Francis Bacon Hayatı Kısaca

ÖZET
Francis Bacon 1561 yılında İngiltere’de doğmuştur. Babası Nicholas Bacon, İngiltere kraliçesi I. Elizabeth döneminin adalet bakanıydı.  Cambridge Trinity College’e on iki yaşında girmiş ve skolastik felsefeyle ilk kez tanışmıştır. 1576 yılında hukuk eğitimine başlar. O dönemdeki Fransa’daki İngiliz elçisinden çalışma teklif alır ve Fransa’ya gider ve hukuk eğitimini yarım bırakır. Babasının 1579 yılında vefat etmesi nedeniyle İngiltere’ye döner ve hukuk eğitimine devam etmeye karar verir. Üniversite öğrenimini bitirdikten sonra avukatlık yapar. Bacon aynı zamanda siyasi kariyer için çalışmalar yapar ve İngiliz Parlamentosuna seçilir. Kariyeriyle ilgili en parlak döneme girmesini kraliçe I. Elizabeth’e bağlı olması sağlamıştır. I. James, kraliçe I. Elizabeth’den sonra tahta geçmiştir. Bacon bu dönemde de önemli görevler yapmış ve Sir unvanını alarak, İngiltere baş yargıçlığı görevine yükselmiştir. Kariyerinin en parlak dönemlerindeyken rüşvetçilikle suçlanmış ve yargılandıktan sonra mahkumiyet almıştır. Bu olaydan sonra Bacon yaşamını felsefi fikir ve düşüncelere ayırmış, 1626 yılında zatürreye yakalanarak vefat etmiştir.

Eserleri: Novum Organum (Yeni Organon), De Sapientia Veterum (Eskilerin Bilgeliği), Instauratio Magna (Büyük Yenileme), Nova Atlantis (Yeni Atlantis), Essays (Denemeler), Cases of Treason (İhanet Davaları) başlıca eserleridir.



Francis Bacon Edebi Kişiliği

Francis Bacon Essays isimli eseriyle ün kazanmıştır. Denemeler olarak çevrilen eserinde çeşitli konularda fikirlerini anlatmıştır. Denemeleri Hristiyan ahlak yapısıyla bağlantılı olmayan, makyavelist ahlak görüşünü yansıtan özelliktedir. Bilimsel gelişmelere önem vermiş, bilimi bağnazlıktan korumaya çalışmaya çalışmıştır. Bacon bu çalışmaları ve düşünceleriyle övgüyü hak eden düşünür olarak değerlendirilmiştir. Bilim felsefesini benimseyen Bacon, aynı zamanda Batı Felsefesini de etkilemiştir. İlk çalışmalarında kültür dili olan Latince kullanan Bacon, ilerleyen yaşlarında İngilizceye de önem verir gibi kendini gösterdi. Instauratio Magna eseriyle çok sayıda bilginin ilgisini çekmeyi başarmıştır. Ütopya denemesi olarak Nova Atlantis’i yazmıştır. Rüşvet suçlamasıyla yargılanması ve serbest kalmasından sonra 1622-1623’te kralın elini öptü. Ancak tüm çabalarına rağmen Bacon gerçek anlamda bağışlanmamıştır. Ateizmle suçlansa da Bacon Tanrıtanımazlığa karşı olduğu her zaman belirtmiştir.


Devamını Oku

Franz Kafka Kimdir Kısaca Hayatı

ÖZET
Alman Modern Edebiyatı alanında önde gelen yazarlardan birisi olan Franz Kafka, 3 Temmuz 1883’tee dünyaya geldi. Yaşadığı dönemde pek tanınmasa da, ölümünden sonra yapıtları, Alman Edebiyatı’nın vazgeçilmezlerinden birisi olmayı başardı. Yakın arkadaşı Max Brod’a verdiği vasiyetinde, ölümünün ardından yazdıklarının yakılmasını istese de, Max Brod aksini yapmış ve dünyaca ünlü yazar haline gelmesini sağlamıştır. Orta sınıf bir Yahudi ailesinin çocuğu olarak Prag’ta dünyaya gelen Franz Kafka, Avusturya’ya bağlı Bohemya Krallığı’nda yaşadı. Almanca ana diliydi. İki erkek kardeşi ve küçük yaşlarda hayatını kaybeden 3 kız kardeşi vardı. 1889 yılında Knabenschule’ye giden ve burada Çekce’yi öğrenen Franz Kafka, ailesinin etkisinden kaçmak için 1923 yılında Berlin’e taşındı. Nazi Almanyası’na direnmek için Londra’ya taşınan Kafka, 3 Haziran 1924’te hayatını kaybetti.

Eserleri:
Roman: Dava, Kayıp, Şato
Hikâye: Bir Savaşın Tasviri, Çin Seddi, Bir Akademiye Rapor, Ceza Sömürgesi, Taşrada Düğün Hazırlıkları, Değişim, Şarkıcı Josefine ya da Fare Ulusu
Mektuplar: Babaya Mektup, Milena’ya Mektuplar

UZUN
Franz Kafka’nın Hayatı Uzun
Alman Modern Edebiyatı’nın özgün ve ikonik yazarlarından birisi olarak nitelendirilen Franz Kafka, 1883 senesinin Temmuz ayında ufak moda eşyaları satarak esnaflık yapan Julie ve Hermann Kafka’nın 6 çocuğundan birisidir. Boş zamanlarında yazmaya başlayan ve hukuk eğitimi alan Kafka’nın yazıları, ilk olarak 1912 yılında yayımlanmaya başlamıştır. Duygusal deneyimleri ve çevresiyle olan ilişkilerini eser haline getiren Kafka, hayatta olduğu süre boyunca 7 adet kitap yazmıştır. Ayrıca günlük ve mektupları da büyük ilgi görmüştür. Mektuplarından birisi olan ‘’Babaya Mektup’’ adlı eserinde, babasıyla olan ilişkisi net bir şekilde belli olmaktadır. Bunun yanı sıra yine yaşadıklarına hitaben mektuplar yazmıştır.
Hayat arkadaşı olarak nitelendirdiği Max Brod ile uzun bir süre zaman geçiren, vasiyetinde arkadaşına tüm yapıtlarını yakmasını isteyen Franz Kafka, modernist bir yazar olarak günümüzde nitelendirilmektedir. Tüm eserleri Almanca’dır ve Çekce diline de büyük ölçüde hâkimdir. Eserlerinde özgürlük, suçluluk, sorumluluk ve yabancılaşma gibi otoriteye karşı koyma temalarını izlemiştir. Verem hastalığına yakalanan Kafka, 3 Temmuz 1924’te ölmüştür.

Franz Kafka’nın Edebi Kişiliği

Geçtiğimiz yüzyılın en iyi yazarlarından birisi olan nitelendirilen Franz Kafka, 41 yıllık hayatı boyunca iş, aile ve toplum temalarını temel almıştır. Gerek ailesine karşı eksik bir evlat, gerek devlete karşı eksik bir vatandaş olarak yaşamıştır. Yazdığı eserlerde de karşı koyma temalarına yer vermiştir. Sözünü ettiğimiz bu eksiklik, Franz Kafka’nın değerli yapıtlar hazırlamasını sağlamıştır. Tüm yaşamı, çeşitli araştırmacılar tarafından ele alınan Kafka, ‘’Dava’’ adlı romanında, rahip, avukat, yargıç ve baba gibi figürlerin etkisini aktarmayı başarmıştır. Ölüm onun için tabir ettiği hayat kafesinden kurtulmasının bir başlangıcıdır. Felsefi, psikolojik ve tartışma içerisinde yer alan yapıtları ile Alman Edebiyatı’nın önemli unsurlarından birisidir.


Devamını Oku

Gustave Flaubert Hayatı ve Eserleri Kısaca

ÖZET
Hayatı Kısaca

1821 yılında Rouen’de durumu oldukça iyi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Gustave Flaubert, Fransız edebiyatının önde gelen romancılarından birisidir. 20 yaşına kadar Paris’te son derece neşeli bir hayat sürmüştür. 1844 senesinde, şöhret ve aşk hülyalarına dalan ve arından sara krizleri geçirmeye başlayan Gustave Flaubert, birkaç yıl keşiş gibi hayatını sürdürmüştür. Ardından kendisini edebiyata adayan Flaubert, Duygusal Eğitim adlı yazısında, kendisine çok benzeyen iki gencin hayatını anlattı.

Eserleri:
Roman: Madam Bovary, Ermiş Antonius ve Şeytan, Salambo, Bir Delinin Hikâyesi

UZUN

Gustave Flaubert Hayatı Uzun

Fransa’nın Rouen kentinde 2 Aralık 1821’de dünyaya gelen Gustave Flaubert, Fransız Roman Edebiyatının önemli isimlerinden birisidir. Bir hastanenin baş cerrahı Achille Flaubert’in oğlu olan Flaubert’in annesi bir hekim kızıdır.  1840’da lise eğitimini tamamlayan, bir sene sonra Paris Hukuk Fakültesi’ne başlayan Gustave, 22 yaşındayken sara hastalığına yakalanır.

Hastalıkla mücadele ettiği sırada eğitimini tamamlayan ve 1846 yılında babasını kaybeden yazar, annesi ve yeğeniyle Rouen yakınlarındaki bir kasabaya yerleşir. Hayatının geri kalanını bu kasabada geçirir. İlk yazısını 1837’de yayınlamıştır. 1849’dan 1951’e kadar Maxime du Camp ile birlikte Anadolu, Filistin ve Suriye gibi bölgeleri dolaşmıştır. İçe kapanık bir kişiliği ile dikkat çeken Gustave Flaubert, Mısır ve Tunus’a yaptığı yolculuklar sırasında birçok yönden kendisini geliştirmeyi başarmıştır.

Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle görüşen ve ünlü romanı olan Madan Bovary’i mektuplarla dile getiren Gustave Flaubert, gerçekçilik akımını başlatan ilk yazarlardan birisidir. Yaşadığı süre içerisinde kitaplarından maddi kazanç sağlamadı. Son yıllarında ise edebi başarısızlıklar ve maddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Manevi oğlu olan Guy de Maupassant, onun en büyük avuntusuydu. En ünlü romanı olan Madame Bovary, 1856 yılında yayınlandığında, ahlaksızlığa teşvik nedeniyle dava konusu oldu.

Gustave Flaubert’in Edebi Kişiliği

Fransız edebiyatını temsil eden önemli yazarlardan birisi olan Gustave Flaubert, hep yalnız yaşamış ve hayatını edebiyat üzerine kurmuştur.  Birçok ülkeyi ziyaret etmiş, kendisini önemli ölçüde geliştirmiştir. Gerçekçilik ve ayrıntı anlayışı ile hazırladığı yazılar, günümüzde birçok toplum tarafından örnek alınmaktadır. Dini duygulara hakaret ettiği ve ahlaksızlık ile suçlandığı gerekçesiyle birçok kez dava konusu olmuştur. Romantizmin de etkisi ile tiyatro oyunları yazmıştır. Romanlarında son derece ayrıntılı betimlemeler yapan Gustave Flaubert, kendi türünün önde gelen yazarlarındandır.

Bir kadının ihtiraslı hikâyesini anlattığı Madam Bovary eserinde ahlaka aykırı davranışı nedeniyle ceza mahkemesine verilmiştir. Sonunda beraat eden Gustave Flaubert, aktardığı hayal ürünü olan kadının yaşamını şu şekilde savundu: ‘’Kuşkusuz bu saatte zavallı Bovary’m, Fransa’nın 20 köyünde acı çekmekte ve ağlamakta’’ Gerçeğin ozanı olmayı hayal eden Flaubert, rüya âleminde yaşayan kişileri gün yüzüne çıkarmayı istemiştir. Tüm yapıtlarında kahramanlarının yaşantısını ve karakterlerin en ufak ayrıntısını dahi okuyucularına iletiyordu.


Devamını Oku

Halim Yağcıoğlu Hayatıve Eserleri Kısaca

ÖZET
Halim Yağcıoğlu 1918 yılında İstanbul’da doğdu. Yaşamıyla ilgili ayrıntılı bilgiler bulunmasa da İzmir Necati Bey ilkokulunu bitirdikten sonra İzmir Amerikan Kolejinde eğitimine başlamıştır. Bir dönem devam ettikten sonra İstanbul Erkek Lisesi’nde lise öğrenimini tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için Gazi Eğitim Enstitüsüne başlar. Mezun olmasından sonra çeşitli şehirlerde öğretmenlik yaptı. En son öğretmenlik yaptığı Gaziantep Öğretmen okulundan sonra farklı memuriyetlerde çalışmaya devam etmiştir. Halim Yağcıoğlu Ankara Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’nde memurluk yapmıştır. Çınaraltı, Kaynak, Varlık, Fikirler, Doğu, Ülkü, Edebiyat Dünyası, Çağrı, Seçilmiş Hikayeler, Türk Dili gibi çok sayıda dergide yazılar yayımlamıştır.  Halim Yağcıoğlu eserlerinde Atatürk sevgisine yer vermiş ve her an Atatürk’ü anmıştır. Ancak dönemindeki yazarların gerisinde kalmaktan kurtulamamıştır.

Eserleri: Ağaç Diyor Ki, Aşk Şiiri, Bir Vatan Parçası, Bir Gül, Atatürk’ten Son Mektup, Anılar Sağnağı, Kış İçinde Açan, Kasım, Mustafa Kemal’ler Tükenmez, Yol Boyunca, Trahom, Kasım, Burası Sınır Şehri Gaziantep, Destan Türk, Altın Günlerin Eşiğinde

UZUN
Halim Yağcıoğlu Hayatı Uzun
1918 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Eğitimine İzmir’de başlamış. İzmir Amerikan Koleji ve İstanbul Erkek Lisesinde öğrenimine devam ettikten sonra 1944’te Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünden mezun olmuştur. Sivas, Gaziantep, Bolu, Eskişehir, Zonguldak, Şanlıurfa gibi illerde öğretmenlik ve yöneticilikler yapmıştır. Ankara’da da Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’nde görev almıştır.  Saz şairi anlayışıyla yazdığı şiirlerinden sonra hece şiirleri de yazmıştır. Yeni akımlara uyum sağlayarak yeni türde şiirler yazdı. Çınaraltı ve Ülkü isimli dergilerde 1943 yılından itibaren, Kaynak, Çağrı, Türk Dili, Dost, Varlık dergilerindeyse 1945 yıllarından sonra şiirleri yayımlandı. Çele ve Bolu dergisindeyse şiirleri ve yazıları yayımlandı. Şiirleri kitap olarak basılmış. Bunların yanı sıra tiyatro eserleri, antoloji ve masalları da vardır. Kitaplarında kendi hayatından alıntılar vardır.


Halim Yağcıoğlu Edebi Kişiliği

Halim Yağcıoğlu, Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Edebiyat Bölümü’nü bitirmiştir. Lise ve ortaokulda Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı. Dergilerde şiirlerinin yayımlanması oldukça genç yaştayken başladı. İlerleyen yaşlarda çalışmalarını geliştirdi ve hece şiirlerinden sonra dönemin özgür koşuğuyla yazdığı şiirleri de vardır. Eleştirel ve siyasal konularda şiirleri yoktur. Konuları çeşitliliğe sahiptir. Deyiş güzelliğini önemsedi. 1945 yılına kadar şiirlerinde hece ölçüsünü kullandı. Gündüz dergisinde ilk şiiri yayımlandı. Diğer şiirleriyse Ülkü, Çınaraltı, Doğu gibi dergilerde yayımlanmıştır. Şairliğin yanı sıra derlediği masallar da vardır. Eleştirmenlik yaptı. Antolojiler oluşturdu ve oyunları da vardır. Halim Yağcıoğlu 1950’li yıllarda vatan, bayrak, aşk, ulus sevgisi, genel konular ve Atatürk’ü anlatan şiirlerini Garipçilerin etkisiyle yazdı. Atatürk konulu şiirleri en iyi şiirleri olarak bilinir. Şiirlerinin yayımlandığı sanat dergileri Kaynak, Dost, Çınaraltı, Çağrı, Edebiyat Dünyası, Şadırvan, Türk Dili, Su, Varlık, Fikirler, Kemalist Ülkü ve Seçilmiş Hikâyelerdir.


Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *