklanarak Malta Adası’na sürgün için gönderilmiştir. 1922 senesinde sürgünden döndükten sonra 2. Kez Tanin Gazetesi’ni çıkarmıştır.

Cumhuriyet’in ilk senesinde çıkarılmış olan bazı yasalar ve uygulamaları eleştirdiği için İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmış ve beraat etmiştir. 1925 senesinde ikinci yargılanarak Çorum’a süresiz olarak sürgün edilmiştir. Çıkarmış olduğu Tanin gazetesi tekrardan kapanmış ve 1926 senesinde af sonucunda cezası kalkmış ve İstanbul’a geri dönmüştür.

1943 – 1947 seneleri arasında Tanin gazetesini tekrardan yayımlamıştır. Ulus Gazetesinde başyazarlık görevini üstlenmiştir. Ulus Gazetesi’nde yayımlanmış olan bir yazısının üzerine dokunulmazlığı kaldırılmıştır. 1954 senesinde Demokrat Parti aleyhinde yazmış olduğu yazılar sebebiyle hapse mahkûm edilmiştir fakat cumhurbaşkanı tarafından affedilmiştir.

Yazmaya öğrencilik zamanında başlamıştır. Yazmış olduğu ilk yazıları Mütalaa, Tarik, Saadet ve Sabah gibi zamanın ünlü gazetelerinde yayımlanmıştır. Öz ve biçim incelendiği zaman Ahmet Mithad etkisi görülen ilk romanı olan “Nadide” 1981 senesinde basılmıştır. İkinci romanı olan “Hayal İçinde” gerçekçi bir yaklaşımı temel edinmiş ve ruhsal çözümlemelere yer vermiştir.

Yazmış olduğu öykülerinde İstanbul’da yaşamış olan azınlıkları ve seçkin kişilikleri anlatmıştır. Servet-i Fünun dergisiyle beraber Edebiyat-ı Cedide Kütüphanesi’nin de kurulmasını sağlamıştır. Çeviriler yaparak elli kadar eseri Türkçeye kazandırmıştır.

Hüseyin Cahit Yalçın Edebi Kişiliği

Roman ve hikâyeci olarak ün kazanmıştır ancak sonrasında siyasi yazarlığa geçiş yapmıştır. Yazmış olduğu roman ve hikâyelerinde süslü ve şairane bir üslubu tercih etmiştir. Mensur şiir, anı, eleştiri, fıkra türlerinde eserler vermiştir. Zamanın önde gelen edebiyatçıları ile eski yeni tartışmaları yaparak yeni edebiyatı savunmuştur. Yazmış olduğu “Edebiyat ve Hukuk” makalesinden ötürü Servet-i Fünun dergisi kapatılmış daha sonrasında ise yargılanmıştır. 
Devamını Oku

Homeros Hakkında Bilgi Hayatı ve Eserleri Kısaca

Homeros M.Ö 8. Yüzyılda Sakız Adası ve İzmir’de yaşamış ünlü bir düşünürdür. Yunan duygularının ve düşüncelerinin ilk eserleri olan Odysseia ve İlyada destanlarını derlemiştir. Truva Savaşı’na dair olan söylentileri toplamış olan İlyada’da eski Yunanlarda yaşamış olan kişilerin gelenek göreneklerini, felsefi İnançlarını anlatmıştır.

Bu bilgilerle beraber günümüz topraklarında yer alan Çanakkale yöresinin tarihi ve coğrafyasına dair önemli bilgilerde bu destan da yer almaktadır.
Odysseia ise anlatım yöntemi, konu ve kuruluş olarak İlyada’dan oldukça farklıdır. Bu destanda Troya’nın yıkılmasının ardından yurdu İthake’ye geri dönmek üzere yola çıkmış olan Ahka’nın ileri gelen önderlerinden Odysseus’un on yıl sürmüş olan yolcuğuluğu esnasında başından geçen olaylar anlatılmaktadır.

Homeros Eserleri

İlyada, Odysseia

Homeros Uzun Hayatı

Homeros’un yaşamı hakkında oldukça az bilgiler bulunmaktadır. Homeros Antik Yunanca incelendiği zaman cins isim olarak “köle” anlamını taşıyordu. Kendisinden çağlar sonra gelen Klasik Çağ yazarlarına göre Truva Savaşı esnasında yaşadığı rivayeti bulunmaktadır.

Ayrıca MÖ 8. Yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı da düşünülmektedir. İngiliz bilim adamı olan George Thomson “Tarih Öncesi Ege” adını vermiş olduğu eserinde yapmış olduğu incelemeler doğrultusunda Homeros’un doğduğu yer konusunda en yüksek ihtimalin Sakız Adası olduğunu belirtmiştir. Daha sonra da önceki adıyla Smyrna bugünkü adıyla İzmir’e vurgu yapmıştır. Bu düşüncelerin haricinde Homeros isminde bir şair yaşadıysa bile bu destanları yaratmış olan ve derlemiş olan tek bir ozan olmadığını düşünen ve araştıran, edebiyatçılar da bulunmaktadır.

Hayatıyla ilgili söylenen rivayetlerden diğeriyle Homeros’un kör olduğudur. M:Ö 4. Yüzyılda Yunanistan sınırlarında olan Atina’da yazıya aktarılmış olan Homeros destanlarında yer alan dini anlayış Atinalılar tarafından benimsenmiştir. Yazılan bu iki destan Yunanlılar tarafından eğitimin temeli haline getirilmiştir. 
Devamını Oku

Hikmet Birand Hayatı Eserleri Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca
Türk akademisyenve yazar olan Prof. Dr. Hikmet Birand 1904 yılında Karaman’da doğmuştur. İlk olarak Karaman İdadisine giderek burayı bitirmiştir. Daha sonrasında Halkalı Ziraat Yüksekokulundan başarılı bir şekilde mezun olmuştur. Ardından ise Almanya’da olan Bonn Üniversitesinde Ziraat alanında ihtisasını yapmıştır ve doktora vermiştir. Kendini geliştirmeye çok açık biri olan Hikmet Birand 1938 yılında Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsüne Doçent, 1946 yılında ise profesör olmuştur. Hatta hayatının belli bir döneminde rektörlük bile yapmıştır. 1949 – 1951 yılları arasında ise Ankara Üniversitesi rektörlüğü görevini yapmıştır. Bu dönemde “Alıç Ağacı” isimli bir eser çıkarmıştır. Bu eser kendi meslek alanı ve edebiyat ile ilgilidir. Prof. Dr. Hikmet Birand aynı zamanda Botanik konusunda da ihtisas yapmıştır. Asıl ihtisası botaniktir. Bu ihtisası ile Batı ilim aleminde ün kazanmıştır ve ismi dünyaya yayılmıştır. Bu alanda ihtisas yaptığı normalde çok fazla bilinmemektedir. Ancak Cumhuriyet Gazetesinde çıkan bir yazı sayesinde gün yüzüne çıkmıştır.


Eserleri
Kitap: Alış Ağacı ile Sohbetler (1968), Anadolu Manzaraları(1957), Kurak Çorak (1962)


                                               UZUN

Hikmet Biran Hayatı Uzun
Hikmet Birand’ın doğum tarihi tam olarak bilinemese de 1904 olarak kabul edilmektedir. 1904 yılında Karaman’da dünyaya gelmiştir. Öğrenim olarak Karaman İdadisini bitirmiştir. Karaman İdadisini bitirdikten sonra ise Halkalı Ziraat Yüksek Okulundan mezun olmuş ve Almanya’ya giderek Bonn Üniversitesinde ihtisasını tamamlamıştır.

Burada doktorasını vermiştir. 29 Nisan 1938 yılında Anakara Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde doçent ve 18 Ekim 1945 yılında profesör olmuştur. Bu enstitü fakülte adı altında olduktan sonra da görevine devam etmiştir. 1949 – 1951 yılları arasında Anakara Üniversitesi’nin rektörlük görevini üstlenmiştir. Bu dönemde bir meslek alanı ile ilgili eser de çıkarmıştır.

Hikmet Birand bir zamanlar Prof. DR. Von Aster ile tez konusunda anlaşamadığı için Türk Fikir Tarihine geçerek burada tezini vermiştir. Burada “Tanzimat Devrinde Aydınlık Felsefesi İzleri” adlı tezini vermiştir. Daha sonrasında Ankara İlahiyat Fakültesinde de doçentliğini vermiştir ve profesör olmuştur.

Kardeşi Prof. Kamren Birand çok erken yaşta ölünce Hikmet Birand da kardeşinin bütün mirasını, fakülte vakfı olarak tahsis etmiştir. Bu hareket ile de günümüze kadar fakülte adına öğrenciler okutulmaktadır. Hikmet Birand ise 1972 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Hikmet Birand Edebi Kişiliği
Hikmet Birand İstanbul Yüksek Ziraat Mektebini bitirdikten sonra Almanya’ya giderek 1933 yılında doktorasını yapmıştır. Türkiye’ye döndükten sonrasında ise Yüksek Ziraat Enstitüsü öğretin üyeliğine başlamıştır. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Enstitüsü’nde doçent ve profesör olarak görev yapmıştır. Ayrıca bitki sosyolojisi bilim dalının da kurucusudur. Bunun dışında Cumhuriyet Dönemi deneme yazarlarından olduğu bilinmektedir.
Hikmet Birand alçak gönüllü ve ciddi düşünceli yapısı olan bir insandı. Hikmet Birand ile bir kere görüşme ve konuşma şansı bulanlar onun nasıl samimi ve iyi yürekli bir ilim adamı olduğunu anlarlardı. 
Devamını Oku

Hasan İzzettin Dinamo Hayatı Eserleri Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca
Hasan İzzettin Dinamo 1909 yılında Trabzon’un Akçaabat ilçesinde doğmuştur. Hasan İzzettin Dinamo bir Türk yazardır. Ailesiyle zamanında İstanbul’a yerleşmiştir. Daha sonrasında ise belli bir dönem yine ailesi ile birlikte Samsun’da yaşamıştır. Babası I. Dünya Savaşında ölmüştür. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünde eğitimini tamamlayamamıştır. Eğitimini tamamlayamadan buradan ayrılmıştır. Geçimini ise çeviriler yaparak ve özel dersler vererek sağlamıştır. Hasan izzettin Dinamo genliğinde bireysel şiirler yazmıştır. Ancak daha sonrasında Nazım Hikmet’in şiirleriyle tanışınca toplumcu şiire yönelmiştir. Ayrıca Nazım Hikmet dışında da Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairler ile de çalışma s-fırsatı bulmuştur. Yazdığı şiirler dışında önemli romanlara da imza atmıştır. Kutsal İsyan, Savaş ve Açlar gibi önemli romanlara da imza atmıştır. 1977 yılında “Kutsal Barış” isimli romanı ile de Orhan Kemal Roman Armağan ödülünü kazanmıştır. Roman kitaplarında genellikle savaş dönemlerini anlatmıştı. Bunun yanı sıra da şiir ve öykü kitapları da yazmıştır.

UZUN
Eserleri
Şiir: Çoban Şiirleri (1982), Mahpushanemden Şiirler (1974), Deniz Feneri (1937), Özgürlük Türküsü (1971), Karacaahmet Senfonisi (1960)
Roman: Ateş Yılları (1968), Savaş ve Açlar (1968), Koyun Baba (1976), Açlık (1982)


Hasan İzzetin Dinamo Hayatı Uzun
1909 yılında Trabzon Akçaabat’ın Ahanda Köyü’nde doğmuştur. Babasını I. Dünya savaşında kaybetmesi üzerine Darüleytam’a yerleştirilmiştir. 17 yaşına kadar burada kalmıştır. Daha sonrasında ise Sivas Öğretmen Okulu’na gitmiştir.

Burayı başarı ile bitirdikten sonra Malatya ve Adıyaman’da öğretmenlik yapmıştır. Daha sonrasında ise Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim – İş Bölümü’ne girmiştir. Burada son sınıfta iken yasadışı eylemlerde bulunduğu gerekçesi ile tutuklanmıştır. 1 Yıl hapse mahkûm bırakılmıştır.

1950 yılından sonra fotoğrafçılık yapmıştır. Takma isimler kullanarak çocuk kitapları yazmıştır. 6 ve 7 Eylül olaylarının ardından tekrardan tutuklanarak 6 ay cezaevinde yatmıştır. Daha sonrasında ise suçsuz bulunarak çıkmıştır. Çeviriler ve özel dersler vermiştir. İlk şiirini “İzler dergisi” nde yayımlamıştır.

Daha sonrasında ise Servet-i Fünun ve Sivas’ta yayınlanan “Adım” dergisinde şiirlerini yayınlamaya devam etmiştir. İlk şiirlerini Adsız isimli bir kitapta iki arkadaşı ile birlikte derlemiştir. Başlangıç aşamasında hece ölçüsü ile şiir yazmaktayken daha sonrasında serbest vezne yönelmiştir.

Hasan İzzettin Dinamo Edebi Kişiliği

Hasan İzzettin Dinamo yaşamı boyunca tanıştığı önemli kişiler sayesinde şiir anlayışını iyice geliştirmiştir. İlk başlarda bireysel şiir yazan Hasa İzzettin Dinamo, Nazım Hikmet ile tanıştıktan sonra toplumsal şiire de yönelmiştir. İlk şiirlerinde ise Faruk Nafiz Çamlıbel’in etkisi görülmektedir. Daha sonrasında yazdığı şiirlerde ise Nazım Hikmet etkisi görülmektedir. Şiirlerinde doğayı ve yaşamın çeşitli kesitlerini zengin bir çağrışım düzeni ile göstermektedir. Bir diğer yandan da şiirlerinde toplumsal gerçeği kavramak istemiştir. Bu da bazı şiirlerinde ortaya çıkmıştır. Şiirlerini uzun bir süre bekledikten sonra “Deniz Feneri” isimli kitapta 1937 yılında toplamıştır. 
Devamını Oku

Hamdullah Suphi Tanrıöver Hayatı Eserleri Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca
Hamdullah Suphi Tanrıöver 1885 yılında İstanbul’da doğmuştur. Türk edebiyatçı ve yazardır. Aynı zamanda öğretmen, milletvekili ve siyasetçidir. Bunun dışında önemli bir tarafı daha bulunmaktadır. İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde okuyan ilk kişi olma özelliğini göstermektedir. İlk başlarda Fecr-i Ati hareketi içinde yer almıştır. Daha sonrasında ise Milli Edebiyat toplulukları içinde yer almıştır. Ünlü şair ve yazar siyaset ile de ilgilenmiştir. Hatta zaman zaman siyasi kimliği şair ve yazarlığının önüne geçmiştir. Son Osmanlı Mebusan Meclisinde milletvekili olarak bulunmuştur. Ayrıca iki defa da Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürütmüştür. Siyasi hayatının dışında da Türk Ocakları başkanlığı görevini yapmıştır. Daha sonrasında Türk Ocaklarının kapatılmasından sonra ise 13 yıl boyunca Bükreş’te büyükelçilik görevinde bulunmuştur. Türkiye’ye geri döndüğünde ise Türk Ocaklarını tekrardan kurmuştur. Belli aralıklarla bu kurama toplamda 34 yıl başkanlık yapmıştır. İsmi bu kurum ile özdeşleşmiştir.

UZUN
Eserleri
Namık Kemal Bey Magosa’da (1909), Anadolu Milli Mücadelesi (1946), Dağ Yolu ve Günebakan’dan Seçmeler (1971), Günebakan (1987), Dağ Yolu (1987)


Hamdullah Suphi Tanrıöver Hayatı Uzun

1885 yılında İstanbul’un Aksaray semtinde dünyaya gelmiştir. Babası Tanzimat Döneminin bilim ve sanat adamlarında birisi olan Abdüllatif Suphi Paşa’dır. Annesi ise bir Çerkez kızı olan Ülfet Hanım’dır. Dedesi ilk Osmanlı nazırı olan Abdurrahman Sami Paşa’dır. Babası ise bir dönem 6. Maarif Nazırı olarak görev yapmıştır.

Çocukluk dönemi kültürlü bir ortamda geçmiştir. Divan edebiyatının son şairlerinin sürekli bir araya geldiği ve toplantı düzenledikleri bir konakta geçmiştir. İlk şiirini amcası olan Sezai Bey’in Paris’te çıkardığı Şura – yı Ummet gazetesinde yayımlamıştır.

1904 yılında okuldan mezun olmuştur. Meslek olarak ise öğretmenlik seçmiştir. Ayrıca çeşitli yerlerde dersler vermiştir. Darülfünun’da Türk – İslam sanatı dersi, Darülmuallimin’de edebiyat, Ayasofya Rüştiyesinde ise hitabet ve Fransızca dersleri vermiştir. 1909 yılında Fecr-i Ati topluluğuna katılmıştır. 1911 yılında bu topluluktan ayrıldı ve Ziya Gökalp’in önderliğinde olan Genç Kalemler çerçevesinde gelişen “Milli Edebiyat” akımına bağlamıştır.

1912 yılında ise İstanbul’da merkezi olan milletçilik akımının Türk Ocağına girmiştir. Belli bir dönem milletvekilliği bile yapmıştır. Hatta siyasi yaşamı yazarlığının önüne geçmiştir. 1920 yılında Meclis-i Mebusan Antalya üyesi olarak seçilmiştir. Mecliste Misak-ı Milli lehine konuşmalar yapmıştır. Hamdullah Suphi Tanrıöver 10 Haziran 1966 yılında vefat etmiştir.

Hamdullah Suphi Tanrıöver Edebi Kişiliği
Hamdullah Suphi Tanrıöver hayatı boyunca birçok eser vermiştir. Şiir, hikâye, söylev, makale ve konferans türlerinde eserler yazmıştır. Ayrıca bunun dışında edebiyatımızda hitabet gücü yüksek olarak tanınmaktadır. Türkçülük ülküsünün en önemli savunucuları arasındadır. Hamdullah Suphi, Tanrıöver soyadını Atatürk tarafından almıştır. 1909 yılında Fecr-i Ati topluluğuna katılmıştır. 1911 yılında bu topluluktan ayrılarak Milli Edebiyat akımına bağlanmıştır. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında mecliste yaptığı coşkulu konuşmalar ile de tanınmaktadır.
Devamını Oku

Hamdullah Hamdi Hayatı Eserleri Edebi Kişiliği

ÖZET
Hayatı Kısaca
Divan edebiyatı şairlerinden olan Hamdullah Hamdi 1449 – 1450 yılları civarında Bolu sınırları içerinde bulunan Göynük’te doğmuştur. Asıl adı Muhammed Hamdullah’tır. Divan edebiyatı döneminde yaşamış şairlerdendir. Divan edebiyatı ile ilgili önemli eserler ortaya koymuştur. Dedesi Kurtboğan evliyası olarak da bilinen asıl adı Hamza olan birisidir. Babası ise Fatih Sultan Mehmet döneminin en önemli alimlerinden olan Akşemseddin’dir. Hamdullah Hamdi’nin babası vasıtası ile soyu Şehabettin Sühreverdi vasıtasıyla Hz. Ebubekir’e dayanmaktadır. Akşemseddin Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi üzerinde Göynük’e yerleşmiştir. Hamdullah Hamdi 10 yaşındayken babası Akşemseddin vefat etmiştir. İlköğrenimini ve tahsilini babasında almıştır. Babasının ölümüyle sahipsiz kalmıştır. Daha sonrasında ise babasının talebelerinden olan İbrahim Tennüri’ye intisap etmiştir. Hayatı boyunca bir sürekli memuriyeti olmamıştır. Bunun üzerine bir de kardeşlerinden yardım görmemiştir. En meşhur eserlerinden olan Yusuf u Züleyha eserini kendisinin yalnız ve sahipsiz kaldığı nedeniyle yazmıştır. Bunu kendisi de dile getirmiştir.

Eserleri
Yusuf u Züleyha(Zeliha), Leyla ile Mecnun, Ahmediyye, Tuhfetü’l Uşşak (Aşıkların Hediyesi), Kıyafet-name, Divan


Hamdullah Hamdi Edebi Kişiliği

Hamdullah Hamdi bir divan edebiyatı şairidir. Babasını küçük yaşta kaybetmiştir. Medresede tahsil görmüştür. Medresede tahsil görmesi onun için ileride büyük bir avantaja dönüşmüştür. Divan edebiyatı türünde birçok eser vermiştir. Özellikle Yusuf u Züleyha adlı mesnevi birçok kez yazılmıştır. Ancak Hamdullah Hamdi’nin yazdığı eser aralarında günümüze kadar yazılanların arasında en güzel olanıdır. Bir diğer önemli eseri ise Kıyafet – name’dir. Bu eserler insanların fiziksel görünümlerini esas alarak açıklamaya çalışan eserlerdir. Divan edebiyatında kıyafet-name’nin ilk örneğini Hamdullah Hamdi “Kıyafetname” adlı eseri ile vermiştir. Hamdullah Hamdi yaşamı boyunca birçok divan edebiyatı tarzında eserler yazmıştır. 
Devamını Oku

Mehmet Rauf Hayatı Eserleri Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca
12 Ağustos 1875 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Çok küçük yaşlarından beri edebiyatla ilgilidir. İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Realizm akımına ilgi duymuştur. Servet-i Fünun Dönemi yazarıdır. 23 Aralık 1931 yılında hayata veda etmiştir.

Eserleri
Ferda-yı Garam (roman), Böğürtlen (roman), Eylül (ilk psikolojik roman), Tuba (roman), Son Yıldız (roman), Ceriha (roman), Halas (roman), Kan Damlası (roman), Define (roman), Darendem (roman), Halas (roman), İntizar (hikâye), Son Emel (hikâye), Üç Hikâye (hikâye), Aşk Kadını (hikâye), Aşikane (hikâye), Eski Aşk Geceleri (hikâye), Kadın İsterse (hikâye), Gözlerin aşkı (hikâye), Hanımlar Arasında (hikaye), Aşikane (hikâye), Kazım (şiir), Sonbahar (şiir), Siyah İnciler (şiir), İki Kuvvet (tiyatro oyunu), Pembe Köşk (tiyatro oyunu), Pençe (tiyatro oyunu, 1920), Sansar (tiyatro oyunu), Cidal (tiyatro oyunu), Diken (tiyatro oyunu)

============================================================================================
UZUN
Mehmet Rauf Hayatı Uzun
İlk eğitimini mahalle mektebinde almıştır. Sonrasında Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi’nde orta öğrenimini tamamlamıştır. Bahriye Mektebi’ni bitirmiş ve deniz subayı olmuştur. 1894 yılında staj amacıyla Girit’e gitmiştir. 1895 yılında Kiel Kanalı açılışı sebebiyle Almanya’ya gönderilmiştir. Elçilil gemilerinin irtibat subaylığına Tarabya’da atanmıştır. Üç defa evlenmiştir. 1908 yılından itibaren sessizce bahriyeden ayrılmıştır ve yazarlığa ilk adımını atmıştır. 1908 ile 1909 yıllarında iki tane kadın dergisi yayımlanmıştır. Bu iki derginin isimleri Süs ve Mehasin olarak bilinmektedir. Bir dönem ticaretle uğraşmıştır. Ölmeden önce son dönemlerinde oldukça yoksulluk çekmiştir. Halit Ziya Uşaklıgil’in İzmir’de çıkarttığı Hizmet isimli gazetede Düşüş isimli öyküsü yayımlanmıştır. Mektep ve Servet-i Fünun Dergilerindeki öyküleri onu üne kavuşturmuştur. Servet-i Fünun Dönemi’nde yazdığı romanlardan olan Eylül isimli romanı onu asıl şöhrete kavuşturan eseridir. Türk edebiyatında bu eser ilk psikolojik roman olarak geçmektedir. Bu roman 1946 yılında basılmıştır. Konusu bir karı koca ve aşık üçlüsü arasındaki ilişkisi üzerinedir. Diğer eserlerinde bu eserinde olduğu gibi akıcı ve sade dili yakalayamamış bu yüzden bu denli başarılı olamamıştır.

Edebi Kişiliği
Halit Ziya Uşaklıgil etkisinde kalmıştır ve realizm akımına ilgi duymuştur. Bunun yanı sıra küçük yaşlardan Fransızca romanlar okumuş ve Fransız yazar olan Pal Bourget’in de etkisi romanlarında görünmektedir. Eylül isimli romanını da bunların etkisiyle yazmıştır.

Romanlarında, dönem gereğince karakterlerin içsel dünyalarını esas alan ve romantik duygular, hayaller temalı karakterler kaleme almıştır. Bu şekilde çalışması Eylül romanını yazmasına sebebiyet vermiştir. Sade bir dil kullanmaya özen göstermiştir. Romanlarında ve öykülerinde kendi yaşamından bölümler vermiştir. Kahramanlarına kendi duygu düşüncelerini yüklemiş ve okuyucularına kendi düşüncelerini bu şekilde sunmuştur. Realizm ve natüralizmden etkilenmesine karşın eserlerinde romantizmin etkileri de görünmektedir.
Devamını Oku

Kemal Bilbaşar Hayatı Eserleri Edebi Kişiliği Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca
Kemal Bilbaşar 1910 senesinde Çanakkale’de Dünya’ya gelmiştir. 1929 senesinde Edirne Öğretmen Okulu’ndan 1935 senesinde Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih bölümünden mezun olmuştur. 1937 – 1961 seneleri arasında İzmir’de bulunan Karataş Ortaokulu’nda Tarih öğretmenliği görevini üstlenmiştir. İlk öyküsü Cahit Tanyol ile beraber 1939 – 1940 seneleri arasında çıkarmış olduğu “Aramak” dergisinde yayınlanmıştır. İlk başta Batı Anadolu’da yer alan küçük kent ve kasaba da yaşayan insanların ilişkilerini ve yaşamlarını ele alsa da tek partili dönemin sorunlarını, tüccar ve eşraf arasındaki çatışmaları anlatıyordu ve bu konular öykülerinde yer alan temanın ana unsurlarını oluşturuyordu. 21 Ocak 1983 tarihinde İstanbul’da yaşamını yitirmiştir.

=============================================================================================
UZUN
Kemal Bilbaşar Eserleri
Öykü: Anadolu’dan Hikâyeler (1939), Cevizli Bahçe (1841), Pembe Kurt (1953), Üç Bulutlu Hikâyeler (1956), Irgatların Öfkesi (1971)
Roman: Denizin Çağırışı (1943), Ay Tutulduğu Gece (1961), Cemo (1966), Memo (1970), Yeşil Gölge (1970), Yonca Kız(1971), Başka Olur Ağaların Düğünü (1972), Kölelik Dönemeci (1977), Bedoş (1980), Zühre Ninem (1981)
Ödülleri: Türk Dil Kurumu Roman Ödülü (1967, Cemo), May Roman Ödülü (1969, Yeşil Gölge)

Kemal Bilbaşar Hayatı Uzun
1929 senesinde Edirne Öğretmen Lisesi’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra 2 sene ilkokul öğretmenliği yapmıştır. 1935 senesinde Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih – Coğrafya bölümünü bitirmiştir. 1935 senesinde aynı okulun resim – iş bölümünden mezun olan Bedia Bilge ile evlenmiştir ve İzmir’e taşınmıştır. Nazilli’de ve İzmir’de öğretmenlik görevlerinde bulunmuştur.

1939 senesinde ilk kitabı olan “Anadolu’dan Hikâyeler” isimli kitabı basılmıştır. Hem yazar hem de eleştirmen olan Doğan Hızlan, Bilbaşar’ın eserlerini yorumlamıştır. En çok değindiği ve dile getirdiği konu ise “Kasaba olgusu değerlendirilmesine edebiyat ve toplumbilim açısından paha biçilemez belgeler taşır” yorumu olmuştur.

1943 senesinde Türk edebiyatında yabancılaşma olgusuna ait ilk eserlerden olan “Denizin Çağırısı” ismini verdiği ilk romanını yazmıştır. Tanınmasına yardımcı olan asıl romanı “Cemo” 1967 senesinde Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü kazanmıştır ve MEB 100 temel eser listesine girmeyi başarmıştır.

 1961 senesinde emekli olmuştur ve bir süre boyunca politika ile ilgilenmiştir. 1966 senesinde İstanbul’a geri dönmüştür ve kendisini tamamıyla yazılarına vermiştir. İstanbul’da neredeyse tamamıyla biyografi özelliği taşıyan romanlar yazmayı sürdürmüştür. Öykü ve düzyazılarını gazete ve dergilerde yayımlamıştır.

Kemal Bilbaşar Edebi Kişiliği
Toplumcu ve gerçekçi anlayışı benimsemesine rağmen yergici tutumu sayesinde de Türk Edebiyatı’nda oldukça önemli bir yer edinmeyi başarmıştır. Yazmış olduğu öykülerde ve romanlarında sadece tek parti yönetimini değil bununla beraber çok partili yönetimi ve dönemi de eleştirmiştir. 2. Dünya Savaşı’nın insanların ve toplumun dokusu üzerinde, bireyde oluşturduğu travmaları anlatmıştır. Psikolojik yabancılaşma konusunda ilk örneklerden olan Denizin Çağırılışında çevresi ile uyumsuz bir tutum sergileyen öğretmenin hikâyesini anlatmıştır. En başarılı yapıtı olarak sayılan Cemo romanı ve Memo romanında feodal düzen içinde bulunan Doğu Anadolu insanının dramını yansıtmıştır. 
Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *